@ZIGChain@NawaFinance Reminder, participants are eligible to cast their votes on the upcoming ZiGChain rewards date.
All active voters will receive a bonus allocation when rewards go live. ✨
Learn more:https://t.co/EBLcKRZxky
➕ Hayatınızı hiç tanımadığınız çocuklara adayabilir miydiniz? Hem de tüm rahatınızı terk ederek!
▪️ Garanti bir memurluk hayatını bırakıp Afrika’nın bir köyüne yerleşen Ensari Caymaz tam olarak bunu yaptı.
▪️ Köy ahalisinin yediğinden yiyen, onlarla aynı imkanı yaşayan Ensari, onlarca çocuğun gönlünü kazanırken üstelik birçok insanın İslam ile şereflenmesine vesile oldu.
"Ayağa kalkın ve İsrail işgal hapishanelerindeki çaresiz Filistinlilerin infazını durdurun. Kanları, onları terk eden korkakları rahatsız eden bir lanet olarak kalacak."
-Gazze’nin kuzeyinde 2.5 senedir soykırımı belgeleyen gazeteciler
Gerçek dünya yeterince korkunç ve iğrenç değilmiş gibi kalan iki gram emerjimizi de yapay zeka içerikleri sömürüyor. Geçen gün şu görüntü gün boyu aklımdan çıkmamıştı. Ruh sağlığının en büyük düşmanı sosyal medyadır.
İsrail-Filistin çatışması bağlamında sosyal medyada şiddet içerikli birçok paylaşım dezenformasyon amacıyla dolaşıma sokuluyor.
🚨 HASSAS
❌ İsrailli bir askerin Filistinli bir kadının üzerine çıktığı ve tekmelediğini gösteren video gerçek değil, yapay zeka araçlarıyla oluşturuldu.
Bir TikTok kullanıcısının 9 Mayıs 2023'te paylaştığı video, yapay zeka kullanılarak yeniden üretilmiş.
Orijinal TikTok videosunda içerik üreticisi kadın ve bir arkadaşı, asker üniformaları ile dans ediyor.
Yapay zeka tespit araçlarına göre de video yapay zeka ürünü.
Kamu kurumunda rahat rahat çalışıp, ekmeğini yediğin devletin aleyhine propaganda yapamazsın. Hiç bir ülkede yaptırmazlar. Gayet yerinde bi uygulama olmuş
kadir gecesi duâsıdır.. Allah'ım sustuklarımızı duyuyor, görmediklerimizi görüyor oluşun tek dayanağımız. yürüyeceğimiz yolları güzelleştir. kırgın kalplere şifa ver. solmuş yüzlere tebessümler ser. bizi senden gelen bir baharla müjdele. Sen zoru kolay, uzağı yakın kılansın..
“İlgili taraflara son bir çağrı.
Doktor Hossam'ın avukatı şu uyarıda bulunuyor:
Kalbi tükenmiş, vücudu sürekli işkenceden dolayı harap olmuş durumda ve hücresindeki dondurucu soğuklar acısını daha da artırıyor. Soğuk duvarlar arasında, yüzlerce çocuğu ve yaralıyı kurtaran doktor, yeterli yiyecek ve ısıtma olmadan yatıyor ve sağlığı gün geçtikçe kötüleşiyor. Sessizliğin her anı, onun acısına ortak olmaktır. Onu kurtarmada yaşanan her gecikme, hayatını kaybettiği an olabilir. Ondan bahsedin, adını duyurun, hayat kurtaran doktorun sesinin susturulmasına izin vermeyin.”
“İmamoğlu şov” bitti
Türkiye’de kendisini tutuklayabilecek hâkimin olmadığını söylüyordu. Tutuklandı. Kimsenin kendisini yargılayamayacağını, kitlesinin buna izin vermeyeceğini söylüyordu. İmamoğlu artık yargının önünde.
