İKİ MEDENİYET İKİ VİCDAN
İslam medeniyeti insanlığa nezaket, saygı, sevgi, merhamet ve iyilik bırakırken; Batı medeniyeti insanlığa gözyaşı, kan, acı ve zulüm bırakmıştır.
https://t.co/6sIHCdM6Xp
#BirlikteTürkiyeyiz
Yıldırım DEMİRCİ / İki Medeniyet İki Vicdan
Avrupa ülkelerinin bugün yaşadığı şatafat mazlumların kanları ve gözyaşları üzerine kuruludur.
https://t.co/uT9e5iYQAP
#BirlikteTürkiyeyiz
İKİ MEDENİYET İKİ VİCDAN
İslam medeniyeti insanlığa nezaket, saygı, sevgi, merhamet ve iyilik bırakırken; Batı medeniyeti insanlığa gözyaşı, kan, acı ve zulüm bırakmıştır.
Çok kısa üç ayrı örnekle Batı medeniyetini anlatmaya çalışalım. Belçika Kralı II. Leopold'un Kongo’da belirlenen günlük kauçuk toplama kotasını dolduramayan yaklaşık bir milyondan fazla çocuğun kolunu kestirmiştir (Kongo, 1901). Belçika’da üretilen kesik el şeklindeki çikolatalar II. Leopold’ün zulmünden esinlenmiştir. Kendisini bir kadın kölenin sırtında taşıtan güya medeni İngiliz (Bengal, 1903).Kendilerinden başka insanları yük hayvanı olarak gören bir anlayış. Çocuklar ahırda yatıyor, ağır işlerde çalıştırılıyor, düzgün beslenemiyor ve diğer çocuklardan ayırt edilmeleri için ayakkabı giyemiyorlardı. Verdingkinder… Bu kelime “çıplak ayaklı çocuklar” anlamına geliyor, bir başka deyişle köle çocuklar. Köle çocuklar İsviçre tarihinin en kara lekesidir. Heidi’nin hikâyesi de bu çocuklara dayanıyor (İsviçre, 1930).
Bir de ecdadımızın medeniyet anlayışına bakalım. Sultan III. Murad 1587 yılında hayvan hakları beyannamesi yayımladı. Bu beyanname ile yük hayvanlarının güçlerinin üstünde yük yüklenmesi yasaklandı ve ilerleyen süreçte yük hayvanlarına haftanın bir günü istirahat hakkı verildi.
Osmanlı Sultanı Abdulmecit 1847’de büyük kıtlık yaşayan 3.600 km uzaklıktaki İrlanda’ya gemilerle tonlarca gıda göndermiştir. İrlanda halkı ise bu yardımı hiç unutmayarak kentin futbol takımı Drogheda United, bugün de formasında hilal ve yıldızı taşıyor.
Osmanlı Devleti’nde her mahalle ve köyde sıbyanmektepleri kuruldu. Sıbyan mekteplerinde öğrencilere ücretsiz yemek verilir, harçlık ve elbise yardımı da yapılırdı.II. Abdülhamid döneminde sıbyan mektepleri modernize edilerek "İptidai" adı verilen modern ilkokullara dönüştürüldü. Sultan II. Abdulhamid’in emriyle 1904 yılında Sivas'ın İmranlı ilçesine bağlı Karacaören köyünde yaptırılan sıbyan mektebi hâlâ bugün ayaktadır.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, sömürgeci devletlerin mazlum milletleri ezmek için kullandığı saldırganlığı İstiklal Marşımız’daki şu dizeleriyle ifade ediyor: "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!" Yine Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi’ye soruyorlar; "Batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?" Gandhi’nin cevabı şöyle: “Keşke olsaydı” diyor. Kısa ve öz bu açıklamalar bizlere Batı medeniyetini çok güzel açıklıyor.
Sözlerimizi sosyal medyada viral olan şu ifadelerle bitirelim:
Bugün; Londra'nın, Paris'in, Brüksel’in, Amsterdam'ın, Berlin'in, Washington'un, Tel Aviv'in kaldırım taşlarını kaldırırsanız altından sömürdükleri, yeraltı zenginliklerini çalıp açlıktan öldürdükleri mazlumların kanları ve gözyaşları fışkırır. Avrupa ülkelerinin bugün yaşadığı şatafat mazlumların kanları ve gözyaşları üzerine kuruludur.
#İslam #Medeniyet #pazartesi
110 yıl sonra Mekke ve İstanbul’da aynı Cuma hutbesi okundu.
Mekke Anlaşması’nın ardından Suudi Arabistan’da simge binalar, caddeler ve yollar; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bayraklarıyla donatıldı.
