Ahmet Kaya'nın güzel bir şarkısı geldi aklıma söyle diyordu;
"Bizim de boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik, madara olduk. Demedim mi Haydar, demedim mi sana: Bu İstanbul yutar adamı!"
#Tuzla#TuzlaSiyaset
"Siyasi kozumu elimden alırsınız!" Bu ne demek şimdi! Bunu söyleyen kişi,Tuzla'da sorunu çözmek için şöyle risk aldım böyle risk aldım diyen zat-ı muhterem.Vatandaşın mağduriyeti sizin ne zamandan beri siyasi kozunuz oldu?Yoksa hep siyasi kozunuzdu da bizim haberimiz mi yoktu?
Tuzla Belediye Meclisi'nde başkanlık makamına iletilen soru önergelerimize cevap verin. Kullağınızın üzerine yatmayın.
Size gittiğiniz yeni mahallenin "kendi siyasi iklimini" mahkum edecek adımın içinde olacağı fikrini kim verdi? Göreceğiz...
Çağlayan Adliyesi Sarayı’nı hiç bu kadar kapatılmış görmemiştim. Boydan boya bariyer. İçeride işiniz olduğuna dair belge göstermeden almıyorlar.
Dışarıda insanlar yağmur altında buldukları yerlerde barikatlar ardında bekliyor. Bir komedyen koca sarayı kilitletti.
Fatma hanımın mucizeleri bu kadar değil ki. İBB'den 85 bin dolar burs alan tek insan. Oğlu LGS 1'incisi. Kardeşi öyle bir deha ki 30 yaşında Başbakanlık müşaviri, 38 yaşında BTK Başkanı, 41 yaşında Bakan Yardımcısı oldu. Bu yoğun tempoda 6 fakülte bitirdi, 2 yüksek lisans, 2 doktora yaptı. Böyle bir aile.
#SonDakika#Flaş
Milyarlar havada uçuşmuş!
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre:
“AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya.
Peki, bu hanımefendi ne yapmış?
8 Nisan’da başlıyor. Özat hissesinden 250.000 adet almış, eylül ayına gelindiğinde 4.482 TL’den satmış.
63.359.000 TL para yatırmış, 1.344.000.000 TL çekmiş.
İlyas Kaya, hanımefendinin eşi. 255 TL’den 155.000 adet hisse almış, 4.482 TL’den satmış. 99.687.000 TL yatırmış, 826 milyon TL çekmiş.”
@ihsanozkes Sonra eleştiri dozajı yükseldi "asla yolum onlarla kesişmez,ben imanlı ve inançlı biriyim" diye ahkam kestiniz.Sonra koşa koşa saraya gidip oradan ilk açıklamanız;iman ve inanç dolu sözler ve betimler ile doluydu.Siz sözünüzün sahibi biri değilsiniz,siz sahibinin sesi birisiniz.
Sayın @ihsanozkes benim de olduğum bir toplantıda, Türkan Saylan'ın cenaze namazını kıldırdım. Geldim millet vekili oldum. Kemal Kılıçdaroğlu beni öyle millet vekili yaptı demiştiniz. Devamında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir sürü eleştiri yaptınız. +
Sayın Kılıçdaroğlu!
2014 yılında CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili iken beni zorla Üsküdar Belediye Başkan Adayı yaptınız.
Üsküdar Belediye Başkanlığı Adaylığını kabul etmedim.
Uzun süre direndim.
CHP Genel Merkezinde Makamınızda bana ‘Üsküdar Belediye Başkanlığı Adaylığını neden kabul etmiyorsunuz? Kabul ediniz’ dediniz.
Ben ‘Üsküdar’da ön seçim yapıldı. Ön seçim ile belediye başkan aday adayları belirlendi. Ön seçimle seçilenler aylardır çalışıyorlar. Ben şimdi Üsküdar’a gidip de ön seçimle belirlenenlerin önüne nasıl geçerim?’ dedim.
Siz ‘Beni kırmayınız. Üsküdar Belediye Başkan Adaylığını kabul ediniz’ dediniz.
Ben de “Ben sizi kırmayacağım, siz de beni kırmayınız. Bir şartla kabul ediyorum. Bir iki hafta içinde Üsküdar’a geliniz. İhsan Özkes’i ben aday yaptım diye söyleyiniz” dedim.
Siz ‘Tamam, Üsküdar’a gelip söyleyeceğim’ dediniz.
Ancak Sn. @kilicdarogluk maalesef sözünüzde durmadınız.
Üsküdar’a gelmediniz.
Seçim yapılana kadar da Üsküdar’a gelmediniz.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
"Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında"...
Ne diyeyim Ahmet ağabey. Bulutlarla sarmalan, kuşlarla uğurlan. Leylaklar sarmalasın seni . Emeğin ve dizlerin ile bin yaşa. Toy zamanlada ruhumuza attğın o incecik ilmek sapasağlam.