ASKER, POLİS VE MEMURLAR ASKERLİK BORÇLANMASINDA EŞİTLİK BEKLİYOR
VATAN HİZMETİ AYNIYSA, BORÇLANMANIN SONUCU NEDEN FARKLI?
Bir vatandaş askere giderken kendisine hangi sosyal güvenlik statüsünde çalışacağı sorulmaz. Askerlik görevini işçi, esnaf, çiftçi, polis, asker veya memur olarak değil; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yerine getirir.
Fakat sıra bu hizmetin emeklilikte değerlendirilmesine geldiğinde aynı askerlik süresi, kişilerin daha sonra çalıştıkları statüye göre farklı sonuçlar doğurmaktadır.
Sorunun temelinde tam olarak bu çelişki bulunmaktadır.
Sigortalı olmadan önce askerlik yapan bir işçi, askerlik süresini borçlandığında sigorta başlangıç tarihi borçlandığı süre kadar geriye götürülebilmektedir. Aynı imkân Bağ-Kur kapsamında çalışan esnaf ve çiftçiler bakımından da uygulanabilmektedir.
Borçlanılan süre, gerekli koşulların oluşması hâlinde kişinin tabi olduğu emeklilik şartlarını değiştirebilmekte ve daha erken emekli olabilmesinin önünü açabilmektedir.
Ancak Emekli Sandığı kapsamında çalışan asker, polis ve diğer memurlar açısından aynı askerlik hizmeti, aynı borçlanma işlemi ve SGK’ya yapılan aynı nitelikteki ödeme farklı değerlendirilmektedir.
Bu kişilerin borçlandıkları askerlik süreleri toplam hizmetlerine eklenmekte fakat göreve başlama tarihleri geriye götürülmemektedir. Böylece ödenen borçlanma bedeli, 4/A ve 4/B kapsamındakiler için doğurduğu sonucu 4/C kapsamındaki kamu görevlileri için doğurmamaktadır.
Burada tartışılması gereken yalnızca birkaç yıl erken veya geç emeklilik değildir.
Asıl mesele şudur:
Bir sosyal güvenlik statüsünde başlangıcı değiştiren askerlik borçlanması, başka bir statüde neden yalnızca hizmet süresini artırmaktadır?
Borçlanmanın bedeli SGK’ya ödeniyorsa, bu ödeme karşılığında elde edilen hukukî sonucun da açık, adil ve eşit olması gerekir.
Çünkü borçlanma, kişiye karşılıksız verilen bir hak değildir. Askerler, polisler ve memurlar devletten ücretsiz bir süre istememektedir. Fiilen yaptıkları askerlik hizmetinin bedelini, SGK tarafından belirlenen tutar üzerinden kendileri ödemektedir.
Buna rağmen kamu görevlilerine:
“Ödediğiniz askerlik süresini hizmetinize ekleriz ancak başlangıcınızı geriye götürmeyiz” denilmektedir.
Oysa aynı süre için işçiye, esnafa ve çiftçiye farklı bir sonuç tanınmaktadır.
Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin kendi içerisinde açıklanması güç bir adaletsizlik meydana getirmektedir.
BU MÜCADELE BAŞKASININ HAKKINI ALMA MÜCADELESİ DEĞİLDİR
Askerlik borçlanması mağduru askerler, polisler ve memurlar hiçbir zaman:
“İşçiye veya Bağ-Kur’luya bu hak neden verildi?” dememektedir.
Onların itirazı başka bir grubun hakkına değil, kendilerine uygulanan farklılığadır.
Talepleri son derece açıktır:
“Onların hakkını kaldırmayın; bizim ödediğimiz askerlik borçlanmasına da aynı sonucu tanıyın.”
Bu yönüyle verilen mücadele bir ayrıcalık talebi değil, eşit uygulama talebidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, yalnızca herkesin aynı kurala tabi tutulmasını değil, benzer durumda bulunanlara haklı ve makul bir gerekçe olmadan farklı işlem yapılmamasını da gerektirir.
Buradaki temel soru şudur:
Aynı askerlik hizmetini yapan, aynı kuruma borçlanan ve borçlanma bedelini ödeyen vatandaşların farklı sosyal güvenlik statülerinde bulunması, bu kadar ağır bir emeklilik farkı yaratmak için yeterli bir gerekçe midir?
Kanaatimce değildir.
18 BİN KİŞİ BİR TARİH ARALIĞINA SIKIŞTIRILDI
Sorun özellikle 9 Eylül 1999 ile 8 Mart 2001 tarihleri arasında memuriyete başlayan, askerlik görevini ise sigortalılık veya iştirakçilik başlangıcından önce yerine getiren asker, polis ve diğer kamu görevlilerini etkilemektedir.
