Ülkenin ihtiyacı “Ben demiştim.” diyen kanaat önderleri değil, “Kim olursa olsun hesap versin.” diyen hukuk devletidir. Dosyanın ucu nereye uzanıyorsa oraya kadar gidilmeli hiçbir isim, makam ve siyasi ilişki soruşturmanın dışında kalmamalıdır. Mesele birkaç ismin gözaltına alınması değil; bu iddiaların arkasındaki tüm ilişki ağının ortaya çıkarılıp çıkarılmayacağıdır.Ortada milyarlarca liralık bir düzen varsa, bunun birkaç isimle kurulmuş olduğuna kimse inanmaz Adalet güçlüye gelince fren yapıyorsa eksik kalır.Ülkenin ihtiyacı olan şey dosyanın ucu nereye uzanıyorsa oraya kadar giden hiçbir siyasi, ekonomik ya da bürokratik güce teslim olmayan bir adalet düzenidir.
Sorun eleştiri değil, eleştirinin kime yöneltildiğine göre değişen tavırdır.Dün insanları peşinen suçlu ilan edenler, bugün “kahramanlaştırmayın” dersi veriyorsa bu da sorgulanmalıdır.Gazetecilik;
kamuoyunu yönlendirmek değil, herkese aynı mesafede durabilmektir. Hakikat, seçici hassasiyetle değil, tutarlılıkla savunulur.
Ülkemizde asıl sorun tam da bu: Hukukun yerini referanslar alıyor. “Arkadaşımdır, yapmaz.” diyen de, “Sevmediğim biridir, kesin yapmıştır.” diyen de aynı yanlışa düşüyor.Masumiyet karinesi kişiye, siyasi kimliğe ya da dostluk ilişkilerine göre uygulanacak bir ilke değildir.Dün başkaları için yok sayılan bu ilke, bugün dostlar söz konusu olunca hatırlanıyorsa ortada hukuk değil, çifte standart vardır.Adalet, arkadaşlık referansıyla savunulursa hukuk olmaktan çıkar, tarafgirliğe dönüşür.İlkeler kişiye göre değişiyorsa savunulan şey adalet değil, aidiyettir
Masumiyet karinesi yalnızca mahkeme salonlarında değil, televizyon ekranlarında, gazete manşetlerinde ve sosyal medyada da korunmalıdır, aksi halde hukuktan değil algı yönetiminden söz edilir.Hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemeyecekse, gözaltı görüntülerini servis eden ve henüz yargı kararı olmadan suçlu algısı oluşturan yayınlar yapanlar için de aynı hukuki hassasiyet gösterilmelidir.Hukuk devleti, ilkelerin kişiye göre değil herkese eşit uygulanmasıyla anlam kazanır.
Bir kurumun kuruluş tarihi güven belgesi değildir.Bazılarının itibarı yıllar içinde aşındırıldı..“Sonradan çıkmış” diyorsun da, keşke önce “sonradan içi boşaltılmış” kurumları da konuşabilsek.Güven, logoyla ya da kuruluş tarihiyle değil; şeffaflık ve hesap verebilirlikle. Bazı köklü kurumların yıllar içinde içi boşaltıldı, liyakat yerine sadakat getirildi, güven duygusu zedelendi.İnsanların farklı arayışlara yönelmesinin sebebi de tam olarak budur
2 Temmuz… Bir Yangının Değil, Bir Zihniyetin Tarihi…
Bazı tarihler geçmez…Takvimden düşer…Vicdanlara kazınır…
2 Temmuz 1993…O gün yalnızca bir otel yanmadı…
İnsanlık,
Vicdan,
Hukuk,
Adalet yandı…
Ve 35 CaNNN, göz göre göre ateşe teslim edildi.
