Faik Öztrak, Ümit Özlale ve türevleri tarafından kasıtlı ve iyi niyetten uzak şekilde servis edilen, dezenformasyon niteliğindeki asılsız beyanlara ilişkin açıklamamızı kamuoyunun takdirine sunarız.
SİYASET DÜNYASI BULUŞTU!
Çağatay Kılıç ve Eda Kılıç’ın kızları Ece Kılıç, Ahmet Ucuz ile evlendi. Swissôtel The Bosphorus’taki düğüne bakanlar, milletvekilleri ve AK Parti’den çok sayıda isim katıldı.
Haberin tüm detayları https://t.co/EkQJsTgGUu’de.👇
https://t.co/WTGHj4jEq5
@ackilic76 @ @abakingurlek@drmemisoglu@a_uraloglu@MErgun_Turan
Cumhurbaşkanı Başdanışmanımız @ackilic76’ın kıymetli kızı Ece ile Ahmet’in hayatlarını birleştirdikleri bu müstesna günde sevinçlerine ve mutluluklarına ortak olduk.
İki güzel ailenin evlatlarının kurduğu bu yeni yuvanın sevgi, sadakat ve muhabbetle daim olmasını temenni ediyorum.
Kılıç ve Ucuz ailelerini gönülden tebrik ediyor, genç çiftimize bir ömür huzur, bereket ve iki cihan saadeti diliyorum.
Bu dünyadan bir akıncı geçti.
Ömrünü bu topraklara, bu milletin geleceğine adayan Özdemir Bayraktar…
Onu çok geç tanımış bir genç olmanın hüznünü ve onu tanımış olmanın bahtiyarlığını aynı anda hissediyorum.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Dündar Ziya Gültekin'in Anadolu Otoyolu'nda geçirdiği trafik kazası sonucu vefat ettiğini derin bir teessürle öğrendim.
Dündar Ziya kardeşimizin kederli ailesine, yakınlarına, AK Partimize ve Üsküdarlı hemşehrilerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Mekânı cennet olsun.
Allah rahmet eylesin. Dündar Ziya Gültekin'le tanışma fırsatım olmadı ama vefatının ardından bunca İslam düşmanını, vatan hainini, şerefsizi, namussuzu konuşturduğuna göre güzel bir kardeşimizmiş. Allah her Müslümana öldüğünde kafirlerin sevindiği hayatlar yaşamayı nasip etsin İnşallah.
O annenin gökyüzüne açılan elleri unutulmadı…
Evet, o dua unutulmadı.
O acı unutulmadı.
O fotoğraf unutulmadı.
Unutulmayacak!
Çünkü bazı fotoğraflar vardır; bir anı değil, bir devrin vicdanını mühürler. Bir annenin semaya uzanan elleri, yalnızca evlat acısını değil, insanlığın utancını da anlatır.
Reyhanlı’da 53 canın hayattan koparıldığı o karanlık günün ardından, yüreği paramparça bir anne ellerini Allah’a açtı. Belki kelimeler boğazında düğümlendi, belki gözyaşları duasına karıştı. Ama o ellerin anlattığını hiçbir kelime anlatamazdı.
Aradan yıllar geçti…
Şimdi Şam’ın El-Meydan Mahallesi’ndeki Mincek Camisi önünde toplanan Suriyeliler, Reyhanlı saldırısının sanığı ve Suriye’deki Banyas ile Beyda katliamlarının baş sorumlusu olarak bilinen terörist Mihraç Ural’ın yakalanışını kutluyor.
Bir zamanlar geride kan, gözyaşı ve tarifsiz acılar bırakan bir isim, bugün adaletin karşısında.
Zulüm ne kadar uzun sürerse sürsün, zalimin hikâyesi zaferle bitmez.
Çünkü annelerin gözyaşları toprağa düşüp kaybolmaz. Mazlumların ahı zamanın karanlığında yitip gitmez. Bir gün gelir, yıllarca kaçılan hakikat kapıya dayanır.
