Erol Mütercimler net konuştu: “Milletvekilliği bir meslek değildir; emekli maaşı almaları kabul edilemez.” dedi.
Bu açıklama, sosyal medyada yeniden gündeme gelerek geniş yankı uyandırdı.
Mütercimler, milletvekilliğinin bir meslekten ziyade halka karşı yürütülen bir temsil görevi olduğunu ifade ederek, milletvekillerine emekli maaşı bağlanmasını eleştirdi.
Bu açıklamanın ardından sosyal medyada yeni bir tartışma başladı:
“Milletvekillerinin emekli maaşları iptal edilsin mi?”
Tartışmanın en çok öne çıkan noktalarından biri ise milletvekilleri ile diğer emekliler arasındaki gelir farkı oldu.
2026 yılının ilk yarısında emekli milletvekili aylığının yaklaşık 177 bin 658 TL olduğu belirtilirken, Temmuz 2026’daki artışlarla bu tutarın yaklaşık 201 bin 677 TL’ye yükseldiği bildirildi. Görevde bulunan milletvekillerinin maaşı da yaklaşık 310 bin TL seviyesine çıktı. Böylece hem milletvekili maaşı hem de emekli aylığı alanların toplam geliri yaklaşık 512 bin TL’ye ulaşıyor.
Buna karşılık, toplumdaki çok sayıda emekli oldukça düşük aylıklarla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. TBMM’de Ocak 2026’da gerçekleştirilen bir konuşmada en düşük emekli aylığının 20 bin TL, ortalama emekli aylığının ise yaklaşık 23 bin 550 TL olduğu ifade edilmişti.
Tartışmanın temel noktası da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Milletvekilliği gerçekten bir meslek olarak kabul edilmiyorsa, milletvekillerine özel emeklilik hakları tanınması ne kadar doğru?
Bununla birlikte, milletvekillerinin görevleri boyunca sahip oldukları sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının tamamen ortadan kaldırılması da başlı başına hukuki ve siyasi bir tartışma konusu.
Dolayısıyla konu yalnızca “maaş yüksek mi, düşük mü?” sorusundan ibaret değil.
Asıl mesele şu:
Halkı temsil edenlerle toplumun diğer kesimleri arasında ekonomik açıdan bu kadar büyük bir fark bulunması adil mi..
Sizce milletvekillerinin özel emeklilik hakları kaldırılmalı mı..
Türk Milletine Sormak İstiyorum!!
Ne Zaman #uyanırsınız , bunca yalan dolana nasıl inanıyor, nasıl mideniz kaldırıyor. Bu nasıl bir genişlik. #uyanınartık#türkmilletiuyuma
Terör örgütünün kan donduran katliamı.
26 Ekim gecesi Neşe Öğretmen evine gelmişti. Kapı sert bir şekilde, yıkılırcasına çalındı.
Babası, “Kim o?” dedi. Dışarıdan,
“Açın, köylünüz. Neşe Öğretmene bir şey soracağız.” dediler.
Kapı açılınca karşılarında silahlı iki terörist gördüler. Bir tanesi babasına sertçe bir tokat attı ve:
“Biz, kamuoyuna açıklama yapmadık mı? Baskıcı T.C.‘nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a, önderliğin emriyle, (Abdullah Öcalan) sokmayacağız demedik mi ulan?”
Arkadaki diğer terörist silahını çekti ve ayağa kalkan Neşe Öğretmenin babasının şakağına dayayıp tetiği çekti.
Teröristler, Neşe Alten Öğretmeni saçlarından sürükleyip işkence yaparak köyün çıkışına kadar götürdü. Neşe Öğretmenin feryadına, yardım çığlıklarına hiç kimse gelmedi. Sol göğsüne 5, sağ göğsüne 5 mermi sıkarak onu orada şehit ettiler.
Jandarma Komutanı olayı duyar duymaz olay yerine hareket etti. Ancak olay yerine ulaştığında gördüğü manzara dayanılacak gibi değildi.
“Masadaki ekmek ve yoğurtla, piknik tüpünün üstündeki kızartılmamış bibere takıldım. Öylece duruyorlardı. Akşam yemeklerini bile yiyememişlerdi. İçim acıdı birader. Ben bile gözyaşlarıma hâkim olamadım. Bunca olay gördüm, bundan etkilendiğim kadar hiçbirinden etkilenmedim.” diyecekti.
Şehit Neşe Alten.
Şehit Hasan Alten.
Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
İspanya ETA'yı tek kurşun atmadan yok etti. Toplumdan izole edip dışlayan politikası başarılı oldu.
Aynı şeyi İngiltere İRA için yaptı. Kimse Anayasa'sından tek bir madde değiştirmedi. Kimse kimseye özerklik vermedi.
Türkiye'yi Türkler Yönetsin, Washington'un seçtikleri değil.
