Polislerin geldiği nokta;
Ankara Gazi Mahallesi'nde evde yalnız kalan 46 yaşındaki kadın, komşuları tarafından yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle polise ihbar ediliyor. Eve gelen polislerden biri kadına evinde dakikalarca cinsel saldırıda bulunuyor.
Cehennemi başka yerde aramayın…
Soma maden faciasında 301 işçi hayatını kaybetti. Davada tutuklu yargılanan sanık kalmadı. İşçi ailelerinin avukatlığını üstlenen Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ise cezaevinde.
Atatürk Havalimanı saldırısında 42 kişi makineli tüfeklerle katledildi, 300’e yakın kişi yaralandı. Katliamı gerçekleştiren IŞİD teröristleri serbest bırakıldı. Bu skandalı haberleştiren Alican Uludağ cezaevinde.
Fatmanur Çelik, bir tarikat mensubu tarafından tecavüze uğradı. Onunla zorla evlendirildi. Aynı adam, kendi öz kızına da tecavüz etti. Anne isyan etti. Anne ve 8 yaşındaki kızı öldürülüp denize atıldı. Failler dışarıda. Bu vahşeti haber yapan İsmail Arı cezaevinde.
#CanAtalay #SelçukKozaağaçlı #AlicanUludağ #İsmailArı
@CanAtalay1@selcukkozagacli@alicanuludag@ismailari_ #Soma #FatmanurÇelik #AtatürkHavalimanı
Sırma Halı işçilerinin eylemindeki konuşması gerekçesiyle dün gözaltına alınan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen hakkında mahkeme tutuklama kararı verdi
🔗https://t.co/KWtIHmzjRD
Anayasaya ve hukuka aykırı tutum ve davranışlarıyla meşruiyetini tartışmalı hâle getiren; sendikal faaliyeti ve laikliği suç gibi göstermeye çalışan Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne karşı, anayasal ve meşru direnme hakkımı kullanıyorum.
Her salı saat 16.30’da Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde olacağım. Açıklama sonrası mesai bitene kadar oturma eylemine geçeceğiz.
Bu mesele yalnızca Serkan Bebek’in ya da herhangi bir kişinin meselesi değildir.
Bu mesele; laikliği savunanların, kamusal ve bilimsel eğitimi savunanların, tarikatlara ve gericiliğe geçit vermeyeceğiz diyen herkesin meselesidir.
Sendikal faaliyet suç değildir.
Laik eğitim talebi suç değildir.
Anayasal haklarını kullanmak suç değildir.
Haksızlığa karşı susmayacağız.
Korkmayacağız.
Boyun eğmeyeceğiz.
Tüm eğitim emekçilerini, velileri ve laik, kamusal eğitimden yana olan herkesi dayanışmaya ve birlikte mücadeleye çağırıyorum.
📍 Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü önü
🗓 Her Salı
⏰ Saat 16.30
@sendikatobsen
Cinsel saldırıda mağdurun kendini cinsel saldırının şiddetinden korumak için verdiği donma tepkisini "rıza" sayan, mağdurun cinsel ilişkiye açık "hayır"ına rağmen erkeğin cinsel yakınlık kurmasını beklenebilir bulan bir mahkeme heyeti, adalet dağıtamaz, çünkü yargı kürsüsünde ataerkil bir zihniyet vardır. Böyle cahil bir zihniyet failin iradesini hiçe sayıp erkek egosunun korur.
Depremi yaşamış bir aile düşünün.
Evi yıkılmış. Hayatı da.
Bir tek çocukları kalmış tutunacakları.
O çocuk istismar ediliyor.
Fail serbest.
O andan itibaren o evde tek bir duygu vardır:
Korku.
Ve devasa bir güvensizlik.
Koruma vr adalet sağlanmıyor.
Tehdit yanı başlarında dolaşıyor.
Ve sonra o korkunç tehdit geliyor, ana baba katlediliyor.
Çocuk yaralı.
Bu bir olay değil, göz göre göre gelen bir yıkım.