Osmanlı padişahları, 1516-1517 yıllarında Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sonrasında Mekke ve Medine'nin yönetimiyle birlikte Hâdimü'l-Haremeyn (İki Kutsal Harem'in Hizmetkârı) ünvanını üstlenmişlerdir. Bu ifade, kutsal toprakların efendisi veya hâkimi değil, sadece hizmetkârı olunduğunu belirten derin bir tevazu ve sorumluluk ünvanıdır.
Dünya Lideri Başkomutanımız Sayın @RTErdogan ’ın öncülüğünde imzalanan #MekkeAnlaşması 'nda tarihî detay: “Olası bir tehditte Mekke’yi 110 yıl sonra Türk Özel kuvvetleri koruyacak!”Osmanlı’nın mirası olan Türkiye, Mekke ve Medine’nin hâdimidir.
İnşallah İslâm birliği Filistin ve tüm dünya mazlumları için can olur.
Dünya Liderinden Dengeleri Değiştiren Hamle: “MEKKE ANLAŞMASI”
Adı güzel kendi güzel “Mekke Anlaşması” ile birlikte kurulacak İslam Ordusu tüm mazlumların, masumların ve mağdurların umudu olacaktır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, “Mekke Anlaşması” olarak adlandırılan Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Dünyayı sarsan bu anlaşmayla, 54. Hükümetinin Başbakanı Merhum Necmettin Erbakan Hoca’mızın yıllarca hayalini kurduğu İslam NATO’su gerçek oldu. Kurulacak İslam Ordusu tüm mazlumlara, masumlara ve mağdurlara umut olacaktır.
Türkiye’nin güçlü ordusu, savunma sanayisi ve diplomatik gücü, Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı ve Güney Asya’daki stratejik konumu, Suudi Arabistan’ın ise bölgeyi aşan ekonomik ağırlığı ve İslam dünyasındaki siyasi nüfuzu bu yapıya ayrı bir anlam ve sağlamlık katıyor.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıttılar.
İlerleyen süreçte bu ortak savunma şemsiyesine Katar ve Mısır başta olmak üzere diğer İslam ülkelerinin de girecekleri beklenmektedir. İslam Âleminde heyecan uyandıran Mekke Anlaşması aynı zamanda ümmetin birliğine, dirliğine ve kardeşliğine ve insanlığın huzurunavesile olacaktır.
#MekkeAnlaşması
İnsanlık Vicdanı Bugün Değil de Daha Ne Zaman Harekete Geçecek…
Atom bombası ilk kez, ABD tarafından II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde Japonya'ya karşı kullanıldı. ABD, 6 Ağustos 1945 sabahı saat 08:15'te Hiroşima’ya tarihin ilk nükleer saldırısını gerçekleştirmiştir. Bu saldırıdan üç gün sonra ikinci atom bombasını Nagazaki şehrine 9 Ağustos 1945 tarihinde, yerel saatle 11.02'de attı.
Bu korkunç saldırıların 81. yıl dönümünde bugünkü verilere göre Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının patlayıcı gücünün yaklaşık 7 katına karşılık gelen 200 bin ton bomba, yüzölçümü İstanbul’un Beykoz ilçesi kadar küçücük bir toprak parçasına sahip Gazze’ye atıldı ve yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti...
Tarih, Gazze'de yaşananlar kadar ağır bir insanlık suçuna hiç şahit olmadı. Gazze’nin %80'inin yok edildiği, nüfusun %100'ünün yerinden edildiği ve ölümlerin %50'sinin çocuklara ait olduğu bir savaş, tarih boyunca yaşanmamıştır. Bu artık savaştan öte bir şey, bu bir SOYKIRIM.
Gazzelilerin onurlu direnişi Ümmetin şerefidir. İşte bu izzetli duruşa bir örnek:
Filistinli bir baba oğluna israil askerleri önünde hayatının nasihatını veriyor..!
“Korkma, sakın onlardan korkma. Yalnızca Allah’tan kork.”
Gazze’de zulüm arşa dayandı! Gazze’yi unutma, unutturma! Nehirden denize özgür Filistin.
#GazaGenocide #HayırlıCumalar
KARDEŞLİĞİMİZİN TÜRKÜSÜDÜR, YOZGAT ve DİYARBAKIR
Türk damada Kürt gelin aldık, Kürt damada da Türk gelin verdik. Vatanımızı düşman işgalinden kurtarmak için Çanakkale’de Türk ile Kürt omuz omuza birlikte mücadele verdi. Türk ile Kürt et ile tırnak gibi birdir. Bu kardeşliği bir kez daha Diyarbakır’da müşahhas ettik.
