Kamuoyuna duyuru
Bugün Samandağ Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına giderek ifademi verdim.
İfademde, 30 yıllık gazetecilik hayatımda hiçbir zaman şiddeti savunan, halkı kin ve nefrete sevk eden tek satır cümlem olmadığını, söz konusu konuşmamda şiddet ve çatışma isteyenlere karşı Suriye devletinin aklı selimle davrandığını anlattığımı söyledim. Buna rağmen, art niyetli çevrelerin sözlerimi çarpıtarak başlattığı kampanya nedeniyle durumu yanlış anlayan, üzülen, travmaları tetiklenen iyi niyetli Alevi, Nusayri kardeşlerim varsa onlardan da özür dilediğimi söyledim. Katliam çağrısı yaptığım iddialarını şiddetle reddettim ve adliyeden ayrıldım.
Bu vesileyle bir konuyu netleştirmek isterim.
Beni tanıyan herkes bilir ki nezaketimi, saygımı ve sağduyumu en zor zamanlarda bile korumaya çalışan biriyim. Hakkımda açılmış tek bir hakaret, kin ve nefrete teşvik davası dahi yoktur.
Çok netameli, riskli, zorlu konuları yıllardır canlı yayınlarda özenle anlatıp, yazıp halkı bilgilendirmeye çalışıyorum. İnsanım, tabi ki bazen meramımı doğru anlatamamış olabilirim. Ancak niyetimin, hissiyatımın, sağduyumun sorgulanmasını ve çarpıtılmasını asla kabul etmem.
5 gündür belli bir çevre tarafından linç ediliyorum. Aileme, çocuklarıma, inancıma yönelik hakaretler, küfürler tahammül edilemez boyutlara ulaştı. Nereden cesaret aldığını bilmediğim kişilerin tehditleri sürekli devam etti.
Ahlaka, dine, inanca, hukuka sığmayan paylaşımları yapanlar hakkında hukuki işlemlerin yapılması için yargıya başvurdum. Bu hadsiz, cüretkar ve art niyetli kişiler için yargımızın gereğini yapacağına inanıyorum.
Gelişmeleri iyi takip edenlerin meselenin “Kemal Öztürk” olmadığını anladıklarını memnuniyetle görüyorum. Asıl hedef Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci, bunu yönetenler, sahip çıkanlar ve medyada savunanlardır. Benim üzerimden süreci yıpratmak ve savulmaz kılmak için yapılmış bir kampanyanın başarısız olacağı da anlaşılmaya başlanmıştır.
Bu süreçte olaylardan habersiz, iyi niyetli, ülkesine, devletine bağlı Alevi, Nusayri vatandaşlarımızın hukuklarına zarar gelmemesi, üzülmemeleri için özen gösterilmesini özellikle istirham ederim. Onların varlığını ve duygularını istismar eden art niyetli kişilerle bu vatandaşlarımızın ayrı tutulması sürecin selameti için ehemmiyet taşımaktadır.
Bu süreçte bana destek olan aileme, devlet büyüklerimize, avukatlarıma, meslektaşlarıma, dostlarıma, okur ve takipçilerime şükranlarımı sunuyorum.
Bugünden itibaren Güçlü Türkiye, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini daha bir azimle ve istekle savunmak için çalışacağımın özellikle bilinmesini isterim.
Kamuoyunda saygıyla duyurulur.
İsrail'de nüfusun ve siyasi liderlerin kahir ekseriyetinin gözü o kadar dönmüş ki ülkenin uzun vadede hayatta kalma stratejisi kalmamış. Bunu eski bir ABD büyükelçisi çok güzel anlatmış. "Önüne gelene silah çekmek hayatta kalma stratejisi değildir."
Halbuki İsrail'i oluşturan dini grup uzun vadeli stratejiler yapmasıyla bilinir. Ama iktidar onları bozmuş demek ki.
Tabii ki dünyada sözü geçen, güçlü, zengin devletlerdeki nüfuzlarına güveniyorlar. Dalga tersine döndü oralarda. Farkındalar bunun. Ama bunu değiştireceklerine inanıyorlar. Çünkü kibirleri her şeyin ötesinde. Zaten genellikle kibir felaketin kıvılcımıdır.
BBC Türkçe AK Parti’nin 25. Yılı nedeniyle benimle de röportaj yapmak istedi.
Soruları gördüğümde röportajı hazırlanlayanların AK Parti’nin çeyrek yüz yıllık hikayesini anlatmayı değil, o hikayedeki sorunları, tartışmaları ön plana çıkarmayı amaçlandığını gördüm. Bu nedenle röportajı kabul etmedim.
Türkiye’de batılı ve büyük devletlerin Türkçe yayınlarının neredeyse tamamında aynı tavrı görüyorum. Kendi devletlerinin propagandasını yapıp, muhalif fikirleri daha çok öne çıkartıyor.