Bugün yaklaşık 48–50 yaş bandına yaklaşan ve sayılarının 18 bin civarında olduğu belirtilen bu kişiler, askerlik süreleri başlangıçlarından geriye götürülmediği için emeklilik yönünden çok daha ağır koşullarla karşı karşıya bırakılmıştır.
Bir tarafta birkaç günlük veya birkaç aylık tarih farkı, diğer tarafta insanların yıllarca daha fazla çalışmasına neden olan bir uygulama bulunmaktadır.
Bu kişiler askerliklerini yapmış, yıllarca kamu hizmetinde bulunmuş, prim ve keseneklerini düzenli ödemiş, askerlik borçlanmasının bedelini de ayrıca karşılamıştır.
Buna rağmen yaptıkları ödeme, emeklilik bakımından bekledikleri ve diğer sigortalılık statülerinde görülen sonucu doğurmamaktadır.
Ortada yalnızca teknik bir hesaplama farklılığı yoktur. İnsanların hayatını, çalışma süresini, aile düzenini ve gelecek planlarını doğrudan etkileyen gerçek bir mağduriyet vardır.
HAKLILIKLARI KABUL EDİLİYOR, ÇÖZÜM ÜRETİLMİYOR
Mağdurlar yıllardır siyasi partileri, milletvekillerini, sendikaları ve ilgili kamu kurumlarını ziyaret ediyor. Taleplerini dosyalarla anlatıyor, yetkililere ulaşıyor, başvurular yapıyor ve hukuk yollarını kullanmaya çalışıyorlar.
Görüştükleri birçok kişi uygulamada bir eşitsizlik bulunduğunu kabul ediyor. Kamu Denetçiliği Kurumu da konuyu mağdurların talepleri doğrultusunda değerlendirmiş ve sorunun giderilmesine yönelik yaklaşım ortaya koymuştur.
Fakat bütün bu görüşmelere ve girişimlere rağmen sonuç değişmemektedir.
Herkes mağdurların haklı olduğunu söylüyor; ancak bu haklılığı çözüme dönüştürecek irade ortaya konulmuyor.
Bir mağduriyetin varlığını kabul edip giderilmesi için hiçbir şey yapmamak, sorunu çözmediği gibi geçen zamanın sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK’nın bu konuyu daha fazla seyretmemesi gerekir. Siyasi iradenin de “mevzuat böyle” açıklamasının arkasına sığınmak yerine, eşitsizliği ortadan kaldıracak düzenlemeyi hazırlaması beklenmektedir.
Çünkü kanundan kaynaklanan bir adaletsizliğin çözümü, mağdurlara mevcut kanunu tekrar anlatmak değil; adaletsizliği doğuran hükmü değiştirmektir.
ÇÖZÜM AÇIK VE UYGULANABİLİRDİR
Yapılması gereken, sigortalılık veya memuriyet başlangıcından önce yerine getirilen ve bedeli ödenerek borçlanılan askerlik sürelerinin, 4/C kapsamındaki kamu görevlilerinin başlangıçlarının ve tabi olacakları emeklilik hükümlerinin belirlenmesinde de dikkate alınmasını sağlamaktır.
Böylece:
-Aynı askerlik hizmeti bütün statülerde eşit değerlendirilecek,
-Borçlanma bedelini ödeyen kamu görevlisi ödediği sürenin karşılığını alacak,
-4/A, 4/B ve 4/C arasındaki uygulama farklılığı giderilecek,
-Yaklaşık 18 bin asker, polis ve memurun yıllardır devam eden mağduriyeti sona erecektir.
Bu talep sosyal güvenlik sisteminin bütününü değiştirecek, sınırları belirsiz bir düzenleme değildir. Etkilenen kişi grubu, tarih aralığı ve borçlanılan hizmet bellidir.
Dolayısıyla sorun da çözüm de bilinmektedir.
Eksik olan, bu çözümün kanunlaştırılmasıdır.
VATAN HİZMETİNİN STATÜSÜ OLMAZ
Askerlik görevi, kişi sonradan işçi olduğunda başka; polis, asker veya memur olduğunda başka bir hizmete dönüşmez.
Vatan hizmeti herkes için aynıysa, bedeli ödenen askerlik borçlanmasının sosyal güvenlik sistemindeki karşılığı da eşit olmalıdır.
Devlet, bir vatandaşın askerlik süresini sigorta başlangıcını geriye götüren bir hizmet olarak kabul ederken, aynı durumdaki başka bir vatandaş için bu sonucu reddetmemelidir.
