#İBBDavası'nda 54.Gün
"Teknofest projesinde görev aldım diye hiç kimse bana "Atatürk Havalimanı'nın satın almacısı" demedi!
Çünkü böyle bir şey değildi.
Aynı bugünkü durum gibi."
🔺️İş İnsanı, danışman #GüldemŞık beyanda bulunuyor.
"Çalıştığım süre boyunca kurumsal etkinlikler, lansmanlar, seminerler, fuarlar ve protokol organizasyonlarının alan satın almalarını yaptık, aynı zamanda finans süreçlerini takip ettim.
Akbank gibi kurumların yıl sonu ve bayi toplantıları organizasyonları, Kızılay'ın çeşitli etkinlikleri ve bunların en büyüğü olan, 2019 yılında Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen Teknofest Festivali idi.
Festival, farklı şekillerde bugün de devam etmektedir.
Teknofest projesini üç ajansın oluşturduğu bir konsorsiyumun parçası olarak aldı.
Ben de bu sayede Türkiye'nin en büyük festivallerinden biri olan Teknofest'in satın alma ekibine dâhil oldum.
Festivalin hazırlık ve uygulama süreci, kısa görünmesine rağmen başlangıcından bitişine kadar altı aydan uzun sürdü.
T3 Vakfı ve kamu kurumlarının koordinasyonunda, onlarca paydaşın katıldığı; yüzlerce stant, çadır ve etkinlik alanının kurulduğu büyük bir organizasyon gerçekleştirildi.
İrili ufaklı iki yüzden fazla tedarikçinin hizmet verdiği devasa bir festivaldi.
Benim içinde bulunduğum satın alma ekibi; paydaşlar ve sivil toplum kuruluşları hariç olmak üzere, her türlü tedarikin fiyatlandırılmasıyla başlayan, kurulumundan sökümüne kadar devam eden, anlık ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan; iş bitiminde ise mutabakat, faturalandırma ve tahsilat süreçleri dâhil tüm operasyonu takip etmekten sorumluydu.
Benim sorumlu olduğum tedarik alanları teknik ekipmanlar, stantlar, promosyon ürünleri, catering ve benzeri tamamlayıcı hizmetlerdi.
Prodüksiyon, reklam, tanıtım, dijital içerik üretimi veya video çekimi gibi görsel ağırlıklı işlerle ilgilenmedim; açıkçası bu alanlar benim uzmanlık alanım da değildir.
Sayın Başkanım, beni medya faaliyetleriyle ilgili eylemler arasına da koydukları için bunu özellikle belirtmek istedim.
Benim uzmanlık alanım hiçbir zaman bu işler olmadı.
Kısacası bu proje; T3 Vakfı ve diğer paydaşlar tarafından konsorsiyum ajanslarına yaptırılan, proje süresi boyunca Atatürk Havalimanı'nda kurulan büyük bir operasyonun yönetildiği bir süreçti.
Bu süreçte görev aldım diye hiç kimse bana "Atatürk Havalimanı'nın satın almacısı" demedi. Çünkü böyle bir şey değildi.
Aynı bugünkü durum gibi.
Bu arada pandemi süreci, ajansın ayakta kalmasına izin vermedi ve özel sektördeki birçok ajans gibi kapanmak zorunda kaldı.
Ben de bu süreç boyunca ajansa sonuna kadar destek vermeye devam ettim.
Bu dönemin bana en büyük katkısı ise, finans sektöründe olduğu gibi etkinlik sektöründe de çok geniş bir çevre edinmem oldu.
Zaten ben çalışma hayatım boyunca para biriktirmekten çok insan biriktirdim.
Özel hayatımda da üretmeye devam ettim. Biri 1999 yılında, diğeri 2020 yılında yayımlanan iki şiir kitabım bulunmaktadır.
Size kitaplarımı getirmedim; çünkü dilerseniz kanalım üzerinden dinleyebilirsiniz. Kanalda şiirlerimi, bestelerimi ve yapay zekâ ile ya da manuel olarak hazırladığım klipleri bulabilirsiniz. Bunların tamamını kendim hazırladım."
BEN BU KADAR ŞEYİ
HAKEDECEK NE YAPTIM?
