Bir not düşeyim…
Yazdığım her satırın muhatabı önce kendi nefsimdir. Kimseye ders vermek, kimseyi yargılamak gibi bir niyetim yok. Buna ne hakkım vardır ne de haddim. Mücadelem de muhasebem de yalnızca kendimledir.
Ey nefsim…
Güneş tutulduğunda gökyüzüne bakıp hayran kalmakla yetinme.
Rabbimizin kudretini hatırla, O’na yönel ve Küsûf namazıyla huzurunda dur.
Çünkü bazı gökyüzü olayları sadece seyredilmek için değil, tefekkür edilmek için vardır.
@dlbr___ Allah, kullarının yaptığı duaları 3 şekilde kabul edermiş:
1) Ya aynısını verir,
2) Bekle der, iyisini verir,
3) İstediğini hiç vermez,fakat sonra en güzelini verir.
Rab size istediğinizi değil, en güzelini nasip etmesi duasıyla.
7) Ayrılıyordum ama kalbimin bir yanı orada kalmıştı.
O gün anladım ki bazı acılar yıllarla eksilmiyor; insanın içine yerleşiyor.
Rabbim hiçbir anneye, hiçbir babaya evlat acısı yaşatmasın.
Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. 🙏
6) Elleriyle mezarın toprağını okşamıyordu. Sanki yavrusunu okşuyordu.
Üzeri topraktı. O bu âlemde değil, görmüyordu.
Sarılmak için mezarına yatmıştı. Toprağa değil, yavrusuna sarılmıştı.
Dayanamadım gidemedim.
Üç saat kaldım. Duamı yaptım. Sonra müsaade isteyip ayrıldım.
5) Oyuncakları gözlerini kapatarak kokluyordu.
Bana döndü:
“Biliyor musun ablası, Yusufum oyuncakları, hele arabaları çok severdi. Gel, sen de otur konuşalım.” dedi.
“Ben her gün gelirim, saatlerce kalır, oyuncaklarını temizlerim. Yusufum da oynar.” dedi.
4) Bana aldırmadan konuşuyor, anlatıyordu.
“Yusufum, oyuncaklarını sevdin mi annem, oynuyor musun? Kırılsa da ben yenisini alırım annem. Sen üzülme.”
diye Yusufçuğuyla konuşuyordu.
Dayanamadım ama bırakıp da gidemedim. Yaklaşık bir saat bekledim.
3) Mezarlıkta dikkatimi çeken bir manzara vardı.Bir kadın mezarın başında oyuncakları temizliyordu.“Kimsiniz?”diye sordum.
Ciğerimi yakancevap hâlâkulaklarımda çınlıyor:
“Yusufçuğun annesi.”
Temizliğine devam ediyor,hemde Yusufçuğuyla konuşuyordu.Annenin biraz gerisinde durdum
2) Beş yıl önce yaşadığım bir olay. Hatırladıkça çıldıracak gibi oluyorum. Hâlâ annenin feryadı,ağıdı rüyalarıma giriyor.
Ege’nin şirin birilçesinde bir tanıdığımızı ziyarete gitmiştik. Bir arkadaşının taziyesine birlikte gitmeye karar verdik. Dua etmek için mezarlığa da gittik.
BİR MEZAR TAŞININ HİKÂYESİ
1) Bugün size yukarıdaki mezar taşının hikâyesini anlatacağım.
Bu satırlarda bir annenin evladına duyduğu özlemi, sabrını ve dinmek bilmeyen hasretini bulacaksınız.
Bu fotoğrafı, Yusufçuğun annesiyle mezarı başında tanıştığım gün çektim.
+++