Irak halkı Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri için düzenlenen merasimlere yoğun ilgi gösteriyor.
Irak'ın Semave kentindeki Büyük Yas Yürüyüşü'nden yansıyan görüntüler.
HÜSEYİN (s) NİÇİN BAŞKALDIRDI?
Yine bir Muharrem ayındayız. 28 Temmuz Cuma 10 Muharrem yani Aşura Günü.
Yani Hüseyin’in günlerindeyiz. Sahabe ve Tabiinin hep birlikte İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s)’nın kendilerine emanet olarak bıraktığı ailesini, Ehl-i Beyt’i hunharca katlettikleri günlerdeyiz.
Kerbela Faciasının her sahnesi Yezid’in önderlik ettiği sahabe ve tabiin açısından, ihanet, fecaat, sapkınlık, taassup, cehalet, hırs, yalan, iftira, şehvet, cinayet ve batıllık ile dolu.
Ve Kerbela Kıyamının her sahnesi Hüseyin ve yarenleri açısından onur, izzet, şeref, kahramanlık, cesaret, basiret, feraset, vefa, fedakarlık, sadakat, ilim, irfan, ahlak ve hakkaniyetin ta kendisi.
Hüseyin (s)’i, Aşura Günü’nü, Kerbela Faciası özelde Müslümanlar genelde insanlık için tarihin en büyük yol ayrımıdır, en büyük ayrışmadır, en büyük sapkınlıktır sapmadır, en büyük direniş ve devrimdir.
İnsanlık tarihinin bu en büyük ayrışması ve yol ayrımını doğru anlayıp anlamlandırabildiğimiz oranda karanlık taassup, cehalet ve asabiyet çukurundan kurtulup aydınlık adalet ve sevgi bahçesine doğru yol alabileceğiz.
Böylesine azametli bir olayın yüzlerce farklı veçhesi vardır. Herhangi bir yazı, resim, söz ya da müzik onu kamilen kuşatıp anlatmaktan acizdir. Her bir yazı, resim, söz ya da müzik ondan ancak bir cüzü temsil edebilir.
Ben de bugün Kerbela Kıyamı ve Hüseyin (s)’i anlayıp anlamlandırma için hayati öneme haiz gördüğüm bir sorunun peşine düşmek istiyorum.
Sorumuz şöyle;
“Muaviye ölüp te Yezid hilafet makamına geçtiğinde Hz. Hüseyin niçin ona biat etmedi ve Yezid’e karşı kıyam etti?”
Oysaki tüm İslam memleketlerinde ezanlar okunuyor, namazlar kılınıyor ve camiler cemaatle dolup taşıyordu. Kadınlar tesettürlü erkeler sakallı sarıklı ve şalvarlı idi. Ramazan orucunu istediğiniz gibi tutuyor istediğinize iftar verebiliyordunuz.
Her taraftan Kuran okuma sesleri yükseliyordu. Arap makamında okunan Kuran ve ilahiler insanları mest edip kendinden geçiriyordu. İstediğiniz kadar tesbih çekebilir istediğiniz kadar sesli sessiz zikir yapabilirdiniz.
Çarşıda pazarda alkol yasaktı. Zina şiddetle cezalandırılıyor hırsızların eli kesiliyor ve kumara kesinlikle geçit verilmiyordu.
Hutbeler, vaazlar, sohbetler, zikir halkaları, hadis ve tefsir dersleri havada uçuşuyordu.
Kabe’ye saygı had safhada idi. Hacda her yıl katılım rekorları kırılıyordu. İnsanlar tavaf üstüne tavaf yapıyorlardı.
Hatta Hz. Hüseyin kıyamını hicri 60. yılın haccında başlattı. Kabe’de hacılara hitap ederek “Yezid’e başkaldırdığını ilan edip ona kıyam etmeyi farz ilan ediyorum” dediğinde hacılar öylesine tavaf ve ibadete dalmışlardı ki, ailesi ve yakın dostları dışında bir kişi bile onun söyledikleri ile ilgilenmedi.
Peki, İslam’ın tüm ritüel ve adetleri uygulanabilir ve hatta hayata egemen olduğu halde; “Hüseyin (s) niçin Yezid’i İslam dışı ilan edip ona karşı başkaldırıp kıyam etti?”
İşte peşine düşeceğimiz soru budur.
İlginç bir soru değil mi? Namaz kılınıyor hac yapılıyor zekat toplanıyor oruç tutuluyor, herkes kapalı herkes sakallı, Kuran ve zikir sesleri her yanı kaplamış… öyleyse niçin?
Ben bu sorunun Hüseyin (s)’i anlama ve Kerbela Faciasını anlamlandırmada kilit bir rol üstlendiği kanaatindeyim. Bu soruyu doğru cevaplayabilirsek o azametli olayı günümüze taşımak ve Hüseyin (s)’in davasına omuz vermek mümkün olabilir.