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer savunmasını sesi titreyerek bitirdi:
Toplasan 200 metrekare bile olmayan yerde 60 kişi beraber yaşıyoruz. Bunların içinde eski koğuşumda, 10 ay kaldığım koğuşta, uyuşturucu müptelaları vardı, hırsızlar vardı. Yani hayatımda karşılaşmadığım, karşılaşamayacağım insanlarla karşılaştım. Yani beterlerin beteri her zaman varmış bu koğuşta gördüm. Hayatımda 60 yılda tanışmadığım, 61 yılda tanışmadığım birisiyle daha tanıştım: Tahtakurusu. Vücudum acayip bir reaksiyon verdi, her tarafım sivilceler, lekeler. Bizim bir arkadaşın, aynı koğuşta kaldığımız birisinin evine gitmiş. Evi komple ilaçlatıp, 3 gün eve gelmeyip öyle acayip zor kurtulmuşlar.
Yani düşünüyorum; ben 60 yıl boyunca çalıştım, hep maaşla çalıştım. Tek bir kuruş kimseden para, herhangi bir hediye bile almadım. Ben bu kadar şeyi hak edecek ne yaptım? Ben soruşturma kapsamında ilk aşamada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım. Ardından hakkımda "kaçtı", "firar" gibi haberler gördüm ve avukatımla adliyeye gelerek, tutuklanacağımı bile bile teslim oldum. Benim pasaportum bile yok. Kaçma, delil karartma şüphem yok. Sayın Başkan, ben size her şeyi anlattım. Ben bu süreci yaşayacak hiçbir şey yapmadım. Sayın Başkan, sayın heyet; ben bugün burada yalnızca özgürlüğümü değil, 35 yıla yaklaşan emeğimi, mesleki hayatımı, itibarımı ve çocuklarıma bırakacağım ismimi savunuyorum. Dosyada benim suç işlediğimi gösteren tek bir somut delil yoktur. Tek bir kural aykırı talimatım yoktur. Tek bir haksız kazancım yoktur. Tek bir usulsüz işlemle kendime şahsi menfaat sağladığıma ilişkin delil yoktur. Buna rağmen 453 gündür tutukluyum. Ben adalete güvenmek istiyorum. Sayın mahkemenizden tek talebim; iddiaların somut delillerle değerlendirilmesi ve vicdani kanaatin peşin kabullerle değil, gerçeklerle oluşturulmasıdır. Bir an önce beraatimi ve tahliyemi istiyorum. #İBBDavası
🗣️CHP Seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel:
📌"Binanın kapısında burada erkek berberi burada cep telefonu satıyor. Onların kapısının önündeki yere sıkıştırmışlar öğretmenleri. Etrafına çekmiş polis arabalarını. Çıkacağım diyene ters kelepçe çıkacağım diyene biber gazı. Ondan sonra bir de şimdi karar almışlar efendim NATO var şu kadar gün gösteri yasak şu kadar gün bilmem ne. Ya yasak olmadığı gün canından bezdirdin sen öğretmenleri. Utanmadan yasak tarif ediyor millete"
https://t.co/SwzK20kq0n
Ankara'da NATO zirvesinin rahatça yapılabilmesi için ev baskınları devam ediyor.
Milyonlarca emekçiden toplanan vergileri yapılacak zirve için harcayanlar, NATO'yu bu topraklarda istemedikleri için Ankara'da çok sayıda kişiyi şafak operasyonuyla gözaltına aldı.
Siz kimin polisisiniz?
Siz kimin iktidarısınız?
Bir yandan yerli ve milli masalları anlatacaksınız; diğer yandan NATO’nun kanlı çizmesi bu topraklara basmasın diyenlerin kapılarını kıracaksınız!
Ne yaparsanız yapın bu halkı emperyalizmin savaş makinesine asker edemeyeceksiniz!
EKREM İMAMOĞLU:
YANDAŞ BASININ HABERLERİ NEDENİYLE AİLELER
TEHDİT ALTINDA
İBB Davası'nın 55. günü başladı.
Ekrem İmamoğlu söz aldı:
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılıp işkence edildiğine dikkat çeken İmamoğlu:
Ne yazık ki ağır işkenceye maruz kalmış.
36 saat susuz bırakılması, tırnaklarının çekilmesi gibi işkenceler.
Yandaş medyadaki kışkırtıcı ve hedef gösteren beyanlarla Barış Kılıç ailelerinin güvende olmadığını söylemişti.
Ben kendimi ayıpladım meseleyi biraz hafif gördüm.
Bu sabah elde ettiğim ifadelere göre altınlar nerede paralar nerede şeklinde sorularla işkence edildiğini öğrendim.
Buna sebep olan koşullar söz konusu. Benim ifademle iftiraneme olan bu iddianeme kaynaklı saçma sapan ifadelerin Akit, Sabah gibi bir takım mecralarda rakam verilerek duyurmaları artık suç olmaktan çıkmış azmettirici bir kaynağa dönüşmüştür.
