Tarikatçı bu iğrenç herif,6 yaşındaki kızının müridiyle evlenmesine rıza gösterdi,hapis cezası aldı,sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi,bu aşağılık yaratığı tekbirlerle karşılayan aşağılık insanlar bu ülkenin nereye gittiğinin en önemli kanıtı
Erdoğan iktidarı işte bu
“Eğer gizli tanık ifadelerinden bu kadarcık dahi söz etmek suç ise o zaman bu ifadeleri savcılar neden alıyor, neden insanlara suçlama konusu yapıyor, neden muhalif siyasetçiler aleyhinde olunca çarşaf çarşaf yayınlanabiliyor?”
Soruyorum, cevap verin!
@adalet_bakanlik
İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı tarafından yapılan açıklamada yer alan "bu kararda emeği geçen yetkililere teşekkür ediyoruz" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Ahmet Mahmut Ünlü'nün açıklamasında yer alan "Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Son üç yıl içerisinde Adli Tıp Kurumu tarafından "cezaevinde kalabilir" raporu verilmesine rağmen kısa süre sonra hayatını kaybeden hasta mahpus sayısı kaçtır?
Gezi Davası hükümlülerinden MS hastası Tayfun Kahraman hakkında yapılan tahliye ve infaz erteleme başvuruları kaç kez değerlendirilmiş, bu başvuruların reddedilme gerekçeleri nelerdir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Kahraman için neden uygulanmamaktadır?
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve akut lösemi ile lenfoma öyküsü nedeniyle sağlık durumu kamuoyuna yansıyan Mehmet Murat Çalık hakkında yapılan tahliye ve sağlık gerekçeli başvuruların durumu nedir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Çalık için neden uygulanmamaktadır?
Lütfen, “Altı Ok”u yakanızdan ve ambleminizden çıkarın!
Şeyh Sait’le, İkinci Cumhuriyetçilerle ve Tom Barrack’la kucaklaşın.
Ve partinizin adını değiştirin…
Mesela, “Osmanlı Millet Partisi” olsun.
-CIA Orta Doğu Direktörü Graham Fuller, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını taklit etmiş gibidir. 1990’da şunları söyler:
“Kemalizm bitti… Bu nedenle, kendisine entelektüel güven duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”
Hedef, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in olmadığı bir ümmet anlayışı…
-“Butlan vakası” sanıldığı gibi yalnızca koltuk ya da makam meselesi değil...
Önce federasyon, ardından parçalanmaya uzanan hüzünlü bir yolculuğun kilometre taşıdır…
Ve bu süreçte, Atatürk’ün vasiyeti, kendi evi kullanılarak çiğnenmektedir.
Final serisinde 2-1 öne geçiyoruz! 💪
Tebrikler Fenerbahçe Beko! 👏
Maç Sonucu | Beşiktaş Gain 🆚 Fenerbahçe Beko: 71-82
Skor dağılımımız: Melli 17, Hall 15, Horton-Tucker 13, Birch 11, Biberovic 8, Baldwin 7, Jantunen 5, De Colo 4, Metecan 2. #YellowLegacy
Muğla’da daha önce iki kez yargı kararlarıyla iptal edilen çimento fabrikası projesi için başlatılan üçüncü ÇED sürecine karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı.
Bölge halkı, “Çimentocu şirket Muğla’yı terk et”, “Deştin Çayı özgür akacak” sloganlarıyla tepki gösterdi.
https://t.co/9EV2DyJxqC
Kapısında öğretmenleri yerlerde sürükleyerek gözaltına aldıkları bu mecliste bugün okullardaki şiddeti araştırma komisyonu müsameresi var.
7 sendika dinlenecek ama 3 gündür hakları için açlık grevinde olan ve bugün yine ters kelepçeyle sürükleyerek üyelerini gözaltına aldıkları “ Özel Sektör” Öğretmenleri Sendikasını dinlemeye tahammülleri yok.
Çünkü her patronun olduğu gibi özel okul patronlarının da mutlak hakimi oldukları rejimde sonsuz torpilleri var.
Genel Kurul’da ise “taksi plaka devrinde plaka sahipleri bir de KDV ödeyerek yorulmasın” vb., pazarda bir kilo domates alamaz hale getirdikleri milyonları çok yakından ilgilendiren(!) çeşitli maddeleri oylayacaklar.