Ve o gün, geride bırakılan her acı yeniden konuşur.
O annenin elleri hâlâ hafızamızda…
O duanın yankısı hâlâ yüreğimizde…
Belki canlarımız geri gelmeyecek. Belki hiçbir ceza bir annenin yüreğindeki yangını söndürmeyecek. Ama adaletin önünden sonsuza kadar kaçılmayacak.
Zulümle yükselenin sonu, zulmünün gölgesinde küçülmektir. İnsanlıktan nasibini almayanı ise eninde sonunda kendi karanlığı karşılar.
Yalnızca ardında bıraktığı acılar ve tarihin vicdanına yazılan utancı kalır.
O annenin duası unutulmadı.
Mazlumların ahı unutulmadı.
Ve hiçbir zulüm, sonsuza kadar karanlıkta kalmayacak.
Kötüleri zelil bir ölüm bekler..
Bakın bu bir FETÖ operasyonu ve sahte bir görsel üreterek Cumhurbaşkanına ve ailesine iftira atıyorlar. Görsel aslında tam anlamıyla beyinsizlere hitaben hazırlanmış gibi duruyor ama aslında algı oluşturmanın en bilinen yöntemi bu. Akıllarına gelen en büyük yalanı söyleyip onu sürekli tekrar ediyorlar.
Paylaşımı yapan Avrupadan yönetilen bir FETÖ hesabı. Paylaşım kısa süre içinde 1324 başka hesap tarafından retweetlenmiş. Bunların 206'sı dünyanın farklı ülkelerinden yönetilen hesaplar. Almanya, Hollanda ve ABD'den yönetilenler çoğunlukta. 88 Hesap son bir kaç gün içinde bu operasyonda kullanılmak için açılmış. 154 tanesi günde 50 ile 300 arasında paylaşım yapan Retweet hesapları. 42 hesap yıllar boyunca hareketsiz kaldıktan sonra bugün bu paylaşımda kullanılmış. 95 hesabın ismi @kullanıcıadı+sekiz haneli rastgele sayılardan oluşuyor yani aynı yazılımla üretilmiş bot hesaplar.
Bu gördüğünüz bir FETÖ Etkileşim Ağı hücresi ve bunun gibi çok sayıda hücre var. En büyük FETÖ hücresini görmek istiyorsanız ONLAR TV ve Murat Ağırel'in paylaşımlarını inceleyin, orada karpuz gibi yatıyorlar şu an.
Paylaşım yapan hesapları kapatarak bu sorunu çözemeyiz maalesef. Yüzbinlerce hesaptan her gün 10-20 tanesini kapatmak bir çözüm değil. Ülkenin Cumhurbaşkanına ve ailesine operasyon çekme cüretini gösterdiler ve bunun karşılığında sahip oldukları yüzbinlerce hesaptan sadece bir iki tanesini kaybettiler. Önce sorunu anlamalı, boyutlarını tespit etmeli ve sonra aynı boyutta hamleler yapmalıyız.
Kelâmullah :
Ey iman edenler!
Kendinizin,ana-babanızın ve yakın akrabanızın aleyhinde bile olsa, Allah için doğru dürüst şâhidlik yaparak, adâleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.
Hakkında şâhidlik yaptığınız kimse zengin de olsa fakir de olsa böyle davranın.
Çünkü Allah, ikisine de sizden daha yakındır, hâllerini daha iyi bilir.
Şu hâlde, sakın âdil davranmaktan yüz çevirip nefsin arzularına uymayın.
Eğer dilinizi eğip büker, gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz, başınıza geleceği siz düşünün!
Zira Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.
(Nisa Süresi /135 )
Bar işletmecisi Yeni Parti milletvekili Cemal Enginyurt da Aile Bakanı Mahinur Özdemir'e iftira atmış. Cemal Enginyurt daha önce borsada manipülasyon yapıp milletin parasını çaldığı için 3 yıl hapis ve 40 bin lira para cezası almıştı.
Çalmıştınız değil mi @cenginyurt52 ?
