Gezi Direnişi’ne Hatay’ın Armutlu sokaklarından omuz veren, direnişi büyüten Ahmet Atakan’ı, aramızdan ayrılışının 13. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.
Ahmet’in ölümünden sorumlular hâlâ yargı önüne çıkarılmadı. 13 yılda çok şey değişti, ama değişmeyen tek şey adalet talebimiz. Değişmeyen Ahmet’in hafızamızda kalan gülüşü.
Sana söz Ahmet; adalet sağlanana dek vazgeçmeyeceğiz.
#AhmetAtakan
ALEVİLİK ve BEKTAŞİLİK
Ne Zaman ve Nasıl YASAKLANDI?
Yüz Bir Yıl Önce BUGÜN
2 Eylül 1925 Bakanlar Kurulunun tekke ve zaviyelerin kapatılması kararnamesi Resmi Gazetede Yayınlandı. Bu kararname ile İnancımız resmen YASAKLANMIŞ OLDU
Alevilik ve Bektaşiliğin YASAKLANMA Hikayesi!
1. 16 Haziran 1826 Osmanlı Hükümdarı II. Mahmut Alevilik ve Bektaşilik’i yasakladı ve Nakşibendi Şeyhlerini dergahlara KAYYUM OLARAK ATADI
2. 2 Eylül 1925 Bakanlar Kurulu kararnamesiyle tekke ve zaviyelerin kapatılması yönünde ilk idari uygulama Resmi Gazetede yayınlandı.
3. Ceza yaptırımı içeren yasa, Refik Koraltan ve 5 arkadaşı tarafından hazırlanan 677 sayılı yasa önerisinin 30 Kasım 1925 günü Mecliste kabul edilmesi sonucu yürürlüğe girdi.
4. 677 Sayılı Kanunla, 16 Haziran 1826’da II. Mahmut’tun ALEVİLİK - BEKTAŞİLİĞİ YASAKLAYIP Bektaşi Dergahlarına NAKŞİBENDİ KAYYUM ATAMASINDAN Yüz yıl sonra yeniden ve geri dönülmez okarak bir kere daha ALEVİLİK ve BEKTAŞİLİK YASAKLANMIŞTIR!…
5. 677 Sayılı Yasa, 1982 Anayasasında "İnkılap kanunları" (Anayasanın 174. maddesine göre anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanunlar) arasında kabul edilerek koruma altına alındı. 1982 Darbe Anayasası ile ÜÇÜNCÜ KERE Alevilik ve Bektaşilik YASAKLANMIŞ Oldu.
6. Mevcut Hükümetin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile hayata geçirilmiş olduğu Alevi Bektaşi Cem ve Kültürevi Başkanlığı YUKARIDA SAYDIĞIMIZ ÜÇ YASAĞI Değiştirmez. Hükümetin 9 Kasım 2022 tarihli ve 32008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 112 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kuruluş Kararnamesi) ALEVİ - BEKTAŞİ İnancı hakkındaki yasağı kaldırmamış aksine hükümete bağlı EKLEKTİK ve TÜRDEDİ bir piyasa Aleviliğinin oluşmasını amaçlamıştır. İlgili kurumun tüm çalışmaları da Alevi Hakikati ve İnancıyla ilgili asimilasyon çabasıdır.
İşte 677 Sayılı KANUN METNİ;
TEKKE VE ZAVİYELERLE TÜRBELERİN SEDDİNE VE
TÜRBEDARLIKLAR İLE BİR TAKIM UNVANLARIN
MEN VE İLGASINA DAİR KANUN
Kanun Numarası : 677
Kabul Tarihi : 30/11/1925
Madde 1 – Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir.
Alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur. Türkiye Cumhuriyeti dahilinde salatine ait veya bir tarika veyahut cerri menfaate müstenit olanlarla bilümum sair türbeler mesdut ve türbedarlıklar mülgadır. Seddedilmiş olan tekke veya zaviyeleri veya türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden ihdas edenler veya ayını tarikat icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hidematı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere cezayı nakdiile cezalandırılır.
(Ek: 10/6/1949- 5438/1 md.) Şeyhlik, Babalık ve Halifelik gibi mensupları arasında baş mevkiinde bulunanlar altı aydan az olmamak üzere hapis ve 500 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasından başka bir yıldan aşağı olmamak üzere sürgün cezası ile cezalandırılırlar.1
(Ek: 1/3/1950- 5566/1 md.; Değişik: 7/2/1990- 3612/5 md.) Türbelerden Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir.
Madde 2 – İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 – Yürütme Yetkisini tanımlar!