Yozgat’tan Diyarbakır’a hasat için giden Fikret Bolat’ın kullandığı biçerdöver, Ergani ilçesinin Han köyü mahallesinde tarlada çalıştığı sırasında yandı. Ekmek teknesi kullanılmaz hale gelen Fikret Bolat’ın büyük üzüntü yaşadığını gören köylüler seferber oldu ve yardım kampanyası başlattılar. Herkesin katkı verdiği dayanışmayla Yozgatlı gurbetçiye yeni biçerdöver alındı. TRT haber mikrofonlarına konuşan Han köylü sakinleri: “Şimdi o adam buradan eli boş dönse bizim şerefimiz bunu kabul etmezdi. Biz kardeşlik görevimizi yerine getirdik.” dediler.
Güney Doğu turnemizde bölge halkının samimiyetini, tevazusunu, nezaketini, yardımseverliğini, insanlığını ve misafirperverliğini 30.11.2025 tarihinde “Buralarda Para Değil İnsanlık Geçer” başlıklı yazımızla kaleme aldık.
Bölgedeki huzurun, birliğin ve kardeşliğin altına dinamit koymaya çalışan dış güçlerin maşası konumundaki terör örgütü,bölge halkından itibar görmemesi ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kararlı duruşu karşısında bitirilmiştir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Cumhur İttifakının ortaya koyduğu iradeyle kırk yıldan beri bölgeyi kana bulayan, emperyalizmin ve siyonizmin elindeki son aparat da alındı. Böylece Türkiye Yüzyılı hedeflerimize daha emin ve daha çabuk adımlarla ilerlemenin önü açıldı.
Osmanlı Devleti’nin hiçbir döneminde Kürt halkı isyan etmemiştir ve Sultan Abdülhamit tahtan indirildiğinde yine en büyük tepkiyi Kürt halkı göstermiştir. Kürt halkı; Allah, Peygamber, Kur’an, Sünnet, teşbih, tülbent, seccade, mescid ve kısaca İslam’ın tüm değerlerine son derece saygılı bir toplumdur.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge şiarıyla Türk-Kürt-Arap kardeşliği sağlamlaştırılmıştır ve kalıcı hale getirilmiştir. Bu vesileyle vatanımız uğuruna canlarını seve seve feda eden kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla tekrar yâd ediyoruz.
@tcbestepe@TBMMresmi@RTErdogan@dbdevletbahceli
Camiler Çocuk Sesleriyle Şenleniyor…
Tatili fırsat bilen çocuklar, Diyanet İşleri Başkanlığının Yaz Kur’an Kurslarının yolunu tuttu.
Kurslarda çocuklar hem temel dini bilgiler, Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi öğreniyor hem de sosyal aktivitelere katılıyorlar.
Böylece yaz Kur’an Kursları sadece derslerle değil, eğlenceli aktivitelerle de çocukların yüzlerinde unutulmaz bir tebessüm bırakıyor.
@tcmeb@diyanetbasin
REİS FARKI…
Türkiye ile Irak arasında 53 yıllık boru hattı anlaşması vardı. Türkiye’nin bu anlaşmadaki tek rolüpetrolü taşımaktı. Reis bu anlaşmayı uzatmadı. Yeni anlaşmayla Türkiye Petrolleri Kerkük sahasına % 15 ortak oldu. İşte Reis farkı budur.
Musul-Kerkük’e tarihi bir perspektifte kısaca bakacak olursak: İngilizlerin entrikalarına bizim de basiretsizliğimiz eklenince Mîsâk-ı Millî sınırlarımız içerisinde bulunan Musul ve Kerkük maalesef elimizden çıktı.
Musul’da günlük 2,5 milyon varil petrol çıkarılıyor. Ülkemizin günlük ihtiyacı ise 950 bin varildir. Petrol ihtiyacımızın % 90’ını ithal ettiğimiz gerçeği göz önüne alındığında ne kadar önemli bir toprak parçasını kaybettiğimiz gerçeği daha iyi anlaşılacaktır.
28 Temmuz 2026 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi. Bu toplantının magazin boyutu sosyal medyada gündem olurken asıl Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik hamlesi biraz gündemin gerisinde kaldı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın: “Türkiye'ye Günlük 1 Milyon Varil Petrol!” müjdesiyle duyurduğu o stratejik hamleyi REİS FARKIYLA dilimizindöndüğünce anlatmaya çalışalım.
Yüzyıldır Kerkük-Musul deyince ne kaybettiğimizi hatırlarız. Bugün bu tablo lehimize döndü. Türkiye ile Irak arasında 53 yıllık boru hattı anlaşması vardı. Türkiye’nin bu anlaşmadaki tek rolü petrolü taşımaktı. Petrol bizden geçiyor fakat para başkalarına akıyordu. Reis bu anlaşmayı uzatmadı ve eski kâğıdı yırttı. Yerine ortaklık ve arz garantisi geldi. Türkiye yüzyıl sonra bölgeye müşteri değil, ortak olarak girdi. Türkiye Petrolleri, Kerkük sahasına % 15 ortak oldu.
