Kendime not : Karnının doymayacağı sofraya açlığını belli etme. Yalnızca Rabbinden iste, o Rabb ki kulu için en iyisini bilen ve verendir. Yarattıkları eksik kusurlu aciz varlıklar olarak eninde sonunda kalbini kırar kırıklarının da üstünde tepinir. Bunlardan Allah'a sığınırım.
Oğlum kolikti tam 1 yaşına kadar abartısız söylüyorum ağlama üzerine kitap yazdık. Kayınvalidem kayınbabam eşim bazen görümcem ve kızı... Benim oğlanı büyütmeye köy yetmezdi öyle çok desteğim olduğu halde bazen yemek yiyecek hal hiç birimizin kalmazdı. Travmadır bütün ailemize.
Hayatında kolik bebe görmeyenler yorumlarda sallamışlar. Kocam sabah 5te işe giderdi bazen ve akşam 8de gelirdi. Kocam giderken önüme koyduğu suyla akşam 8’e kadar dayanırdım. Asla susmaz asla uyumaz tüm gün kucağımda susturmak için yapmadığım şey kalmamış yanımda kimse yok..
@ceylan_peace Doğurmadan anne olunmaz. Tıp okumadan doktor olunmaz. Evde et doğruyorsun diye nasıl cerrah olmuyorsan doğurmadan da anne olunmaz. Bir hayvana baktın besledin diye annesi olmazsın. Sahibi olursun sadece. Hayvan bakmakla anne olunmaz. Kavramları birbirine karıştırmamak lazım ++
hiç şöyle tatlı mütevazi ve minimalist hayatlarda gözümüz yok çok şükür başımızı sokacak 300 m2 5+1 verandalı teraslı ufak 1000 m2 bahçesi olan küvetli bir evimiz olsa yeter
Türkiye’de bütün kadınlar ihtiyacı olduğu için mi çalışıyor? Hayır.
Bunun iki sebebi var:
1. Tüketim ve eğlence toplumunun dayattığı alışveriş kalemlerinin zorunlu olarak görülmesi.
2. Çalışmayan, ev hanımı olmayı ve çocuk yetiştirmeyi tercih eden kadının aşağılanması. Çalışmanın bir kadın için toplumda kabul edilmenin ön şartı olarak görülmesi.
Tüketim kalıpları her geçen gün genişliyor, anne babamızın hayal dahi edemediği, gerek görmediği kalemler bize zorunlu harcamalar olarak dayatılıyor.
“Kanaat” kavramını benimsemek şöyle dursun, duymuyoruz bile artık.
Hal böyle olunca bugün ikinci maaş zaten kaçınılmaz oluyor.
Bu sistem bir kadını ya çocuk doğurmamaya ya da olabildiğince az sayıda çocuk doğurmaya, o çocuğu da henüz birkaç aylıkken kreşe vermeye sürüklüyor.
Bu durumdan erkekler ve kadınlar birlikte sorumlu.
Eşini aldığı maaşına, çalıştığı işindeki kadrosuna veya sözleşmesine göre seçen erkek de, hiçbir ihtiyacı olmadığı halde çocuğunu bırakıp işe koşan kadın da sorumlu.
Bu demek değil ki evinde çocuğunun yanında olan anneler “mükemmel”, çalışan anneler ise “sorunlu” çocuk yetiştiriyor.
Bütün genellemeler gibi bu genelleme de yanlış. Birileri ısrarla yanlış anlamaya, yanlış yorumlar çıkarmaya çalışıyor.
Ancak benim dikkat çekmek istediğim husus bir sistem problemi. Erkek karısını maaşına göre seçer oldu, kadın da ağır mesai şartları yüzünden çocuğunu daha bebekken kreşe bırakır oldu. Burayı iyi okumamız ve dürüst olmamız lazım.
Şunu eğip bükmeden dürüstçe kabul edelim çocuğu asıl gözeten, takip eden, yetiştiren annedir.
Çocuk okulda değil, ailede yetişir.
Çocuk sınır ister, disiplin ister, gözetilmek ister.
Arapçada güzel bir söz vardır: “El-ümmü medresetün”.( Anne okuldur)
Hepimiz evvela annelerimizin eseriyiz.