Buradaki aileler çok büyük tehdit altındadır.
Bunu yapanlar hakkında bulunduğumuz hiçbir suç duyurusu karşılık bulamamıştır.
Herkesi uyarıyorum gerekli kurumların harekete geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bizim ne ayakkabı kutularımız ne de kasalarımız vardır. Ailelerin korku altında olduğu bu iklime son verici tedbirler alın. #İBBDavası
Tanıştırayım;
Öğretmenlerin yerlerde sürüklendiği gün pişkin pişkin babalar günü kutlayan, profiline utanmadan Atatürk koyan bu kurum Türkiye’deki özel okul patronlarının derneği.
Bir de ÖZDER var.
Özel okullardan, kurslardan her yıl milyonlarca lira para kazanan ama üç beş istisna dışında öğretmenlerin emeğini üç kuruşa sömürerek semiren sonra da tenezzül edip öğretmenlerin sendikasıyla masaya bile oturmayan, Çalışma Bakanının da Milli Eğitim Bakanının da ağzının içine baktığı patronların dernekleri.
Bu iki kurumun ortak özelliği ne biliyor musunuz?
İkisinin de başkanı Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu Üyesi!
Buradan ilan ediyoruz;
Haklarını gasp ettiği öğretmenlerin 7 gündür açlık grevinde olmasının, dün işkenceye maruz kalmalarının başlıca müsebbipleri duysun.
Ya siz derhal Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının yerden göğe haklı taleplerini duyacaksınız
Ya da bilin ki biz öğretmenleri sömüren özel okulları, kursları yani pek kıymetli(!) üyelerinizi ifşa ve boykot çağrısıyla geçireceğiz önümüzdeki “altın” aylarınızı.
Temmuzda ağustosta iyice alevlenen o yeni müşteri telaşenizi kursağınıza tıkacağız.
Patronlar bu sesi ya duyacak ya duyacak.
👇🏽
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
@Toder2002@ahmetakca55
"Bir sendika sesini daha nasıl duyuracak"
🗣️Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali:
🔸"Orantısız bir şiddet ve işkence uygulandı. İnsanlar yerlerde sürüklendi, tekme tokat dövüldü. Biber gazı çok orantısız bir şekilde kullanıldı. Öğretmenler olarak dayak ve gözaltıyla karşı karşıya kaldık
🔸"Ülkenin başkentinde herkes görüyor ama yetkililer görmüyor. Milli Eğitim Komisyonu hâlâ toplanmıyor. Bu meclis niye var? Milli Eğitim Komisyonu kaçıyor, patronlar kaçıyor, Milli Eğitim Bakanı kaçıyor. Biz kiminle görüşeceğiz"
@VurucuHasret@ogretmensendika@eren_edebali
https://t.co/aPipf2Uxxm
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Kılıçdaroğlu'nun SZC TV'deki röportajını değerlendirdi.
▪️ "Sayın Kılıçdaroğlu, CHP aleyhine tanzim edilmiş savcıların ağzıyla konuşuyor"
▪️ "İddiameleri okumadım diyor ama o savcının ağzıyla konuşup kim suçlu kim değil konusunda ihsas-ı reyde bulunabiliyor"
▪️ "13 yıl o görevi yapmış birinin daha ölçülü beyanlarda bulunmasını beklerdim"
OPERASYON GÜNÜ KAÇIŞ PLANI
Murat Ağırel: “Girne doğumlu Ferit Samuray’ın sahibi olduğu şirkete ortak ve yetkili olarak giren Asil Ersoydan’a toplamda ne kadar para gitmiş biliyor musun? 413 milyon dolar.
“413 milyon dolar para o şirketin kripto hesabına çıkmış Papara’dan. 413 milyon dolar yani bugünkü değeriyle 16 milyar lira. Ve bunu kimse görmemiş. Bak. Hazine görmemiş, Maliye görmemiş, İstihbarat görmemiş….
Orada daha ilginç bir şey var. POLNET’ten bakmışlar Asil Ersoydan 23 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul Havalimanı’ndan çıkmış.
Yani hangi tarihte? Operasyonun yapıldığı gün. Aynı tarih, aynı gün. Operasyonu haber almış ve çıkmış gitmiş 413 milyon dolarla…”
Deniz Zeyrek:
"Öyle bir arınacak ki Kemal Kılıçdaroğlu, o koca CHP binasında bir o kalacak, bir MYK'sı kalacak, bir de sağdan soldan toplanan ekip kalacak."
