Aynı Unvan, Aynı Sorumluluk, Farklı Hak: Eğitim Yönetiminde Kast Sistemini Kabul Etmiyoruz!
Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararlar, eğitim yönetiminin ve denetim faaliyetlerinin merkezindeki hak kayıplarının giderilmesi noktasında uzun süredir beklediğimiz adımların ilk somut yansıması olmuştur. Öncelikle, Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerimizin, taşra teşkilatının ve yönetim kademelerinin yaşadığı mali haksızlıkların, uğradığı hak kayıplarının farkında olduklarını göstermelerini ve bu adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik somut hamleler yapma iradesini ortaya koymalarını kıymetli buluyor, gösterilen bu hassasiyet ve gayret için kendilerine teşekkür ediyoruz.
Ancak, atılan bu iyi niyetli adıma ve Bakanlığımızın sorunu çözme iradesine rağmen, yayımlanan kararın nihai hali maalesef beklentileri karşılamaktan çok uzak kalmış, sahada yeni ve daha derin bir adaletsizliğin kapısını aramıştır. Personel Genel Müdürlüğü düzeyinde aylardır "müjde" olarak vadedilen düzenleme, ne yazık ki çalışma barışını derinden yaralayan bir eksiklikle yürürlüğe girmiştir.
1. İyi Niyetle Başlayan Adım, "Köken" Ayrımcılığıyla Sakatlanmıştır!
Bakanlığımızın yönetim ve denetim yükünü sırtlayan şube müdürlerimizin mali haklarını iyileştirme çabası takdire şayanken; bu hakkın “öğretmen kökenli” ve “GİH (Genel İdare Hizmetleri) kökenli” şeklinde suni bir ayrımla verilmesi kabul edilemez. Aynı bakanlık çatısı altında, aynı odada yan yana omuz omuza çalışan, aynı işi yapan ve aynı imza yetkisine sahip şube müdürlerimiz arasında köken üzerinden bir kast sistemi inşa etmek, atılan olumlu adımın gölgede kalmasına ve çalışma barışının kökünden dinamitlenmesine yol açmıştır.
2. Pansuman Tedbirler Değil, Ek Ders ve Ek Gösterge Bütünlüğü Şarttır!
Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası olarak başından beri vurguluyoruz: Yönetim kademelerindeki adaletsizliğin tamamen ortadan kalkması için ek ders ve ek gösterge oranlarının bir bütün olarak, ayrım yapılmaksızın ele alınması gerekiyordu. Çözüm iradesini takdir etmekle birlikte, bir kesime hak tanırken diğer kesimi yok sayan bu yarım yamalak düzenleme, devletimizin adalet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
3. Talebimiz Lütuf Değil, Atılan Adımın Hakkaniyetle Tamamlanmasıdır!
Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerimizin sorunu çözme noktasındaki farkındalığına ve iyi niyetine inanmak istiyoruz. Ancak makam ve görev tazminatından mahrum bırakılan, ek gösterge mağduriyeti devam eden ve son düzenlemeyle büsbütün dışlanan GİH kökenli şube müdürlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın feryadına da kulak tıkanmamalıdır. Eğitim yönetiminin omurgasını oluşturan kadroların bu şekilde ayrıştırılmasına EYSEN olarak sessiz kalmamız mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Yetkililere Çağrımızdır:
Yönetim ve denetim faaliyetlerindeki haksızlığı görmüş ve bunu düzeltmek için yola çıkmış olmanız değerlidir; ancak bu yolculuk yeni bir haksızlıkla tamamlanamaz. Yapılması gereken şey nettir: Başlatılan bu olumlu hamle derhal revize edilmeli; ek ders ve ek gösterge düzenlemesi, hiçbir köken ve sınıf ayrımı gözetilmeksizin, tüm şube müdürlerini ve mağdur edilen tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde hakkaniyetle tamamlanmalıdır.
Biz, eğitim yönetiminde eksiksiz adaleti, liyakati ve "Eşit İşe Eşit Ücret" ilkesini savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Atılan adımların takipçisi, eksik bırakılan hakların ise masada ve sahada sonuna kadar savunucusu olmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ayhan GÖKKAYA
Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası Genel Başkanı
Vergi Dilimi Maaşları Eritiyor!