Kaynanalar genel olarak gelin sevmez dediğimde bana saldıran hatunlar, bu görsele ve alttaki yorumlara iyi bakın. Oğlunu bu şekilde yetiştiren her anne gelinini kuma gibi görür. Sevgi değil bu, ruhsal bir bozukluk. Belki de çocuğunun babasından göremediği sevgi ve ilgiyi kendisine koşulsuz bağlanan başka bir erkekten görmenin meydana getirdiği bir çeşit manyaklık ama kesinlikle sevgi değil.
Ev hanımlığı konfor çünkü zaten kadınlar çalışsa da yapıyor o ev işini. Çalışmazken en azından daha istediğin saatte kalkıp Müge Anlı izlerken kahvaltını yapıp günü kendin planlıyorsun. Sabahın köründe sıkış tepiş toplu taşımalarda işe koşturmak yok. Orada mobingle ya da elin kahrıyla uğraşmak yok. Peki neden kadınlar çalışmak için bu kadar uğraşıyora odaklanalım. Neden yüklerini iki katına çıkarıyorlar? Aptal mı bu kadınlar?
Bakın ailelerin sağlamlaşması ve doğum oranlarının artması için kadınların kendini güvende hissetmeleri, kocaları ve babalarına güveniyor olmaları lazım. Canı farklı meyve istediğinde babanın evinde de mi bunı yiyordun cevabı almak istemiyorlar. Ben market fişine bakıp karısından para üstünü alan adam biliyorum. O kadın olmak istemiyorlar. Kadınların evlerinde güvenle yer alıp doğurmaları için erkeklerin tavrının değişmesi gerekiyor. Devir değişti. Babalarınızın annelerinize davrandığı gibi davranırsanız yanınızda duran kadın bulamazsınız. Çünkü anneleriniz kızlarına dertlerini ve çaresizliğini anlattı. Gidecek imkanı olsa giderlerdi. Kadınlar şunu düşünüyor. Gün gelip bu adam beni aldatırsa, kötü davranırsa ne yaparım? Çünkü ülkemizde maalesef ki kadınlar baba evine de dönemiyor. Kadına sahip çıkılmıyor. Oysa kadından aile erkekleri sorumludur dinimizce de. Mirastan fazla pay da zaten erkek çevresinden sorumlu olduğu için veriliyor. Gün gelip kızın ya da kızkardeşin zora düşerse de sen sahip çıkacaksın yani. Araplar neden bu kadar rahat doğuruyor sizce? Onlarda boşanma da gayet var. Bizimki kadar da zor değil. Kadının güveni var çünkü. Kocası bakmak zorunda. Çocukların geçiminden de o adam sorumlu. Kadının geçiminden de babası. Yani oldu ki bu adamla yapamadım, o zaman ne yaparım kaygısı yok.
Olaylara gözlerinizi kapatarak, feminist akımları suçlayarak bir yere varamazsınız. Kocalar evde kadın görmek istiyorlarsa evde oturan kadını değerli hissettirmeli, cömert davranmalı, başına kakmamalı. Zaten kadının geçimini sen sağlamıyorsun. Allah o kadının nasibini senin yolunla veriyor. Sen olmasan da o kadına verilir bir şekilde ama senden eksilir ona vereceğin kısım. Rızkın sahibi siz değilsiniz. Siz rabbim beni buna vesile kılıyor inancına sahip olmalı ve kadınlar size Allah'ın emanetidir diyen peygamberi dinlemelisiniz. Kadına yardımcı olmalı, yükünü hafifletmeli, nazlanmasına izin vermelisiniz. Kadın kocasının evinde rahat ve güvende hissetmeli. Ayrıca arkamda babam var güvenine de sahip olmalı. O zaman rahatça evde de oturur, doğurur da.
Doğum oranları böyle giderse bizler emekli olamayacağız mesela. 80 yaşında hala çalışmak zorunda kalacağız, genç ve çalışan yetişmiyor alttan. Hizmet alacak genç doktor vs bulamayacağız. Ordu güçsüzleşecek, dışarıdan ücretli asker almak zorunda kalacağız, göçmen işçi almak zorunda kalacağız ve gün sonunda ulusumuz diye bir şey kalmayacak. Türkler azınlık olacak. Doğum oranları bugün çok ciddi bir milli güvenlik meselesi artık. Ancak bir şeyleri düzeltmek istiyorsak da bazı şeyleri anlamak lazım.
