İnsanlara karşı duygularınızı kaybettiğinizde, aslında onların ne kadar da sıradan olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalırsınız. Birisini güzel ve iyi yapan ona karşı beslediğiniz hislerdir; o hisler bittiğinde, kafanızda büyüttüğünüz o özel insan bir anda herkes gibi oluverir. Aslında birini gözünüzde çok büyütmek, kendi içinizdeki güzel duyguları ona yakıştırmaktır. Aradaki o bağ koptuğunda geriye sadece çıplak bir gerçek kalır; yani birine verdiğiniz bütün o değerin kaynağı karşınızdaki kişi değil, tamamen sizin kendi kalbinizdir. Bunu fark etmek insanı bir yandan rahatlatır ama bir yandan da dışarıda hayran olduğumuz her şeyin aslında kendi içimizde başlayıp bittiğini anlamanın getirdiği buruk bir yalnızlık hissi verir.
Freud'dan kızına;
Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez.Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin.Yani bunun güçsüzlükle alakası yok
Kendinizin farkında olun.
Gülüp arkanızdan konuşulduğunu bilseniz bile aynı odada oturun, sohbet edin, gülümseyin, hatta yardım edin. Çünkü bilmeliyiz ki günün sonunda herkes kalbinin ekmeğini yiyecek.
Allah buyurdu ki:
"Rahmân'ın has kulları onlardır ki yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler; kendini bilmez kimseler onlara laf attığında incitmeden 'Selametle!' derler, geçerler."
[el-Furkan, 63]
Bir insan yetersizse; ulaştığı makam, cebindeki para, edindiği unvanları ve şöhreti onu görgüsüzlüğe iter. Çünkü hiçbirini hak etmediğini içten içe bilir. Herkesi inandırmak için de kendini ispat etme çabasına girer. Bunu görgüsüzlükle yapar.
en sağlıklı çevre, seni hem yükselten hem de regüle eden insanlardan oluşur. yanında hem ilham aldığın, büyümek istediğin insanlar olmalı; hem de yanında kendin olabildiğin, yarış hissetmediğin insanlar. sadece hırsla yaşayamayız. ama tamamen konforla da büyüyemeyiz. denge lazım
İnsanlar sizin küçülerek var olmanızı istiyor. Kendinizden daha az bahsetmenizi, daha az yer kaplamanızı, daha fazla özür diler gibi konuşmanızı, daha fazla mahçup ve çekingen olmanızı istiyorlar. Bu gizli “sen daha azına layıksın” dayatmasını reddettiğinizde özgürleşiyorsunuz.
Yorulduğum yerleri ezberledim artık. Hangi cümlede içim daralır, hangi bakışta kalbim susar biliyorum. O yüzden kırıldığım kapıyı çalmıyorum. İnsan bazen güçlü olduğu için değil, daha fazla dağılmamak için geri çekilir.
@psikolojibilimm Açık iletişimin olmadığı tüm diyaloglar çöp niteliğini taşır. Özgün olmak ve net duruş becerisi sosyal,duygusal zeka potansiyelini vurgular.
İletişim kurmak nasıl önemliyse, konuşmayı ne zaman bırakacağınızı bilmek de bir o kadar önemlidir. Dönüp dolaşıp neticeye varamayacağınızı anladığınızda ya da muhatabınız sizi yanlış anlamaya kararlı olduğunda konuşmayı bırakmak bir kendi değerini bilme meselesidir.
Hayatımda en çok özendiğim insan tipi, bir şeyin kendisine iyi gelmediğini/iyi hissettirmediğini anladığında kolaylıkla bırakabilen insan. Ben bunu sonradan öğrendim ve bu skille doğmuş insanlara cidden özeniyorum. Bence bu hayatın tadına onlar varıyor
Bazen birine kırıldığınızda değil, artık ona kırılmak bile istemediğinizde kopuş başlar. Çünkü “artık değmez” hissi gelir. Ne öfke kalır, ne açıklama ihtiyacı… Sadece sessizce ve içten uzaklaşırsınız. İşte bazı vedalar tam da böyledir. Giden, çoktan içeriden gitmiştir bile.