Kamu çalışanlarının maaşlarına yapılan artışlar, yıl içinde yükselen gelir vergisi dilimleri nedeniyle kısa sürede etkisini kaybetmektedir. Vergi oranı arttıkça kesintiler büyümekte, çalışanların eline geçen net ücret ise azalmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde yer alan artan oranlı vergi tarifesi, kamu çalışanları açısından ciddi bir gelir kaybına yol açmaktadır. Yapılan zamların vergi kesintileriyle geri alınması kabul edilemez.
EYSEN olarak talebimiz nettir: Kamu çalışanlarının vergi dilimi kaynaklı mağduriyeti giderilmeli, gelir vergisi oranı adil bir seviyede sabitlenmeli ve ücret artışlarının çalışanların maaşlarına gerçek anlamda yansıması sağlanmalıdır.
EYSEN Genel Başkanımız Sayın Ayhan GÖKKAYA ile Gaziantep Şube Başkanlığımız, Gaziantep Yavuzeli İlçe Millî Eğitim Müdürü Sayın Mustafa KIRAÇ’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini sundular.
Ziyarette eğitim alanındaki güncel gelişmeler, eğitim çalışanlarının beklentileri ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirecek konular üzerine verimli bir istişare gerçekleştirildi.
Nazik ev sahipliği için Sayın Mustafa KIRAÇ’a teşekkür ediyor, görevinde üstün başarılar diliyoruz.
EYSEN Genel Başkanımız Ayhan GÖKKAYA ve Gaziantep EYSEN Şube Başkanımız Osman ŞAHİN bugün Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Bayram ÇETİN ve Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Nuh OKUMUŞ’u makamlarında ziyaret ettiler.
Gerçekleştirilen görüşmelerde eğitim yönetimi, kurumlar arası iş birliği ve ortak çalışma alanlarına ilişkin karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.
Nazik ev sahiplikleri ve samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Sayın Bayram ÇETİN’e ve Sayın Nuh OKUMUŞ’a teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
MEMURUN DA HAKKI!
Kamu görevlilerinin yıllık izin hakkı, dinlenme hakkının doğal bir uzantısıdır. Ancak mevcut uygulamada yıllık izin süresine denk gelen hafta sonları ve resmî tatiller de izin süresinden düşülmektedir. Bu durum, memurların fiilen daha az dinlenmesine neden olmakta ve izin hakkını sınırlandırmaktadır.
EYSEN olarak talebimiz nettir:
📌 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda gerekli düzenleme yapılarak hafta sonları ve resmî tatiller, memurların yıllık izin süresinden sayılmamalıdır.
Aynı dinlenme ihtiyacına sahip kamu çalışanları için daha adil, daha hakkaniyetli ve çağın gereklerine uygun bir izin sistemi oluşturulmalıdır.
Hak kayıplarının giderildiği, adaletin esas alındığı bir çalışma hayatı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
MEMURUN MAAŞI ENFLASYONA, KİRAYA VE HAYAT PAHALILIĞINA YENİLDİ
Haziran ayı enflasyonu aylık yüzde 0,99, yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 olarak açıklanmıştır. Buna karşılık memur maaşlarına Temmuz ayında yansıyacak kümülatif artış yaklaşık yüzde 13,52 seviyesinde kalmıştır.
Bu tablo, kamu çalışanlarının alım gücünün her geçen gün daha da eridiğini açıkça göstermektedir. Memura verilen maaş artışı yüzde 13,52’de kalırken; kira artış oranlarının yıllık enflasyon esas alınarak belirlenmesi, kamu çalışanlarını çok daha ağır bir ekonomik yükün altına sokmaktadır.
Bugün bir memur, maaşına yapılan artışla temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken; kira, gıda, ulaşım, eğitim, enerji ve diğer zorunlu giderler karşısında her ay daha fazla ezilmektedir. Maaş artışlarının gerçek hayat pahalılığını karşılamadığı ortadadır.