Yolsuzluk, irtikâp ve casusluk gibi suçlardan mahkeme huzuruna çıktığı ilk anda alışık olduğu gibi şov yapmaya yeltendi. Mahkeme salonunu bir miting alanına çevirmeyi hesaplamıştı. Ancak hâkim bu şova izin vermedi.
Aylarca hazırlanan o şov, hâkimin jandarmaya verdiği tek bir talimatla dağıldı: “Salonu boşaltın.”
Şimdi hesap zamanı.
Aslında savunmasına aylar öncesinden “Ekrem’in üzerine toz konmaz” diyerek başlamıştı. Çünkü insanı en iyi tanıyan yine kendisidir. Hangi işlere giriştiyse, hangi ilişkiler ağını kurduysa, bunu en iyi bilen de odur.
İmamoğlu’nun beklemediği şey ortaya bu kadar çok itirafçının çıkması oldu. Şimdi hepsiyle yüzleşmek zorunda kalacak. İtirafçılar savcıya verdikleri ifadeleri mahkeme huzurunda tekrarlar hatta daha fazla detaylandırırken, karşılarında İmamoğlu olacak.
Bu yüzleşme suçlamaların ne kadar gerçek olduğunu ve hangi delillere dayandığını da ortaya koyacak.
Artık İmamoğlu “Bana bakan Mustafa Kemal’i görür” gibi sözlerle kamuoyunu yanıltmak imkanına da sahip değil.
CHP’lilerin çoğunun iliklerine işlemiş olan “yargılanmadan muaf” olma durumu geçmişte, tek parti döneminde kaldı. Fakat hâlâ bazıları rüyalar aleminde yaşamını sürdürüyor.
İşte yargılamanın ilk gününde Türk Milleti adına sanık Ekrem İmamoğlu’na “otur yerine, söz vermeden konuşma” diyen Mahkeme Başkanı artık ülkemizde hiç kimsenin ayrıcalıklı olmadığı gerçeğini çarpıcı şekilde ortaya koydu.
İmamoğlu Suç Örgütü Davası’nın 107’si tutuklu 407 sanığı var. Hepsi tek tek savunma yapacak. Haklarında isnat edilen yüzlerce suçlamaya cevap verecekler.
143 farklı eylemde milletin cebinden çalınan para o günün değeriyle 160 milyar lira ve 24 milyon dolar. Ayrıca zimmete geçirilen 95 gayrimenkul. Üstelik İmamoğlu ve diğer üst düzey yöneticilerin mülkleri bu listeye dahil değil.
Tüm bu suçlardan dolayı İmamoğlu 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanıyor.
Mahkemenin başlamasıyla Özgür Özel’in aylar süren yorucu mesaisi de böylece sona erdi.
Sanık Ekrem’in zorlu mesaisi başladı.
✍️https://t.co/jqZ4kAbnvb
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 10 Mart 2026, Salı.
Sayın Bakan @Yusuf__Tekin,
Rahmetli Fatma Öğretmenin ismi verilen “Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”nden 1 yıl ara ile iki katil çıktı. Okulun bir öğrencisi Fatma öğretmeni diğeri Mattia Ahmet Minguzzi’yi katletti. Okullarda güvenlik politikaları, disiplin ve psikolojik denetim mekanizmaları, riskli öğrencilerin erken tespiti esas göreviniz. Gençlerimizi suçla, şiddetle, çete kültürüyle, uyuşturucu ile baş başa bırakan bir eğitim düzeni kabul edilemez. Eğitim kurumları güvenli hale getirilmedikçe daha çok Fatmanur’lar, daha çok Ahmet’ler kaybedilecektir. Okul isminin değişmesi anma kültürümüz açısından hoş bir adım olabilir siz de kabul edin ki değişmesi gereken okul isimleri değil sistemin kendisidir.
Hayatımda Suriye halkı kadar haksızlığa maruz kalan başka bir halk görmedim.
