@BboerkM@kaktustt_88@ntahabercom Ben bu olay için konuşuyorum. Bu olay ve çocuklarin başına gelen her olayda ilk hedefin anneler olması konusunda konuşuyorum. Bir çocuğu en çok annesi sever ve düşünür. Anneleri suçlamayın yükleri zaten çok ağır inanın çok ağır. Bir de vicdan azabı ekleniyor böyle olunca.
@kaktustt_88@ntahabercom Anneleri suclamaktan vaz gecemediniz ya. Bir çocuğa yıllar boyunca gözünü ayırmadan bakmak nasıl mümkün olabilir? Bu anne de bir insan. Otur sadece 15 dakika gözünü ayırmadan bir nesneye bak bakalım mümkün mü? Zaten içi yanan bir anneyi bu şekilde üzmeye vicdanınız el veriyor mu?
Kızımın bir şeyleri keşfetmesi beni çok güldürüyor. Dün akşam sarhoş ne demek diye takıldı. Anlatıyorum içki ne diyor. Anlatıyorum şokla sözleri parlıyor. Aradan saatler geçti. Onun aklında içki ve sarhoşluk var. Döndü bana "Anne yani nasıl bir içecek bu içinde iksir mi var?"
İlk bebeğimde çok ciddi rahatsızlık yaşadığımı ikinci lohusaligimda anladım. Ve hiç unutamadigim sözler duydum. Biraz olshn rahatlamak için içini döktüğün en yakinlarin yapmasaydin etmeseydin anne oldun çekeceksin gibi şeylerle iyice çukura itiyor insanı.
Bu sinir krizi değil; lohusa depresyonu ya da psikozunun ne denli ciddi bir mesele olabileceğini bir kez daha gözler önüne seren çok acı bir olay.
Psikiyatrist olarak, lohusa depresyonunun dünya genelinde postpartum kadınların yaklaşık %13-17’sini, yani her altı ila yedi anneden birini etkileyebildiğini belirtmek isterim; bu oran, bölgesel farklılıklar ve destek sistemlerinin varlığına bağlı olarak değişebiliyor (örneğin, bazı çalışmalarda Güney Afrika’da %39’a kadar çıkabildiği görülüyor). Daha nadir, ancak çok daha ağır bir durum olan lohusa psikozu ise, doğum sonrası ilk haftalarda her 1000 kadından 1-2’sini, yani oldukça düşük bir oranda etkilese de, gerçeklikten kopuş, halüsinasyonlar ve yoğun kafa karışıklığı gibi belirtilerle acil müdahale gerektiriyor.
Bu durumlar, hormonal değişimlerin, uyku eksikliğinin ve duygusal yüklerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilen doğal süreçler olarak değerlendirilmeli; hiçbir anne bu deneyimi bilinçli bir seçimle yaşamıyor. Diyarbakır’daki bu üzücü olay, lohusa döneminin hassasiyetini anlamak ve bu süreçte annelere destek olmak için topluluk olarak daha fazla çaba göstermenin önemini vurguluyor. Düzenli psikiyatrik değerlendirmeler, aile desteği ve doğum sonrası profesyonel ziyaret ve takiplerle gerekli durumlarda tedavi, bu zorlu dönemi daha baş edilir hale getirebilir; bu da hepimizin, sevgi ve anlayışla bir anne-bebek bağını koruma adına atabileceği adımları içeriyor.
Ten renginden utanabiliyor. Değerli ebeveynler çocuklarımız hakkında iyi niyetle bile olsa fiziksel görüntüleri konusunda yorum yapmayalım. Aksi halde iyi niyet, art niyet gözetmeden zorbalık nasıl olur g��stermek biz annelere düşüyor.
Okullar basladı
Akran zorbalığı da hemen kendini gösterdi
Ama zorbalık denen şey okul başlamadan çok önce ebeveynlerle başlayan bir süreç
İyi niyet, art niyet, hadsizlik, düşüncesizlik peşi sıra getirebiliyor zorbalığı.