Kamu çalışanları yalnızca rakamsal zam değil, gerçek alım gücünü koruyan adil bir ücret düzenlemesi beklemektedir. Enflasyon farkı, kaybı telafi eden bir iyileştirme değil; zaten erimiş olan maaşın gecikmiş karşılığıdır.
EYSEN olarak çağrımız açıktır:
Memur maaşları gerçek enflasyon ve piyasa şartları dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, kira ve temel yaşam giderleri karşısında kamu çalışanlarının mağduriyeti giderilmelidir. Refah payı verilmeden, vergi yükü azaltılmadan ve maaş artışları hayatın gerçekleriyle uyumlu hâle getirilmeden kamu çalışanlarının ekonomik kaybı telafi edilemez.
Kamu çalışanları geçinememe kaygısıyla değil, emeğinin karşılığını almanın huzuruyla yaşamalıdır.
#memur #tüik #enflasyon
Alan değişikliği sürecini başarıyla tamamlayan öğretmenlerimizin, atamaları kesinleşmiş olmasına rağmen aylarca göreve başlatılmaması kabul edilemez bir mağduriyettir.
Alan değişikliği süreci il içi yer değiştirme sürecinden önce tamamlanmış olmasına rağmen, il içi atamayla yer değiştiren öğretmenler görevlerine başlamış; alan değişikliğiyle atanan öğretmenlerimiz ise 3 Ağustos tarihini beklemeye mahkûm edilmiştir. Aynı statüdeki personel arasında oluşturulan bu farklı uygulama adalet duygusunu zedelemekte, çalışma barışına zarar vermektedir.
EYSEN olarak öğretmenlerimizin yanındayız.
Emek veren, hakkıyla ataması yapılan hiçbir öğretmenimiz gereksiz yere bekletilmemelidir. Kazanılmış bir hakkın aylarca ertelenmesi kabul edilemez.
Millî Eğitim Bakanlığını, alan değişikliğiyle atanan öğretmenlerimizin göreve başlama tarihlerini yeniden düzenleyerek bu haksızlığı gecikmeksizin ortadan kaldırmaya davet ediyoruz.
Hak yerini bulana, öğretmenimizin mağduriyeti sona erene kadar bu talebin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
BİR OKUL MÜDÜRÜNÜN FERYADI VE EĞİTİMDE DEĞİŞMEZ PARADİGMAMIZ: EHLİYET, LİYAKAT VE VATANA SADAKAT
Kıymetli Eğitim Çalışanları ve Aziz Milletimiz,
Sosyal medyada ve kamuoyunda infial yaratan, bir okul müdürümüzün çaresizlik ve isyan dolu feryadını içeren o hepimizi derinden yaralayan videoyu büyük bir üzüntü, aynı zamanda da büyük bir dersle izledik. O videoda yankılanan ses, sadece tek bir eğitim yöneticimizin şahsi çığlığı değildir; o ses, Türk eğitim sisteminin yıllardır içine itildiği, liyakat zincirinin koparılmasıyla ortaya çıkan sistemsel bir yozlaşmanın feryadıdır!
Bizler, Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası (EYSEN) olarak yola çıkarken boş sloganlarla değil; Türk eğitiminin kurtuluş reçetesi olduğuna inandığımız üç altın ilkeyle yola çıktık: Ehliyet, Liyakat ve Vatana-Millete Sadakat! İşte o video, bu üç temel ilkenin bir eğitim kurumunda göz ardı edildiğinde, işin ehline verilmediğinde ve sadakatin devlete/millete değil de başka odaklara sunulduğunda nasıl bir yönetim krizinin, nasıl bir kurumsal çöküşün yaşanacağını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Ülkemizde yaşanan ehliyet ve liyakat sorununun ne yazık ki sadece somut bir örneği olan bu durum, EYSEN olarak meydanlarda, masalarda ve tüzüğümüzde neden bu kadar ısrarcı olduğumuzun en açık kanıtıdır.