En ağır olan ateş değildi, seyreden gözlerdi, susan dillerdi, geciken adaletti…
O gün,
Şiirden,
Türküden,
Kitaptan,
Düşünceden,
Farklı olandan korktular…Çünkü korku, aklın değil, karanlığın silahıdır…
33 yıl geçti…Küller soğudu…Acı soğumadı…
Çünkü nefret kendiliğinden doğmaz…
Üretilir,
Beslenir,
Kışkırtılır,
Normalleştirilir…
Sonra bir isim hedef gösterilir, kalabalık yürür, bir kibrit yanar…Geriye yalnızca kül değil…Bir ülkenin vicdanındaki utanç kalır…
Madımak yalnızca geçmiş değildir…Madımak bir aynadır…O aynaya bakmaya cesaret edemeyen herkes, aynı karanlığa biraz daha yaklaşır…Çünkü unutmak, yalnızca hafızayı değil, insanlığı da kaybetmektir…Adaletin sustuğu yerde ateş yalnızca binaları yakmaz, vicdanlarıda yakar…Ve vicdanı yanan toplumlar, bir gün kendi geleceğini de küle çevirir…
UnutMADIMAKlımda…
Unutturmayacağız…
Bu yalnızca bir anma değil, karanlığa karşı verilen bir söz, susmamak için edilen bir yemin, adalet yerini bulana kadar sürecek bir direniştir…
Bizler buradayız…Hatırlayanlar olarak…Soranlar olarak…Hesap soranlar olarak…Adalet gelene kadar…Bu ateş sönmeyecek, hafıza susmayacak, bu ülkenin vicdanı, bir daha asla yanmayacak…
#Madımak #2Temmuz #Unutmadık #MadımakKatliamı
Yine yalan üzerine manşet kurdular…Medya yalan fabrikası gibi çalışmaya devam ediyor. Gerçeği tersyüz etmekten başka marifetleri yok…Demirtaş kendi iradesini koruyor, siz de yalanlarınızı yutmaya devam edin…“@hdpdemirtas Demirtaş @kilicdarogluk reddetti” diye ortalığı ayağa kaldırın…@kilicdarogluk böyle bir talep bile yok!!! @eczozgurozel talebine ise “şu an mümkün değil” denildi…Sebep de çok açık:Bülent Arınç’ın görüşmeden sonra @hdpdemirtas ’a mal ettiği sözler sonrası Demirtaş, “benim adıma kimse konuşamaz” dedi…Partisi ve ailesi dışında hiçbir siyasetçiyle görüşmüyor…Bu bir red değil, suistimale karşı alınmış onurlu bir koruma kalkanıdır... Yani mesele “reddetmek” değil, kendi iradesini korumak…
Ne demişti ünlü ahlak felsefecisi @sedat_peker “Namusu maaşı kadar olan gazeteciler”maaşını muameleleri karşılığında ipini tutan kişilerden, kurumlardan, holdinglerden, istihbarat örgütleri*nden alanlar...
Adalet mi? Özgürlük mü? Vicdan mı? Umut mu?Karanlık hesaplara karşıymış iki gözümün çiçeği…Milletin sırtından geçinen, belediyeleri talan eden, yolsuzlukta rekor kıran, hukuku sadece kendinize göre büküp muhalifleri ezerken “baskı altındayız” diye ağlayan bir çete!!!Partinizde tek bir dürüst adam kalmadı; hepiniz ya yolsuzluk dosyasında ya da beşli çeteyle içli dışlısınız…Vicdanınız varsa önce İstanbul-Ankara’daki o lüks saltanatınızı, torpilli kadrolarınızı, israfınızı açıklayın…Siz sadece karanlığın, yalanın, hırsızlığın ta kendisisiniz…Maskeniz çoktan düştü 🎭
Özgür Özel’in Retoriği
📌 Yumuşama
Yumuşama diye milletin belini kırıyorsun. Ekonomi çökerken, gençler ülkeyi terk ederken sen “yumuşuyorum” diye koltuğunu korumaya çalışıyorsun. Bu yumuşaklık değil, teslimiyettir.
📌 Kırmızı kart
Kırmızı kart gösteriyorsun ama asıl sahada olmayan sensin. Yıllardır muhalefet koltuğunda oturup hiçbir şey yapamayan, sadece bağıran bir figüransın.
📌 Yiğidim aslanım burda yatıyor
Yiğitlerin mezarına siyasi rant yapan, kendi partisini de mezara gömen bir zihniyet…Gerçek yiğitlik değil, ucuz duygusal istismar.
📌 Seni %29’la orada oturtmam
%29’la hiçbir şeyi oturtamayan, ülkeyi yönetemeyen, kendi partisini bile toparlayamayan adam millete koltuk vaadi dağıtıyor…Oturttuğun tek yer kendi çöküşün.
📌 Dostu düşmanı ayırmakta ustalaştık, taşı kırmakta ustalaştık
Dostu da düşmanı da aynı çuvala doldurdunuz.Taşı kırdınız, güveni kırdınız, umudu kırdınız. Geriye sadece enkaz ve bölünmüş bir millet kaldı.
📌 A planımız da B plan��mız da Z planımız da
Planınız yok.Tek beceriniz suçlamak, ağlamak, ertelemek ve “bir dahaki seçime” demek.Z planı da aynı başarısızlığın sonsuz döngüsü.
📌 Paramız yok, binamız yok ama siz varsınız
Paramız yok, vizyonumuz yok, kadromuz yok, projemiz yok…Sadece siz varsınız…Sizi de kandırıp oyalamaktan başka hiçbir şey yapamıyorsunuz.
