@parmakuclari Aklınız çok karışık galiba. Öğrencinin hakedilmiş diplomasını 5 yaşında çocuk gibi çekiştirmek felsefenin hangi dalı oluyor 😂 Çemberin çapı var ama bazılarının yok işte. 😂
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
‘’Arınma’’ söylemleriyle ortaya çıkanlar önce hukuk ve adalet konusunda konuşmalıdır.
Tutuksuz yargılama esastır, tutukluluk istisnadır. Buna rağmen İBB davasında, haklarında ortaya konmuş kesinleşmiş bir hüküm bulunmadan, isnat edilen suçların dayanaksız olduğu ve aylar sonra hazırlanan iddianamenin her geçen gün çöktüğü açıkça görülmesine rağmen, ülkesine ve milletine hizmet etmek için yola çıkmış insanlar 15 aydır tutuklu! Bunu herkes görüyor, biliyor; ancak ne yazık ki birçok kişi susmayı tercih ediyor.
Yargının bağımsızlığını savunmayan her siyasetçi şunu bilmelidir ki: Siyasallaşmış bir yargı, bir gün herkesin kapısını çalabilir.
Gerçekten konuşmak isteyenler, sadece bir gün Silivri’ye gelsin. Orada yaşananları görsün, insanların yaşadıklarına tanıklık etsin, sonra bu konuşmaları yapsın.
Arınmadan söz edenler önce vicdanlarına bakmalıdır. Ekrem İmamoğlu milletine hizmet etmek için çıktığı yoldan geri adım atmamıştır. İftiralarla, karalama kampanyalarıyla ve siyasi hesaplarla onu da, temsil ettiği umutları da kirletemeyeceksiniz.
Duruşmaya segbisle bağlanan İmamoğlu:
imamoğlu: söyleyeceklerimin kayda geçirilmesini istiyorum. mahkemenizin adil yargılama ile alakalı düzeni oluşturmak adına mahkemede fiili bulunmam yönündeki çağrınızı biliyorum. bu da gayet kurallara uygundur. ama durum bu sabah yaşadıklarımdan sonra artık teferruat haline dönüşmüştür. gardiyan arkadaşlar saat 06:30da beni uyandırdılar. 07:30da cezaevinden çıkarıldım. en az 60 kilometre yol yaptık. sözüm ona araba bozuldu, kaputu açtılar baktılar. bana bilgi bile verilmedi dönüş yoluna geçildi. sordum “araba arıza yaptı geri dönüyoruz” dediler.
“e araba bozuksa niye dönüyoruz” dedim.
“komutan bey bakın 60 km geldiniz kalan mesafe de zaten o kadar arıza yaptıysa niye döndürüyorsunuz” dedim.
bu türk yargı tarihine geçsin. “bakın yanlış yapıyorsunuz. bu bir talimat, aracın bozuk olduğuna inanmıyorum” dedim. “ayıptır, yazıktır, günahtır” dedim. zorla kapıyı kapattılar, beni oturttular, geri döndük. lavabo ihtiyacımı söyledim, 20 dakikamız var beklesin dendi. bunu karşılamaktan bile imtina eden bir hale gelmiştir komutan, asker. cezaevi kapısında ben tepkimi dile getirdim. 09:20 geçe buraya girdim ben, çoktan Kartal’da olurdum. içerdekiler dedi ki “segbis’e döndüğü için böyle alındınız”. o zaman benim askerim neden buna alet edildi? biz başsavcının egosu için, İmamoğlu Kartal’a gelmesin, yargıç karşısına çıkmasın diye bir tezgah kurulmuştur. ciddi anlamda psikolojik bir şiddete tabii tutuldum. bugün yaşanan tarihi bir zulümdür işkencedir. buna tabii tutanlarla ilgili işlem yapılmasını talep ediyorum.
ben huzurda savunma yapmak istiyorum.
sebebi şudur; yüce Türk yargısını yerle bir etmek isteyenlere karşı mücadele veriyorum ben onu söyleyeyim.
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Bir yanda kürsüde elinde dağılmış kağıttan metin okumaya çalışan KK öte yandan Güvenpark’tan taşan kalabalık içinde sıcakta fenalaşanı tanıyıp “Tek başına on bin imza toplayan Yeliz o, ona bir şey olmaz, Yeliz’i alkışlayalım, bol su verin” diyecek kadar ortama hakim Özgür Özel.
Bayramlaşıyoruz…
Yanınızdayım…
Bedenen olmasam da, bütün ruhumla, inancımla ve kararlılığımla yanınızdayım.
“Kirli koltuk kapma - paylaşma” ittifakına karşı yanınızdayım.
Orada olmak, milletimizin yanında olmaktır.
Cumhuriyet, demokrasi ve adalet için yüksek enerjiyle, azimle mücadeleye devam edelim.
Bu mücadele partiler üstüdür.
Milletçe geleceğimiz içindir.
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
Cumhuriyet ateşini yakanların, teslim olmayanların, boyun eğmeyenlerin memleketi güzel İzmir…
Yine omuz omuza, yine meydan meydanayız.
Partimizi, irademizi, milletin meydanında savunuyor; yarın Cumhuriyet Meydanı’nda buluşuyoruz.
İzmir Cumhuriyet Meydanı | 26 Mayıs Salı |12.00
Biraz önce Yüksek Seçim Kurulu'na https://t.co/6FCVU8W3G5 adresinden başvuru yapıp şu iki soruyu sordum.
1. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı kimdir?
2. Özgür Özel'e verilen mazbatalar hala geçerli midir?
🚨 BREAKING
Riot police. Tear gas. Water cannons. This is what Erdoğan’s Turkey looks like today — security forces storming the headquarters of the main opposition party, @CHPturkey, to evict its democratically elected leader @eczozgurozel . Enough. Europe must speak with one clear voice: this is authoritarianism, not democracy. #Turkey #CHP
Canım oğlum, canım başkanım Özgür Özel, mitinglerde cumhuriyeti kurtarmanın kolay olmayacağını kaç kez söyledi. Tarih onu ve yol arkadaşlarını Mustafa Kemal'in, Kuvacıların yanına yazdı, kolay olmayacak, başaracağız!
Özgür Özel:
• Size söz veriyorum; Beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler, gazla sindiremezler, dayaktan yılmam.
• Ama ben asla bir daha mağlubiyete alışmam, kaybetmeye tahammül edemem.
Özgür Özel:
“CHP’yi Saray’ın seçtikleri yönetiyorsa CHP kapanmıştır. CHP'yi üçüncü kez açmak için var gücümle çalışacağım. Eninde sonunda o sandığı getireceğim, CHP’yi sizin seçtikleriniz yönetecek"