Eğitim, bir milletin geleceğini inşa etme sanatıdır. Bu sanatı icra eden kurumların başına; sendikal aidiyetlerine, siyasi referanslarına veya birtakım kliklerin yakınlığına göre yönetici atarsanız, o kurumlardan ne başarı çıkar ne de huzur! Eğitimi yönetenlerin tek bir kriteri olmalıdır: Ehliyet ve Liyakat. İşinin uzmanı olan, o makamı hakkıyla doldurabilecek, öğretmenine, öğrencisine ve personeline adaletle liderlik edebilecek kadrolar iş başına gelmelidir.
Ancak liyakat tek başına yetmez. Bu ülkenin harcıyla yoğrulmuş, hiyerarşisini sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden alan, pusulası milletinin menfaati olan yöneticilere ihtiyacımız vardır. Bu yüzden üçüncü ve en sarsılmaz ilkemiz Vatana ve Millete Sadakattir. Sendikalara, cemaatlere, şahsi menfaat şebekelerine sadakat gösterenlerin, eğitim kurumlarımızı getirdiği nokta işte o videodaki feryattır.
EYSEN Genel Başkanı olarak açıkça ilan ediyorum:
Okullarımız birilerinin arka bahçesi, deneme tahtası veya egolarını tatmin etme alanı değildir! Eğitim çalışanlarımızın emeğinin, alın terinin ve mesleki onurunun bu tarz liyakatsiz yönetim anlayışlarıyla örselenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. O okul müdürümüzün feryadı, bizim mücadele azmimizdir.
Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkililere sesleniyoruz: Kul hakkına giren, kurumsal barışı yok eden ve eğitimi niteliksizleştiren bu ahbap-çavuş ilişkilerine dayalı yönetim modelinden derhal vazgeçilmelidir. Mülakat adaletsizliklerine, "bizim adamımız" mantığına son verilmeli; objektif, şeffaf ve sadece hak edenin kazandığı bir sistem inşa edilmelidir.
Biz EYSEN olarak; adaletin, hakkın ve liyakatin sesi olmaya, eğitim yöneticilerimizin ve çalışanlarımızın onurunu her platformda savunmaya söz verdik. Bu sözümüzün arkasındayız. Eğitimde ehliyet, liyakat ve vatana sadakat hakim olana dek feryatları dindirmek, adaleti tesis etmek için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
Saygılarımla.
Ayhan GÖKKAYA EYSEN (Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası) Genel Başkanı
@Yusuf__Tekin@mebpgm@mebpersonel
Şube Müdürlerimizin İsteğe Bağlı Yer Değişikliği Hakkında Bakanlık Talebimiz
Değerli meslektaşlarımız,
2026 yılı şube müdürlerinin iller arası isteğe bağlı yer değişikliği süreci yaklaşırken, atamaların adil ve liyakate uygun bir zeminde gerçekleşmesi en büyük önceliğimizdir. Eğitim yöneticilerimizin tercih haklarını en verimli ve doğru şekilde kullanabilmeleri, ancak tüm seçenekleri görmeleriyle mümkündür.
Bu doğrultuda;
Bakanlıktan, yer değişikliği sürecinde ülkemiz genelindeki tüm münhal kadroların resmi olarak ilan edilmesini yazılı olarak talep ettik. Kadro kısıtlaması veya belirsizlik, hak kayıplarına yol açacaktır.
Şube müdürlerimizin haklı taleplerinin sesi olmaya ve sürecin her aşamasını yakından izlemeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Genel Başkanımız Ayhan GÖKKAYA ve Muş İl Temsilcimiz Sabri BİÇİCİ, Muş İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Abdulkadir ALTAY’ı ziyaret etti.
Ziyarette eğitim çalışanlarımızın talep ve beklentileri, sahada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Misafirperverlikleri ve eğitime dair yapıcı yaklaşımları için Sayın Abdulkadir ALTAY’a teşekkür ederiz.
EYSEN olarak eğitim çalışanlarının sesi olmaya devam edeceğiz.
@ayhangokkaya27@MusMilliEgitim1
2025-2026 eğitim öğretim yılını; emek, fedakârlık ve gayretin yanında, yüreğimizi derinden yaralayan acılarla birlikte geride bırakıyoruz.