Filistin ve Suriye arasında hiçbir fark olmamasına rağmen, Filistin direnişi rahatça konuşulurken (hatta üzerinden büyük bir endüstri bile oluşmuşken), Suriye halkının yaşadığı büyük zulüm görmezden gelindi ve dahası üzerlerine türlü iftiralar atıldı.
Şimdi ise Filistin halkının katilleri lanetlenmeye devam edilirken, Suriye halkının (en az İsrail-Abd kadar Müslüman öldürmüş)katillerine ise methiyeler düzülüyor.
Ahhaha şaka videosu sandım ama gerçek. ABD Kübaya ablukayı kaldırsın diye İMZA toplamışlar. Bu solcuların yaşadığı hayal dünyasında 1 günlüğüne yaşamak isterdim
ŞİMDİ ANLADIN MI TÜRKİYE’NİN NE YAPTIĞINI?
Türkiye’de bazı işler kolay ve maliyeti içeriye çok yansıtılmadan halledildiği için önemi çok bilinmez.
Bu ülkede devlet aklının adeta bugünleri öngörerek son 20 yılda savunma sanayiine yatırımları arttırması…
Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Doğu Akdeniz’de içerden yükselen “Ne işimiz var oralarda” itirazlarına rağmen bayrak gösterilmesi..
Ağır ekonomik maliyetler göğüslenerek küresel sistemin uygun gördüğü değil hakkımız olanın elde edilmeye çalışılması..
Oy kaybı göze alınarak iç cepheyi tahkim etmek için atılan adımlar…
Bunlar hep devlet aklının ufukta beliren kusursuz fırtınaya karşı aldığı tedbirler ve attığı stratejik adımlardı.
Biraz daha somutlaştırmak gerekirse…
Bu ülkenin son 15 yılı Irak ve Suriye gibi olmamak için verdiği olağanüstü mücadeleyle geçti.
Güçlü siyasi liderlik, güçlü ordu ve güçlü savunma sanayimiz ile ayakta kaldık…
Ağır bedeller ödendi ama tarihin en zor dönemecine güçlü ve tek parça girmeyi başardık…
Neden tarihin en zor dönemecindeyiz?
Çünkü yeni ve acımasız bir dünya düzeni kuruluyor.
1930’ların dünyasını özetleyen “Eski düzen ölüyor, yenisi henüz kurulmadı.. Şimdi canavarlar zamanı” cümlesi 2030’ların dünyasına da birebir oturuyor.
ABD son iki ayda iki ülkeye çöktü. (Bu ülkelerin ortak noktası Çin ile petrol ticareti yapmaları.)
Bir ülkenin devlet başkanı yatağından alındı. Diğeri kendi başkentinde öldürüldü.
Eskisi sorunluydu ama yeni dünya düzeninin de insanlığa pek bir şey vadetmediği ortada.
Yine mazlum milletler ezilecek, yine küresel çakalların borusu ötecek.
Dişine kan değmiş çakalların anlayacağı tek şey güç.. Bu çağda güçlü olmak dışında bir seçeneğin yok.
Bizim açımızdan önemli ve güzel olan husus şu: Bir önceki yüzyıla kıyasla “Canavarlar zamanına” daha hazırlıklıyız.
Son 15 yılda ülkeye operasyon çekme kabiliyetine sahip, ipleri küresel çakalların elinde olan 2 proje terör örgütünü etkisizleştirdik.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltıp, üretim ekonomisine geçişi hızlandırabilirsek güçlü ordumuz ve güçlü siyasi liderliğimizle yeni dünya düzeninde en önemli aktörlerden biri oluruz.
Yeter ki içeride birbirimize düşmeyelim.
Çünkü bu zorlu süreçte bir ülkenin en büyük zaafı içeride birliği ve beraberliğini koruyamaması olur.
Unutma… Küresel çakallar bir ülkeye çöktüğünde kimsenin etnik kökenine, mezhebine bakmıyor. Sadece alacağını alıyor ve sonra defolup gidiyor.