Yüz yıl önce payımızı almaya biz gidiyorduk ve alamadan dönüyorduk. Bugün teklifi Irak ayağımıza getirdi. Hürmüz’ün kapalı olduğu bugünlerde Ceyhan’ın önemi bir kat daha arttı. Türkiye enerji ticaretinin merkezi oldu, işte Reis farkı budur.
#pazartesi @tcbestepe@RTErdogan
ORTA DOĞU’DA ZULÜM 1919’DA BAŞLADI…
Osmanlı Devleti Orta Doğu'dan en son 10 Ocak 1919 tarihinde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mübarek kabirlerinin bulunduğu Medine'den ayrıldıktan sonra bölgeye İngilizlerin yerleşmesiyle birlikte zulüm başladı. Terör devleti İsrail’in kurulduğu tarih olan 14 Mayıs 1948’den sonra da bölgede tecavüzler, işgaller ve katliamlar arttı. 7 Ekim 2023 tarihinden sonra da katil Siyonistlerin dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde Gazze’de yaptıkları soykırım vahşetiyle ne kadar lanetli bir toplum olduğunu dünya gördü.
Dünya basınını kontrolünde bulunduran İsrail, bölgedeki insanlık vahşetinin kamuoyuna duyurulmasını hep yasakladı. İsrail, bölgedeki gelişmeleri dünyaya duyuran basın mensuplarını da öldürerek hem savaş suçu işliyor hem de insanlık vicdanının uyanmasına vesile olacak görüntülerin kamuoyuyla paylaşılmasını engelliyor.
Enformasyonun bu kadar gelişmediği 1988 yılında katil İsrail askerlerinin kırsal bir araziye götürdükleri masum Filistinli çocuklarının kollarını ve bacaklarını taşla vurarak kırdıkları görüntüler, İsrail’in basına uyguladığı sansüre rağmen o gün dünya televizyonunda yayımlanması infiale neden olmuştu. Aynı görüntüler bugün tekrar sosyal medyada dolaşıma girdi. Dünya, Siyonizm’in barbarlığına bir kez daha şahit oldu.
Kırk yıla yakın zaman geçti aradan. İşgalciler canlı yayında kol bacak kırmak yerine artık diri diri yakıyorlar çocukları. Bir parça ekmek için sıraya giren yetimleri vurup gururla paylaşıyorlar sosyal medyada. Artık özgür Filistin için Ümmet’in birleşerek harekete geçmekten başka bir çaresi kalmamıştır.
#Gaza #pazar
İŞTE BU GÜN O GÜNDÜR
52.600 seyirci kapasiteli Ali Sami Yen Spor Kompleksi Rams Park’ta dün gece; tekbirlerin, tehlillerin ve salavatların yükselmesi, Merhum Üstat Necip Fasıl Kısakürek’in: “Stadyumları dolduran on binlerce insan; "gol" diye bağırmak yerine, aynı heyecanla "ol" diye haykırsalardı, memlekette halledilmeyecek mesele kalmazdı.” sözünü akıllara getirmiştir.
İşte bu gün o gündür. Rams Park’ta yüzbinlerce öğrenci salavat-ı şerif getiriyor. #Tügva yaz okulları finalinden çok güzel görüntüler, “Şanlı bir maziden, parlak bir istikbal”
Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım @RTErdogan
Rehber Öğretmenlerimizin Fedakârlığı Takdire Şayandır
Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda ilçemizdeki okullarda kurulan tercih danışmanlığı biriminde görev yapan rehber öğretmen/psikolojik danışmanları ziyaret ettik. Öğretmenlerimizin; gençlerimizin umutlarına ışık olduklarına şahit olduk.
Evlatlarımızın topluma ve devlete karşı faydalı ve iyi bir insan olabilmeleri için sosyal duygusal, akademik ve mesleki gelişimlerini destekleyen Psikolojik Danışman ve Rehber öğretmenlerimiz, eğitim kurumlarımızda en kritik görevi yerine getirmektedir.
Meslektaşları sayfiye yerlerinde tatil yaparken rehber öğretmenlerimiz gençlerimizin geleceğine yön veriyor. LGS ve YKS tercih danışmanlığı birimlerinde görev yapan rehber öğretmenlerimizin sorumluluk duygusu içerisinde özverili ve gayretli çalışmaları takdire şayandır.
Büyük ve güçlü Türkiye hikâyesini yazacak olan gençlerimizin, hayallerini kurduğu üniversitelere yerleşmelerini ve her şeyin gönüllerince olmasını temenni ediyoruz.
@tcmeb@istanbulilmem@PendikMEM