"Cumhuriyet'in ikinci yüz yılında Atatürk'ün en önemli miraslarından biri olan CHP'yi bitirecek isim siz olacaksınız."
"Tarihe böyle geçeceksiniz."
Ankara’da bir kez daha bu ülkenin kolluk kuvvetlerinin, yargısının, iktidarının kime hizmet ettiğini, kimin muhafızlığını yaptığını ayan beyan gördük!
Ankara’da, bu ülkenin gençlerini, emekçilerini; eli kanlı ittifak NATO’yu protesto ettikleri için "topladılar"!
Emperyalizme uşaklıkta yarışanlar sabaha karşı koçbaşlarıyla evlerin kapılarını kırarak, duvarları yıkarak, insanları yerlerde sürükleyerek gözaltına aldılar.
Siz kimin polisisiniz?
Siz kimin iktidarısınız?
Bir yandan meydanlarda sahte anti-emperyalizm nutukları atacaksınız, diğer yandan Kürecik’i, İncirlik’i o katillere açık tutacaksınız!
Bir yandan yerli ve milli masalları anlatacaksınız; diğer yandan NATO’nun kanlı çizmesi bu topraklara basmasın diyenlerin kapılarını kıracaksınız!
Sizin anti-emperyalizminiz de milliyetçiliğiniz de sahte!
Ne yaparsanız yapın bu halkı emperyalizmin savaş makinesine asker edemeyeceksiniz!
Bu ülkenin emekçileri, gazetecileri, avukatları, gençleri, sosyalistleri sizin koçbaşlarınıza teslim olmayacak!
Akın bey, Akın bey! @abakingurlek
-Bakanlık gücünü sadece sizden olmayana karşı kullanma!
-"Kapalılar toplatılsın" diyerek densizlik yapan kadın için hemen yakalama ve gözaltı emri veriyorsun da...
-Bu ülkede bütün pezevenkler Kemalist'tir diye hakaretler yağdırıp iftiralar atan AKP'li rezil kadın Rümeysa için niye harekete geçmedin?
-Bayan milletvekilinin namusuna dil uzatan sizin mahalledeki o namussuz için niye savcılara emir vermedin?
-Sizinkiler, sövecek, iftira atacak, kışkırtacak duymazdan geleceksin; bu taraftan bir cevap gelirse hemen polisi, savcıyı harekete geçireceksin...
-Adaletsiz güç, güç değil zulümdür!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde, haftalık TBMM Grup Toplantımızı gerçekleştirdik.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın; baskılara, hukuksuzluklara ve karanlık hesaplara karşı adalet, özgürlük ve demokrasi yolundan bir adım geri atmayacağız.
Bu ülkenin vicdanını da umudunu da milletimizle birlikte büyütmeye devam edeceğiz!
Çünkü biz gücümüzü makamlardan değil; haklılığımızdan, halkımızdan ve milyonların ortak umudundan alıyoruz!
Murat Taylan:" 'Ben para aldım, oyumu değiştirdim' diyen adamı savunuyor Kılıçdaroğlu.
Barış Terkoğlu sordu 'Veysi Uyanık'ın partiyle ilişkisini kestiniz mi? Hani bu kadar kirlilik, bu kadar arınma filan derken'
Yok dedi, onu kesmedim. Niye? O itiraf etti dedi. Nasıl yani? Para almış, itiraf etmiş, o zaman temiz mi?
'Ben kimseye para vermedim' diyen adamın yalan söylediğini nereden çıkartıyorsun?"
Ankara Valiliği, NATO için aldığı yasak kararında öğretmenleri de unutmamış.
Belirtilen süre içerisinde "açlık grevi" de yasakmış.
Ne yapacaksınız, zorla mı yedireceksiniz?
Kılıçdaroğlu, TBMM'de poşet içinde 250 bin dolar bulunduğunu iddia etmişti.
AKP'ye yakın Hürriyet Gazetesi'nden Fatih Çekirge, TBMM'den elde ettiği bilgileri paylaştı:
-İddianın ilk gündeme geldiği günlerde TBMM Başkanlığı konuyla ilgili 2 müfettiş görevlendiriyor.
-Odacıdan çaycıya toplam 50 kişinin ifadesi alınıyor.
-Yüzlerce saatlik kamera kaydı izleniyor.
-Poşete de paraya da rastlanmıyor. Herhangi bir somut delil bulunamıyor.
-TBMM kaynakları "Ortada poşet falan yok" diyerek iddiayı yalanıyor.