#DEMParti Eş Genel Başkanı Tuncer #Bakırhan, 53 ismin “Alevi Aydınlar Bildirgesi” yayımlamasına dair konuştu.
“KİMSE BİZİ ALEVİLİKLE TEST EDEMEZ”
“DEM PARTİ TOPLUMUN KENDİSİDİR”
👇
https://t.co/jYwrsmv3am
Siyasiler karışmasa, halk gül gibi geçinecek. ❤️
Meryem Öğretmen, Kürt illerinde öğretmenlik yaptı; Kürtleri sevdi, Kürtler de onu sevdi.
Çünkü halkın arasında düşmanlık yok, sevgi var. 🌿
Laz kızı, o güzel ve kocaman yüreğin hep var olsun. ❤️
Bu ülkenin ihtiyacı olan şey ayrıştırmak değil, birbirini sevmektir.
Zülfü Livaneli, ANF’ye konuştu:
Çok fazla acı çekildi, çok fazla kayıp verildi, çok insan öldü. İşte o genç çocuklar... Yani askerler, o dağdakiler, diğerleri...
“Sanat, insan yüreğine güvenmek demektir. İnsan yüreğinin derinliklerinde birtakım iyilik kıvılcımları olduğunu görmektir. En kötü insanda bile. Yaşar Kemal'in dediği gibi, en kötü insanda bile yüreğinde bir iyilik tohumu olduğunu görmektir. Sanat bunu bir nevi provoke eder. Yani Charlie Chaplin'in ‘Ben bir barış kışkırtıcısıyım’ dediği gibi, o barışı kışkırtır; barış duygularını, insani duyguları, insan olmayı hatırlatır.
İnsan olmanın birinci şartı da empatidir. Kendi acını duyuyorsun ama karşıdakinin acısını da duyacaksın. Bunu duyamadığın zaman zaten yok olur. Ama medyanın dilinde bunları duyamıyorsun, politikacıların dillerinde bunu duyamıyorsun. Sadece birer rakama indirgeniyor her şey ve ideolojik yorumlanıyor.
Ama sanatçılar, karşıdakinin de bir insan olduğunu, acı çektiğini, düşündüğünü, ailesinin olduğunu sana gösterdiği zaman inanılmaz bir şey ortaya çıkıyor. Yani ‘100 bin kişi öldürüldü’ haberi bir şey ifade etmiyor. Ama bir kişinin, bir ailenin başına gelenleri iyi bir sanat eseriyle gösterdiğiniz zaman herkesin yüreği sızlıyor.
Hepimizi rahatlatacak, topluma güven verecek adımlar olabilir. O adımlardan birisi de şudur: Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılması. Şimdi böyle bir şey olduğu zaman toplum daha çok güvenir bu olaylara.
Ama gene de barış barıştır. Barıştan daha güzel bir söz yoktur dünyada. Ve yani ölüme, öldürmeye dayalı birtakım tedbirler, birtakım çatışmalar, harpler yerine o güzel barış günlerinin gelmesini yüreğimin derinliklerinden istiyorum. Bu benim hayat rüyamdır. 'Bunu görmeden ölmeyeyim' diyordum. 80 yaşıma geldim, inşallah göreceğiz.
Şimdi biliyorsunuz, İngiltere'de IRA ile barış yapıldı, İspanya'da Bask’ta barış yapıldı. Bu böyledir zaten. Yıllarca yazdık: 'Bunun tek yolu müzakeredir, başka bir şey değildir' diye. Çok fazla acı çekildi, çok fazla kayıp verildi, çok insan öldü. İşte o genç çocuklar... Yani askerler, o dağdakiler, diğerleri... Hep böyle evlatları birbirine kırdırdılar.
Şimdi bu noktada elbette ki o şiddetin, çatışmanın, silahın yerini barışın alması çok sevindiren bir şey.
🗣️HDP Eski Milletvekili İdris Baluken:
📌"Tutanak olduğu iddia edilen belgeler niye yani böyle bir yankı buldu? Çünkü insanlar hala sürecin doğrudan başlatıcısı ve yürütücüsü pozisyonunda olan Sayın Öcalan'ın görüşlerini doğrudan öğrenemiyorlar"
📌"Alevi temsilcisiyim diyen o insanlar eğer doğrudan gidip Öcalan'ın kendisiyle görüşebilseler, Alevi meselesine yaklaşımını doğrudan tartışabilseler büyük ihtimalle yani bence içerisine girdikleri bu faaliyeti sürdüremez duruma gelmiş olacaklardı"
@dilekodabas_
İzlemek için: https://t.co/Lg4swyMhTT
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy’de alanlardaydık.
Barış; yalnızca savaşın sona ermesi değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin yaşam bulmasıdır.
Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeği, baskıya karşı özgürlüğü büyütmeye devam edeceğiz.
YAŞASIN BARIŞ!
BIJÎ AŞTÎ!
Yıllardır meydanlarda yükselttiğimiz “Barış” talebini bugün İstanbul’dan daha güçlü bir şekilde haykırdık.
Bu 1 Eylül'ü çok daha büyük barış imkanlarıyla karşılıyoruz. Eşit ve özgür bir yaşam için mücadelemizi daha güçlü sürdürmekte kararlıyız.
İstanbul’dan, halkların ortak yaşam iradesini büyütmek için bir kez daha sesleniyoruz: Yeni ölümler olmasın. Halklar eşit ve özgür yaşasın. Onurlu barış, demokratik toplumun başlangıcı olsun.
DEM DEMA AŞTIYÊ YE / ŞİMDİ BARIŞ ZAMANI
1 Eylül Dünya Barış Günü'nde barış isteyen halklarımızla birlikte alanlardaydık.
Kalıcı barışın yolu demokrasiden, demokrasinin yolu kalıcı barıştan geçer...
Yıllarca meydanlarda, sokaklarda, en ağır zamanlarda aynı söze tutunduk: BARIŞ!
Şimdi hasretini çektiğimiz, uğruna ağır bedeller ödediğimiz barış uzak bir ihtimal değil; önümüzde duran tarihsel bir sorumluluk.
Bu sorumluluk yalnızca bulunduğumuz topraklarla sınırlı değil. Ülke ve bölge barışı için enternasyonalist barış hareketini inşa etmek hayati önemdedir. Kalıcı barış, halkların dayanışması ve ortak mücadelesiyle mümkün.
Bu bilinçle Amed sokaklarında binlerce kişi, hep bir ağızdan haykırdık: Barışı da özgürlüğü de demokrasiyi de birlikte kuracağız!
Bijî aşîtî!
Yaşasın barış!
#1EylülDünyaBarışGünü
Ulusal bir televizyon yayınında Arap Alevilere yönelik “hepsi kurşuna dizilse yeridir” sözlerini sarf eden şahıs hakkında derhal hukuki süreç başlatılmalıdır. Halkları ve inançları hedef alan bu soykırımcı zihniyeti en güçlü biçimde kınıyorum.
Bu sözler, yalnızca hedef alınan topluluğa değil, birlikte yaşam iradesine ve toplumsal barışa yönelmiş ağır bir soykırım tehdidir. Geçmişte nefret diliyle beslenen ayrımcılığın ve saldırıların nelere yol açtığını biliyoruz. Hiç kimse kimliğinden, inancından ve aidiyetinden dolayı hedef gösterilemez. Arap Alevilerin yanındayız; bu zihniyetin karşısında durmaya devam edeceğiz.
İşçilerin hak mücadelesinde kazanım elde etmelerinde yanlarında olan DEM Partili Mahfuz Güleryüz, "Partimizin hem direniş hem müzakere tekniğini hayata geçirdik" dedi.
https://t.co/bLgb3UG1ZX
Hakları için direnen Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ile örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanmasını kınıyoruz.
Yıldızlar SSS Holding’in haklarını ödememesini protesto etmek amacıyla Ankara’da direnen sendika üyesi madenciler defalarca gözaltına alındı. Gözaltıların ardından #GökayÇakır ve #BaşaranAksu’nun tutuklanması; işçi haklarının, örgütlenme özgürlüğünün ve sendikal hakların açık bir ihlalidir.
İşçilerin hak arama mücadelesini baskı, gözaltı ve tutuklamalarla engellemeye yönelik uygulamalar kabul edilemez.
İHD olarak direnen maden işçilerinin yanında olmaya ve sendikal hak ihlallerine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
İkra Avcı bir hemşire. Kimsenin diline, kimliğine, ırkına bakmadan yaraları sarıyor, hayat kurtarıyor.
İkra bugün, Rojava’da katledilen bir kadının ölümüne tepki göstermek için saçını ördüğü gerekçesiyle mesleğinden ihraç edildi. Üstelik açılan davadan beraat etmesine rağmen!
Kabul etmiyoruz. #İkraAvcı derhal görevine iade edilsin!
İkra Avcı bir hemşire. Kimsenin diline, kimliğine, ırkına bakmadan yaraları sarıyor, hayat kurtarıyor.
İkra bugün, Rojava’da katledilen bir kadının ölümüne tepki göstermek için saçını ördüğü gerekçesiyle mesleğinden ihraç edildi. Üstelik açılan davadan beraat etmesine rağmen!
Kabul etmiyoruz. #İkraAvcı derhal görevine iade edilsin!