Geriye “Demokrasi” yalanıyla kandırılan milletler ve harap olmuş ülkeler bırakarak.
Son 20 yılda üç komşumuzdan ikisinin fiilen bölünmesi…
Diğerinin bölünmenin eşiğine gelmesi tesadüf değil.
Merkezinde olduğumuz coğrafya küresel çakalların hedefinde.
Dolayısıyla zafiyet gösterirsek biz de hedef oluruz.
Hedef olmamanın ön koşulu ortak paydamızın vatanımız olması.
İç cepheyi tahkim etmek bu yüzden önemli.
Bunu başarırsak küreselcilerin, içerideki işbirlikçilerinin oyunlarına gelmeden, tuzaklarına düşmeden yolumuza devam ederiz.
Reellerin dünyasında kendi ideallerimizi ayakta tutarız.
https://t.co/qocqOnKhre
Ramazan ayının 13’üncü günündeyiz ve bugün ''Kanlı Ay Tutulması'' var!
İslam düşünürü Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin "Fütuhat-ı Mekkiyye" adlı eserinde Ramazan'ın 13. gecesindeki ay tutulmasına ilişkin bir kehanette bulunduğu belirtiliyor.
Kitaptaki iki ayrı maddede şöyle deniliyor:
"Şayet ay, Ramazan ayının 13'üncü gecesi tutulacak olursa, batıda ortalığın karışacağını, gökte şimşek ve gök gürültülerinin çoğalacağını, insanların uykularından korkarak uyanacaklarını, bir kısım insanların bayılacağına bir işaret sayılır."
"Şayet ay, Ramazan ayının 13'üncü gecesi tutulacak olursa, bu sene içinde gök ve şimşek gürültüleriyle birlikte yer depremlerinin olacağına, rızık ve bereketin bol olacağı cihetle insanların korkularından fazlaca sadaka vereceğine, yapacakları dualarla Hak Teâlâ'ya sığınacaklarına bir işaret sayılır."
Son 100 yılda (1926-2025 arası) Ramazan'ın 13. gecesine denk gelen hiçbir ay tutulması olmadı.
Bilinen en yakın örnek 1894'te (Hicri 1311, 13 Ramazan) idi.
Günün sonunda manzara şu…
Son 2 ayda 2 ülkeye çöküldü…(Ortak noktaları Çin ile petrol ticareti yapmaları)
Bir ülkenin devlet başkanı yatağından alındı. Diğeri kendi başkentinde öldürüldü.
1930’ların dünyasını özetleyen “Eski düzen öldü, yenisi henüz kurulmadı.. Şimdi canavarlar zamanı” cümlesinin 2030’ların dünyasına da birebir oturduğunu görüyoruz.
Eskisi sorunluydu ama yeni dünya düzeninin de insanlığa pek bir şey vadetmediği ortada. Yine mazlum milletler ezilecek, yine küresel çakalların borusu ötecek. Dişine kan değmiş çakalların anlayacağı tek şey güç.. Bu çağda güçlü olacaksın.
Bizim açımızdan önemli ve güzel olan husus şu: Bir önceki yüzyıla kıyasla “Canavarlar zamanına” daha hazırlıklıyız. Her şeyden önce daha güçlüyüz.Güçlü bir orduya ve savunma sanayiine, güçlü bir siyasi liderliğe sahibiz.
Son 15 yılda ülkeye operasyon çekme kabiliyetine sahip, ipleri küresel çakalların elinde olan 2 proje terör örgütünü etkisizleştirdik.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltıp, üretim ekonomisine geçisi hızlandırabilirsek yeni dünya düzeninde en güçlü aktörlerden biri oluruz.
Yeter ki içeride birbirimize düşmeyelim. Küresel çakallar bir ülkeye çöktüğünde kimsenin etnik kökenine, mezhebine bakmıyor. Sadece alacağını alıyor ve sonra defolup gidiyor. Demokrasi de dahil kimseye bir şey vermiyor. Tersine ayak bastığı ülkeleri en az 50 yıl geriye götürüyor.
