Bugün itibarıyla başlayan yeni yasama yılının fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dâhilinde dile getirileceği…
Tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum.
Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz.
Millî iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır.
Yeni yasama yılında bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Milletimizin yeni bir anayasa özlemi üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir.
Anayasanın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir.
Ya kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz ya da asgari müştereklerde buluşma esaslı yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini gerçekleştirmek durumundayız.
Son günlerde birileri, duruşumuzu çok net ortaya koyduğumuz olumsuz hadiseleri fırsat bilerek Partimize yönelik bir saldırı kampanyası başlattı.
Adı gibi AK olan, pak olan bu tertemiz hareketi lekelemek için her yolu deniyorlar.
Ellerine geçirdikleri her fırsatı kadınların uğruna mücadele verdiği, bedel ödediği en temel haklarına karşı saldırı malzemesi yapan bu ahlaksızları ben yine milletimizin takdirine havale ediyorum.
Milletimiz de basiretiyle, irfanıyla ne yapılmak istendiğini zaten görüyor.
Biz de her zaman olduğu gibi bunlara prim vermiyor, işimize bakıyoruz.
Hiç kimsenin endişesi, tereddüdü olmasın…
Bu hareketin bahtı da yolu da inşallah açıktır.
Türkiye’nin son 25 yılına nasıl mührümüzü vurduysak gelecek çeyrek asrına da gelecek yüzyılına da biiznillah biz damga vuracağız.
AK Parti ve Cumhur İttifakı, yoluna güçlenerek devam edecek.
Allah’ın izniyle, milletimizin destek ve hayır duasıyla bu ülkeye, bu millete daha nice yıllar hizmet edeceğiz.
Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin.
Dün de ifade ettim: Biz başkalarına benzemeyiz.
Onlar baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar, belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar.
Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikâbı, her türlü kirli, pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara sahip çıktılar.
İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar.
Daha bizim söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar.
Şimdi çıkmış, kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar.
Onlara diyorum ki hadi oradan.
Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız?
Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın; şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.
Sermaye piyasalarımızda yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Ekonomi kurmaylarımız, diğer sorumlu birimlerimizle koordinasyon içinde yoğun bir mesaiyle çalışmaktadır.
Biz de ilgili arkadaşlarımızla istişare halinde gerekli adımların atılmasını süratle temin ediyoruz.
Türkiye, bugün 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir.
Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür.
Yaşanan sorun, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir.
Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzubahis değildir.
Türk sermaye piyasası dayanıklıdır, temelleri sağlamdır, bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye de hamdolsun ziyadesiyle sahiptir.
Her kim aksini iddia ediyorsa Türkiye borsasına, Türkiye ekonomisine, Türk halkına çok büyük bir haksızlık yapmış olur.
Muhalefet figürleri dâhil hiç kimsenin sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.
İster piyasa manipülasyonuyla, borsa oyunlarıyla ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, hukukuna, malına mülküne el uzatırsa karşısında bizi ve devleti bulur.
Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın, biz onlara benzemeyiz.
Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var; bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var.
En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var.
Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz; Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve “Yapay Zekâ Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü” başlığıyla tertiplenen Uluslararası İş Forumu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Artık geleneksel hale gelen MÜSİAD EXPO Fuarlarının 21’incisini yine başarılı bir şekilde icra eden MÜSİAD ailemizi yürekten tebrik ediyorum.
İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD EXPO Fuarlarımız; Türkiye’nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren…
Firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran…
En önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor.
MÜSİAD EXPO’nun, bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum.
Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye’yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık.
Ekonomi politikamızın 4 sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık.
Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz.
Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisini %3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük.
Şu anda dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın ise 6’ncı en büyük ekonomisiyiz.
2002’de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025’te 273,2 milyar dolara yükseldi.
Bu yılın Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık.
2002’de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 binken 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi.
Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla %16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu.
Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır.
Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum. #UNGA81
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.
Engelsiz Gelişim ve Yaşam Merkezimizdeki özel gereksinimli komşularımızla birlikte keyifli bir Boğaz Turu gerçekleştirdik.
Birlikte sohbet ettik, eğlendik, müzik eşliğinde oynadık; İstanbul’un eşsiz manzarasının tadını çıkardık.
Bu güzel buluşma; engel tanımayan yüreklerin, azmin, mücadelenin ve dayanışmanın en güzel simgesi oldu.
Komşularımızın yüzündeki mutluluk bizim için her şeye değer.
Hep Birlikte Bahçelievleriz ❤️