Bugün @ensonhaber’de yayımlanan köşe yazımdan bir bölümü sizlerle paylaşıyorum.
SOSYAL MEDYA ADAM ASMA YERİ Mİ?
Bir insanın yıllarca emek vererek oluşturduğu itibarın, birkaç saat içinde sosyal medyada yerle bir edilebildiği bir dönemde yaşıyoruz.
Bir iddia ortaya atılıyor.
Bir paylaşım yapılıyor.
Ardından başka paylaşımlar geliyor…
Daha gerçeğin ne olduğu tam olarak ortaya çıkmadan, sosyal medyada hüküm çoktan verilmiş oluyor.
Bugün fon tartışmaları üzerinden yaşananlara bakarken, aslında önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.
İtibar suikastları...
Kamuoyunun merak ettiği konuların sorgulanması, kaynakların ve fonların nereye aktarıldığının araştırılması, varsa usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması son derece meşru.
Nitekim AK Parti cephesinden de fon meselesinin bütün yönleriyle araştırılması ve yanlış yapanların hukuk önünde hesap vermesi gerektiği açıkça ifade edildi.
Bunda bir sorun yok.
Sorun, soruşturmanın ve araştırmanın sınırlarını aşarak, birkaç kişi üzerinden koskoca bir camiaya, inançlı insanlara veya siyasi bir topluluğun tamamına yönelik bir algı oluşturulması.
Birkaç kişinin yaptığından hareketle milyonlarca insanı aynı kefeye koymak, ne hakkaniyetli ne de doğru.
Bugün AK Parti'nin fon meselesinde usulsüzlük iddialarına karşı durduğu kadar bu meselenin üzerinden yapılabilecek haksız genellemelere karşı da dikkatli olması gerekiyor.
AK Parti'nin geçmişine, siyasi hafızasına ve kendisini tanımladığı dava anlayışına baktığımızda, bu hareketin içerisinde yıllardır sorumluluk alan, bedel ödeyen, emek veren çok geniş bir insan topluluğu var.
Dolayısıyla “foncu”, “şununla bağlantılı”, “bununla ilişkili” gibi genellemeler üzerinden bütün bir camiayı tarif etmek doğru değil.
Herkesi aynı torbaya koyamayız.
Yanlış yapan varsa elbette ortaya çıkarılmalı.
Bir kişi gerçekten usulsüz bir işin içerisindeyse, bunun hesabını hukuk önünde vermesi gerekir.
Ama bir kişinin yaptığı yanlış üzerinden aynı düşünceye, aynı inanca veya aynı siyasi yapıya mensup herkesin zan altında bırakılması da başka bir haksızlıktır.
İtibar gitti mi toparlamak gerçekten çok zor.
Bir insanın yıllarca inşa ettiği güveni birkaç saat içerisinde sarsmak mümkün.
Bu nedenle sosyal medyayı bir çeşit “adam asma yeri”ne dönüştürmemek gerekiyor.
Fon meselesinde de ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak bu ayrımı yapabilmek.
Varsa bir usulsüzlük, varsa açıklanması gereken bir kaynak aktarımı, varsa cevaplanması gereken sorular üzerine gidilmeli.
Ama temaslar, bağlantılar ve iddialar birbirinden ayrılmalı; kim ne yaptıysa somut biçimde ortaya konulmalı.
Bütün bunları yaparken de birkaç kişi üzerinden bir camianın tamamına yönelik haksız bir algının oluşmasına izin verilmemeli.
Bu ülke, çok daha büyük krizlerden geçti arkadaşlar...
17-25 Aralık sürecini, Gezi olaylarını, 15 Temmuz hain darbe girişimini ve ardından yaşananları geride bıraktı.
Türkiye, krizlerin içerisinden geçerken toplumun önemli bir kesimiyle birlikte ayakta kaldı.
Dolayısıyla bugün bir fon soruşturması üzerinden ortaya çıkan iddiaları da ne küçümsemek ne de olduğundan daha büyük bir toplumsal kırılmanın malzemesine dönüştürmek gerekir.
