Sarı sitede araç ilanı verdiyseniz okuyun.
Biri sizi arayacak. "Doktorum, araca talip oldum" diyecek.
Sonra şunu söyleyecek: "Hastaneden izin almam lazım. Ama izin verebilmeleri için kapora gönderdiğimi kanıtlamam gerekiyor. IBAN'ını ver. Güvenli kapora sistemiyle para göndereceğim."
Yani: önce sizi güvende hissettiriyor. Sonra IBAN istiyor.
"Güvenli kapora sistemi" diye bir şey yok. Güvenli ödeme sistemiyle karıştırmayın.
Asıl tehlike ve önemli nokta şu: IBAN'ı aldıktan sonra bankadaki "Ödeme iste" butonuyla sizden para talep edebiliyor. Dikkat etmeyip onaylarsanız para gidiyor. Üstelik açıklama kısmında kapora/cayma parası yazmıyor. Geri almanız zor.
🔴 "Güvenli kapora sistemi" diyene güvenmeyin. Böyle bir sistem yok.
🔴 Mobil bankacılıkta işlem yaparken "ödeme iste" yöntemiyle sizden talepte bulunulmuş ise dikkatli olun.
📍Konya’da yüksek gelen doğal gaz faturasına isyan eden vatandaş:
“Elimde bir fatura var, ben bir ay boyunca doğal gaz yakmadım. Sadece bir hafta, o da çok soğuk olduğu için ve bazı geceler yaktım.
Gelen fatura 3840 TL. Kara kışlarda bile gelmeyen fatura gelmiş. Siz neye göre yazıyorsunuz bu faturaları? Canımızı mı istiyorsunuz!
Bu eve 35 bin TL para girdi bu ay, 20 bini kiraya gitti ve şu an bu evde para yok. Ben bu faturayı ödeyemeyeceğim, nasıl ödeyeyim??""
Keklik insan için önemli bir kuş türüdür.
Çünkü bir keklik hayatı boyunca yaklaşık 1 milyon kene yer.
Keklik yemezsen ölmezsin, ama keklik olmazsa Kırım Kongo nedeniyle ölebilirsin.
Avcılara duyurulur.
📍Keklik insan için önemli bir kuş türüdür. Çünkü bir keklik hayatı boyunca 1 milyon tane kene yer. Keklik yemezsen ölmezsin, ama keklik olmazsa kırım kongodan ölebilirsin..Avcılara Duyurulur..‼️❌️
Gözaltında ve cezaevinde kötü muamele ve işkence konusunda mağdurların beyanı dışında resmi makamların basma kalıp açıklamalarına asla inanmam.
Tecrübeyle sabittir. İşkence yaparlar, kötü muamele yaparlar ama inkar ederler, örtbas ederler, kılıf uydururlar ve cezasızlık zırhıyla ödüllendirilirler. Bu açıdan 12 Eylül dönemi ile bugünün bir farkı olduğuna inanmıyorum.
Resmi makamların yapması gereken basma kalıp red açıklamaları değil, iddialar karşısında etkin bir soruşturma ve ardından yargılama ve cazalandırmadır.
Kolluğun kötü muamele ve işkencesini önlemenin en etkin yolu budur.
Hiçbir işkenceci, kötü muamele ve işkence yaptığını kabul etmez. İşkence ve kötü muamele suçtur.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, vize şirketleriyle ilgili yeni iddialarda bulundu:
"Bu şirketler Adalet ve Kalkınma Partisinin bazı milletvekilleriyle, bazı bakanlarıyla -eski, yeni milletvekilleriyle ve bakanlarıyla- ilişkileri olan şirketler; bu kadar açık söylüyorum, bunu bütün Türkiye duysun, bütün dünya duysun.
Gelin hep beraber bunun üzerine gidelim.”
Murat Ağırel'in Kıyafet Kumbaralarındaki Büyük Vurgun Anlatısı:
🔷 Biz millet olarak ihtiyaç sahiplerine ulaşsın diye kıyafet bağışlıyoruz.
🔷 Belediyelerin koyduğu kıyafet kumbaralarını görünce ben de bu yardımların muhtaç insanlara gittiğini sanıyordum.
🔷 Ama araştırınca gördüm ki bazı firmalar bu kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermek yerine depolarda toplayıp yurt dışına satıyor.
