📌Banklarda oturan kadınlara bakın.
Onlar mahkûm değil, sadece fakirler.
Viktorya dönemi İngiltere'sinde eğer paranız, kocanız veya bir işiniz yoksa oraya gönderilirdiniz!!
📌Bugünkü işleri kenevir toplamaktı; Kraliyet Donanması için yeni halatlar yapmak amacıyla, katranla kaplı eski gemi halatlarını çıplak parmaklarıyla didikliyorlardı.
📌Parmakları kanıyor, katran tenlerini yakıyordu.
Ama dururlarsa yiyecek alamazlardı.
Siyah elbise giyen ve elinde değnek olan kadın ise gözetmendi.
Konuşan her kadını döverdi.
📌Sabah saat altıdan akşam sekize kadar sessizlik kuralı vardı; bu küçük pencereli, soğuk taş salonda oturup halatları didiklerlerdi.
📌Yanlarındaki çocukları görüyor musunuz?
Altı veya yedi yaşlarındalar.
1890 Londra'sında, yetimhanedeki (yoksullar evindeki) bir çocuğun da çalışması gerekiyordu.
📌Eğer bir anne yetimhaneye girerse, çocukları elinden alınır ve başka bir odaya gönderilirdi. Kadının, çocuklarını sadece pazar günleri bir saatliğine görmesine izin verilirdi.
📌Geceleri elli kişi aynı odada, samanların üzerinde, her yatakta iki kişi olacak şekilde uyuyordu.
Akşam yemeği ise sulu bir lapa ve bir parça küflü ekmekten ibarettir.
📌Neden buradaydılar?
Çoğu duldu.
Kocaları fabrikalarda ölmüştü.
Kocanın olmaması demek; parasızlık ve evsizlik demekti. Yetimhane, sokaktan önceki son duraktı.
İşte bu, Charles Dickens'ın hakkında yazdığı #Londra'dır.
Ve bu fotoğraf, onun Oliver Twist romanını yazmasının sebebidir.
📌Bu cehennem, Britanya İmparatorluğu'nun kalbinde, sadece 136 yıl önceydi.
Oysa Britanya, dünyanın çoğunu kontrol ediyordu ve "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" olarak adlandırılıyordu.
ABD 🇺🇸: Bize hava üslerinizi verin
İspanya 🇪🇸: Vermeyeceğiz🔥
ABD 🇺🇸: Ticaret anlaşmasını askıya alacağız
İspanya 🇪🇸: Askıya alın🔥
ABD 🇺🇸: İspanya'dan 3000 ABD askerini çıkaracağız
İspanya 🇪🇸: Çıkarın🔥
ABD 🇺🇸: İspanya'yı NATO'dan sileceğiz
İspanya 🇪🇸: Ne istersen yap🔥
İspanyol PM Pedro Sánchez ile tanışın🔥
Tarih seni bir “kahraman” olacak yazacak, cesur adam! 🔥
Türkiye’nin Sessiz Devrimi: Baykar Nükleer Reaktör Üretiyor!
Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ağzından çıkan tek bir cümle, Türkiye’nin yakın geleceğini değiştirecek bir depremin ilk sarsıntısıydı:
“Baykar, 40 MW kapasiteli küçük modüler nükleer reaktör (SMR) prototipi üzerinde çalışıyor.”
Bu cümle, sosyal medyada birkaç saat içinde milyonlarca kez paylaşıldı. Kimisi “yine abartı” dedi, kimisi “hayal” dedi. Ama gerçek şu ki:
Türkiye, ilk kez özel sektör eliyle, kendi mühendislerinin tasarladığı bir nükleer reaktör geliştirmeye başladı. Ve bu reaktörün adı Baykar olacak.
Bu haber, sadece bir enerji projesi değil. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük “bağımsızlık hamlesinden” biri.
Neden şimdi? Neden Baykar?
Türkiye 2024’te elektrik üretiminin %38’ini ithal doğalgazla yaptı. Her ay 5-6 milyar dolarlık doğalgaz faturası ödedik. Cari açığın en büyük kalemi hâlâ enerji. Akkuyu gibi dev santraller güzel ama 20 yılda ancak bir tane yapabiliyoruz ve Rus teknolojisiyle.