⚪️#ARŞİV | Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ten din, eğitim ve sağlık üzerine dikkat çeken sözler:
"Bir tane sağlık ocağının olmadığı mahallede 20 tane cami var. Siz buna din mi diyorsunuz be?"
"2000 mevcutlu mektepte bir tane revir yok, hemen oraya mescit açıyor. Revir yok revir!"
"Kuran'ın ilk emri 'Oku' olduğu için 20 tane caminin olduğu bir semtte, onun 4 katı okuma salonu, felsefe kulübü olur."
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum’dan Kürtçe resmi dil olsun diyenlere:
- Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe'dir.
- Hiçbir Fransız'a gidip, hiçbir Amerikalı'ya gidip 'Efendim ben Meksika'dan geldim, Meksikaca konuşacağım mahkemede, İngilizce istemiyorum' diyen göremezsin.
- PKK daha ilk günü ne dedi? Çok açık: 'Lozan'ın öncesine döneceğiz' dedi.
- Lozan'ın öncesinde ne var kabul etmediğimiz Sevr var.
- Ve bu ülke 24 Anayasası'na şunu koymuş ya, şu güzelliğe bak:
- 'Türkiye ahalisine' diyor bak. Ahali ne demektir biliyor musun? Hani bir yere toplanmış insanlar. 'Türk ırkından gelen, anası babası Orta Asya'dan gelen' demiyor. 'Türkiye ahalisine' diyor, biliyor.
- O Kafkas'tan geliyor, oradan geliyor, buradan geliyor ve 'Türkiye ahalisine' diyor. Bugün 'ahali' desek bize 'Siz ne yapıyorsunuz?' derler.
- 'Ahalisine' diyor, 'Türk ıtlak olunur' diyor, 'Türk denir' diyor.
Ben Türk askeriydim,
Balkanlarda vurdular beni...
Adları:
İgor'du, İvan'dı, Yanis'ti.
Ben Türk askeriydim,
Çanakkale'ye kefensiz gömdüler beni...
Adları:
John'du, Bob'tu, Elton'du.
Ben Türk askeriydim,
Cezayir'de klor havuzlarına atıp kör ettiler beni...
Adları:
Cübeyr'di, Ekmel'di, Abdülbaki'ydi.
Ben Türk askeriydim,
Asit kuyularında diri diri yaktılar beni...
Adları:
Faysal'dı, Fettah'tı, Habbab'tı.
Ben Türk askeriydim,
Tunus'ta sırtımdan süngülediler beni...
Adları:
Hafi'ydi, Nabi'ydi, Siyami'ydi.
Ben Türk askeriydim,
Filistin'de mümin kardeşlerim ellerimi bağlayıp Fransıza teslim ettiler,işkenceyle öldürdüler beni...
Adları:
Vahab'tı, Ziyad'tı, Affan'dı.
Ben Türk askeriydim,
Musul'da Trablusgarb'ta güvendiğim ümmetim mevzilerden kaçıp düşmana sardırdılar beni,
Son nefesimi verirken duyuyordum gülmelerini...
Adları:
Behnan'dı, Beşir'di, Hasibi'ydi...
Ben bir Türk askeriydim,
Güneş batmaz topraklardan Ankara'ya kadar yüzbinlerce kez sırtımdan vurarak ittiler beni..
Sonra yanıma Kemal geldi, İsmet geldi, Kazım geldi dirildim.
Bir nefesle hepsini uçurumlardan ittim !..
BEN KARDEŞİMİ DE BİLİRİM, DÜŞMANIMI DA...
BU YÜZDEN TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLDUM, "ÜMMETÇİ" DEĞİL !..
🔻Bunları yapacağınızı seçilmeden önce Türk Milleti’ne söylemediniz. Dolayısıyla, bunu yapmak için Türk Milleti’nden yetki almışlığınız yok.
Aksine rakibinizin bunu yapacağını söyleyip kara propagandayla seçim kazandınız...
Türk Milleti’nin rızası yoktur.
Prof Dr. Yusuf Halaçoğlu
"Şimdi Atatürk'e niye karşı çıktıklarını sanıyorsunuz?
Halifeliği kaldırdığı için mi? Hayır.
Alfabeyi değiştirdiği için mi? Hayır.
Saltanatı kaldırdığı için mi? Hayır.
Osmanlı devletinde Türk yoktu, Türk ismi yoktu, Atatürk çıktı devletin adına "Türkiye" adını verdi.
Türk devleti demekti bu. Atatürk kalktı "Büyük Türk Milleti" dedi. "Ne Mutlu Türküm Diyene" dedi.
Siz gençlere seslendi; "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" dedi. İşte bunlar yeniden Büyük Türk devletinin temelleriydi. Şimdi bunu yıkmaya yok etmeye çalışıyorlar!
Davet
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim..
Nazım Hikmet Ran