Unvansız İşçi Statüsündeki ASDEP Personelinin Mağduriyetine Dair Açıklama
Bugün Adana’da görev yapan, 4/D unvansız işçi statüsündeki ASDEP personelleri bizleri ziyaret etti. Ziyarette, bu kıymetli meslek elemanlarının yaşadığı yapısal ve hukuki mağduriyetleri birinci elden dinleme fırsatı bulduk. Her biri KPSS puanı ile atanmış; psikolog, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman , çocuk gelişimci, aile ve tüketici bilimleri gibi alanlarda lisans mezunu olan bu personellerin, hâlâ işçi statüsünde değerlendirilerek vasıfsız pozisyonda çalıştırılması kabul edilemez bir çelişkidir.
Her ne kadar bu arkadaşlarımız Sağlık-Sen üyesi olmasalar da, ortaya koydukları emeğe, liyakate ve yaşadıkları mağduriyete kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Çünkü Sağlık-Sen sadece üyelerinin değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarını gözetmeyi, adaletsizlik karşısında ses olmayı bir sorumluluk olarak görmektedir.
Unvansız işçi statüsünde bulunan ASDEP personelleri, fiilen memur işi yapmakta; sosyal inceleme raporu düzenlemekte, afet durumlarında meslek elemanı olarak görevlendirilmekte, sosyal hizmet merkezlerinin asli iş yükünü omuzlamaktadır. Ancak hukuki statüleri işçi olarak tanımlanmakta, imza yetkileri bulunmamakta ve özlük haklarında ciddi sınırlamalarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu durum, Anayasa’nın 128. maddesi başta olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile açıkça çelişmektedir.
Sağlık-Sen olarak bu çelişkilerin ve hukuki tutarsızlıkların farkındayız. Devlet Personel Başkanlığı’nın 2018 tarihli resmi görüşü, unvansız işçi personeline imza yetkisi verilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tam tersini göstermekte, bu personeller fiilen memur sorumluluğuyla çalıştırılmaktadır. Hukukun temel ilkeleri olan “kanunilik”, “hakkaniyet” ve “iyi niyet” çerçevesinde bu durumun düzeltilmesi elzemdir.
2016 ve 2017 yıllarında ASDEP kapsamında KPSS ve mülakat ile alınan 3 bin kişilik personelin bir bölümü 4/B kadrosuna geçirilmiş, bugün sayıları 2 bine kadar düşen bir grup ise hâlâ unvansız işçi olarak görev yapmaktadır. Aynı işi yapanlar arasında böylesine büyük bir statü farkı, çalışma barışını ve eşitlik ilkesini zedelemektedir.
Yargı kararları da bu mağduriyetin giderilmesinin hukuka aykırı olmayacağını, hatta hukuka daha uygun bir çözüm olacağını göstermektedir. Danıştay’ın verdiği örnek kararlar, fiilen yürütülen işin esas alınması gerektiğini vurgulamakta, unvansız işçi statüsündeki ASDEP personellerinin memur statüsüne geçirilmesinin önünde hukuki bir engel olmadığını ortaya koymaktadır.
Sağlık-Sen olarak çağrımız nettir:
Bu istisnai ve eşitlik ilkesine aykırı durum ivedilikle çözüme kavuşturulmalı; unvansız işçi statüsündeki ASDEP personelleri, görevlerinin niteliğine ve kamu yararına uygun biçimde yeniden değerlendirilmelidir.
Bazen suça sürüklenen bir çocuk hakkında kanaat bildiriyor, bazen korunma ihtiyacı olan bir çocuğa uygun sosyal hizmet modeli belirliyoruz. Ancak imza yetkimiz yok, işçi statüsündeyiz. Bu belirsizliğin artık bir son bulmasını temenni ediyoruz.
#KPSSliASDEPİşçisi@MahinurOzdemir
KPSS puan üstünlüğü, mülakat ve güvenlik soruşturmasıyla seçilen 4/D ASDEP personeli, 9 yıldır 4D işçi statüsünde!
Aynı kriterlerle alınanlar 4A memur kadrosuna alınırken,biz neden bu adaletsizliğe mahkûm edildik!
#KPSSliASDEPİşçisi@MahinurOzdemir@tcailesosyal
Bakanlığımızda, aynı kurumda farkı şekilde iki ASDEP grubunun olması; alım şekli tüm yönüyle aynı KPSS puan üstünlüğü+Mülakat fakat biri 4/D işçi Asdep olarak bırakıldı,bir diğer grup 4/A memurluğa geçirildi. Eşitlik ilkesine aykırı değil mi Peki ya iş barışı?
#KPSSliASDEPİşçisi
4D’de kalmak demek; sosyal haklardan yoksun, güvencesiz ve itibarsız çalışmak demek! ASDEP personeli olarak 4D kadrosunu hak etmiyoruz ve çok mutsuzuz bu durumdan.
Dezavantajlı gruplarla çalışıyoruz fakat kendi dezavantajlı durumumuza çare olamıyoruz.
#KPSSliASDEPİşçisi