1999'daki bu konserde Kazım Koyuncu, Yelda Emek ve Fırat Başkale anadillerinde şarkı söylüyorlar. Yani Lazca, Arapça ve Kürtçe... Konser, bu 3 dilin de konuşulduğu topraklardan 3 bin km uzaktaki Zürih'te.
Herkes ne yapılacağı veya yapılması gerektiği konusunda fikrini açıklarken, 19 yıllık bir öğretmen sorunu da, çözümü de tam olarak ortaya koymuş. Ülkenin en tepesinden başlayarak tüm sorumlular ve veliler bu hususların üzerinde durmalı. Yoksa okullara tank bile getirseniz kötülük yapmak isteyeni durduramazsınız.
Şiddet Bir Halk Sağlığı Sorunudur! Çözümün Yolu Güçlü, Kapsayıcı ve Bütünlüklü Politikalardan Geçmektedir!
Sağlık alanında uzun yıllardır yaşanan ve meslektaşlarımızın ölümüne neden olan şiddet olaylarının eğitim alanına yayılıyor olmasını büyük bir endişe ve üzüntüyle gözlemliyoruz.
Dün (14 Nisan 2026) Şanlıurfa Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 19 yaşındaki bir saldırganın öğrenci ve öğretmen 16 kişiyi yaralayıp kendi yaşamına son vermesinin ardından; bugün de Kahramanmaraş Onikişubat’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda sekizinci sınıf öğrencisi bir çocuk, okul çantasında getirdiği silahlarla üçü öğrenci biri öğretmen dört kişiyi öldürmüş, yine öğrenci ve öğretmenlerden oluşan 20 kişiyi yaralamış ve kendi yaşamına son vermiştir.
Derin üzüntü duyduğumuz saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifalar; saldırılardan etkilenen tüm öğrencilere, eğitim emekçilerine ve ailelerine geçmiş olsun diliyoruz.
Şiddet bir halk sağlığı sorunudur! Yalnızca bireylerin ruhsal sorunları ile açıklanamaz; aksine politik, ekonomik, sosyal koşullar ile şekillenen toplumsal sağlık sorunları ile birlikte ele alınmalıdır.
Bu bağlamda çözümün yolu da yalnızca bireye odaklanan yaptırım temelli uygulamalardan değil; güçlü, kapsayıcı ve bütünlüklü politik, ekonomik, sosyal politikalardan geçmektedir.
Toplumda gerilimi tırmandırıp şiddet eğilimini besleyen politikalara derhal son verilmelidir. Şiddeti öven ve özendiren söylem ve eylemlerden kaçınılmalıdır. Toplumsal yaşamın hemen her alanında destekleyici uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim kurumları güvenli, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliği öncelikli hale getirilmelidir.
Eğitim emekçilerinin şiddet sorununun çözülmesi talebiyle yaptıkları Türkiye genelindeki iş bırakma ve Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı önündeki yaşam nöbeti eylemlerini destekliyor ve yineliyoruz:
Şiddetsiz bir ülke mümkün ve zorunludur!
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/Gpr80QlwO5
"Sessizce umudu yitirmek vardı; oysa biz inadı seçtik!" 🩺✨
Uykusuz nöbetlerden angaryaya, beyaz kodlardan tükenmişliğe kadar ne yaşıyorsak beraber yaşıyoruz. Ama bugün susmaya değil, sesimize ses katmaya geldik!
Hekimliğin onurunu korumak, beyaz önlüğün gücünü yeniden hissetmek ve gülümsemeyi yeniden hatırlamak için Demokratik Katılım Grubu olarak yola çıktık. Bin yıllık yeminimizin arkasındayız.
19 Nisan’da sandıkta, Demokratik Katılım Grubu’nda birleşiyoruz.
Klibimizin tamamı yayında! İzleyin, paylaşın, sesimize ses olun. 🎤🎬
Prof. Dr. Talat Kırış, Demokratik Katılım Grubu’yla İstanbul Tabip Odası Başkanlığı’na aday oldu: Hekimliğin değersizleştirilmesine karşı mesleğimize birlikte sahip çıkalım!
@talatkiris
https://t.co/mNOSMENt98
Emek bizim, söz bizim! İstanbul Tabip Odası seçimlerinde Demokratik Katılım Grubu'nda buluşalım! 🩺✨
Hastayı müşteri, hekimi köle gören bu sisteme karşı yalnız değiliz.
✅Unutma: Odamızda söz sahibi olabilmek ve oy kullanabilmek için üye olman gerekiyor. Üyelik işlemlerini tamamlamak ve seçimlerde oy kullanma hakkı kazanmak için son tarih 18 Mart!
Kadın düşmanı politikalara karşı hastanelerde, kurumlarda ve sokaklarda kadın mücadelesini sürdüyoruz. Bedenlerimiz, emeğimiz ve hayatlarımız üzerinde kurulan tahakküme boyun eğmiyor, umudu ve dayanışmayı büyütüyoruz. Karanlığa karşı cinsiyet eşitlikçi, şiddetsiz bir sağlık sistemi ve yaşanabilir bir dünya için gelin birlikte mücadele edelim.
Genç hekimler olarak; mobbinge karşı durmak, hakkımızı aramak ve dayanışmanın gücünü hissetmek için Demokratik Katılım Grubu diyoruz. Bizi tüketen sisteme karşı birlikte daha güçlüyüz!