Yeterince zenginseniz Saray Rejimi gerçekten şahane bir rejim.
Henüz 13 yaşındaydı…
Yolun karşı tarafına geçmek isterken, hız sınırını aşarak frene bile basmadan ve direksiyonu kırmadan üzerine gelen araba onun ölümüne sebep oldu. Kardeşimi hayattan koparan şahıs hala tutuklanmadı. Lütfen sesimizi duyun.
#AysimaİçinAdalet
"Ben icap ettiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere,Türk milletine canımı vereceğim." (Atatürk, 13 Haziran 1937)
Mustafa Kemal Atatürk, kurup işletip geliştirdiği örnek ciftliklerini tüm taşınır ve taşınmazlarıyla birlikte 11 Haziran 1937'de hazineye bağışladı. (*)
Mustafa Kemal Atatürk, bu kararı nedeniyle kendisine hükümet adına teşekkür eden İsmet İnönü'ye, 13 Haziran 1937'de çektiği telgrafı şöyle bitirmişti:
"Ben icap ettiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere,Türk milletine canımı vereceğim."
Atatürk'ün o telgrafının tamamı şöyle:
"Hatırlarsınız; Türk köylüsü, Türk’ün efendisi olduğunu söylediğim zaman ben, o efendinin arzu ve iradesi altında yıllardan beri çalışmış bir hizmetliyim. Şimdi beni çok heyecana getiren olay, Türk köylüsüne naçizane de olsa, ufak bir görev yapmış olduğumdur.
Milletin yüksek mümessiller heyeti, bunu iyi görmüş ve kabul etmişlerse, benim için ne unutulmaz bir saadet anısını bana vermişlerdir.
"Bundan dolayı çok yüksek hoşnutlulukla millet, memleket ve cumhuriyet hükümetine yapmaya mecbur olduğum görevlerden en basiti karşısında gösterilmiş olan teveccühten, takdirden ne kadar duygulandığımı anlatmaya gücüm yetmez.
Ben, icap ettiği zaman, en büyük armağan olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.
Söz konusu armağan Yüksek Türk milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm armağan karşısında hiç değeri yoktur.”
(Kemal Atatürk, 13 Haziran 1937)
Atatürk sözünü de tuttu. 1938 yılında hasta olmasına karşın Hatay sorununu çözmek için olağanüstü çaba harcadı; örneğin hasta hasta kalktı yaz sıcağında Adana'ya, Mersin'e gitti. Hastalığı ilerledi. Onun bu çabaları sonunda Hatay kurtuldu, ancak o hayatını kaybetti.
----------
(*) M. Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda Hindistan Müslümanlarının gönderdiği paradan kalan miktarın bir bölümü ile de örnek çiftlikler kurmuştu. Bu çiftlikleri başından itibaren milletin malı olarak görmüş, çiftlik gelirlerini şahsi geliri olarak görmemiş, öyle ki, -Hasan Rıza Soyak'ın da belirttiğine göre- buradan gelen ürünleri parasını vererek almıştı. Ayrıca çiftlik gelirlerini ayrı bir hesapta biriktirmişti. Atatürk, 1925-1937 yılları içinde geliştirip daha da değerlendirdiği çiftlikleri, bir bağış mektubuyla, 11 Haziran 1937'de hazineye bırakmıştı.
Bu Ülkede Atatürk Ve İnönü Dışında Anıt Mezarda Yatanların Hepsi, Vatana İhanet Suçu İşlemiştir Ama Siyaset Denen Aşağılık Çark, Onları Kahraman İlan Etmiştir...
ÖZAL'IN KİTABI
Sadece Avrupa'da basıldı; Türkiye'nin haberi olmadı. Fransızca bilmeyen ve Francis Lamand'a yazdırdığı bu kitabında bizzat Turgut Özal şu ifadeleri kullanır:
"Bizi Türk sayarak dışlıyorsanız bilin ki, bizim Türk denecek bir şeyimiz yoktur, uygarlık adına neyimiz varsa hepsini eski bizans / Yunanlılardan aldık. Bizim kültürümüz Yunan kültürüdür. Oğlumun adı olan Efe bile, Yunancadır; bu nedenle, Avrupa Birliğine girmemiz için kültürel engel yoktur. Biz tepemizde Türk olmayan yöneticiler bulunmasını yadırgayan bir toplum değiliz. Avrupa Birliğine alınmamıza bu açıdan da herhangi bir engel yoktur!”
