"Theon." Gözyaşları yanaklarından aşağı süzüldü, sıcak ve tuzlu. "Lütfen" diye dua etti eski tanrılara. "Ben bir Stark olmak istedim. Beni öldürün, beni duvarın tepesinden aşağı atın, kafamı bir mızrağa geçirin ama bırakın Theon olarak öleyim. Leş olarak değil."
Bunca zaman döktüğümüz terler elbet bir gün karşılığını bulacak veya burada kaybetsek bile paha biçilemez bir tecrübe kazanacağız gibi zırvalar ezikleri avutmak için uydurulmuş, saçmalığın daniskalarıdır. Sürecin hiçbir değeri yoktur. Bana yalnızca sonuç lazım.
O sadece benim asistanım değildi. O... O benim her şeyimdi. Onu kaybettiğimde sanki sanki birdenbire oksijensiz kalmışım gibi hissettim. O benim hayatımı düzenliyordu. O yanımdayken her şeyi yapabileceğimi hissediyordum. Ve şimdi o yok... Ve ben nefes alamıyorum.
Margaery her zaman çok tatlıydı ve çok güzel kokuyordu. Etrafında hep neşeli kuzenleri vardı. Joffrey gibi bir canavarla evlenecek olmasına rağmen hiç korkmuyor gibiydi.
O kadar çok yemin var ki. Yemin üstüne yemin ettiriyorlar. Kralı koru, krala itaat et, emirlerini yerine getir. Kendi kanını savun, aileni koru, masumları gözet, kadınları ve çocukları savun. Biri her zaman diğerine ters düşüyor. Ne yaparsan yap yeminlerinden birini bozuyorsun.