1001 İmza kampanyası çağrıcılarından Tuğçe Tatari:
📌Barışın değil, sürecin toplumsallaşmasıyla ilgili bir meseleyle karşı karşıyayız.
📌Dijital medyadaki yaklaşımlarla sahadaki yaklaşımlar aynı değil.
📌Sokakta yasadaki sıkıntılara dair barışı kucaklama hali görüyorum.
Selahattin Demirtaş’tan Ekrem İmamoğlu’na dek siyasi iktidarın “düşmanlarının” yargı sopasıyla saf dışı edilmeye çalışmasında büyük emek harcayan Akın Gürlek, Şubat 2026’da Adalet Bakanı koltuğuna oturtuldu. Gürlek, savcılık döneminde siyasi davalardaki üstlendiği rol ve görev nedeniyle ortaya çıkan imajını düzeltmek için bir dizi hamle yaptı. Adalet Bakanlığı’na getirilmesi siyasi/toplumsal bir polarizasyona neden olan Gürlek, özellikle mal varlığına ilişkin tapu kayıtlarının tartışma konusu olmasından (Gürlek bu konuda delilsiz karalama, mal beyanlarının mevzuata uygun verildiği, yasal süreç başlatılacağı ve yargı görevi nedeniyle hedef alındığına dönük klasik savunmalar yaptı) sonra kurumsal siyasi meşruiyet inşası üzerinden imaj yenileme işlerini hızlandırdı.
En görünür imaj yatırımı çoğunluğu siyasi olmayan faili meçhul cinayetler oldu. Bakanlık bünyesinde birim kurduran Gürlek, yüzlerce eski dosyanın taranıp onlarca olayın aydınlatıldığını düzenli olarak açıklıyor. Bunlar içinde en önemli dosya Gülistan Doku soruşturmasıydı. Ancak Doku soruşturmasının geldiği aşamanın sahibi de Gürlek değil Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ydu. Doku’nun ölümünün aydınlatılmasına dönük Başsavcı Ebru Cansu’nun emeğinden rant elde etti desek abartı olmaz. Uyuşturucu ve organize suç, bahis, sosyal medyada lüks yaşam–kara para mizansenleri, dijital suç ve dezenformasyon gibi konularla ilgili başlatılan soruşturma/kovuşturma süreçleri hep Gürlek tarafından duyuruldu.
Gürlek’in ne kadar “çalışkan” ve “hakkaniyetli” bir Adalet Bakanı olduğu imajı geleneksel medya ve sosyal medya araçlarından gözümüze sokuluyor. Böylece Gürlek kendi tabanına görünürlük üretirken yeni bir kitleyi de kazanmaya çalıştı/çalışıyor. Türkiye gündemini kilitleyen fon soygunuyla ilgili hakkında çeşitli iddialar da dile getirilen Akın Gürlek, süregiden soruşturmayla ilgili açıklamaları yapan kişi olarak sahne aldı. Hakkındaki iddialara rağmen fon soygunu soruşturmasını kararlılıkla sürdüren bir adalet bakanı görüntüsüyle Gürlek üzerindeki düşen gölgeyi yumuşatmaya çalışıyor. Bu çalışma için hem iktidar yanlısı geleneksel medya hem de sosyal medyanın trol hesapları kullanılıyor.
Sosyal medyadaki trol mekanizması, Fahrettin Altun’un yönettiği dönemde İletişim Başkanlığı tarafından kurulan bir ağla daha organize bir hale getirilmişti. Altun döneminde İletişim Başkanlığı kadrosunda olan Furkan Torlak orada edindiği tecrübeyi Adalet bakanlığına taşıyarak Akın Gürlek’in vazgeçilmezi oldu. Torlak muhalif toplumsal tabanın en çok ses çıkardığı yer olan en kalabalık sosyal medya uygulaması X’in “ünlü”, “çok takipçili” trol hesaplarının yanı sıra çeşitli medya organlarının bilinen iktidar yanlısı olmayan kimi isimlerinin de dahil edildiği bir sistem kurdu. Bir telefon hattı üzerinden whatsapp uygulamasıyla kurulan iletişimle kurulan ağla Akın Gürlek’in açıklamaları vs iletiliyor ki bunda sorun yok. Ama kamuoyunun bildiği isimlerin ya da dikkatlerin yoğunlaştığı kimi soruşturmalarla ilgili şüpheli haklarını ihlal eden bilge, belge, fotoğraf ve görüntüler ile doğrulanmamış dedikodu mahiyetindeki haberler de bu sistemle servis ediliyor. Aşağıdaki görsellerde bazı örnekler bulunuyor.