Şimdi soruyorum:
Ana babası gözünün önünde katledilmiş, daha önce istismar edilmiş bir çocuğu biz nasıl hayata bağlayacağız?
“Devlet seni korur” mu diyeceğiz?
Adalet yerini bulur mu diyeceğiz?
Herşey düzelecek mi diyeceğiz?
Ne yaparsak yapalım bu yıkımın telefisi olamaz.
Fail yalnızca bir aileyi yok etmedi, bir çocuğu 2. kez ruhen öldürdü.
İstismar sadece bir sapkının zihninden çıkmıyor,
aynı zamanda kamusal ihmalden, koruma zafiyetinden, tutuksuzluk kararlarından da besleniyorsa
o zaman bu travma yalnızca bireysel değildir.
Bu, aynı zamanda sistemin ihmali ile açtığı bir yaradır.
Bunun telefasi hiç yoktur.
Taliban da böyle başladı. Önce eğitimde kadınlarla erkekler ayrıldı sonra kadınların eğitim hakkı tamamen ellerinden alındı. Kadınlara sadece kadın doktorlar bakacak dendi, sonra o da yasaklandı, 2 gün önce kadınların diş hekimi olması yasak, erkek diş hekimine de kadınların gitmesi yasak; dişimin ağrısından duramıyorum ama doktora bile gitmem yasak diye bir kadın ağlıyordu video çekerek. Velhasılkelam, böyle tatlış tatlış kadınlara iyilik yapıyoruz kisvesi altında kadınları yavaş yavaş toplumsal yaşamdan ayıracak taleplerinizi görüyoruz ve izin vermemek için elimizden geleni yapacağız. Bilesiniz. He evet laiklik tam da bu.
Türkiye’de şeriat karşıtı pankart asanlara ev hapsi veriliyor artık, bu noktaya da geldik.
Embesil muhalifler Suriye’de cihatçıları alkışlamaya devam etsin.
Sağlıkçılar, soruşturma başlatılan sağlıkçı arkadaşlarını yalnız bırakmıyor.
Omuz omuza, yan yana, dimdik ayaktalar.
Çünkü biliyorlar ki birlikten güç doğar.
Birliğin ve direnişin örgüsüyü bu.
✊🩺#birliğinvedirenişinörgüsü
Bu hocamız muhtemelen ülkenin en iyi öğrencilerinden bazılarının öğretmeni ve böyle vicdanlı bir öğretmene sahip oldukları için o öğrenciler ne kadar gurur duysa azdır.
Valilik eliyle yürütülen bu soruşturma Kürt düşmanlığının farklı bir tezahürüdür. Bir sağlık emekçisinin videosundan suç devşirmek acizliktir. Katliamlara karşı çıkmak, barışı ve hayatı savunmak suç değil, vicdan sahibi olmanın gereğidir. Soruşturmanız hükümsüzdür!
EĞİTİM SEN OLARAK ULUSLARARASI KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR❗️
Bölgede emperyalist düzenin maşası haline gelen HTŞ rejiminin 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’te başlattığı, kuzey ve doğu Suriye’ye doğru devam ettiği çok yönlü saldırılar; çocukları, kadınları ve sivilleri doğrudan hedef alan örgütlü bir katliam sürecine dönüşmüştür. Bu saldırılarla birlikte yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmiş; temel yaşam koşullarının ortadan kaldırılmasıyla çocukların eğitim hakkı fiilen yok sayılmıştır. Elektrik, su ve ısınmanın kesilmesi,yaşamı sürdürülemez hale getirirken; eğitim emekçileri ve öğrenciler can güvenliğinden yoksun koşullarda yaşamaya zorlanmıştır.
Kobanê’de dört çocuğun, temel yaşam koşullarının bilinçli biçimde ortadan kaldırılması nedeniyle donarak ölmesi, HTŞ saldırılarıyla sürdürülen kuşatmanın doğrudan bir insanlık suçu olduğunu göstermektedir. Bu ölümler bir doğal afetin değil; IŞİD barbarlığını aratmayan bir yok etme anlayışıyla yürütülen bilinçli bir politikanın sonucudur. Çocukların yaşam hakkına yönelen ve ihlal eden bu tablo, insanlığa karşı işlenmiş açık bir suçtur.