ACI KAYBIMIZ
Dr. Şükrü Güner'i kaybettik. Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası yönetimlerinde uzun yıllar genel sekreterlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş ve toplumcu hekim hareketinin öncülerinden birisi olan Dr. Şükrü Güner'i, Şükrü abimizi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ailesine, dostlarına ve meslektaşlarımıza baş sağlığı dileriz.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu
Demokrasinin ön koşulu olan eşit ve adil seçimlerin ülkemiz için önemini hatırlatmak ve herkese göstermek üzere; bütün hekimleri İstanbul Tabip Odası seçim sürecine aktif olarak katılmaya davet ediyoruz.
TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu üyesi Dr. Feray Kaya, sabaha karşı hukusuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. İki gündür ifadesi dahi alınmadan emniyette tutulmaktadır. Dr. Feray Kaya; hekimliği, emeği ve dayanışmasıyla onurumuzdur. Derhal serbest bırakılmalıdır!
Ortadoğu Halklarının Kaderi Emperyalizme ve Gerici Karanlığa Teslim Edilemez! Barış İçinde Birlikte Yaşama İrademize Yönelik Provokasyonları Kınıyoruz!
Suriye’de Halep merkezli olarak süren ve IŞİD artığı gerici güçler eliyle gerçekleştirilen saldırılar, emperyalizmin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının en açık örneğidir. ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi tarafından desteklenen bu yapılar; halkların eşitliğini, laikliği ve bir arada yaşama iradesini doğrudan hedef almaktadır.
Halep’ten sonra Rojava’ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok sayılması ve onlara karşı uygulanan katliamlar tesadüf değildir. Bu saldırıların temel amacı, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek, çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmektir. Bu yönelim, farklı halkların ve inançların eşit koşullarda bir arada yaşamasının önündeki en büyük engellerden biridir.
İşçi sınıfının, emekçilerin barışı ve kardeşliği savunmak dışında bir seçeneği yoktur. Biliyoruz ki; savaşların, çatışmaların ve şiddetin bedelini en fazla emekçiler öder. Bu yüzden ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada demokrasi, barış, adalet ve insanca bir yaşam mücadelesi emekçiler başta olmak üzere tüm toplumun geleceği ve ekmeği için hayati önemdedir.
Emperyalist güçlerin, İran’a yönelik olası bir saldırıyı da kapsayacak şekilde Ortadoğu’da yeni bir paylaşım ve dizayn amaçları, Suriye’de HTŞ eliyle bölgeyi sürekli çatışma ve kaos içinde tutmaya hizmet etmektedir. Nitekim Suriye’nin güneyini Paris Antlaşması ile İsrail işgaline açan HTŞ’li Suriye Geçici Hükümeti, eş zamanlı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere yönelik büyük bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş, yerleşim alanları tahrip edilmiş ve cezaevlerinden kaçan yüzlerce tutuklu IŞİD’li yeni saldırılar için hazırlık yapma olanağı bulmuştur. Ankara 10 Ekim Katliamı, Suruç, Atatürk Havaalanı başta olmak üzere ülkemizde gerçekleştirilen pek çok saldırının faili olan IŞİD, El Kaide ve El Nusra artığı gruplar ile diğer cihatçı güçlerin yalnızca Suriye için değil tüm bölge açısından büyük ve kalıcı bir tehdit oluşturduğu açıktır.
Tarihsel olarak seküler yaşam karşıtı, cihatçı siyasal anlayışlar Ortadoğu’da günümüze kadar devam eden -yalnızca kan ve gözyaşıyla sonuçlanmış- insanlık trajedileriyle dolu bir tarih yaratmıştır. Bu nedenle başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin emperyalist planlar karşısında uyanık olması, etnik, dinsel, mezhepsel her tür çatışmanın üzerinde eşitlik, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşamaya yönelik politikalar geliştirmesi geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde ülkemizde ve bölge ülkelerinde bir savaş ve yıkım düzeni ortaya çıkacak, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik toplumları yok edebilecektir. Çatışmaların yoğun olduğu ülkelerdeki insanlık dramları komşu ülkelere göç dalgaları ve yeni toplumsal sorunlar olarak yansıyacak, Ortadoğu’da hiçbir toplum huzur bulamayacaktır.
Bu tehditlerden korunmanın yolu ülke içinde savaşa ve emperyalist müdahalelere karşı barışı savunan yurttaşlara ve demokratik toplumsal muhalefete kulak verilmesi, laikliği, barışı ve halkların bir arada yaşam iradesini savunan toplum kesimlerine güvenilmesidir. Bu kesimlerin temsilcileri, emek meslek örgütleri olarak bizler barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik provokasyonları da esefle kınıyor, birlikteliğimizin simgesi olan bayrağımıza yapılan saygısızlığı kesinlikle kabul etmiyoruz. Toplumun hemen tamamının bu tür provokasyonlara ortak bir duygu ile karşı çıkmış olmasını ülkemizin geleceği açısından umut verici buluyoruz. Benzer şekilde barış, eşitlik ve birlikte yaşam talebiyle yapılan demokratik açıklamaların hedef haline getirilmemesini bu türden provokasyonlara zemin hazırlanmaması açısından önemli görüyoruz.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Laiklik, halkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasının vazgeçilmez güvencesidir. Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı; barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini ve birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
👇
https://t.co/aomKVtbn3s