İslam’ın tüm ritüel ve adetleri şeklen hayatta idi. Yezid / Emevi hilafeti bunların yaygınlık kazanması, toplumun bu ritüel ve adetlerle zaman geçirmesi, İslam diye zihinlere bunların kazınması için de canla başla çalışıyordu.
Ancak Yezid tüm ilke ve değerleri ayaklar altına almış, boğazına binmiş, boğmak için tüm varını yoğunu ortaya koyuyordu. İlke ve değerler ayaklar altına serilmiş olduğundan tüm ritüel ve adetlerin de ruhuna okunmuş halkın eline oynayıp tatmin olmaları için posası verilmişti.
Halife Yezid “adalet”in canına okumuştu. Yandaşlık, kayırmacılık, sülalecilik, particilik, rüşvet ve torpil başını alıp gitmişti. “Liyakat, ehliyet ve emanet” ilkeleri resmen boğazlanmıştı. “Bizden olsun çamurdan olsun” felsefesi hükümranlığını ilan etmişti. “Eğer bizden değilsen” kabiliyet, bilgi, beceri, çalışkanlık, doğruluk ve üretkenliğin hiçbir manası yoktu hatta suçtu!
Makamlar, mevkiler ve imkanlar “Yezid hilafetine biat edip boyun eğip eğmemeye göre” dağıtılıyordu. Yezid’ten yana olmak ona biat etmek en yüce erdem kabul ediliyor, Yezid iktidarına karşı isen allameyi cihan olsan değer görmüyordu.
Babası Muaviye gibi Yezid’in de siyasi yönetim felsefesi “tasallut, tahakküm, sömürü ve zorbalık” idi. Onun için hukuk, kendini ve zorbalıklarını meşrulaştırma, din ise kutsama ve kabullendirme aracı idi.
Emeviler devasa camiler yaptırıyorlar ancak orada “adaletten, eşitlikten, özgürlükten” konuşulmasına asla fırsat vermiyorlardı.
Hacca gitmeyi teşvik ediyorlar ancak Kabe’de haksızlığa hukuksuzluğa karşı bir organizasyonun doğmaması için Kabe’yi yıkmaktan çekinmiyorlardı.
Her yerde Kuran okutuyorlar, Kuran kursları açıyorlar, hafızlar ve kariler yetiştiriyorlar ancak asla Kuran’ın anlaşılmasına konuşulmasına tartışılmasına fırsat vermiyorlardı.
Ülkenin memleketin tüm servet ve parasını kendileri ve yandaşlarının hakkı olarak görüyorlardı. Daha çok servete daha çok paraya sahip olmak için din, hukuk ve Kuran’a elli bin takla attırıyorlardı.
Sosyal adalet, adil paylaşım gibi ilkeler yerin yedi kat dibine gömülmüştü. Halkın kahir ekseriyeti ölmeyip Emeviler için çalışmaya üretmeye devam etmeleri için asgari ücrete mahkum edilmişti.
Irkçılık ve Arap faşizanlığına dinden ve Kuran’dan elli bin delil bulunmuştu. Arap olmayanlar namaz kılabilir, oruç tutabilir, Kuran okuyabilirler ancak İslam hukukundan yararlanamazlardı.
Kadınları sosyal hayattan, mescitten, okuldan, ilimden ve fenden atıp eve hapsedip bir hizmet ve oyun objesine dönüştürmek için yine din harekete geçirilmiş, bin bir rivayet uydurularak daha çok kapanmak daha çok toplumdan uzaklaşmak kutsanmış, dayatılmıştı.
Sanat, müzik ve edebiyat sadece belli bir zümreye has kılınmış halkın bu alanlara yaklaşmaması için hem kalın duvarlar örülmüş hem de uydurulan rivayetler ile bu alanlar haram, yasak ve tukaka ilan edilmişti.
İlim ve okul tamamen sarayın kontrolüne alınmış, belli ailelerin çocukları dışında kimseye eğitim verilmemişti. Halkın geneli ama özelde muhalif görülenler cehalete mahkum edilmişti.
Evet, Yezid özetle namaz, oruç, hac, zekat, sakal, şalvar, tesbih, zikir, kuran okuma, tesettür, haremlik selamlık gibi ritüellerin hiçbirini yasaklamamıştı. O tüm gücünü bu ritüellerin ilke ve değere dönüşmesini engellemeye vermişti.
Tasallut, tahakküm, sömürü ve zorbalığın olduğu yerde doğal olarak cehalet, zulüm, terör, nefret, yandaşlık, yağmacılık, kanunsuzluk ve hukuksuzluk hüküm sürüyordu.