Bu kadar kadın aptal değil. Dışarıda elim herifinin kahrını çekeceğime, ona hizmet edeceğime evimde hükmüm geçer, kocama çocuğuma bakarım. Çok daha rahat ama o koca benim emeğimi değersiz görmemeli, ihtiyacımı gözetmeli, ben orada kraliçe gibi hissetmeliyim ki krallığı koruyayım. Evde hizmetçi gibi görülen, emeği değersizleştirilen, gün sonunda kocası ve çocukları tarafından insan yerine konulmayan bir kadın olma korkusu varsa maalesef ki çalışırım en azından maddi karşılığı olur, ileride bir emeklim olur diyorlar. Babanın evinde de bunu mı yiyordun denmesine izin vermeden kendi paralarıyla alıyorlar.
Ataların sistemi çöktü, dünya değişti. Hem tarlada ezilmiş hem evde ezilmiş, sesini çıkaramamış kadın modeli artık yok. Hem en çok çabayı ben göstereceğim hem söz hakkım olmayacak... Yok bitti o. Mutsuz anneler yaratan babalarınız gibi olmayın. Evde size emek veren kadının emeğini yüceltin.
Üniversite 1.sınıfta yatak döşek hasta yatarken yan komşu Songül teyzemin çay demleyip gelip bizi yataktan kaldırıp terli üst başımızı değiştirip yedirip içirip geri yatırıp üstümüzü örtüp kapıyı çekip gitmesini unutamıyorum. Rabbim de ona cennetinde ikram etsin.
“insan kulağından zehirlenir.” iki gündür çıkamıyorum bu cümleden, sohbet sırasında sıradan bir cümle gibi duran bazı minik zehirler, zaman geçtikçe sinsi sinsi beynimizi ele geçiren zehirler.
Bugün dışarıya çıkmak için hazırlandım feracemi giyiyorum ayna karşısında, Allahım tesettürümü muhafaza et diye dua ettim yemin ederim. Zor bi ibadet, nefisle mücadele tamamiyle. Bunu elimizden almak için de başta böyle yumuşatmaya çabalıyor bazı güçler (yahudiler). Allahım ümmetin kızlarına feraset ver, bu ibadeti yalnızca senin rızan için yapmayı, daima sevmeyi ve tesettürle değerli olduğunun bilincini hiç unutmamayı nasip et, bizi nefsimizle bir an bile baş başa bırakma, yahudi topluluğunu helak et. Ramazanın son günleri duadır.
@berazaman@zeyneppcm Merhaba gül suyunu bulabilirsem gül birlik markasından alıyordum en son onu bulamadım Sabuncu Mehmet Efendioğlu tam yağlı doğal gül suyunu aldım memnunum bundan da
Dikkat Dikkat📢📣
Görseldeki çantamızı ramazan münasebetiyle hediye etmeye karar verdim
Yapmanız gereken profildeki instagram sayfamızı takip edip butiviti rt etmek herkese bolşans
Kazanan kadir gecesi açıklanacak inşallah kargosu bayram sonrası yollanacak kargo alıcıya aittir
Bu kadar cok sevmeseydim eğer aşkın gercek olduguna inanmazdim, hep masallarda,filmlerde olan bir aldatmaca olarak kalırdı ama oyle bir seviyorum ki bu sevgi bana hiç yetmeyecekmis gibi geliyor,sevecegim sevecegim ama hiç doymayacakmisim gibi. Aşk bir iptiladir bizde müptelayız.
Arkadaşlar, bu tweet'e gelen her fav için 10 TL, her retweet için 25 TL sadaka infak edecek Observer ağabey. Siz de bu sadakalara sebep olmak için favlayıp rtlerseniz mükemmel olur. Bedava hayır olur :)
Sadakalar, himayemizdeki yetim ve ihtiyaç sahibi kardeşlere gidecek.
Meselenin kadınların çalışması, güçlenmesi falan değil de ailenin yıkılması olduğunu anladığınızda çok geç olacak.
Burada 10 kadına çalıştığı için maaş ödenmiyor. Zaten çalışmıyorlar. Evde durmasınlar, çocuk yapmasınlar diye ödeniyor. Zaten aile bakma yükümlülükleri olmadıkları için verdikleri para kahve, kozmetik, gereksiz alışverişler ile sisteme yani sahiplerine geri dönüyor.
Peki soruyorum. Buradaki 10 kadının işini sadece 1 (BİR) tane erkek yapabilir mi?
Evet.
Neden sözde ŞİRKET bunu yapmıyor?
Cevap : Erkek kazanırsa aile kurulur.
Vesselam…