Bu insanlar ayrıcalık istemiyor.
Başkasından alınacak bir hakkı istemiyor.
Karşılıksız bir emeklilik istemiyor.
Yaptıkları askerlik hizmetinin ve ödedikleri borçlanma bedelinin, diğer sigortalılarda olduğu gibi kendi başlangıçlarında da dikkate alınmasını istiyorlar.
Yaklaşık 18 bin asker, polis ve memurun sesi artık duyulmalıdır.
Haklı olduklarını söylemek yetmez.
Dosyalarını kabul etmek yetmez.
Toplantılarda dinlemek ve seçim dönemlerinde söz vermek yetmez.
Gerçek çözüm, eşitsizliği ortadan kaldıracak yasal düzenlemenin yapılmasıdır.
Aynı vatan hizmetine farklı sosyal güvenlik sonucu uygulanamaz.
Askerlik borçlanmasında statü ayrımı sona ermeli, eşitlik sağlanmalıdır.
#AskerlikBorçlanmasınaAdalet
#4cAskerlikBorçlanması
#AskerivePolisiÜzmeyin
#AskerlikBorçlanmasıMağdurları
#AskerPolisMemur
#EmeklilikteEşitlik
#SosyalGüvenlikteAdalet
Beş sanık. Yüzlerce delil. İki yıllık yargılama. Ve KKTC hukuk tarihine geçecek bir karar...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bir davayı geride bıraktı.
Uzunca süredir polis teşkilatımız özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesini bekliyordu.
Bakanlık ve kadrolardaki değişime paralel olarak olağanüstü gündem nedeniyle emniyet reformu beklentilerin aksine gecikti.
Meclis çalışma takvimi de hayli yoğun geçiyor.
Bu konudaki çalışmaların son aşamaya geldiğini, İçişleri ve Maliye arasındaki görüşmelerin tamamlanmak üzere olduğunu söyleyebilirim.
Şu aşamadaki planlamaya göre: Emniyet reformu Kasım ayında meclis gündemine getirilecek, özlük haklarıyla ilgili düzenlemeler Ocak 2027’den itibaren yürürlüğe girecek.
Son şekli verilmediği için detayları yazmıyorum, ancak edindiğim bilgiler yasa önerisine yansırsa 360 bin civarındaki polis ve bekçinin beklentilerinin büyük ölçüde karşılanmış olacağını düşünüyorum.
Umarım, planlandığı gibi olur.
Yıllarca Hükümet Konağımızın güvenliğini emanet ettiğimiz, her gün selamlaşıp hal hatır sorduğumuz, Polis Memuru Hemşerimiz Yasin Tülüceoğlu'na bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür eder, emeklilik hayatında mutluluklar dilerim.
Este otoño celebraremos la VIII Reunión de Alto Nivel entre España y Argelia.
Solo trabajando juntos podremos afrontar con éxito los retos que más preocupan a nuestras sociedades.
El diálogo político es la base sobre la que construir una relación más sólida.
Ya en Argelia, para continuar ahondando en beneficio de nuestros pueblos en el diálogo y la cooperación que mantenemos con este país amigo y estratégico para España.
A pesar de la distancia geográfica, España está siempre con sus aliados.
Somos un país pacífico y pacifista. Y un aliado fiable.
El objetivo último de todas nuestras acciones debe ser acabar con todas las guerras.
Polis Memuru Mehmet Erbil intihar etti.
İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nde görevli, evli ve biri otizm tanılı 2 çocuk babası...
İddiaya göre; polis memuru Mehmet Erbil, görevi başındayken “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca trafik cezası yazdı.
Trafik cezasını yazdığı şahıs, polis memurumuz Mehmet Erbil’i “Ben Başakşehir Kaymakamının yakınıyım” diyerek ceza yazmaması konusunda “uyardı”; polis memurumuz cezayı yazdı.
İddiaya göre; Başakşehir Kaymakamı İlçe Emniyet Müdürünü aradı, cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen" ceza yazıldığını söyledi ve bundan sonra polis memuru Mehmet Erbil mobbing görmeye başladı.
"Seninle çalışmak istemiyoruz" dendi...
Arkadaşlarıyla bir kafede otururken amiri geldi, kendisini uyardı, arkadaşlarına GBT yaptı...
Amirlerinin mobbingine maruz kaldı...
Jet hızıyla görev yerinin Bağcılar olarak değiştirilmesi "uygun bulundu."
Her şey birkaç gün içinde oldu.
İddialar sarsıcı, soruşturulmaya muhtaç...