Sistem ilkin, Özgür Özel’in genel başkanlığı sırasında CHP’li belediyeleri ve kimi isimleri hedef alan Tamar Tanrıyar üzerinden işletilmeye başlamıştı. Ancak Tanrıyar’la ilgili açılan soruşturmayla yöntem değiştirildi ve bu yeni sistem devreye sokuldu.
Bu uzun girişten sonra Adalet bakanı Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Adalet Bakanlığı kadrosunda Mehmet Kap siminde bir kişi çalışmakta mıdır?
2-) Mehmet Kap ismi gerçek midir yoksa sahte bir kimlik mi yaratılmıştır.
3-) Kurulan sisteme dahil edilen trol hesap sahipleri ile medya mensupları ile +905070317XXX nolu telefon hattı ile whatsapp üzerinden Mehmet Kap adıyla kamuoyu yönlendirilmesi için iletişim kuran kişi Furkan Torlak mıdır?
4-) +905070317XXX nolu telefon hattı Suriye uyruklu bir kişi adına mı kayıtlıdır?
5-) +905070317XXX nolu telefon hattı ile Furkan Torlak’ın kullanımında olan şahsi telefonlarının sinyal baz kayıtları aynı sürekli aynı konumlarla örtüşmekte midir?
6-) Söz konusu telefonların nereden sinyal verdiği, hangi baz istasyonlarına bağlandığı ve bu kayıtların Furkan Torlak’ın hareketleriyle örtüşüp örtüşmediğine dair bir teknik inceleme yaptırılacak mıdır?
7-) İletişimde olunan trol ve medya ağına dahil kişilere yürütülen soruşturmalara dair şüpheli haklarını ihlal eden biçimde bilgi, belge, fotoğraf, görüntüler ile Akın Gürlek’i koruma ve reklamı amacıyla hazırlandığı iddia edilen toplu şablon paylaşımlar, ağın yaydığı dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin çekirdek veriler servis edilmekte midir?
8-) Telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, hesap giriş kayıtları, IP bilgileri, baz istasyonu verileri ve sosyal medya hareketlerine dair bir inceleme başlatarak Mehmet Kap kimliğinin arkasındaki yapının ortaya çıkarılması için bir girişiminiz olacak mı?
9-) Şüpheli haklarını ihlal eden bu yasadışı fillerden Adalet Bakanı olan sizin bilginiz var mıdır?
Deniz Göktaş’tan mektup var!
“Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor…”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
SON DAKİKA: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, daha önce hakkında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.
TÜRKİYE, PJAK’IN DA SİLAH BIRAKMASINI İSTİYOR
PJAK Eş Başkanı Emir Kerimi’ye, “Türkiye, PJAK’ın da silah bırakmasını istiyor” diye sordum. Sayın Kerimi, bu tartışmaya şu yanıtı verdi:
“Türkiye, bu söylemlerle süreci silah bırakmaya indirgemek istiyor. Halbuki Kürtler stratejik bir karar vermiş. İmha ve inkar siyasetinden siyasi mücadeleye geçmek istiyorlar. Demokratik siyasete katılmak istiyorlar. Yeni bir mücadele başlıyor. Bu, çok büyük bir mücadele gerektiriyor. Önder Apo’nun söyledikleri bütün bölgeyi etkiliyor. Biz bu stratejiyi benimsiyoruz. Demokratik bir siyaset gelişmeli. Kürtler sisteme katılmalı, kendi kimlikleriyle ve haklarıyla sistemde yer almalılar. Bunlar olmalı.
Ama şimdi bir tartışma çıkarmışlar: Silah bırakma.
Peki, Kürtlerin garantisi ne? Kürtleri idama götürüyorsun, yanında da silahı bırak diyorsun.
Bu doğru bir yaklaşım değil. Önce Kürtlerin haklarından bahset, ondan sonra silah bırak de.”
PJAK’TAN ANKARA’YA MESAJ
“Türkiye ile hiçbir sorunumuz olmamış. Buna rağmen Türkiye bize saldırmış ve arkadaşlarımızı şehit etmiş. Yine onlarca sivil katliamı gerçekleştirmiş. Türkiye’nin derdi, Kürtlerin Orta Doğu’nun geleceğinde bir iradeye sahip olmaması. Tasfiye istiyor. Şimdi de görünen o.
Eğer Türkiye bu süreçten sağlam çıkmak istiyorsa demokratik değişimler yapması gerekiyor. Önder Apo’nun sesine kulak vermeli. Kürt düşmanlığından vazgeçmeli. Türkiye’nin derdi yalnızca PJAK değil, bir bütün olarak Kürt halkıdır. Erdoğan, Trump’tan yalnızca PJAK’a değil, bütün Kürtlere yardım etmemesini istedi. Bizim sorunumuz İran devleti ile. Biz İran’daki Kürtleri ve bütün halkların haklarına kavuşmasını istiyoruz.”