Kitabın Orijinal dili Fransızca olup, Türkçe baskısı bulunmamaktadır...
Şablon birçok ülkede yıllardır aynı: Önce kurumların siyasi partilerin, yargının, meclisin içini boşaltırlar sonra parçalara bölüp yokederler. Bununla mücadele için geçmişden ders alma zamanı
👏 Seride Durumu 1-1 Yapıyoruz.
Maç Sonucu | Fenerbahçe Beko 93-68 Beşiktaş Gain
Skor dağılımımız: Baldwin 17, Horton-Tucker 16, Melli 12, Onuralp 11, Jantunen 11, Biberovic 10, Birch 5, De Colo 4, Hall 4, Melih 3, De Colo 2.
#YellowLegacy
1Ç Sonucu | Fenerbahçe Beko 🆚 Beşiktaş Gain: 23-18
Skor dağılımımız: Melli 5, Horton-Tucker 4, Baldwin 3, Onuralp 3, Hall 2, De Colo 2, Jantunen 2, De Colo 2. #YellowLegacy
Önce bir gemiyle geldiler. Misafirlerimizdi, onları sahilde hediyelerle karşıladık. Silahsızdık. Çünkü hiç ihtiyacımız olmadı. Kardeştik, severdik, paylaşırdık. Silahı onlar tanıttı. Tutarken yanlışlıkla elimizi kestik, kanımız aktı. Evlerimize buyur ettik. Yedirdik, içirdik, yatırdık, hizmet ettik. Topraklarımızı, dağlarımızı, sularımızı, ovalarımızı gezdirdik. Sevindiler. Sevindik!
Renkleri ne kadar beyazdı. Sonra gittiler. Memnun ederek uğurladık dostlarımızı.
Bir gün, tam sabah gün doğarken, ak tenli dostlarımız çok, çok olarak geldiler. Beklemiyorduk; çok erken gelmişlerdi. Demek sevmişlerdi bizi, toprağımızı, göğümüzü… Sevindik. Çoktular, silahlıydılar; üstelik silahlar ellerini de kesmiyordu. Ayakları karaya bastı ve sonra hiç olmayacak olan oldu. Şaşırmıştık. Acaba ne yapmıştık da beyaz dostlarımız bizi öldürüyordu.
Evet, beyaz adam, bu sefer gülen yüzlerimizi ağlatmaya, varlığımızı yağmalamaya, gençlerimizi köle yapmaya, kadınlarımıza tecavüz etmeye gelmişti! Şaşırdık! Neden?
Biz özgür göğün, geniş toprağın, mağrur dağların insanları barış, sevgi, dostluk bilirdik. Savaşı beyaz adam öğretti. Hiç hak etmedik öldürülmeyi, savaşı, köleliği…
Erkeklerimizi öldürdüler, çocuklarımızı diri diri ateşte yaktılar. Toprağımızı yağmaladılar. Kadınlarımıza, kızlarımıza tecavüz ettiler. Köle diye yurtlarına götürüldük. Sattılar bizi.
Tanrı’ya inanmamızı söylüyordu, elinde incil, siyah cüppeli, beyaz tenli papaz. Şefimiz sordu: ‘Tanrı size bunları yapmanızı mı söylüyor? Cennet dediğiniz yere sizler mi gireceksiniz? Öyleyse ben sizin olmadığınız yeri, cehennemi seçiyorum. Eğer bizleri değil de, sizleri, zulmünüzü onaylıyorsa tanrınız, böyle bir tanrıya inanmaktansa, inanmamayı yeğlerim!’
Hiç bitmedi beyaz adamın gelişi. Onlar geldikçe biz bittik; biz bittikçe onlar geldi.
Beyaz adamın yaptıklarını anlatacak kelime bulamıyorum. Bizim böyle kelimelerimiz yok; senin yaptıklarını en iyi anlatacak yine sensin, senin kelimelerin. Kara yüreğin, beyaz tenin gibi olabilirse bir gün, anlatırsın yaptıklarını!
TOSAWİ
( @HazarTandogan dan alıntıdır)
Vahşi Batı'nın #kızılderilikatliamı unutulmasın.