Bu yıl kimi zaman öğretmenlerimize, kimi zaman öğrencilerimize yönelik şiddet ve kayıplarla sarsıldık. Eğitim yuvalarında yaşanan her acı, hepimizin ortak acısıdır. Hayatını kaybeden öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi rahmetle anıyor; ailelerine, sevenlerine ve eğitim camiamıza sabır diliyoruz.
Yoğun bir yılı geride bırakan öğrencilerimize ve öğretmenlerimize huzurlu, sağlıklı ve güven içinde geçirecekleri bir tatil dönemi diliyoruz.
Okulların kapanmasıyla birlikte görev ve sorumlulukları devam eden eğitim yöneticilerimize ise çalışmalarında kolaylıklar diliyor; eğitimin tüm paydaşlarına emekleri için teşekkür ediyoruz.
Yeni eğitim öğretim yılının; şiddetten uzak, güvenli, huzurlu ve umut dolu bir yıl olması dileğiyle…
YÖNETİCİ YETİŞTİRME PROGRAMINDA TAKVİM BELİRSİZLİĞİ GİDERİLMELİDİR
2026-MEB-EKYS’ye katılarak geçerli puan alan binlerce eğitim çalışanı, Yönetici Yetiştirme Programı’na katılmaya hak kazanıp kazanmadığını hâlen öğrenememiştir.
Bakanlık tarafından başvuruların 24-26 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacağının belirtilmesine rağmen, başvuru sürecinin henüz başlatılmamış olması; adayların eğitim, görev ve yer değiştirme planlamalarını sağlıklı bir şekilde yapmalarını engellemekte, belirsizlik nedeniyle ciddi mağduriyetlere neden olmaktadır.
Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası (EYSEN) olarak;
- Yönetici Yetiştirme Programı başvurularının bir an önce alınmasını,
- Programa katılmaya hak kazanan adayların gecikmeksizin açıklanmasını,
- Sürecin açık, şeffaf ve öngörülebilir bir takvimle yürütülmesini talep ediyoruz.
Ayrıca, programın yalnızca görev yapılan ilde uygulanması yerine farklı illerde veya çevrim içi olarak alınabilmesine imkân tanınmasının, eğitim çalışanlarımızın yaşadığı mağduriyetleri önemli ölçüde azaltacağına inanıyoruz.
Belirsizliklerin ortadan kaldırıldığı, planlı ve öngörülebilir bir sürecin tüm adayların en doğal hakkı olduğunu bir kez daha vurguluyor; Millî Eğitim Bakanlığını süreci ivedilikle netleştirmeye davet ediyoruz.
Aile Yılı bitti, aile birliği mağduriyeti bitmedi!
2023 Eylül atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimiz, mazerete bağlı yer değişikliği kılavuzundaki tarihler nedeniyle aile birliği tayini isteyememektedir.
2025 yılının “Aile Yılı” olarak ilan edildiği bir dönemde aile kurumunun önemine sık sık vurgu yapılmışken, bugün öğretmenlerimizin eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden ayrı kalmasına neden olan bu mağduriyetin devam etmesi kabul edilemez.
EYSEN olarak daha önce Bakanlığımıza ilettiğimiz talebimizi bir kez daha yineliyoruz:
2023 Eylül ataması öğretmenlerimizin aile birliği hakkından yararlanabilmesi için acilen düzenleme yapılmalıdır.
Aile birliği ertelenemez.
Öğretmen ailelerinden koparılamaz.
#eysen #atama #meb
#2023eylülatamasıailebirliği
@tcmeb
EĞİTİM, GÜDÜMLÜ KALEMLERİN VE SENDİKAL AMBARGOLARIN SAVAŞ ALANI DEĞİLDİR!
Trabzon Günaydın gazetesinin 26 Mayıs 2026 tarihli nüshasında, tarafsız gazetecilik ilkelerini ayaklar altına alarak açıkça bir algı operasyonuna hizmet eden köşe yazısını hayretle ve ibretle takip ettim. Trabzon EYSEN İl Başkanımızı ve sendikamızın ilkeli duruşunu hedef alan, satır aralarına gizlenmiş tehditler ve manipülasyonlarla dolu bu yazıya karşı, EYSEN Genel Başkanı olarak gerçekleri haykırmak liyakat, adalet ve bağımsızlık mücadelemizin bir gereğidir.