BARIŞ İÇİN ADIM ATAN HERKESLE KONUŞURUZ
“Böyle bir şeye inanıyor musun? Barış için adım atan herkesle konuşuruz. Buna ne Türkiye ne de İran hazır.”
TÜRKİYE’YE ÇAĞRI: BİZ SAVAŞIN BİR PARÇASI DEĞİLİZ
“Evet, bizim bütün demokratik güçlere ve siyasi partilere mesajımız var. Biz Türkiye savaşının bir parçası değiliz. Ulus devlet Türkiye’de inşa edildi ve Kürt inkârı orada başladı. Sadece Türkiye’deki Kürtlere değil, bütün dünyadaki Kürtlere düşmanlık yapmışsın. Kürtler için Afrika’da da bir çadır bile kabul etmiyor.
Biz diyoruz ki bu anlayışın zamanı geçti. Önder Apo’nun çağrısına cevap verin. Türkiye’deki bir çözüm, diğer parçaları etkiler.”
İRAN, TÜRKİYE’YE PJAK’A KARŞI SAVAŞMAYI TEKLİF ETTİ
“Bize karşı böyle bir ortaklıkları var. Ortaklıkları da Kürt sorunudur. Bununla bize karşı saldırılar oldu. Artık o süreç bitti. Kürtler çok şey kazandı. Artık Kürtlere diz çöktüremezsiniz.
İran bir Kürt kızını öldürdü. Peki, ne oldu? İran’da halklar ayağa kalktı. Şunu söylüyoruz: Kürtler alternatifsiz değil.
Diğer bir şey de artık İran ve Türkiye birbirlerine güvenmiyorlar. Türkiye, İran’ı işgal hesapları yapıyor ve İran bunu biliyor. İran gitti Türkiye’ye, ‘Şu barış sürecini bitirin, gelin birlikte Kürtleri tasfiye edelim.’ dedi. Şüphesiz teklif buydu. Ama asla Kürtleri savaşla dize getiremezsiniz.”
KÜRTLERİN BARIŞ ÇAĞRISI DUYULMALI
“Bölgede birçok ittifak var. Kürtlerin barış çağrısı duyulmalıdır. Kürtler dünyada da büyük destek bulacaklar.”
PJAK, PKK’NİN BİR KOLU MU? TARTIŞMASI
“Biz Önder Apo’nun felsefesini benimsemişiz. Bu, PKK ile aynı olduğumuz anlamına gelmez. Dünyada bu örnekler çoktur. Mesela sosyalistler. PKK kendini feshetti, o zaman PJAK niye var?
PJAK, Kürdistanî bir harekettir. Ve biz Kürt sorununun da tek olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bunu bizi terörize etmek için kullanıyor. Türkiye kendi iç barışını gerçekleştirmeli ve Kürtlerle barışmalı.”
PJAK’TAN KÜRT HALKINA MESAJ
“PJAK olarak bütün Kürt halkının yanımızda olduğunu biliyoruz. Biz Kürt halkının gücü, ulusal gücü olmak istiyoruz. Bu konuda hiçbir korku ve tereddüdümüz yoktur. Biz bu halkın çocuklarıyız ve halkımıza borçluyuz. Kanımızın son damlasına kadar halkımız için mücadele edeceğiz.
Bizi desteklemeye devam edin. Rojhilat’ın kurtuluşu, bütün Kürdistan’ın kurtuluşudur.”
#PJAK #EmirKerimi #İran #Türkiye #Rojhilat #Kürtler
başörtülü bir kadının nüfuzunu ve
imtiyazını kullanarak bir gecede servetine servet eklemesini eleştiren ünlü bir "hoca efendi" göremezsiniz mesela. çünkü onlar başörtülü kadının pantolon giymesine üzülüyorlar sadece.
Birçok kişi bu fotoğraf karesinde Burhanettin Saral'ın yanındaki gizemli ismi merak etmiş...
O isim, son dönemde yeraltı dünyasında adı sıkça duyulan ancak güncel bir fotoğrafı olmayan Ali Uzun'un ta kendisi...
📍'Ölüm kuyularında' kaybedilenlerin izini sürdü: Bir günde 12-13 cenaze çıkardık
▶️ Davut Altunkaynak 12, Seyhan Doğan 13 yaşındaydı. Bu çocuklar nasıl 'terörist' oluyor?
▶️ Barış için bu ölüm kuyularının aydınlatılması gerekir
https://t.co/sLFgYUdsA5
Milyarlık iddialar, elitler için yalnızca "görevden af" vesilesidir.
Halkın 100 Liralık vergi borcu, icra gerektirir, hapis gerektirir!
Şafak operasyonu, ters kelepçe, kuyu tipi üçlemesi, sadece halk içindir...
Elit "Aileler güvende"!!!