@ahmetmuratsgl Hadis ilmini nereden ve kimden tahsil ettiniz? Hangi eserleri okuyarak vardığınız kanaatlere ulaştınız? Merak ettim doğrusu, bu ilmi birikiminiz nereden geliyor, nasıl oluştu? 🙂
İlel, rical ve sened hususlarında kısa zamanda güzel bir meleke kazandırabiliyor hoca.
Aynı zamanda iddia sahiplerinin ne söylediğini ve neyi kastetmediğini çok iyi tespit ediyor. Kendi tanımları üzerinden iddialarını ortaya koyup, “şu manaya gelmez” diyerek meseleyi sınırlarıyla birlikte belirlemesi de oldukça isabetli oluyor.
Yeni Bir Platform Duyurusu
Rivayet mirasımızın anlaşılması ve hadis çalışmalarının gelişmesi adına istifadeli bir çalışma olmuş. Kullandıkça daha da güncellenmesi ve gelişmesi duasıyla...
https://t.co/3xak7uBxs1
Alimlerin söz ve uygulamalarının değerlendirilmesine dair temel bir usül ilkesi:
العبرة بنصوصهم و أحكامهم، لا بتطبيقاتهم و استعمالاتهم
Dikkate alınması gereken, onların metinleri ve hükümleridir, salt uygulamaları ve kullanım biçimleri değildir.
(Muhammed Avvame, Süleymaniye ders notlarım) @Awwamah
Eser, Tabiin döneminde bilgi aktarımının bir biçimi olarak ameli rivayeti ele alıyor. Konunun müstakil biçimde ele alınmadığını, ancak yakın temas eden çalışmalar bulunduğunu ortaya koyarak bunları üç başlık altında değerlendiriyor, ardından Tabiin döneminde ameli rivayetin mahiyetini ve aktarım süreçlerini inceliyor.
Meşhur müsteşrik Aloys Sprenger (ö. 1893), şöyle bir itirafta bulunur:
“Onlar (Müslümanlar) gibi, on iki asır boyunca ilim ve edebiyat erbabından her birinin hayatını kayda geçirmiş başka hiçbir millet yoktur; böyle bir millet de olmamıştır.”
- Sprenger, Forward to A Biographical Dictionary of Persons Who Knew Mohammad, 1/1
Gerçek fazilet, sevenlerin övgüsüyle değil, muhaliflerin itirafıyla ortaya çıkar. Ebu Hilal el-Askeri şöyle der:
“Asıl fazilet, haset edenlerin dahi kabul etmek zorunda kaldığı fazilettir.”
Divanü’l-Meʿani, 1/72
Hicri 9. yüzyılda Mısır, Şam, Hicaz, Irak ve Endülüs gibi bölgelerde yaşamış sultan, kadı, alim, şair ve devlet adamlarını tanıtan bu eser, Süyuti’nin seçkin şahsiyetleri bir araya getirdiği kısa bir biyografi risalesidir. Dönemin ilmi birikimini ve önde gelen isimlerini nasıl değerlendirdiğini görme imkanı sunuyor.
Bikai ile aralarında ilmi ve fikri açıdan farklılıklar bulunmasına rağmen, onun hakkında güzel ve hakkaniyetli değerlendirmelerde bulunmuştur...
Bir gün Muhammed Avvame hocam, derste şu notu düştü:
“Halep’te bulunduğum yıllarda, Süyuti’nin Tedribü’r-Ravi ve el-Baḥrü’llezi zehar’da İbn Hacer’den yaptığı nakilleri, Fethu’l-Bari, Huddesari veya İbn Hacer’in diğer eserlerinden aldığını zannediyordum. Ancak Medine’de Bikai’nin Nüketü’l-Vefiyye yazma eserini inceleyince, Süyuti’nin söz konusu nakillerinin tamamının Nüketü’l-Vefiyye’de de bulunduğunu gördüm.
Bununla birlikte Süyuti, İbn Hacer’in İbnü’s-Salah üzerine kaleme aldığı Nüketü’l-Kübra’dan da 6-7 nakil yapıyor. Bugün elimizde bulunmayan bu eserden yaptığı nakiller, İmam Süyuti’nin ilme hizmetlerinden biridir.”
@mfkaya08 Müfredat aktarmakla yetinen, dogmatik kalıplara sıkışmış bir eğitim anlayışı medeniyet üretmez. İslam medeniyetine süreklilik kazandırma noktasında, daima bize hareket ve yön verecek dört önemli kavram:
- İhya
- Tecdid
- Islah
- İnşa
İlmin ahlaka ve amele dönüşmemesi, Ebu Bekir el-Acurri’den itibaren İslam ilim geleneğinde alimlerin dikkat çektiği temel meselelerden biri olmuştur. Bu hassasiyetin izlerini, Acurri’nin Ahlaku’l-Ulema, Hatib el-Bağdadi’nin el-Fakih ve’l-Mütefakkih ve İktizaü’l-İlmi’l-Amel, İbnü’l-Cevzi’nin Telbisü İblis, İbn Kayyim’in Medaricü’s-Salikin ve Zehebi’nin Beyanü Zağali’l-İlm gibi eserlerinde açıkça görmek mümkündür.
Ancak işaret ettiğim husus, bu kadim meselenin ötesinde, içinde yaşadığımız toplumda dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan yeni bir ruh halinin yansımasıdır.
Dini bilgi, dijitalleşmeyle birlikte yaygınlaştı, ancak bütünlüğünü kaybederek bir kopma ve kırılma yaşandı. Bunun sonucunda:
- Bilgi kaosu ve yorum anarşisi
- Fetva kargaşası
- İslam’ın birçok hakikatine dair şüphe ve sorgulamalar