1. Müfettiş Kararından Çekinmesi Gerekenler, Usulsüzlüğe Çanak Tutanlardır
Yazıda "Şimdi Gözler Müfettiş Kararında" denilerek, sanki sendikamız ya da il başkanımız bir suçluluk psikolojisi içindeymiş gibi bir hava yaratılmak istenmektedir. Malum sendika açık açık Bakanlık müfettişi talep ediyormuş. Şunun net olarak bilinmesini isterim: EYSEN, kurulduğu ilk günden bu yana adaletin, şeffaflığın ve liyakatin en kararlı savunucusudur.
Bakanlık müfettişlerinin sürece dahil olması, bizim için ancak ve ancak gerçeklerin ortaya çıkması adına bir memnuniyet vesilesidir. Ankara’nın bu dosyaya nasıl yaklaşacağı merak ediliyormuş; Ankara da, taşra da gayet iyi bilir ki adalet, birilerinin "talep ve talimatları" doğrultusunda değil, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda tecelli eder. Müfettiş istemeyi bir güç gösterisi sananlar, kendi usulsüzlüklerinin ve baskıcı pratiklerinin üzerini bu şekilde örtemeyeceklerini çok yakında anlayacaklardır.
2. "Öğretmenlerin Huzursuz Olduğu Yerde Eğitim Huzurlu Olmaz"
Yazının başlığına üstünkörü fırlatılan o ifadeyi doğru okumak gerekir: Evet; öğretmenlerin huzursuz olduğu yerde eğitim huzurlu olmaz! Ancak öğretmeni huzursuz eden şey EYSEN’in adalet mücadelesi değil; okullara, ilçelere kabus gibi çöken o malum sendikal baskı ortamıdır. Friedrich Nietzsche’nin de ifade ettiği gibi; "Sürünmeye rıza gösterenler, ezildikleri zaman şikayet etmemelidirler." Biz, eğitim çalışanlarının sürünmesine de, ezilmesine de, omuzlarındaki baskıyla huzursuz edilmesine de asla müsaade etmeyeceğiz.
Birilerinin "huzur" dediği şey, öğretmenlerin haksızlıklara karşı çıkamadığı, sesini çıkaramadığı bir mezarlık sessizliğidir. Biz o kirli sessizliği bozmaya, öğretmene kaybettiği huzuru ve saygınlığı geri vermeye geldik. EYSEN, hiçbir gücün karşısında eğilmez, bükülmez. Gerçek huzur, birilerinin hegemonyasıyla değil; adaletin, liyakatin ve öğretmenin emeğine saygının tam bağımsız bir şekilde tesisiyle kurulur.
3. Eğitim Camiasını Birbirine Düşürenler, Kamu Gücünü Sendikal Tekelleşme İçin Kullananlardır
Köşe yazarı, "Bir ilçede eğitim camiası birbirine düşerse, kaybeden bütün bir eğitim sistemi olur" diyerek güya bilgece bir uyarıda bulunuyor. Bu timsah gözyaşlarına karnımız tok!
Eğitim camiasını birbirine düşüren;
Kendi sendikasına üye olmayan idareciyi, öğretmeni ötekileştirenlerdir.
Makam odalarını sendika irtibat bürosuna çevirenlerdir.
Liyakati ve liyakatli atamaları hiçe sayıp, sadece "bizim sendikadan" diyerek koltuk dağıtanlardır.
Eğitim kurumlarını siyasi ve sendikal savaş alanına çeviren arıyorsanız, Trabzon EYSEN’e değil, kamu gücünü arkasına alıp eğitim çalışanları üzerinde tahakküm kurmaya çalışan güdümlü yapılara bakacaksınız.
Son Söz...