🔷 Yani vatandaşın yardım niyetiyle verdiği malzemeler ticari bir kazanç kapısına dönüşüyor.
🔷 Üstelik Türkiye genelinde çok büyük bir ağ kurmuş durumdalar ve milyonlarca parça ürün topluyorlar.
🔷 Benim itiraz ettiğim nokta şu: Yardım amacıyla verilen bu eşyalar ihtiyaç sahiplerine ulaşmak yerine ticaretin konusu haline geliyor.
Tilkileri Kurtarmanın Yolunu Buldular.
İsviçre bir zamanlar kuduzla alışılmadık bir şekilde akıllıca savaştı: çitlerle değil, kitlesel yakalama ile ve yok etme ile değil, yemlerle.
Kuduz yıllar boyunca Avrupa'da, özellikle de İsviçre’de kızıl tilkiler arasında yayıldı. Bu hayvanlar geniş alanlarda hareket ediyordu, ormanlarda, tarlalarda ve çoğunlukla köylerin yakınlarında yaşıyorlardı.Bunları yakalamak çok zordu. Bir çok hayvan ile temas ediyorlardı ve buda virüsün giderek daha fazla yayılmasını sağlıyordu.
Hastalıklı hayvanları avlamanın veya tuzağa düşürmenin önceki yöntemleri sadece sınırlı başarıya sahipti. Hastalık sürekli artarak geri gelmeye devam etti.
Sonra İsviçreli araştırmacılar stratejiyi değiştirdi.
Tilkilerin peşinden koşmak yerine çözümü burunlarının önüne koydular. Özellikle tilkiler için çekici gelen güçlü kokuya sahip yiyecek yemleri geliştirdiler. Her yemde kuduz aşısı olan küçük bir kapsül vardı.
Yemler uçak ve helikopterlerden orman, tepe ve kırsal alanlara dağıtıldı. Kümes etraflarına,tilki yollarına gidebilecekleri her yere bu yiyeceklerden bırakıldı.Tilki bu yemekleri ısırınca kapsül açıldı, aşı vücuduna girdi ve hayvan korundu.
Tilkiler farkında olmadan kendilerini böyle aşılıyorlardı.
Yavaş yavaş vahşi yaşam nüfusunda bir koruyucu kalkan ortaya çıktı. Virüs, ona hala bulaşabilecek hayvan giderek azaldı ve sonunda birçok bölgeden kayboldu.
Bu hikaye, bilimin her zaman yüksek sesli ve muhteşem olmak zorunda olmadığını gösteriyor. Bazen en iyi çözüm, bir zamanlar problemi yayan hayvanların taşıdığı bir yem içine gizlenmiş küçük bir doz aşıdır.
Kızıl tilki ekosistemdeki türler arasındaki doğal dengeye büyük katkıda bulunur.
Hayvanları öldürmeden doğal yaşamı korumak,ekosistemi bozmamak bazen çaba ve küçük detaylarda saklıdır..
Kaynak National Geographic the Animals
İBB Davası'nın 47. günü son buldu.
Yaşatılanlar, anlatılanlar bütün salonu ağlattı. Biz gazeteciler gözlerimiz dolarak yazdık bu yaşatılanları.
O kadar zor ki her yönüyle şu dava. Bütün zorluklara rağmen emek veren gazetecileri takip edin ki her şey ama her şey duyulsun.
Bugün öne çıkanlar:
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
- Savcı çocuklarımla tehdit etii.
-Çıplak aramaya maruz kaldım.
-Evime gelenler cinayet polisiydi. Çocuklarıma su vermeme bile izin vermediler.
Eski Medya AŞ Genel Müdürü Elif Atayman:
-8 saat kelepçeli yolculuk yaptım, ellerim mosmor oldu.
Ekrem İmamoğlu:
-Ekrem İmamoğlu aranın ardından aşağı inerken "Tam yol ileri" diye seslendi. Bu esnada jandarma personeli müdahalesi ile yalpaladı ve düşecek gibi oldu. #İBBDavası
İBB Davası, 7 kadın tutukludan biri olan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in savunmasıyla devam ediyor.