Bir çocuk kendinden, konuşma şeklinden, ailesinden
Bir erkek ayrilirken cocugunu birakabiliyorsa
Cok da rahat hayat surebiliyorsa
Uc kurus nafaka
Ayda 3 gun gorus
Kadina acilacak tabi bu kapılar
Ben yavrumu kime birakabilirim?
Kadin statusu ne olursa olsun geriden basliyor evlilige
Dolayisiyla kız aileleri iyi yapıyor
Benzer bir konuşmayı damat anası yapsın ardından mesela !
"Kapımız her zaman açık oğlum! Mutsuz olduğun an bırak evini, çekme karı kahrını, söndür ocağını gel, kapı açık.
Al sana anahtar al sana para vs" dese...
Kimse kimseye "yıkıcı racon" kesemez!
Hiç bir şeyi denetlemezler iş paraya gelince denetim başlar. Otellerde insanlar yanarak ölüyor. Sokaklarda kadınlar vuruluyor. Ne yediğimiz belli değil. Bunlara da bir el atsanız?
Mehmet Şimşek: "Bütün OSB'lerin, hallerin giriş çıkışlarına vergi memurları koyacağız.
Büyükşehirlerin giriş ve çıkışlarına, ana arterlerine maliyecileri koyacağız."
Yapamazsın ve yapma kardeşim. Kadının evlilikteki yükü -kocası dünya iyisi olsa bile- aşırı fazla. Her sabah böyle kahvaltı etmesin, arada bir yap ki kıymetli olsun. Çoluk çocuk,ev,iş derken halin kalırsa bile yapma. Uyu,dinlen,güzelleş😄
15 bin bence de çok az ama bizim çırağa oğlum sana maaş vermeyeceğiz git iş bul diyoruz asla gitmem para istemiyorum burda işi öğreneceğim diyor. Bir nevi kurs mantığı var sanırım bu gibi işlerde. (Tabi asla Parasız veya asgari ücretin altına yanında insan tutmak vicdani değil)
Elazığ'da oto sanayi ustası: "Biz zamanında ücretsiz çalışırdık, şu anda para verdiğimiz halde çırak bulamıyoruz.
Ustalar aylık 50 bin, çıraklar 15 bin TL alıyor. Öğle yemekleri var."
Çocuğa deprem oluyor sakın korkma diye sarıldım
YALAN SÖYLEME deprem olsa ev yıkılırdı diyor.
Aramızda güvene dayalı bu ilişkiyi inşa ettiğimize göre biz gerçek bir anne-kız olmuşuz tebrikler
Ya adamın yazdıklarını okudum tekrar okudum inanamıyorum. Bir ülkede her şehre okul açanlar suçlu değil, önüne geleni üniversiteye alanlar suçlu değil, istihdam edemeyeceği bir yığın genci sırf torpilli akamdemisyen yerleştirmek için 25 yaşına kadar oyalayanlar suçlu değil…
Siz hiç atama isteyen eczacı, mühendis, biyolog, gazeteci, sosyolog, psikolog gördünüz mü. Görmediniz çünkü hepsi devletin kendisine iş vermek zorunda olmadığını biliyor. Bu gerçekle yüzleşemeyenler sadece öğretmenler. Eğitim fakültesinde okuduğunuz için kimse vergileriyle ömrünüzün sonuna kadar size kıyak bir iş ortamı sağlamak zorunda değil. Siz de diğer herkes gibi rekabet edip kendinizi geliştirip var olacaksınız. Eğitim fakültesi tercih ederken atanmama ihtimalinizin çok yüksek olduğunu hepiniz bilerek tercih yaptınız. Kimse sizin yanlış tercihlerinizin faturasını vergileriyle yılın üç ayı size çalışarak ödemek zorunda değil.