Trabzon Günaydın gazetesinin bu kalemi, kimlerin siparişiyle bu yazıyı yazmış olursa olsun, EYSEN Genel Başkanı olarak ilan ediyorum: Biz Trabzon’da da, Türkiye’nin dört bir yanında da dik durmaya, haksızlıkların üzerine yürümeye devam edeceğiz. Bizim tek derdimiz, yazarın da kelime oyunlarıyla manipüle etmeye çalıştığı gibi: Gerçeğin neyse onun ortaya çıkmasıdır.
Çocuklarımızın geleceğini şekillendiren eğitim kurumlarını, koltuk sevdalısı sendikal ağaların ve onların tetikçiliğini yapanların insafına bırakmayacağız. Eğitim sisteminin asıl kaybedeni; bu kirli ilişki ağları, kazananı ise her şeye rağmen hakkı ve liyakati savunan EYSEN olacaktır!
Ayhan GÖKKAYA
EYSEN Genel Başkanı
@eysensendikasi
#eysen
@Trabzon_MEM
BİR ÖĞRETMENİN ARDINDAN SESSİZLİK NEDEN?
Ağrı ili Hamur ilçesinde görev yapan öğretmenimiz Irmak Ayşe KOPARAN’ın hayatını kaybetmesi, eğitim camiamızda derin bir üzüntüye neden olmuştur.
Böylesine acı bir olayın ardından beklenen; ilgili kurumların, meslek örgütlerinin ve eğitim camiasının ortak bir insanî hassasiyet göstermesidir.
Ancak ne yazık ki öğretmenimizin görev yaptığı ilçe düzeyinde kurumsal sayfalarda kamuoyuna yansıyan bir başsağlığı mesajı ya da taziye paylaşımı görülmemiştir.
Daha da üzücü olan ise, öğretmenimizin üyesi olduğu belirtilen sendikanın da bu acı olay karşısında beklenen duyarlılığı kamuoyuna yansıtmamış olmasıdır.
Buradan sormak istiyoruz:
Bir öğretmenin ardından susmak nasıl açıklanabilir?
Üyesi hayattayken sorunlarıyla, vefatından sonra ise hatırasıyla sahiplenilmeyecekse sendikal sorumluluk ne zaman yerine getirilecektir?
Sendikacılık yalnızca yetki, aidat ve temsil makamlarından mı ibarettir?
Bir öğretmenin acısı karşısında birkaç cümlelik başsağlığı mesajı dahi neden çok görülmektedir?
Bu mesele sendikal rekabet meselesi değildir.
Bu mesele, bir eğitim çalışanına verilen değerin, mesleki dayanışmanın ve insanî sorumluluğun meselesidir.
Sendikalar, üyelerinin yalnızca özlük haklarını değil; onurunu, emeğini, hatırasını ve sesini de sahiplenmek zorundadır.
Öğretmenlerimiz sadece görev yaparken değil, aramızdan ayrıldıklarında da saygıyla anılmalıdır. Kurumsal sessizlik, bu acıyı daha da derinleştirmektedir.
Bir öğretmenin ardından sessiz kalınmamalıdır.
EYSEN’den Trabzon İl Millî Eğitim Müdürlüğüne Ziyaret
Genel Başkanımız Ayhan GÖKKAYA ve Trabzon İl Temsilcimiz Taha Yasin BASTEM, Trabzon İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Hasan UYGUN’u makamında ziyaret etti.
Ziyarette; eğitimcilerimizin sahada karşılaştığı sorunlar, çözüm önerileri ve sendikamızın eğitim camiasına yönelik çalışmaları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
EYSEN olarak; adalet, ehliyet ve liyakat ilkeleri doğrultusunda eğitimcilerimizin sesi olmaya devam edeceğiz.
Nazik kabulleri ve misafirperverlikleri için Trabzon İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Hasan UYGUN’a teşekkür ederiz.
#EYSEN
#Trabzon
Irmak Öğretmen’in Sesi Duyulmalı, İddialar Tüm Yönleriyle Araştırılmalıdır
Ağrı ili Hamur ilçesinde görev yapan öğretmenimiz Irmak Ayşe KOPARAN’ın hayatını kaybetmesi eğitim camiamızı derinden üzmüştür.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve öğretmenimizin yakın çevresiyle yaptığı belirtilen yazışmalarda; görev yaptığı okulun ulaşım imkânları, barınma koşulları, lojman durumu, yüksek ulaşım maliyetleri ve görev yeriyle ilgili başvurularına ilişkin ciddi iddialar yer almaktadır.