Baykar’ın geliştirdiği 40 MW’lık SMR ise bambaşka bir dünya.
Fabrikada üretilecek, tırla taşınacak, 3-4 yılda devreye girecek.
Bir Organize Sanayi Bölgesi’ne koyduğunuzda, o bölge artık doğalgaza muhtaç olmayacak.
Bir limana koyduğunuzda, gemileriniz aylarca yakıtsız dolaşabilecek.
Kızılelma’nın kanatlarına koyduğunuzda, “nükleer enerjili insansız savaş uçağı” diye bir kavram doğacak – dünyada henüz kimse yapamadı.
Evet, yanlış okumadınız. Baykar sadece İHA yapmıyor artık. Baykar, Türkiye’yi enerji kölesi olmaktan çıkarıp enerji silahı olan bir ülkeye dönüştürüyor.
Bir SMR’nin Türkiye’ye maliyeti ne olacak?
Bir tane 40 MW SMR, yılda yaklaşık 320 milyon metreküp doğalgaz ithalatını önleyecek. Bugünkü fiyatlarla bu, yıllık 400-450 milyon dolar demek.
100 tane SMR koyduğunuzda (ki Baykar’ın hedefi bu), sadece doğalgaz faturasından yılda 40-45 milyar dolar tasarruf ediyoruz.
40 milyar dolar ne demek biliyor musunuz?
2024’te savunma sanayii ihracatımız 5,5 milyar dolardı.
40 milyar dolar, her yıl 8 tane savunma sanayii ihracatı demek.
Veya 20 tane Akkuyu demek.
Veya 100 bin km bölünmüş yol demek.
Ama asıl bomba başka. Bu teknolojiyi ihraç edeceğiz.
2050’de dünya neye ihtiyaç duyacak?
Küresel SMR pazarı 2035’te 300 milyar dolar, 2050’de 1,5 trilyon dolar olacak (IAEA tahmini).
Bugün bu pazarda NuScale (ABD), Rolls-Royce (İngiltere), Rosatom (Rusya) var. Yarın dördüncü oyuncu “Baykar” olacak.
Bir düşünün, Katar çölde 100 tane Baykar SMR alıyor. Pakistan 50 tane. Endonezya adalarına dağıtıyor.
Türk mühendisi tasarlamış, Türk işçisi üretmiş, Türk bayrağı taşıyan reaktörler…
Bu, sadece para değil, jeopolitik güç demek.
“Ama nükleer tehlikeli değil mi?”
En çok duyduğumuz soru bu. Cevap basit: Baykar’ın geliştirdiği 4. nesil SMR’ler pasif güvenlik sistemine sahip. Elektrik kesilse bile kendi kendine soğuyor, erime riski sıfır.
Çernobil’in olduğu 2. nesil, Fukuşima’nın olduğu 3. nesil teknolojiler değil bunlar. Bugün ABD’de bile üniversitelerin kampüsüne SMR konuluyor.
Bu bir makine değil, bir manifesto
Baykar’ın nükleer reaktör projesi, Selçuk Bayraktar’ın 2023’te TEKNOFEST’te söylediği şu cümlesinin somut hali:
“Biz artık takip eden değil, yol açan ülke olacağız.”
O gün İHA/SİHA’da söylediler, yaptılar.
Bugün nükleer reaktörde söylüyorlar.
Yarın uzayda, yapay zekâda, kuantumda da söyleyecekler.
Türkiye, 100 yıl önce “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız” diye bir hedef koydu. O hedefe en yakın olduğumuz an, belki de tam şu andır.Çünkü bu kez hedefi devlet değil, bir avuç Türk genci koyuyor.
Paylaşın ki, Türkiye’nin sessiz devrimini herkes duysun.
BAKIN TARİHİMİZE, HAFIZAMIZA VE ECDADA NASIL İHANET ETMİŞLER...
Tarihin en iyi arşiv tutan imparatorluğu olan Osmanlı'nın tüm arşiv belgelerini balyasını 3.10 kuruşa bir zamanlar vilayetlerimizden biri olan Bulgaristan'a nasıl satmışlar.