📌 Yeni mücadelenin parolası yürüyüştür.Pusulası millettir.Rotası 86 milyondur
Yürüyüşünüz boş, pusulanız kırık, rotanız yok…86 milyon sizin peşinizden gelmiyor, sizi izlemiyor bile. Sadece kendi etrafınızda dönüp duruyorsunuz.
📌 Bıktık artık sizden! Gidiyorsunuz, halkın iktidarı geliyor
Bıktık sizden evet…
Ama giden siz değilsiniz.Halkın iktidarı da gelmiyor. Gelen sadece aynı kifayetsiz, aynı başarısız, aynı laf üreten kadrolar…
“Hırsızların kavgası soygun anında olmazmış, ganimeti paylaşırken olurmuş.”
Sizde ne soygun kaldı ne ganimet.Sadece birbirinizi sırtınızdan hançerleyerek, koltuk kavgası vererek “muhalefet” maskesi 🎭 takıyorsunuz.
Attığınız taşlar birbirinize isabet etsin…Yiyin efendiler yiyin…Geriye sadece kemik, laf ve memleketin harabesi kalana kadar.
@ilgazsenem Senin için, "Sahibi kaçak Fetöcü olan kanalın; İmamoğlu'nun maşası, Özgür Özel'in tetikçisi, satılmış, piyon, aparat.." deniliyor.
Size böyle sorsam mutlu olur musun?
Yaptığın kötülüğün karşılığını elbet bir gün bulursun.
@AtillaTasNet Senem Toluay Ilgaz halkla ilişkiler, Aslı Kurtuluş Mutlu arkeoloji + 2 yıllık Radyo TV,
Barış Terkoğlu, makine mühendisliği mezunu.
İlk ikisi haber spikeri.
Bunlar ekran gazetecisi.
Siyasi muhabir/gazeteci Ankara kökenli olur.
Bunlarda ne gazetecilik kültürü ne de etiği var.
@muratagirel Ne acınası bir durum. Adam iha var, togg var, kaan var diye şov yapıyor. Öbür yanda yangınını söndürecek uçak yok, selde kullanılacak bot yok, madende maske yok, depremde yaşayanları tespit edecek cihazlar yok…Tek bir şey var: itibar.
İtibarında bundan haberi yok
@kemalistkars @mahir_gra Beyin bir donanımdır, her insanda vardır tıpkı sende de olduğu gibi, akılbir yazılımdır, her insanda yoktur sende olmadığı gibi sende beyin var ama akıl yok rüzgâra ver cereyan yapsın @kemalistkars 🤯
Bu topraklarda yaşama değer katan, barış isteyen, demokrasi mücadelesi veren bir ezgiydi, bir dengbêjdi, bir ağıttı
Sırrı Süreyya Önder…
Bugün bir şair sustu.
Bir delikanlı gülüş, bir ince mizah, bir büyük yürek eksildi…Halklar için umuttu, sözüyle direnişti bir devrin vicdanı,yarasıydı…Sözünü sakınmadan söyledi, mecliste,meydanlarda,sinemada ,sokakta yürüdü halkıyla bedelini sevgiyle, direnişle ödedi…Sözün, filmin, direnişin bizde…
Toprağa karışsın,havalansın toprağa suya tekrar düşsün hatıran ağır olsun….
Onurlu bir iz bıraktın Apê Sırrı 🕊️
#SırrıSüreyyaÖnder
“Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen içinde insanlık onurunu hazine gibi saklayan insanlardır , çağlarına ve toplumlarına YAKIŞANLAR”…
Uğur Mumcu 🌱
Uğur Mumcu'lar ölmez...
Başka, cesur omurgalı bedenlerde can bulur...Siz ne kadar zulmetseniz de omurgası bir santim bile eğilmeyenlerdendirler...
@muratagirel@timursoykan
Bu yol;
‘Uğur Mumcu’nun yolu.
Dönersek aşk olsun!!!
#TimursoykanMuratAğırelgazetecidir
Yeni Türkiye’de sabahlar gözaltılar ile başlıyor…Güneş ⛅️ gözaltılar ile doğuyor, Silivri’de batıyor…
Gözaltı nedeni şantaj iftirası ama; asıl sebep konuşan, yazan, araştıran gazetecilere;
“sus, yazma, araştırma”
yoksa;
“bir sabah ansızın gelebilirim” di…
Sabahlar bir başka olsada bu ülkede, son sözü millet söyler…
Bu ülke kan ve göz yaşı ile kuruldu,zulme, esarete ve biata karşı…
Ve sonsöz tabikiii
“Egemenlik Kayıtsız şartsız milletindir”
#TimurSoykan
#MuratAğırel
#TimursoykanMuratAğırelgazetecidir