Bu iddialar; herhangi bir kişi ya da kurumu peşinen suçlamak amacıyla değil, bir eğitim çalışanının yaşamını doğrudan etkileyen çalışma koşullarının açıklığa kavuşturulması amacıyla ciddiyetle ele alınmalıdır.
EYSEN olarak çağrımız nettir:
Irmak öğretmenimizin vefatına giden süreçte;
görev yeri koşulları, ulaşım ve barınma imkânları, yaptığı iddia edilen başvurular, ilgili kurumların bu başvurulara yaklaşımı ve varsa ihmaller tüm yönleriyle şeffaf biçimde incelenmelidir.
Bir öğretmenin “ulaşım yok, kalacak yer yok, günlük yüksek taksi ücreti ödemek zorundayım” şeklindeki beyanları görmezden gelinemez.
Eğitim çalışanlarının görev yaptığı yerlerde güvenli ulaşım, insani barınma ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmak zorundadır. Hiçbir eğitim çalışanı çaresizlik, yalnızlık ve çözümsüzlük içinde bırakılmamalıdır.
Irmak öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine, sevenlerine ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Bu acı olayın bütün yönleriyle araştırılmasını, varsa ihmal ve sorumlulukların ortaya çıkarılmasını kamu vicdanı adına bekliyoruz.
Eğitim çalışanlarının sesi duyulmalı, hiçbir öğretmen yalnız bırakılmamalıdır.
@Yusuf__Tekin@tcmeb@tcagrivaliligi@agrimem@HamurMEM1
ZAM ERİDİ, ALIM GÜCÜ DÜŞTÜ: REFAH PAYI ARTIK ZORUNLULUKTUR!
Mayıs ayı enflasyon verileri, kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK verilerine göre Mayıs 2026’da TÜFE aylık %1,71, yıllık %32,61 artmıştır.
2026 yılının ilk beş ayında enflasyon %16,61’e ulaşmış; memura yılın ilk yarısı için verilen %11’lik zam daha Haziran ayı gelmeden erimiştir.
Üstelik Merkez Bankası da yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü güncelleyerek 2026 yılı için %26 olarak açıklamıştır.
Ancak artık açıkça görülmektedir ki sadece enflasyon farkı vermek yeterli değildir. Çünkü enflasyon farkı, kaybedilen alım gücünü telafi etmemekte; kamu çalışanını aylar boyunca eriyen maaşla yaşamaya mahkûm etmektedir.
EYSEN olarak çağrımız nettir:
Kamu çalışanlarına oluşan enflasyon farkı eksiksiz verilmelidir.
Maaş artışlarına ayrıca refah payı eklenmelidir.
Toplu sözleşme zamları, tahminlere değil gerçek hayat pahalılığına göre yeniden değerlendirilmelidir.
Bugün kamu çalışanları; kira, ulaşım, gıda, eğitim ve temel ihtiyaçlar karşısında her ay biraz daha zorlanmaktadır. Masa başında belirlenen oranlar, çarşıda, pazarda ve markette karşılık bulmamaktadır.
Memurun maaşı enflasyona ezdirilmemeli; kamu çalışanına sadece fark değil, gerçek bir refah payı verilmelidir.
EYSEN büyüyor, teşkilatımız güçleniyor!
Gaziantep ilimiz, 400 üye sayısını geçerek şubeleşme statüsüne ulaşmıştır.
Bu önemli başarıda emeği, katkısı ve desteği bulunan tüm üyelerimize, Gaziantep il yönetimimize ve teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyoruz.
Eğitimcilerin sesi, Gaziantep’te artık daha güçlü yankılanacak.
Gaziantep Şubemiz hayırlı olsun.
EYSEN
Tarafsız, Bağımsız ve İlkeli Sendikacılık