Bir insanın kendisine yapacağı en büyük kötülük, kapasitesine denk olmayan insan ve ortamlarda vakit geçirmektir. Buradaki kapasite, CV, statü veya gelir değil; zihinsel uyum, karşılıklı hoşgörü ve ahlaki derinliktir. Bu konularda seçici olmazsanız, kendinizi heba edersiniz.
evren, seninle aynı tonda olmayanları nazikçe hayatından süzer. bunu bazen bir sessizlikle yapar, bazen bir uzaklaşmayla, bazen de hiç anlam veremediğin kopuşlarla. çünkü frekans uyumu fiziksel değil, enerjisel bir çekim yasasıdır. sen büyüdükçe, bilinç yükseldikçe, sınırların netleştikçe…artık eski titreşimine ait olmayan insanlar doğal olarak sığmaz hale gelir. bu bir kayıp değildir; yeni seviyenin temizliğidir. evren kimseyi cezalandırmaz,
sadece senin için gerekli olmayanları, yük olanları, gelişimini engelleyenleri sessizce eler. ve bunu öfkeyle değil - çok ince bir zarafetle yapar. sen sadece kendi frekansını koru; senden gidenler zaten o frekansa ait olmayanlardı
Sinsi bir manipülasyon türünden bahsedeceğim.
Bazı insanlar kendinize olan güveninizi sarsmak için sürekli insani eksiklik ve kusurlarınızı öne çıkarırlar. Size iyi yönlerinizi ve başarılarınızı unutturur; böylece sizi kendi gözünüzde değersizleştirip “içten çökertmeye” çalışırlar.
Belirtileri şunlardır:
- Düşünün ki bazı insanlar iyi yönlerinizi hiç gündeme getirmiyor.
- Çaba ve çalışmalarınızın öneminden asla söz etmiyor.
- İnsani anlamda kişiliğinizin artılarını, yaptığınız projelerin olumlu yönlerini asla aktarmıyor.
Ama bozuk plak gibi tek kusurunuzu ve eksiğinizi ele alıyor ve sürekli olarak sizi kendi gözünüzde ve insanlar gözünde “kötü karakter” olarak resmetmeye çalışıyor.
İşte bu bir “kimlik tacizi” biçimidir.
İnsanlar olarak çok boyutluyuz. Kimse yüzde yüz harika ya da yüzde yüz kötü bir insan değil.
Katil, tecavüzcü, şiddet faili ya da kasıtlı olarak mobbingci falan değilseniz, bütünüyle kötü biri olarak resmedilemezsiniz.
Yaşamınızdaki sorunlarınızın çoğu, büyümenin bir parçasıdır. Bunları görüyor ve geliştiriyorsanız, yerilmeyi bırakın; topluma faydalı bir birey haline geldiğiniz için takdir edilmelisiniz.
Bu yüzden hayatınızda biri sistemli olarak “sadece” eksik yönlerinizi ele alıyorsa haklarınızı ihlal ediyordur. Amacı adaleti tesis etmek, doğruyu çıkarmak veya sizin bir eksikliğinizi çözmek değil,
Sizi kendi gözünüzde değersiz biri haline getirmektir. Bu da gaslight türü bir manipülasyon biçimidir.
Bu insanlara “acaba haklılar mı?” dediğiniz an kaybedersiniz.
Haklı değiller, öyle olsaydı karanlığınızda debelenmek yerine, ışığınıza da işaret eder ve sizi gerçek bir adalet terazisiyle değerlendirirlerdi.
Böyle bir terazisi olmayan bir kişinin özgür iradenize müdahale etmesine ve zihninizde kendinize dair gerçek resmin pikselini azaltmasına izin vermeyin.
Yazılarımdan da memnunsanız, oyun türlerinden daha kapsamlı bahsetmemi istiyorsanız belirtin, bunu bir seri haline getirmekten memnuniyet duyarım.
Almanya’da Filistin protestosuna katılan bir kadın, suskun dünyaya isyan etti:
📌 Sadece izliyorlar. Bu anormal. Normalleştirmek istiyorlar.
📌‘’Herkes işine gitsin. Her şey yolunda.’’ Bu iyi değil.
📌 Askeri müdahaleye ihtiyacımız var.
📌 Melania Trump dün Beyaz Saray’daydı ve Filistin hakkında hiçbir şey söylemiyor mu gerçekten?
📌 Hiçbir şey, hiçbir şey. Çünkü söylerlerse paralarını, güçlerini, villalarını kaybederler.