Mahkemede oldukça soğukkanlı ve özgüvenli görünen Türker'in kariyeri dikkat çekici:
İsviçre’de eğitim almış. Önce Mimar Sinan'ı kazanmış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden sosyoloji yan dalıyla mezun olmuş. 2021 yılında Medya A.Ş'ye gelene kadar sırasıyla Yapı Kredi, Koçbank, BASF (Alman kimya şirketi), GlaxoSmithKline (İngiliz ilaç şirketi), OMV Petrol Ofisi (PO'nun Avusturya ortağı) ve HSBC Türkiye’de üst düzey görevlerde çalışmış. Aynı zamanda İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde de konuk konuşmacı olarak ders vermiş.
Savunmasından şimdiye dek öne çıkan bazı beyanları ise şöyle:
"Vatan Emniyet'e girdiğimde 'ben buradan çıkamam' diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı, tam bir kabus gibi. Bence cezaevi, Vatan Emniyet'teki nezarete göre gerçekten çok daha iyidir. Çıkarıldığım mahkemece 'rüşvet almak' suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim ama örgüt suçundan serbest bırakıldım. Sadece gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla, rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. İddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat yok. Rüşvete konu edilebilecek bir eylem de ileri sürülmüyor. İddianamede benimle ilgili Medya A.Ş.'nin genel müdürü sıfatıyla imzam bulunan bazı işlerde usulsüzlükler olduğu ileri sürülüyor"
“İddianamede İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nden tanıdığı kişilerin iştiraklerin başına getirildiği iddiası var. Ben İBB'den iş teklifi alana dek ne İmamoğlu'nu ne de Murat Ongun'u tanıyordum. Beylikdüzü'nde hiç çalışmadım. Kamuda 'talimat' kelimesi çok konuşuluyor ama ben talimat alacak biri değilim. Saygısızlık yapmak istemem ama Ekrem Başkan dahil kimse bana talimat veremez. Bana talimat verecek kişi annesinin karnından doğmadı.”
Nevşehirli bir doktorun kızı…Dedesi Nevşehir’deki üniversitenin arazinin bağışçısı. Aldığını geri verme kültürü ile büyüdüm derken bu örneği verdi.
İsviçre’de eğitim gördü. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu.
Yapı Kredi’de, Koç Grubu’nda üst düzey yöneticilik yaptı. Petrol Ofisi’nde İcra Kurulu Üyesi oldu. HSBC’de Grup Başkanlığı görevini yürüttü.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde ders veriyor. Türkiye’nin en başarılı öğrencilerine mentorluk yaptı.
Sonra kamuya geçti.
Bugün 15 aydır tutuklu olan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, hakim karşısında savunmasını yapıyor.
Mahkemede kendisini şöyle anlattı…
“Kadın-erkek eşitliğine değil, fırsat eşitliğine inanıyorum.”
“Kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptım. Uluslararası denetimlerden, iç denetimlerden, bakanlık ve Sayıştay denetimlerinden alnımın akıyla çıktım.”
Ve ardından şu cümleyi kurdu…
Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Kendisine hiç kimsenin yasadışı bir iş yaptıramayacağını da ekledi.
Peki bu kadar kusursuz bir kariyerin ardından neden kamuya geçti? Onu da yanıtladı.
“Bir nedeni başarma arzusuydu. Diğeri ise artık kendimi tekrar ettiğimi düşünmemdi. Bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi eğitim aldım. Aldığını geri vermek gerektiği öğretilerek büyütüldüm….”
TL değerli mi değil mi?
Serbest kur rejimi varsa bu sorunun anlamı olmaz. Piyasa ne diyorsa zaten öyledir. Eğer bir değerli veya ucuz olma durumu varsa zaten piyasa bunu kendi içinde düzeltir.
Serbest kur rejimi yoksa bu rejiminden ne zaman çıkıldığına bakılır. Eğer çok uzun zaman önce çıkıldıysa TL değerlidir. Ne kadar uzun zaman zaman önce serbest kur rejiminden çıkılmışsa o kadar değerlidir.
Mahkeme kararına uymayan kurumun açıkladığı enflasyon verileriyle hesap yapmak çok da anlamlı değildir. Bu hesapların anlamlı olması için öncelikle kurumun mahkemenin kararına uyması gerekir.
Serbest kur rejimine geri dönmek ne kadar uzarsa TL'nin daha da değerli olduğu görüşünün ağırlığının artacağını düşünüyorum.