Ortak paydamız vatanımız.. Ona gözümüz gibi bakacağız. Küresilcilerin, içerdeki işbirlikçilerinin oyunlarına gelmeden, tuzaklarına düşmeden yolumuza devam edeceğiz. Biz hata yapmazsak kimse bize zarar veremez.
Ali Hamaney, İran-İsrail Savaşı:
• 43 yıl boyunca yönettiği İran'ı Müslümanları katletmede İsrail'le eşitleyen eli kanlı bir zalim olarak hayatın kalbinden gelip geçti.
• Molla Rejimi'ni en az Siyonizm kadar mutlak, kurumsal ve örgütlü bir kötülük, zehirli bir hançer olarak Müslümanların kalbine saplayarak ömür tüketti.
• İdeolojik Şiiliği bir Neo-Safevi ideolojisi olmaktan çıkarıp İran için bir "Millî Din" olarak dönüştüren Ali Hamaney İslam ümmetinin itikadî ve kültürel birliğini tahrip ederek halkı Müslüman olan Irak, Yemen, Afganistan, Pakistan, Suriye ve Lübnan'da "Kontrollü Kaos" ile yaşanılabilir ve yönetilebilir olmaktan çıkararak yıkıma uğrattı.
• İnsan hayatını teferruat düzeyine indirgeyerek kurduğu düzenin ihtiyaç duyduğu hayatı masum insanların kanında aradı.
• Kendi cennetini tüm insanlığın cehennemi ve kendi çıkarlarını kendileri dışında herkesin zararı üzerine kuran bir sapkınlığı din olarak pazarladı.
• Muhammed (sav)'in dinini tahrif ederek Mûsa (as)'nın Şeriatını tahrif eden İsrailoğulları gibi seküler bir "İdeolojik Dünya Dini" kurdu.
• Bölgesel güvenlik ve savunma konseptini İran dışındaki Müslüman ülkelerin kaos, şiddet, iç savaş ve krizlerle boğuşması tezi üzerine kurdu.
Bu Yüzden;
√ İran ile İsrail arasındaki savaşın hangi tarafın kazandığının hiçbir önemi yoktur.
√ İsrail ile İran savaşını kim kazanırsa kazansın, sonuçta yine de kaybeden masum insanlar ve mazlum Müslümanlar olmayacak mı?
√ İran ile İsrail arasındaki savaş bir Hak ve Batıl savaşı olmadığı gibi bir İslam ve Küfür savaşı da değil; İki zâlimin bölgesel egemenlik savaşıdır.
O medet umduğunuz İslam ümmeti sizin kokuşmuş zihniyetiniz için hiçbirşey yapmayacak. Suriyede yemende afrikada öldürdüğünüz ümmetin kanı hala ellerinizde.
İran'dan intikam yemini: Şiiliğin tarihinde yeni bir sayfa, büyük ayaklanmayı tetikleyecek
🔴 Dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırılarında öldürüldüğünün teyit edilmesi sonrası Tahran'dan öfke dolu açıklamalar geliyor:
🔴 İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi: "Seyyid Ali Hamaney'in şehit edilmesi, dünyanın tiranlarına karşı büyük bir ayaklanmanın tetikleyicisi olacak."
🔴 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan: "Bu büyük suç asla cevapsız kalmayacak; İslam dünyası ve Şiiliğin tarihinde yeni bir sayfa açacak.
🔴 Bu yüksek rütbeli liderin saf kanı, gürleyen bir pınar gibi akacak; Amerikan-Siyonist baskısını ve suçunu ortadan kaldıracak.
🔴 Bu kez de, tüm gücümüz ve kararlılığımızla, İslam ümmetinin ve dünyanın özgür insanlarının desteğiyle, bu büyük suçun faillerini ve komutanlarını pişman edeceğiz."
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.