Dünya çok devrim ve değişim gördü. Ama hiçbiri tarihine, acdadına ve geçmişine bu denli ihanet etmedi. Bu denli nefretle bakmadı. 1 asırdır dayatılan yalanları ortaya çıkarıp hepsiyle hesaplaşmalı...
AKŞAM GAZETESI YAZARI VE KANAL 24 PROGRAM KOORDINATÖRÜ
MURAT ÖZER
EKREM İMAMOĞLU LIDERLIĞINDEKI CASUSLUK FAALIYETINI
O KADAR GÜZEL ANLATMIŞ KI, KAFASI EN ÇALIŞMAYAN ADAM BU VIDEOYU IZLEDIKTEN SONRA EKREM’IN NASIL SEÇIM ALDIĞINI ÇOK IYI ANLAYACAK…
TEBRIKLER VE TEŞEKKÜRLER MURAT ÖZER…
@muratozer_ist
Türk tüm varlığı ile islamiyete koşarken hasretle İslama kavuşmanın mutlulunu yaşamştır Allahtan başka ilah yoktur diyen CİHAD emri ile ALP'LİK RUHUNU besleyen HAK YOLDA alimlerin akıttğı mürekkebi şehid kanından daha mübarek bulan İSLAM Türk’ü yeniden Türk’e buldurmuştur
ARVASİ
Kitabın ortasından
Bir video bırakıyorum..
Helal olsun
@ersoyakif1
Siyaseten
ikiye bölünmüş bir ülkenin ulusal kanalında..
Linç yiyeceğini bile bile
Yaşadığı gerçeği..
Hiç çekinmeden anlatmış
İşte biz buna
Yalakalık değil
Delikanlılık diyoruz 👏👏
Algı nasıl yapılıyor hemen taze bir örnekle size göstereyim.
Uşakta bir altın madeni var.
Öncelikle şunu izah edeyim; Türkiyenin yeraltı zenginliklerinin ekonomiye kazandırılmasına ancak düşmanları karşı çıkar. Ucu dışarıya bağlı lobilerle çevre vs. gibi bahanelerle yıllardır buna karşı çıkıyorlar. Oysaki devlet hiçbir yatırım yapmadan çıkarılan altının %35’ini kasasına koyuyor.
Gelelim konuya;
Şirket kullandığı suyu,kendi oluşturduğu yağmur suyu barajlarından ve geri dönüşümden sağlıyor. Herhangi bir şekilde Uşaktaki barajlardan su almıyor. Kaldı ki alsa bile,sorumlusu buna izin veren CHP’li Uşak belediyesidir. Hal böyle iken bir anda sosyal medyada Uşakta suyun bitmesini bu madene bağlayan haberler çıkmaya başlıyor. Bunlarla doğru düzgün mücadele eden devlet mekanizmaları olmadığı için bu yalan da yürüyüp gidecek. Benim gibi fakirlerlerde yalan yayılmasın diye kendi kendine beyhude uğraşıp duracak. Ve işin sonunda yalanı uyduran yine ceza almayacak!
Böylece bir işin doğrusunu da anlatmıştım oldum. Siz de bunu yayarak bana destek olabilirsiniz!
Burası Türkiye Allah diyerek milli mücadeleyi kazanan kazandıktan sonra Allah diyenlerin ağır mahkemelerde yargılandığı müslümanların zulüm gördüğü savaşmadan sizi kutardık yalanı ile gayrimüslümlerin işgal ettiği savaşarak biz müslümanlar gayrimüslimleri (Osmanlıdan) kurtarmışız
Muhammed Aleyhisselam, öksüz ve yetim kalan terk edilmiş Filistin adlı çocuğu sahiplendi.
Biz Muhammed Aleyhisselam'ın ümmeti miyiz ki Gazze'yi sahiplelim!!!
2 dakikanızı ayırıp dinleyin.
SELDA BAĞCAN: "Bu ülke hiçbir zaman bu kadar açlığa düşmedi. Milyonlar aç. Bunu söylemek ayıp da değil suç da değil. Çünkü herkes aç. Daha nasıl anlatalım?"...