O yüzden TL değerli değil hatta çok değerlidir. Öyle olmasa bugün döviz rezervlerini yakmak yerine kurun serbest piyasada fiyatlanmasına izin verilirdi. Madem izin verilmiyor, demek ki izin verilirse TL'nin hızla değer kaybedeceğinden korkuluyor.
Böyle bir korkunun olduğu yerde TL değerli değil veya az değerli demek bana inandırıcı gelmiyor.
Hesap üzerinden konuşmak lazım ancak TÜİK dışı bir hesap yapılmalı. O zaman hesap üzerinden gidelim.
İMAM HATİP KÖKENLİ BİR PROFESÖR NE SÖYLÜYOR?
ODTÜ öğretim üyesi, felsefe profesörü Yasin Ceylan, Habertürk’te Kübra Par’ın sorularını yanıtlıyor.
Ceylan’ın bir özelliği de imam hatip lisesi mezunu olması.
Söz gençliğe gelince Prof. Ceylan, “başarılı gençlik” yerine “dindar gençlik” yetiştirmenin doğru olmadığını söylüyor ve gerekçesini şöyle açıklıyor:
“Çünkü Müslüman, dünya mutluluğu peşinde değildir; öbür dünya mutluluğunu hedefler. İmam hatipte okudum, medreseden geliyorum. İslam’ın öngördüğü dünya, öbür dünyaya yatırımdır; buraya geçici bakar. Dünya mutluluğu ikinci plandadır, asıl mutluluk ertelenmiş mutluluktur. Bir insanın zihninde bu varken neden bu dünyada bu kadar başarılı olsun? Yatırımı öbür tarafa yapar.
İslam’ın Batı tipi bir medeniyet kurma ideali yoktur, ihtimali de yoktur. Batı medeniyetinde bilim, sanat, edebiyat, refah, neşe, şiir vardır. İslam böyle bir toplum öngörmüyor.
Ben de iddia ediyorum ki dünya mutluluğu olmadan başarı olmaz; dünya mutluluğu olmadan ahlak da olmaz. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, sevemez. Mutsuzlar arasında dayanışma da olamaz.”
📌 “Ya o insanlar ahirete çalıştıkları için mutlularsa?”
📌 “Bu, insan tabiatına aykırıdır. İnsan tabiatı bu dünyaya yönelik mutluluk ister. Dünyasını mükemmelleştirmeyen insan, kim olursa olsun mutsuzdur.”
Tanrı çirkin yaşlanmaktan ve ahir ömründe insanı tefessüh etmekten korusun!
"Piro" veya "Gandi" olarak anılmak varken giderayak ülkesine ve halkına kötülük eden muhteris bir ihtiyar olarak anılacak olmak ne hazin!
İnsanın etrafında mevki-makam arayan fırsatçılar biriktirmesi ama “hata yapıyorsun” diyecek dostlarının olmaması ne acı!
Nereden baksan trajedi ve boşa harcanmış bir ömür!
Ama bedeli koca bir ülke ödüyor!
🟠Arkadaşlar bu dolap bizim milli birliğimizdir. On aydır kirasını ödeyemeyen bir öğretmen kardeşimin dolabı. Çocuklarının bilgisayarını onları doyurmak için dün ağlayarak Kadıköy'de pasajda sattı. Bir parça pirinç, yağ ve un alabilmiş.
⏬
Evlilik yüzüğünü de geçen hafta satmış. Şimdi ne kira verebiliyor ne de evi geçindirebiliyor. Borcu borçla öderken çocuğu hastalanıyor sonra borç büyüyor. Şimdi faiz ödüyor sadece. Kime gitti ise eli boş dönmüş. Kendisini on iki senedir tanırım mükemmel de biri. Dürüst ve ahlaklı. Bana yazdı ne yapacağımı bilmiyorum diye. Eğer bir millet varsa duysun diye ben de sizlere yazıyorum. Okula gidip geliyorum ama ceset gibiyim diyor. Bir baba bunları yaşamamalı. Yardımcı olacaklar özelden yazarsa her gerekli bilgiyi veririm. Bir kişi de olsa kurtaralım. Siyasi her görüşten herkes görsün. Bir millet varsa bu yarayı kapatalım, bu hocamızı kurtaralım ve bu dolabı da dolduralım.