Tüm iddiaları Meclis'e taşıdım, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye sordum:
1. Başakşehir Kaymakamı, “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca yazılan bir trafik cezası için İlçe Emniyet Müdürünü aramış mıdır? Kaymakam cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen ceza yazıldığını” söyleyerek polis memurunu müdürüne şikayet etmiş midir? Bu iddialar araştırılacak mıdır?
2. Kaymakam tarafından aranan İlçe Emniyet Müdürü, görevini yapan polis memuruna mobbing uygulamış mıdır? Polis memuru Mehmet Erbil’e görevli olduğu müdürlükte “Seninle çalışmayacağız, seni istemiyoruz” gibi beyanlarda bulunulduğu doğru mudur?
3. Mehmet Erbil’in izinli olduğu bir günde arkadaşlarıyla bir kafede otururken bir başkomiserin mekana gelip Erbil’i uyardığı, birlikte oturduğu arkadaşlarına GBT yaptığı ve tayininin çıkacağını söylediği iddiaları doğru mudur?
4. Ceza işleminin uygulandığı gün ve saatten, polis memuru Mehmet Erbil’in intihar girişiminde bulunduğu ana kadar; iddiaların odağındaki Başakşehir Kaymakamı, Başakşehir İlçe Emniyet Müdürü ve ilgili Trafik Denetleme Büro Amiri arasında gerçekleşen telefon görüşmelerine ait HTS (arama/mesaj) kayıtları geriye dönük incelenecek midir?
5. Polis memuru Mehmet Erbil’in izinli gününde arkadaşlarıyla oturduğu kafeye giderek GBT sorgulaması yaptığı iddia edilen başkomiserin, bu işlemi hangi yasal gerekçe, emir veya ihbara dayanarak yaptığı resmi kayıtlarda mevcut mudur? Söz konusu kafenin güvenlik kamerası görüntüleri ve o esnada sistem üzerinden yapılan GBT sorgulama kayıtları güvence altına alınmış mıdır?
6. Polis memuru Mehmet Erbil’i intihara sürüklediği iddia edilen tüm bu olaylar zincirinin ve iddiaların araştırılarak gerçeğin ortaya çıkması amacıyla; Başakşehir Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü ve söz konusu başkomiser ile ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmış mıdır? Konuyla ilgili Bakanlığın ilgili teftiş kurulları harekete geçirilmiş midir?
7. Polis memuru Mehmet Erbil’in İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nden Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’ne görevlendirilmesinin gerekçesi nedir?
Quienes consideran que ondear la bandera de un Estado es “incitar al odio”, o han perdido el juicio o han sido cegados por su propia ignominia.
Lamine solo ha expresado la solidaridad por Palestina que sentimos millones de españoles. Otro motivo más para estar orgullosos de él.
Este año no estaremos en Eurovisión, pero lo haremos con la convicción de estar en el lado correcto de la historia.
Por coherencia, responsabilidad y humanidad.
BİR TETİKÇİNİN PORTRESİ…
MAFYANIN AYAĞINA GİDEN KÜFÜRBAZ VEKİL…
Sen öyle kalleşsin ki Cemal, MHP’de birlikte milletvekilliği yaptığın Sadi Bey’e sırf o günkü liderine karşı çıkıp Cumhurbaşkanı adayı olduğu için TBMM’nin bahçesinde “arkadan gelip” yumrukla saldırmış birsin..
Delikanlılıkta “arkadan saldırmak” var mı Cemal!
Sadece tetikçiler böyle kalleş ve namert olur! Mert olan arkadan saldırmaz!
Mecliste kendi partisinin milletvekilini döven ve bu aşağılık eyleminden dolayı cezaevine atılan birinin şiddetten, tehditten, küfürden, hakaretten başka bildiği bir şey var mı?
Tetikçilik senin ruhunda var pespaye herif!
O günkü çıkarın neredeyse hemen o kişi ya da grubun tetikçiliğine soyunuyorsun!
Senin için ilke - ideoloji vs yok..
Sadece o günkü çıkarların var.
Sen mecliste vekillere ana avrat küfür etmiş terbiye ve ahlak yoksunu birisin Cemal!
HDP’lilere neler söylediğini hiç unutmuyoruz.
2021 yılında İYİ PARTİ’li vekilin üstüne yürüyüp
“Senin a... koyarım. Allah’ını s…”
diyen biri, şimdi çıkmış partimiz CHP adına “racon” kesiyor! Otobüsün üstünden CHP’li ANTALYA belediye başkanına hakaretler yağdırıyor. Seni her dinlediğimizde partimiz adına utanıyoruz.