Ülkedeki bütün etleri yiyen Selda Bağcan'ın açlığa sebep olduğu tespit edildi...
Soruşturma boş diyen, ileride iktidar değişir diye İmamoğlu ve CHP’ye laf edemeyen gazeteciler okusun. Sabah Gazetesi’nden Semih Kara’nın haberi.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, itirafçı Adem Soytekin’in ifadeleri, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik ciddi iddiaları gündeme getirdi.
🏑 Soytekin, cezaevinde susturulmak için baskı gördüğünü, kendisine milletvekilliği teklif edildiğini ve İmamoğlu'na ait olduğu iddia edilen el yazısı notlarla duygusal baskı kurulduğunu anlattı. Notlardan birinde "Adem dik dur, bizi satma" yazdığını aktaran Soytekin, bu baskılara rağmen bildiklerini anlattığını vurguladı.
🏑 Adem Soytekin, İBB'den toplanan milyonlarca liranın usulsüz şekilde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasında kullanıldığını ve bu işlemlerin Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla organize edildiğini öne sürdü. Paraların operasyon öncesinde Viyana, Londra ve İspanya'ya kaçırıldığını iddia eden Soytekin, bu süreçte dokunulmazlığı olan milletvekillerinin kullanıldığını belirtti.
🏑 Özellikle Viyana'daki Kent Restoran çevresinde İmamoğlu ve yakın ekibinin otel yatırımları yaptığı, bu yatırımların Adem Tütüncü ve ailesi üzerinden resmileştirildiği ifade edildi. Soytekin, Tütüncü ailesinin Viyana'da güçlü bir lobi ağına sahip olduğunu ve bir milletvekiliyle bağlantılı olduğunu savundu.
🏑 Ayrıca, paraların büyük kısmının Murat Gülibrahimoğlu tarafından İspanya ve Londra'ya aktarıldığını, bu paralarla otel yatırımları yapıldığını iddia etti. Operasyon öncesi paraların "güvenli evlerde" saklandığını, ancak operasyon sonrası bu evlerin boşaltıldığını ve paraların dokunulmazlığı olan milletvekillerine devredildiğini belirtti.
🏑Soytekin, İBB bürokratlarının CHP'lilere işe gitmeden maaş ödediğini ve usulsüz SGK girişleri yapıldığını itiraf etti. KİPTAŞ'a ait şantiyelerde, CHP üyelerinin müteahhit firmalarda SGK'lı olarak gösterildiğini, ancak bu kişilerin işe gelmediğini söyledi. Örneğin, Bahçelievler'deki bir otopark projesinde, muhtarın eşi ya da kızının 1.5 yıldır maaş aldığını, ancak hiç işe gelmediğini belirtti. Bu isimlerin KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt tarafından bildirildiğini ve işe girişlerinin bu şekilde yapıldığını ifade etti.
🏑 Kamuoyunda "CHP para kuleleri" olarak bilinen CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınma sürecine dair çarpıcı iddialar da ortaya atıldı. Soytekin, binanın satın alınmasında kullanılan paraların CHP'li belediyelerden toplandığını, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz tarafından taşındığını ve bu paraların bağış olarak gösterildiğini, ancak gerçekte bağış olmadığını savundu.
🏑 Olayın basına yansımasının ardından, CHP milletvekili Turan Taşkın Özer'in ofisinde yapılan toplantıda, sahte bağış makbuzları hazırlanmasının istendiğini, bu makbuzların Avukat Mehmet Pehlivan tarafından alındığını belirtti.
🏑 Soytekin, operasyon öncesinde İmamoğlu ile başkanlık konutunda görüştüğünü, İmamoğlu'nun kendisine operasyon bilgisi verdiğini ve paraları ile belgeleri Turan Taşkın Özer'e teslim etmesini istediğini iddia etti. Bu görüşmede Avukat Mehmet Pehlivan'ın da yer aldığını ve sürecin organizasyonunda kilit rol oynadığını belirtti. Pehlivan'ın, dokunulmazlığı olan kişilerle koordineli çalıştığını ve İBB avukatlarının aylık maliyetinin 1 milyon doları aştığını öne sürdü.