İyi ya da kötü yok, hatta suçlu ve suçsuz birilerini de aramıyorum. Sadece bazı zamanlar, bazı noktalar var. Atılması gereken adımlar, yanında olunması gereken anlar, söylenmesi beklenen kelimeler var. Bir de bunların hiçbirini yapmayan, sonrasında karşılık bekleyen insanlar var.
Sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. Hayattan aldığım en büyük derslerden biri bu.
Bir gün yeniden görmek ister miydiniz Mihriban’ı diye sormuşlar Abdurrahim Karakoç’a: "Görmek istemem” demiş. “Değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Öyle kalsın. İnsanların gönülde kalması, gözde kalmasından iyidir.” demiş.
Biliyoruz ki bütün acılar geçer, fotoğraflar sararır. Yara kabuk tutar, kapanır. Sokakta mevsimi fark edersin, aynada kendini. Önce belirli belirsiz, sonra gamzene kadar gülersin. Kuşlar konar dallarına. Kırıldığın yerden çiçek açarsın; bütün acılar bir gün geçer ya da alışırsın.
Bir depremlik, bir virüslük, bir nükleer savaşlık hayatlarımız var. Nasıl da duyarsızca yaşıyor ve nasıl da hiç ölmeyecekmiş gibi hesaplar içine giriyoruz. Ne çok gönül yıkıyor, ne çok kul hakkına giriyor, ne çok zulmediyor ve ne çok kibirden kuleler inşa ediyoruz.
#izmir#deprem