Siyaset yalnızca yanlış yapanla mücadele etmekten değil, haksız yere suçlananın hakkını da korumaktan geçer.
Benden söylemesi...
Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’ın açıklaması, kendileri hakkındaki iftiranın ne denli dayanaksız ve teknik bilgiden yoksun olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Finansal işlemler gibi teknik bir konuda, eldeki veriler doğrulanmadan kişi ve kurumları hedef alan iddialar ortaya atmak; kamuoyunu yanıltmanın ötesinde ciddi bir sorumsuzluktur.
Sayın Bakanımızın açıklamasını kamuoyunun bilgisine sunarız.
Dün akşam Sözcü TV’de iki gazetecinin, şahsımın ismini vererek; soruşturulan şirketlerden biri olan Hedef Yatırım’da 16 Eylül 2026 tarihinde 7 finansal şirkete yapılan operasyon öncesinde Sayın Ümit Özlale tasarruf hesabımı kapattığıma ve “400 koydu, 800 aldı” şeklinde ifade edilen iftirayı anında çürüttükten sonra, iftira sırasının size geldiği sorduğunuz sorudan anlaşılmaktadır. Her şeyden önce, bir ilim adamı olduğunuz halde, piyasa bilgileri konusunda yeterli donanımınızın olmadığı ve bir meslektaşınıza iftira atacak kadar ilim ahlak yoksunu olduğunuz da anlaşılmaktadır.
Hedef Yatırım şirketinde 26 Şubat 2024’te, yani 2 yıl 8 ay önce, başlattığım Sukuk hesabımın, hükümetimizin 7 finansal şirkete karşı başlattığı 16 Eylül operasyonundan sonra, tasfiye için Ziraat Bankasına devredildiği zaten açık bir gerçektir. O zaman 170 milyon TL’lik bir para çekme işlemi nasıl olmaktadır?
Bu birinci yalandır.
İkincisi; MKK’nın (Merkezi Kayıt Kurulu) doğrudan şahıs talimatı ile işlemi yapabilmesi kanunlara göre yasaktır. MKK, sadece menkul değerler kayıt ve saklama kurumudur.
Üçüncüsü, sermaye piyasalarındaki tüm işlemler, ancak ve ancak bankalar üzerinden ve banka hesaplarına transfer yapılarak gerçekleştirilir.
Öyleyse size açık davetim; Türkiye’deki 50’den fazla bankaya şu soruyu sorup öğrenebilirsiniz; “Ömer Bolat’a veya bir yakınına MKK’dan ya da Hedef Yatırım’dan bahsettiğiniz 170 milyon TL para transfer işlemi yapılabilmiş midir? Size hodri meydan. Siz, dün akşamki iftiralar üzerine halkımızdan yediğiniz ağır darbeden sonra, yeni iftiralar peşinde koşuyorsunuz. Ancak yukarıda belirttiğim ve kanunlar çerçevesinde yapılabilecek finansal muameleler ve ödeme işlemleri konusunda teknik bilgi sahibi bile değilsiniz.
SUKUK hesabı nasıl işler, size anlatayım:
SUKUK olarak ifade edilen kira sertifikaları, birden fazla kişinin tasaruflarını değerlendirebildiği yasal finansal araçlardır. Tasarrufun değerlendirildiği portfoyün yalnızca bir şahsa ait bir varlık bütünü olmadığı, farklı yatırımcıların da bu yapı içerisinde yer alabildiği bilinmelidir. Her yatırımcının bu portföy içerisindeki hakkı, kendi payı ile sınırlıdır. Dolayısıyla bir kira sertifikasının toplam ihraç tutarını veya portföy kapsamında gerçekleştirilen bir işlemin tamamının doğrudan bir şahsın hesabıymış gibi sunulması abesle iştigaldir.