Rojava’da yaşananlar bir “çatışma” olarak tanımlanamaz. Sivil yerleşim yerlerinin doğrudan hedef alınması; evlerin, okulların ve yaşam alanlarının bombalanması, savaş hukukunun ve uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalidir. Sivil nüfusu korumasız bırakan bu saldırılar, çocukların ve kadınların yaşam hakkını doğrudan hedef almaktadır. Yaşananlar, halkların eşit ve barış içinde bir arada yaşama iradesine karşı işlenen ağır bir suçtur.
Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrılamaz. Eğitim fiilen durdurulmuş, okullar işlevsiz hale getirilmiş; eğitim emekçileri ve öğrenciler kuşatma ve şiddetin ortasında, can güvenliği olmayan koşullara terk edilmiştir. Çocukların eğitime erişiminin engellenmesi, onların geleceğinin bilinçli biçimde karartılması anlamına gelmektedir.
Eğitim Sen olarak uluslararası kamuoyunu, Birleşmiş Milletleri ve ilgili tüm uluslararası kurumları sorumluluk almaya çağırıyoruz:
🔴Eğitim kurumları, eğitim emekçileri ve öğrenciler derhal uluslararası koruma altına alınmalıdır.
🔴Sivil yerleşim yerlerini ve eğitim alanlarını hedef alan saldırılar derhal durdurulmalıdır.
🔴Çocuk haklarını ihlal eden tüm saldırılar uluslararası düzeyde bağımsız biçimde soruşturulmalı, sorumlular yargılanmalıdır.
🔴Kuşatma ve saldırılar nedeniyle yaşamın sürdürülemez hale geldiği tüm bölgelere derhal insani yardım koridorları açılmalı; gıda, temiz su, ısınma, sağlık hizmetleri ve barınmaya engelsiz erişim sağlanmalıdır.
Çocukların donarak öldüğü bir dünyada sessizlik tarafsızlık değildir. Susmak, bu suça ortak olmaktır.
Bizler; savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Çocukların ölmediği bir dünya mümkündür ve bu dünya ancak dayanışma ve mücadeleyle kurulabilir.
Kadınların savaş ganimeti sayılması, ait olduğu etnik grubu aşağılamak için cinsel saldırılara maruz kalması,
bedenlerinin parçalanarak teşhir edilmesi, hatta aşağılanmanın utancını bir ömür taşısınlar diye zorla hamile bırakılmaları
yalnızca Rojava’da yaşanan katliamın bir simgesi değildir.
Bu, kadına yönelik şiddetin tarihler boyunca süren, sistematik ve örgütlü bir kanıtıdır..Kadınların saçlarının zorla kesilip teşhir edilmesi
kadın kimliğini, onuru ve bedensel bütünlüğü hedef alan bilinçli bir şiddet yöntemidir. Bu, seni insanlıktan çıkardım mesajıdır.
Rojava’yı savunmak insanlığı savunmaktır.
#DefendRojava
CİZRE’DE ÖĞRETMEN MESUT ASLAN ÖĞRENCİLERİ İÇİN ADALET NÖBETİNDE
2019 yılında Cizre Merkez Anadolu Lisesi’nde 43 öğrenciyi taciz eden müdür yardımcısı Burak Ercan’a verilen cezasızlık kararına karşı, adaletin yerini bulduğu, istismar ve tacizin cezasız kalmadığı, toplumun vicdanının huzur bulduğu bir yaşam için Şırnak Eğitim-Sen üyesi öğretmen Mesut Aslan 7 gündür açlık grevinde.
İstismarın, tacizin ve cezasızlığın normalleşmediği bir düzen için; adalet gerçekten yerini bulsun diye susmuyor, direniyor.