Özgür Özel: "Türkiye ittifakı diyerek herkesi kucaklayan bir anlayış içinde olduk ve hep şunu dedik; "Önce bir kurtaralım memleketi yüz yıl önce olduğu gibi, ondan sonra tekrar rekabet ederiz."
Bu twitteki temel yanlışlar, rezilliklerden rezillik seçin:
1. burası askeri bir havalanı idi ve lojistik olarak kullanılıyordu.
2. Ama şimdi şahsının havalanı oluyor, zaten VİP havalanı olacak.
3. Bunu saklamak için adına Ankara ismi verildi.
4. Trump'ın uçağı insin diye pist uzatıldı.
5. Uzatma gerekçesi ile Şeker fabrikasına çöktüler.
6. Böylece bir taşla 3-5 kuşu öldürdüler.
7. Devlet konuk evi filan yapıldı ve kaçak saray tarafına kapı yapıldı.
8. Ego burası için çok sayıda toplu taşıma hattını yok etti, yolunu değiştirdi.
9. Her protokol uçuşu ile Barıkent ve Eryaman halkı jet motoru sesi ile zıplayacak.
10. dahası var ama kimse konuşmuyor. Ankara siyasetinin konuşmaması AOÇ'Ye çökülürkenki sessizliği benziyor.
11. bu böyle devam eder ama insanların çok bilmiyor, bakanın sözlerinin aslında ne anlama geldiğini duyurmak lazım.
Yazılarım ve çalışmalarım kamuya aittir. İsteyen herkes kullanabilir. Ancak butlanla CHP genel merkezinde görevlendirilenlerin ve onları destekleyenlerin herhangi bir araştırmamı, makalemi, yazımı veya bana ait bir veriyi-bilgiyi kullanmasına ve paylaşmasına iznim yoktur.
Üç kuruşluk siyasi kavga için bu insanların çığlıklarına kulaklarını tıkayanlara, yargılanmadan insanları suçlu ilan edenlere, buradan koltuk kapmaya niyetlenenlere kim ne kadar beddua etse az! Fatoş Pınar Türker bugün anlattı bunları, 1,5 sene sonra konuşabildi, o konuştu bütün salon ağladı…..
“Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben 2. girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. "Sen niye buradasın Canan" dedim. “Beni de aldılar Pınar Hanım” dedi. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü şeyin altında olduğu için Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."
“Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. “Şimdi yere çömel” dedi. Ondan sonra, o tutanlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. “Cinsel organını aç” dedi. Başını, arkanı dön, eğil filan.“Tamam” dedi. Halbuki ben şimdi biz ne olduğunu anlamıyoruz hani, bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızın farklı polis memurları varmış, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Bir de bunun biz şey olduğunu da anlamadık yani hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş'un çığlıklarıyla Elif'in ağlamasını hiç unutmuyorum. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonuyla annemi aradım, kızlarımla konuştu. Hepsi ağlıyorlar filan. Sonra biz Silivri'ye geldik akşam vakti. Hakikaten film gibi. Çünkü insan cezaevine düşeceğini hani bir de böyle yedi sülalesinde böyle bir şey olmayınca, hiç suça bulaşmayınca filan hiç insanın aklının ucundan geçmiyor ama olabiliyormuş. Her şey insana dairmiş. Geldik, bize dediler ki sizi dediler merak etmeyin biz 5 kadınız. Bir de dışarıdan bir firma temsilcisinin eşiymiş o var. Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. A biz çok sevindik filan. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat işte talimat geldi dedi. Sizi ayrı ayrı koyacağız dedi. Bizi götürdüler böyle ilk biz el eleydik Elif'le zaten. Elif de İtalya'da tatildeydi, sonra ona hani firar filan dediler de Elif kendi ayağıyla geldi duruşma salonuna ve sürekli şey diye ağlıyor kendisi, hatırlamıyorum. "Ama ben gelmek zorundaydım Pınar Hanım, kaçamazdım" diyor. El ele tutuşuyoruz biz Elif'le, ilk koğuşun kapısına geldik, "Burası sen" dediler. Açtılar koğuşu, koydular beni içine. Kapı kapandı. Ben hemen cama koştum. Cama koştum çünkü bir yanımdaki koğuşa "Elif, Fatoş seni koydular mı?" Sonra Fatoş'u sonra seni sonra Elif'i. Fakat biz sırayla Fatoş çok çığlık atıyordu.
