@KasaturaV3 Bizim Din adamlarınada iş başa düşüyor artık, fazla vakit kaybetmeden İslama aykırı olmayan milli hassasiyetlerimize sahip çıkıp, zaten Dinden utaklaşan gençleri kazanmaları lazım. Bu Ortodokslar için tam bir fırsat'a dönüştü. Geçen yörüküz diye geçinen gençler Şeriata lanet etti
Cübbeli burada yalan söylemiyor; aksine çelişkileri iyi bildiği için sağlam yerden yakalıyor. Ölülere bir şeyler sorma, onlarla istişare etme ve onlardan yardım isteme gibi uygulamaların tamamı Mahmud Efendi’de de mevcuttu. Cübbeli, cemaatten birilerinin çıkıp ölülerden yardım istemek şirktir ya da Ehl-i Sünnet’in yolunda böyle bir şey yoktur demesi halinde ne yapacağını çok iyi biliyor.
Hemen Mahmud Efendi’nin herkesçe bilinen sözlerini delil getirip, biz Mahmud Efendi’nin yolu üzereyiz, siz değilsiniz diyerek üste çıkacaktır. Dolayısıyla buradaki mesele ilmi bir tahkik (araştırma) meselesi değil; Mahmud Efendi’nin gerçekten neye inandığıyla ilgilidir. Cübbeli bu durumu bildiği için tam olarak nereden vuracağını da kestirebiliyor.
İsmailağa Cemaati içinde ciddi medrese eğitimi almış hoca tabakasının büyük çoğunluğu, bu tür uygulamaların en hafif tabirle yanlış olduğunu aslında biliyorlar. Kendi iç dünyalarında, Mahmut Efendi değil kim derse desin bu yanlıştır düşüncesine sahipler. Fakat zamanında insanları cemaat etrafında kenetlemek adına Mahmut Efendi’ye öyle olağanüstü özellikler atfettiler ki şimdi çıkıp o da nihayetinde bir insandı diyemiyorlar.
Benzer bir güç mücadelesini ve çelişkiyi bugünlerde PKK’lılar da kendi aralarında yaşıyorlar. İşin sosyolojik boyutunu kavrayabilmek adına bu süreci çok dikkatli takip ediyorum. Zamanında PKK’nın iki numaralı ismi olan Şemdin Sakık’ın, Öcalan ile ilgili anlattıkları, ister örgüt üyesi ister tarikat mensubu olsun, insanların nasıl bir psikoloji ve güdüyle hareket ettiklerini gösteren müthiş bir örnektir. Şemdin Sakık bir konuşmasında, Apo’yu yarım saat aç bırakın, anasını bile satar derken; başka bir konuşmasında ise onun karakter olarak ne kadar düşkün biri olduğunu bilmelerine rağmen sırf Kürtleri bir lider etrafında toplayabilmek için ona dair aslı astarı olmayan efsaneler uydurduklarını itiraf ediyor.
Mahmud Efendi muhtemelen abid, zahit ve kendisini sevdirebilen bir şahsiyetti. Fakat ilmi seviyesi, şu an cemaat içindeki tanınmış hocaların ezici çoğunluğunun yarısı kadar bile değildi. Onunla yaşayanlar insanlardan bir insan olduğunu biliyorlardı. Büyük ihtimalle cemaati, aynı refleksle onun etrafında olağanüstü hikayeler inşa etti. Bu hikayelerin ne büyük belaya sebep olduğunu PKK'lılar gibi onlar da gördüler.
İnançta ve bağlılıkta aşırıya kaçmak beraberinde muhakkak böyle çarpıklıkları getirir. Onlar şu an aslında kendi elleriyle ektiklerini biçiyorlar.
Her meselede olduğu gibi bu konuda da en doğru rehber sahabenin uygulamalarıdır. Allah Resulü vefat ettiğinde kısa süreli bir şok ve sendeleme yaşadılar; ancak hemen ardından Ebubekir (Radiyallahu Anhu) asıl olması gerekeni hatırlatarak kim Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah’a tapıyorsa bilsin ki Allah diridir ve asla ölmez diyerek oluşabilecek her türlü aşırılığın önünü bıçak gibi kesmişti.
Bu sayede kervanı yürütmenin yoluna baktılar ve Allah Resulü'nün cenazesi henüz defnedilmeden yeni halifeyi seçtiler. Din tamamlandı, Resûlullah görevini layıkıyla yerine getirdi; artık biz yolumuza devam edelim şuuruyla hareket ettiler. Ne kabrine gidip bir şey danıştılar ne de bir adım atmadan önce onu rüyalarında görmeyi beklediler. Doğru ve istikamet üzere olan yol budur; fakat insanların çoğu bunu bilmezler