Hiçbirinde iktidara yakın gazeteci çalışmıyor. Bu ülkelerden gelen fonların da neredeyse tamamı muhalif medyaya gidiyor.
Devletler böyle çalışır, kanuna aykırı değildir ama “özgür medya” söylemine bürünmeleri beni çok rahatsız ediyor.
Bugün iktidarın ya da iktidar medyasının tartışılır uygulamaları olduğu doğrudur, bunu özeleştiri kültürüyle kendi içinde tartışıp çözmesi doğru olan tutumdur.
BBC ya da benzer kurumlar için “özgür medyayı temsil ediyor” diyenlerin daha dikkatli olmalarını öneririm.
@bbcturkce
Sahabiler, Peygamber Efendimizle (SAV) konuşurken söze, “Anam babam sana feda olsun Ya Resulullah” şeklinde başlarlardı. Bu sözde aydınlar (!) milyonlarca insanı ne vakit anlayacak.
Gözaltı ile aslında hukuk işletiliyor. Aksi durumda milyonların öfkesi harekete geçer.
AK Parti neden her girdiği seçimi kazanıyor?
1950’den bu yana sağ partiler neden iktidarda?
Öyle uzun, karmaşık, derin analizlere gerek yok.
Hz. Peygamber’e ve Kur’an’a hakaret eden bir şaklabana CHP başta olmak üzere kimlerin sahip çıktığını, savunduğunu, kolladığını millet görüyor.
Hz. Musa ve Musevilere hakaretin, Alevilerle ilgili şakaların “ifade özgürlüğü” sayılmadığı, Atatürk’ün yasayla korunduğu bir düzlemde Hz. Peygamber ve Kur’an’a hakaretin “ifade özgürlüğü” denilip hoş görülmesini millet her seferinde not ediyor; bu ikiyüzlülüğün altındaki öfkeyi, nefreti, hıncı, kini hissediyor. Sandık başına gittiğinde de hesabını soruyor.
İyi ki hukuk var, sandık var. Yoksa, kutsallarına hakaret edildiğinde sabırla bekleyen bu milleti kimse evinde tutamazdı.
AK Parti neden her girdiği seçimi kazanıyor?
1950’den bu yana sağ partiler neden iktidarda?
Öyle uzun, karmaşık, derin analizlere gerek yok.
Hz. Peygamber’e ve Kur’an’a hakaret eden bir şaklabana CHP başta olmak üzere kimlerin sahip çıktığını, savunduğunu, kolladığını millet görüyor.
Hz. Musa ve Musevilere hakaretin, Alevilerle ilgili şakaların “ifade özgürlüğü” sayılmadığı, Atatürk’ün yasayla korunduğu bir düzlemde Hz. Peygamber ve Kur’an’a hakaretin “ifade özgürlüğü” denilip hoş görülmesini millet her seferinde not ediyor; bu ikiyüzlülüğün altındaki öfkeyi, nefreti, hıncı, kini hissediyor. Sandık başına gittiğinde de hesabını soruyor.
İyi ki hukuk var, sandık var. Yoksa, kutsallarına hakaret edildiğinde sabırla bekleyen bu milleti kimse evinde tutamazdı.
🔴AB Yüksek Temsilcisi Kallas’a sordum:
İsrail uluslararası hukuku ihlal etmeye devam ederken AB ile ilişkilerin geleceği ne olacak?
Sizinle konuşmak istemeyen biriyle nasıl diyaloğu sürdürebilirsiniz?
Not for genocide.
Not for war crimes.
Not for occupation.
Not for colonisation.
Not for invasion.
Not for torture.
But for trading stolen grain, maybe.
🔴 AB'ye sordum: Türkiye'yi Çin ve Rusya'yla aynı kefeye koyarak harekete geçilmesi gerektiğine işaret eden AB Başkanı Von der Leyen, Türkiye'nin NATO'ya üye ve AB'ye aday ülke olduğunun farkında mı?
L'annessione della Cisgiordania, con i soldati complici dei coloni. Gaza annientata. L'avanzata in Libano. Il confine violato in Siria. La guerra all'Iran. Pulizia etnica e massacri. Così la destra sionista dà forma al Grande Israele
Il numero de L’Espresso, in edicola e su app
Israel killed this little Palestinian girl in Gaza today.
They shot her while she was sitting in class inside a tent in Beit Lahia.
She was only 9 years old.
No headlines. No outrage. No condemnation.
Not a peep from the “international community.”
Palestinian girl, Ward Khalil, emerges alive from a raging fire, but her mother and two of her siblings are killed in Israeli air attack.
Please don’t forget about her. Repost this.
Katil İsrail askerlerinden kan donduran işkence!
Canilikte sınır tanımayan İsrail askerleri, 18 aylık bebeğin üzerinde sigara söndürdü. İsrailli haydutlar, Gazzeli bebeğe sivri cisimlerle de zarar verdi.