Eskiden seanslarımızda konu ilişkiyse
Evlenememek
Kronik yalnızlık
Toksik ilişki konulardandı...
Şimdi
Para isteyen erkek
Çalışmayıp kadına yıkılan erkek
Boşanırken para isteyen erkek
Geri veririm deyip para alıp ortadan yok olan erkek...
Biz gençken böyle erkekler yoktu.
Başakların enerjisini artık kimse sömüremez
Başakları artık kimse kullanamaz
Başakları artık kimse üzemez
Başaklar artık kendilerini düşünmeye karar verdi
Başaklar maddi konularda toparlayacak
Başakların dedikodusu çok yapılıyor
Başaklar ev alacak
Başaklara miras kalacak
Başakları artık kimse üzemez
#başakburcu
♍️ İyi ki doğdunuz Başaklar! 🎂
Hayatı sessizce düzene koyan, kimsenin görmediği ayrıntıları gören, sevgisini çoğu zaman sözlerden çok emeğiyle gösteren güzel Başaklar…
Siz bir şeye el attığınızda eksikler tamamlanır, dağınıklık toparlanır, işler yoluna girer. Çünkü sizin sevginizin içinde emek, özen ve fayda vardır.
Yeni yaşınız size gönlünüzden geçen güzellikleri, emeğinizin karşılığını ve ruhunuza iyi gelecek yepyeni başlangıçları getirsin.
♍️ İyi ki doğdunuz Başaklar, iyi ki varsınız.
Yeni yaşınız bereketli, huzurlu ve çok güzel olsun. 🍀🍀🍀
Bende dahil çoğu ikizler/yay/balık/başak (güneş-ay-yükselen) etkili dr gördüğüm 2023'ten beri ne bir yerde durabildik ne bir yere ait hissedebildik. Oradan oraya göç ettik ya resmen...düzen de kuramadık. Umarım artık kurarız umarım artık yollarımız netleşir....
Hicrî hesabın kâtipleri derlerdi ki:
“Gök iki kere kararırsa, halk bir kere değil iki kere düşünmelidir.”
12 Ağustos gecesinde Güneş’in nuru eksildi.
Aslan burcunda gök karardı.
Ve müneccimler bunu yalnızca bir gölge saymadılar.
Dediler ki:
“Şems tutulduğunda hükümdarların kalbi sınanır, şehirlerin kaderi ağırlaşır ve insanların sakladığı korkular meydana çıkar.”
Çünkü Güneş saltanatın, kudretin ve görünür düzenin remzidir.
Onun ışığına gölge düştüğünde, eski kâtipler şöyle yazardı:
الشمس إذا كسفت اضطربت القلوب
“Güneş karardığında kalpler huzursuz olur.”
Ve ardından Ağustos’un sert kapıları açılır.
22 Ağustos
Güneş, Ejderha’nın kuyruğuna yaklaşır.
Kadim müneccimlerin diliyle Züeneb, yani Güney Düğümü, azaltan ve eksilten taraftır.
O günlerde büyüyen küçülebilir.
Güçlü görünen zayıflığını gösterebilir.
Taht sahibi korkuya düşebilir.
Halkın öfkesi kolay tutuşabilir.
Bir müverrih şöyle yazardı:
“Sultan kibirden sakınsın.
Tacir borcunu büyütmesin.
Asker öfkeyle kılıç çekmesin.
Halk, söylentinin peşinden gitmesin.”
Çünkü gökteki işaret, insanın içindeki taşkınlığı da uyandırır.
24 Ağustos
Bu tarih özellikle ağır okunurdu.
Rüzgârın yön değiştirdiği,
havaların sertleştiği,
ateşin ve suyun birbirine meydan okuduğu günlerden biri kabul edilirdi.
الريح إذا اشتدت فاستتروا
“Rüzgâr şiddetlenirse siper alın.”
Şiddetli fırtınalar, yıkıcı rüzgârlar, ani yağışlar, seller ve deniz kabarmaları gibi olaylara karşı tedbirli olunması öğütlenirdi.
Toprak huzursuzsa, dağ dibinde yaşayan dikkat eder.
Deniz kabarıyorsa, kıyıda yaşayan geri çekilir.
Gök gürlüyorsa, yolcu acele etmez.
Çünkü eski dünyanın bilgeliğinde göksel işaretin karşılığı korku değil tedbirdir.
28 Ağustos
Ve sonra Ay’ın kapısı gelir.
28 Ağustos’ta Ay tutulur.
Güneş tutulması kralları, iktidarı ve görünen düzeni anlatırken;
Ay tutulması halkı, kalabalıkları, suları, korkuları ve gecenin sakladığı şeyleri anlatır.
Eski müneccimnâmelerde Ay’ın ışığının kesilmesi şöyle yorumlanırdı:
“Kamer karardığında halkın gönlü karışır;
su taşarsa şehir korkar;
gece uzarsa söylenti çoğalır.”
القمر إذا خسف فاحذروا اضطراب الناس والمياه
“Ay tutulduğunda halkın ve suların taşkınlığından sakının.”
O günlerde sel, fırtına, aşırı yağış, deniz olayları ve toplumsal huzursuzluk sembolizmi daha ağır okunurdu.
Ve eski bir kâtip belki şöyle yazardı:
“Gökte Azrail’in gölgesi dolaşıyor sanmayın;
fakat ölümün insana ne kadar yakın olduğunu unutmayın.”
Çünkü Azrail burada bir kehanet değil, fani oluşun remzidir.
12 Ağustos’ta Güneş karardı.
22 Ağustos’ta Güneş kuyruğa varıyor.
24 Ağustos’ta hava ve yeryüzü sembolizmi sertleşiyor.
28 Ağustos’ta bu kez Ay kararıyor.
Ağustos, ışığını iki kez kaybeden bir ay oluyor.
Eski müneccimlerin diliyle:
“İki nur bir ay içinde gölgelenirse,
akıllı kişi eğlencesini azaltır,
yolunu sağlamlaştırır,
evini korur,
duasını çoğaltır.”
Ve şehirlerde şu dua okunurdu:
اللهم احفظنا من الريح والماء والنار وفتنة الأرض
“Allah’ım bizi rüzgârın, suyun, ateşin ve yeryüzünün fitnesinden koru.”
Çünkü sert günler geldiğinde, insanın görevi göğe meydan okumak değildir.
İşareti görmek, tedbir almak ve haddini bilmektir.
Ve eski müneccim defterinin son satırı şöyle olurdu:
“Gökte iki ışık karardığında, ölümün adını anma; hayatın kıymetini hatırla.
Zira hüküm gökte değil, Allah’ın ilmindedir.”
وَاللّٰهُ أَعْلَمُ