Fatoş çok çığlık atınca, ben ona bir şey olacak diye ben bari susayım dedim yani bütün gece şey diye geçti o gecemiz. Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz. Bir de daha fenası ses gelmezse birbirimizi görmüyoruz, camdan konuşuyoruz. Orası da ağırlaştırılmış müebbet arkadaşlar yatıyormuş. Alt katta da cama çıktı başka kadınlar, dedi ki İBB geldiniz mi dedi.
Çok ağır, çok haksız, çok hukuksuz 15 ay yaşadık. Sevdiklerimizden, ailelerimizden ve sizlerden uzak.
15 ay sonunda inşallah konuşacağız. Anlatacak çok şeyimiz var.
Fatoş Pınar Türker’in kariyeri ve gözaltı sürecinde yaşadıkları haklı olarak kamuoyunun dikkatini çekti. Ancak ortaya çıkan tabloda, sanki hakkındaki suçlamalara hiç yanıt vermemiş ya da bir savunma ortaya koymamış gibi bir algı oluştu…
Gazetecilik sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeyi gerektirir. Özellikle
bankalarda üst düzey yöneticisi olarak görev yapmış bir isim olarak Türker’in, MASAK raporları ve mali işlemlere ilişkin değerlendirmelerini dikkatle okumakta fayda var.
Fatoş Pınar Türker savunmasında, hakkındaki iddialara eylem eylem, başlık başlık ve tek tek yanıt verdi.
Eksik kalmaması adına, vakti olanların savunmanın tamamını okumasını öneririm. Nihayetinde bu insanlar kendileri 1.5 yıl sonra savunma imkanı buldu. Mahkeme bakalım ne karar verecek ?
İşte o savunmanın tamamı:
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
2007–2026 arasında, yani 19 yıldır milletvekilliği yapan Faik Öztrak’ın basın açıklamasında ‘makamlarından bir türlü vazgeçmeyenler’ ifadesini kullanması ironinin sözlük tanımına aday.
��ule hanım ara ara "he canım he..." diye bakıyor, kimi zaman dehşete kapılıyor, kimi zaman bir uçan tekmeye dönüşebilecek bir ruh haline bürünüyor ve inanılmaz bir sabır gösteriyor...bu akıl tutulmasına taş olsa dayanmaz!
ŞULE AYDIN KILIÇDAROĞLU'NA YAKIN VEKİLE SORDU
"CHP'NİN KAPISINA KİMİN NEFERİ OLARAK GİTTİNİZ?"
Şule Aydın ile Tatava Yok'un konuğu CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel.
Yeni bölüm Onlar YouTube kanalında yayında.
İzlemek için 👇
https://t.co/85vLtUEJnY
AKP’nin vatandaşın dikkatinden kaçırmaya çalıştığı gerçekler-53❗️
Acaba Zafer Havalimanı���nın fizibilite raporlarını hazırlayan ve onaylayan AKP’li yetkililerin diplomaları var mı?
Zira Hazinenin Zafer Havalimanı’nda yandaş şirkete garanti ettiği yolcu sayısındaki hata payı bir dünya rekoru!
2026 yılının ilk 4 ayında⬇️
Garanti edilen giden yolcu sayısı: 439.244
Gerçekleşen giden yolcu sayısı: 15.038
Aradaki fark (eksik yolcu): 424.206
Hata payı: % 96,57
Hazinenin şirkete yapacağı garanti ödemesi: 2.225.084 Euro
Güncel kurla 119 Milyon Lira❗️
Bunun adı Hazineye hortum bağlamaktır!
Kamu kaynaklarının %96,57’sini yandaş payı, sadece %3,43’ünü vatandaş payı yapmaktır!
Kaynak: Sayıştay, DHMİ resmi istatistikleri⬇️