Tasallut, tahakküm, sömürü ve zorbalığın olduğu yerde doğal olarak sevgi, akıl, düşünce, adalet, eşitlik, özgürlük, ücret adaleti, adil paylaşım, ilim, irfan, sanat ve edebiyatın salası okunmuş üzerine toprak dökülmüştü.
İşte Hüseyin (s) insanı insan yapan bu ilke ve değerlere yeniden can vermek için ayağa kalktı. Hüseyin (s) ritüel, şekil ve adete dönüştürülmüş İslam’a yeniden ruh ve can vermek için başkaldırdı.
Hüseyin (s) akıl ve sevginin egemenliğinde adalet, eşitlik ve özgürlük temelli bir toplum bir sistem için ayağa kalktı.
Hüseyin (s) İslam’ı toplumu uyuşturma, köleleştirme ve boyun eğdirme aracı olmaktan kurtarıp; özgürlük ve adalet bahşeden öğretiye dönüştürmek için ayağa kalktı.
İşte Hüseyin (s) bu değer ve ilkeler için kıyam etti, başkaldırdı, evlatlarını yarenlerini kurban kendini feda etti.
Evet, Hüseyin (s)’in savaşı, din ile din savaşı idi; ritüel, adet ve şekil İslam’ı ile ilke ve değer İslam’ının savaşı idi.
Evet, Hüseyin (s)’in savaşı, din ile din savaşı idi; Emevi İslam’ı ile Öz Muhammedi İslam’ın savaşı idi.
Hüseyin (s)’in savaşı bitmedi, bitmeyecek!
_______________________
Kemal Şükrü Sevindik
Eğitimci / Tarihçi
#makale #aşura #kerbela #hzhüseyin #imamhüseyin #ehlibeyt #tarih #şehit #niçin #gerçek #gerçekler #hzmuhammed #islam #çöktü #sallandık #oyalama
#piyasa 25 Haziran Perşembe
Lübnan'ın güneyinde 4700 yıllık liman kenti Sur'u yerle yeksan eden İsrail'in el Bass Filistinli mülteci kampına dünkü saldırısı
🔴 Lübnan Sağlık Bakanlığı: En az 3 kişi öldürüldü, 8'i çocuk, 13'ü kadın olmak üzere 37 kişi yaralandı
🚨🇵🇸 Kuzey Gaza'daki gazeteciler dünyaya doğrudan hitap ediyor: "İsrail'in Palestinlileri ölüme asma yasası Nazilerden daha kötü."
Bu videoyu görürseniz, lütfen farkındalık için yeniden yayınlayın.
🚨HOLY SHIT !!!!!
Israeli politician Yitzik Kroizer says killing Palestinian children is normal if it supports the IDF mission.
He adds there are no innocent children in the West Bank.
Repost this. Please I beg you
⛔️Erdoğan'ın Gerçek Yüzü Ortaya Çıktı‼️
⛔️Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar, Türkiye'nin önde gelen insansız hava aracı üreticisi Baykar'ın sahibi. Erdoğan, İsrail ile ticareti askıya aldığını ve Filistinlileri savunan konuşmalar yaptığını açıkça duyururken, Baykar İsrailli üreticilerle birlikte silah fuarlarına ortak sponsorluk yapıyor ve İsrail'e 608.000 dolardan fazla silah ve 436.000 dolarlık patlayıcı ihraç ediyordu...‼️
⛔️Erdoğan ayrıca Siyonist rejime çelik ihracatını kısıtladığını iddia etti, ancak istatistikler Ankara'nın Tel Aviv'e çelik ihracatında 100 kat artış olduğunu gösteriyor. Türkiye, Siyonist rejimin çelik ihtiyacının %65'ini karşılıyor ve bu çelikler bölgesel ülkeleri bombalamak için silah üretiminde kullanılıyor...‼️
🚨SON DAKİKA | DÜNYAYI SARSAN İFŞA!
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in “utanmaz” sözleri senatoda ifşa edildi!
Senatör Tim Kaine: "— Meslektaşınız bir barda düzenlenen bir etkinlikte sarhoş olup 'TÜM MÜSLÜMANLARI ÖLDÜRÜN' diye bağırdığınızı söyledi... Bu, eğer doğruysa, birinin Savunma Bakanı olmasını engelleyecek türden bir davranış değil mi?"
Savaş Bakanı Pete Hegseth:
"— Anonim asılsız suçlamalar."
Senatör Tim Kaine: "Anonim değil! Şahitleri var, hepsini tek tek sayacağım!..”
Düşünebiliyor musunuz bu adam şimdi tüm dünyayı ateşe atıyor. Ve tek amacı “tüm müslümanları öldürmek!”
Epstein çetesine lanet olsun!