Sözde “AKP karşıtlığı” ayağına bunları bize yutturamazsın ve geçmişini bize unutturamazsın!
Beni yanında getirdiğin adamlarla tv 100 stüdyosunda dövdürdüğün o gazeteciyle karıştırma; pişman olursun…
Bu sana ilk ve son uyarımdır!
&&&&
Bak Cemal;
Bizim mahallede senin gibi ağzı bozuklara “lümpen” derler…
Bu aralar “solculuk” oynuyorsun ya git şimdi anlamını öğren… Tam seni tarif ettiğini göreceksin…
Sen ki; bir dönem daha milletvekili olabilmek adına “Şarlatan” dediğin Özgür Özel’in önünde diz çökmüş ve CHP’ye gelebilmek için yalvarmış birisin..
Seni çok iyi tanıyoruz Cemal!
Bir ara Kemal Bey’i övüyordun sonra Özgür’cü oldun. İmamoğlu’na demediğin laf etmediğin hakaret yoktu; CHP’ye gelebilmek için HEPSİNİ YUTTUN!
Dün başkalarına tetikçilik yapıyordun bugün başkasına … Yarın Saray’a çağırsınlar koşarak gidersin..
Senin bir ideolojin mi var?
Deniz Gezmiş’e ettiğin küfürleri unuttuk mu sanıyorsun…
Dün Deniz Gezmiş’e hakaret ediyordun bugün CHP’lilere yalakalık yapmak için güya Deniz Gezmiş’i örnek gösteriyorsun..
Sen kim Deniz Gezmiş kim!
İkinizin adının yan yana geçmiş olması bile bu ülkenin devrimci ve sosyalistlerine en büyük hakarettir!
Lümpen Cemal;
Tetikçi Cemal;
Etrafına “Benim öbür dönem de mutlaka vekil olmam lazım” dediğini bilmiyor muyuz!
Telaşının sebebini sen de ben de çok iyi biliyoruz Lümpen Cemal!
Nedir bu “dokunulmazlık alma” telaşın?
CHP iktidar olacaksa korkmana gerek yok Cemal… Diğerleri gibi seni de korurlar.. Ama sen CHP’nin iktidar olacağına inanmadığın için yeniden vekil olup “dokunulmazlık” alma peşindesin.
Bir daha vekil olabilmek için yapmayacağın şey yok senin Cemal…
Ağzına almışsın bir sakız; onu çiğniyorsun Cemal..
Hırsızlık, yolsuzluk, namussuzluk, şerefsizlik yapanlara itiraz eden namuslu - yurtsever CHP’lileri “AKP’nin Saray’ın adamı” ilan ediyorsun.
Bak Cemal; AKP’yi ve SARAY’ı çaktırmadan nasıl da ÖVÜYORSUN!
SARAY’a ve AK PARTİ’ye nasıl da övgü diziyorsun…
Senin mantığına göre; bu pisliklere SARAY’dakiler ve AKP’liler karşı çıkıyor öyle mi Cemal?
Yahu sen daha ne dediğini ve dediğinin nereye gittiğini bile bilmiyorsun…
Ya da bilerek söylüyor ve AKP’ye göz kırpıyorsun…
&&&
Bak Cemal; sen küçük çıkarları için eğilip bükülen bir adamsın…
Sen; HALK TV’ye hep çıkabilmek ve patronla aranı iyi tutmak için rica üzerine Almanya’ya gidip Muhammed Yakud’la görüşen birisin… Ne konuştun Yakud’la anlatsana Cemal… İstersen ben anlatayım… (Whatsup görseli)
Mafyanın ayağına giden CHP’li vekil olur mu Cemal?
Sen CHP’li misin Cemal?
Sahi sen kimsin nesin?
Sen 103 yıllık çınarımıza sızmayı nasıl başardın Cemal?
Beni daha fazla konuşturma Lümpen Cemal!
@isukocaeli@tahirbuyukakin Başkanım Yuvacık barajı doldu taştı.Bahçe suyu abonelik ücreti 17.000 TL tonu ise 250 TL el insaf bu kadar fahiş araştırılsın Türkiyenin hiç bir belediyesinde yok.Bu fahiş fiat yapılırken gelecek olan seçimler hiç düşünülmüyormu bunu kim yaptı
@kocaelibld@tahirbuyukakin Başkanım Yuvacık barajı doldu taştı.Bahçe suyu abonelik ücreti 17.000 TL tonu ise 250 TL el insaf bu kadar fahiş araştırılsın Türkiyenin hiç bir belediyesinde yok.Bu fahiş fiat yapılırken gelecek olan seçimler hiç düşünülmüyormu bunu kim yaptı