Bu verileri ilgili banka ve aracı kurumlar üzerinden yalan yanlış şekilde sızdırıp iftira ve tezvirat yayanlara karşı tespiti durumunda gerekli hukuki işlem başlatılacaktır.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.
Fon meselesi üzerinden şahsımı ve ailemi hedef alan iddialar, baştan sona YALAN ve İFTİRADIR. Bu iftiraları üretenleri, yayanları ve bunlara alet olanları en güçlü şekilde TELİN EDİYORUM.
Şahsımın ve aile üyelerimin söz konusu olaylarla hiçbir ilgisi ve bağlantısı yoktur. Hiçbir aile üyemizin söz konusu fonlarda TEK BİR KURUŞ DAHİ İŞLEMİ YOKTUR, kayıtlı hesabı yoktur.
Bahsettikleri işlemin sahibi olan şahsın TC’si ***92 ile biterken babamınki ****18 ile bitmektedir. İsim benzerliğini kullanıp şahsımın ve ailemin iftira kampanyalarına bilinçli olarak alet edilmesine ASLA MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİM.
Bu iftirayı ortaya atanlardan DERHAL VE GECİKMEKSİZİN iddialarını ispatlamalarını bekliyorum. En ufak bir ispatta görevimden istifa edeceğimi peşinen beyan ediyorum. Eğer ispatlayamazlarsa onlardan da işgal ettikleri görevlerden istifalarını bekliyorum.
Hiç kimsenin adımızı yalanlarla kirletmesine, ailemi karalama kampanyalarının hedefi hâline getirmesine izin vermeyeceğim.
Bu iftiraları ortaya atan ve yayanlar hakkında şahsım ve aile üyelerim adına gerekli tüm hukuki süreçler başlatılacaktır. Her bir sorumlunun hukuk önünde hesap vermesi için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım.
Buradan bu iddiaları ortaya atanlara açıkça meydan okuyorum:
İddialarınızı somut delillerle ispatlayın, görevimi derhâl bırakacağım. Peki, bu iddiaların yalan ve iftira olduğu ortaya çıktığında siz de görevlerinizi bırakacak mısınız?
Ben bu sözümün arkasındayım. Bu iftirayı atanlardan aynı duruşu bekliyorum!!!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bugün, Macaristan’da yeni kurulan Peter Magyar Hükümeti’nde Ekonomi ve Enerji Bakanı olarak görev yapan değerli meslektaşım ve muhatabım Macaristan Ekonomi ve Enerji Bakanı Sayın István Kapitány ile çevrimiçi bir toplantı gerçekleştirdik.
Toplantıda; göreve yeni başlayan değerli muhatabıma yeni görevinde başarılar diledikten sonra, ikili ticari ve ekonomik işbirliğimizin dününü ve bugününü değerlendirdik. Devamında, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmek adına gelecekte neler yapacağımıza dair plan ve programlarımızı ele aldık.
İlave olarak karşılıklı yatırımlar, müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri, savunma sanayi, enerji, bankacılık, turizm, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde iş birliğimizi daha da derinleştirmek adına kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk ve karayolu taşımacılarımızın geçiş belgesi sayılarının artırılması; vize ve çalışma izinleri; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Made in EU ve AB ile ilgili diğer konuları görüştük.
2025 yılında tarihsel olarak 5,15 milyar dolar ile en yüksek seviyeye ulaşan ikili ticaret hacmimizi, liderlerimizin belirlediği 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaştırmak için ortak irade ve kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.
Ülkemizin Orta ve Doğu Avrupa’daki en önemli dost ve müttefiklerinden Macaristan ile ilişkilerimizi karşılıklı fayda ilkesi çerçevesinde daha da üst seviyelere çıkarma konusunda Ticaret Bakanlığı olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu değerli muhatabımıza ilettik ve özellikle AB konularında Macaristan’ın mevcut desteğinin sürmesi yönündeki beklentimizi bir kez daha yeniledik.
Macaristan ile ülkemiz arasında var olan dostluğu ve stratejik ortaklığı bugün olduğu gibi, gelecekte de daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.