Gösterişe, abartıya, başka birilerinin etkisiyle sarsılabilen temeli olmayan insan ilişkilerine değil; İnceden yapılan güzelliklere, nazik duruşa, ağır başlılığa ve çıkarsız sevgiye inanıyorum. Kendi halindeliğe, omurgalı duruşa ve arkası dolu cümlelere inanıyorum...
Sessizce uzaklaşan kadın
Bazen en tehlikeli vedalar bağırarak olmaz. Kapıyı çarpmazsın, hesap sormazsın, uzun mesajlar yazmazsın. Sadece yavaş yavaş çekilirsin. Önce beklentini alırsın içinden. Sonra umudunu. Sonra sesini. Ve en son kalbini. Dışarıdan bakana hiçbir şey olmamış gibi görünür ama içeride koskoca bir kadın toparlanıyordur.
Kadın gitmez aslında. Yorulur. Sürekli anlayan taraf olmaktan yorulur. Hep bekleyen, hep idare eden, hep alttan alan olmaktan yorulur. Sevilmek için çabalaması gerektiğini sanmaktan yorulur. Bir noktada şunu fark eder: Sevgi mücadele değil, karşılık olmalı.
Erkek genelde bunu geç anlar. Kadın sustuğunda rahatladığını sanır. Sorun kalmadı zanneder. Oysa kadın sustuysa artık anlatacak bir şey kalmamıştır. İçindeki konuşmalar bitmiştir. İşte o sessizlik, dönüşü olmayan yerin başlangıcıdır.
Kadın giderken dramatik olmaz. Yeni birini hayatına almaz hemen. Sosyal medyada şov yapmaz. Sadece kendine döner. Kendini hatırlar. Eskiden ertelediği hayallerine bakar. Aynaya başka türlü gülümser. Ve fark etmeden güçlenir.
En acı olan da şudur: Erkek çoğu zaman kadının gidişini değil, kadının yokluğunda kendi boşluğunu fark eder. Kadın artık cevap vermediğinde, aramadığında, sormadığında… O zaman başlar “acaba”lar. Ama bazı kadınlar bir kez içinden gitmişse, geri dönmez.
Bu yazı kimseye sitem değil. Bu bir hatırlatma. Sevgi ertelenecek bir şey değil. İlgi lüks değil. Emek tek taraflı görev değil. Ve bir kadın sessizleştiyse, artık bağıracak bir kalbi kalmamıştır.
Kendi yolunu kabullen. Kendi hikayeni sev. Olduğun yeri oldur. Olmayanı yok say. Hayat, olmayana ağıt yakacak kadar uzun değil. https://t.co/lsd40l1uuh
EZEL dizisinde bahsi geçen kitaplar:
Oscar Wilde, Reading Zindanı Baladı
Dostoyevski, Kumarbaz
Henri Charriere, Kelebek
Edip Cansever, Bun Ruhi Bey Nasılım
Alexandre Dumas, Monte Kristo Kontu
Vıctor Hugo, Sefiller
Wladimir Bartol, Alamut Kalesi
Ömer Hayyam, Rubailer
Amin Maalouf, Semerkant
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Divan-ı Kebir
İvan Turgenyev, Babalar ve Oğullar
Kinyas ve Kayra, Hakan Günday
Tepkiler - Abidin Uyar
Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Luchino Visconti,Leopar
Oğuz Atay,Tutunamayanlar
Fyodor Dostoyevski, Budala
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevi
İbn Hazm, Güvercin Gerdanlığı
Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi
William Shakespeare, Macbeth
Edip Cansever, Sonrası Kalır
Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna
Birhan Keskin, Yol
Halit Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah
Emrah Serbes, Erken Kaybedenler
Allah tufan geliyor dedi Nuh'a, dua et demedi sağlam bir gemi yap dedi. İnanan ayet, inanmayan masal desin ama gerçeğimiz bilimdir. Allah'ın emridir. Japonlar doğanın gerçeği diye uyguluyor, sen Allah'ın emri olmasına rağmen... Yıl 2025 toprağa sakinlik ver diye dua etmek... peki
Her yıl aynı filmin daha dramını izliyoruz . Neden önlemler genişletilmiyor ? Neden bunca yangın için elimizden sadece dua etmek geliyor ? Neden ya neden !!! #bursayanıyor
•Yaşasın Cumhuriyet,
•Yaşasın Türk Devleti,
•Yaşasın Türk Milleti,
•Yaşasın Türk Vatanı,
•Yaşasın Türk Bayrağı,
•Yaşasın Türk Ordusu;
#NeMutluTürkümDiyene