Mustafa Kemal’e “diktatör” dediği için 3 yıl 9 ay ceza alan İsmail Çalık’ı, sivil iki polis evine gelip zorla götürmek istedi. İsmail Çalık, polisler sivil olduklarından güvenmeyip teslim olmak istemedi.
Daha sonra 2 sivil polis, 4 jandarma ve 2 yunus polisi gelip ters kelepçeyle yere yığıp darp ettiler. Hastane dönüşünde ise polislerden biri arabada İsmail Çalık’ı boğmaya kalkıştı. Öyle ki nefessizlikten gözleri karardı.
İffet, Namus düşmanlarının konserleri doluyken, onların tahribatını def edecek İslam hakimiyetinin neferleri #BüyükBuluşma 'da icazetlerini alacak. İmkanı olan Müslümanlar gelmelidir.
Allah hizmetlerinizi daim etsin. Hocalarımızı mesur etsin.
#BüyükBuluşma 'ya gelme imkanı olanlar, İslamî hayatın mimarı olan hocalarımızın icazetine buyursunlar.
Bütün sistemlerin mevsimlik, İslam'ın ise zaman ve mekân üstü oluşunun yeniden ilanı noktasında önemli bir merhale olan medrese ile birlikte üniversiteyi bitiren 215 gencin icazetindeki #BüyükBuluşma ya ailece davetlisiniz.
Bütün sistemlerin mevsimlik, İslam'ın ise zaman ve mekân üstü oluşunun yeniden ilanı noktasında önemli bir merhale olan medrese ile birlikte üniversiteyi bitiren 215 gencin icazetindeki #BüyükBuluşma ya ailece davetlisiniz.
NATO Zirvesi sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin daha önce yaptığımız açıklamada, özellikle IŞİD’e yönelik olduğu belirtilen operasyon kapsamında, Ankara’nın Haymana ilçesinde gece saat 03.00 sıralarında gerçekleştirilen polis baskınında Muhammed Kavi’nin ve eşinin hayatını kaybettiği olaya dikkat çekmiş ve tüm iddiaların etkin bir soruşturmayla aydınlatılması çağrısında bulunmuştuk.
Aradan geçen zamana rağmen olayın üzerindeki karanlık perde hâlâ aralanmış değildir. Son olarak Muhammed Kavi’nin babasının yaptığı açıklamalar, resmî anlatımla çelişen son derece vahim iddialar içermektedir. Babanın iddialarına göre;
• Olay kamuoyuna “çatışma” olarak servis edildi.
• Evde herhangi bir silah bulunmuyordu.
• Herhangi bir çatışma yaşanmadı.
• Gece saat 03.00’te kapı çalındı, “Muhammed içeride uyuyor, çağırayım.” denilmesine rağmen beklenmedi.
• Güvenlik güçleri doğrudan yatak odasına ateş açtı.
• Muhammed Kavi ağzından, eşi ise başından vuruldu.
• Muhammed Kavi’nin IŞİD ile hiçbir ilgisi yoktu; aksine bu örgüte karşıydı.
• Operasyon sırasında polis kameraları kayıt hâlindeydi.
Acılı baba, bu iddialar doğrultusunda oğlu ve gelininin yargısız infaza maruz kaldığını belirterek adalet talebinde bulunmuştur.
Bu vahim iddiaların vakit kaybetmeksizin açıklığa kavuşturulması elzemdir.
Hayat hakkı, isnat edilen suç ne olursa olsun herkes için dokunulmazdır. İleri sürülen iddiaların etkin bir şekilde araştırılması ve olayla ilgili tüm delillerin, özellikle polis kamerası kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılması; bağımsız, tarafsız ve etkili bir soruşturma yürütülerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur. Hukuk dışı bir uygulama söz konusu ise, sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler gecikmeksizin başlatılmalıdır.
Başkanlığımız nezdinde avukatlardan oluşan bir araştırma komisyonu kurulmuş olup, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla aile fertleri ile adli ve idari merciler nezdinde gerekli görüşme ve incelemeler gerçekleştirilecektir. Komisyonumuzun yapacağı araştırma ve incelemeler neticesinde ulaşılan bilgi ve bulgular kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Haymana’da yaşanan bu olayın takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyor; yetkilileri kamu vicdanını tatmin edecek şeffaflıkta hareket etmeye ve adaletin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.
İslam'ın yenilenmeyeceğini, bilakis yeni baştan idrak edileceğini söyleyen, üniversite ile birlikte medreseyi de bitiren 215 gencin 9 Ağustos'ta SAMSUN İFAM'daki icazetine teşrif ediniz; İslam'ın yenilmezliğini seyrediniz.
#İFAMİcazeti
Tanzimat'la başlayan kırılmanın sözcüleri "İslam bitti" demişti. İFAM Medrese ile birlikte üniversiteyi de bitiren 215 gencin "Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes, ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es" diyeceği İCAZET cemiyetine ailece davetlisiniz.
#İFAMİcazeti
80 Yıllık Kemalizm'in özeti Malatya’daki bu ucube heykeldir!
Esasen Tek Parti İktidarı'nın savaştan çıkmış ve açlık ile boğuşan Anadolu halkına yaptığı hizmet, yurdun dört bir tarafına bu tür ucube heykeller dikmekten öteye geçmemiştir.
Malatya halkı bu durumdan yıllardır rahatsız olmasına ve 1947’den bu yana bunca hükümet değişmesine rağmen, bu heykel varlığını olduğu gibi sürdürüyor ve insan onurunu zedelemeye devam ediyor.
Halkın yoğun tepkisiyle şimdiye kadar sadece avret yerine yaprak örterek kapatmaya çalışılan, "Elinde bayrak, avretinde yaprak" anlayışıyla sergilenen CHP'nin ucube basiretsizliğini Malatya halkı çekmek zorunda değil!
Üstelik bu duruma tepki gösteren duyarlı bir vatandaşımıza İYİ Parti tarafından dava açılması da cabası.
El insaf! Bu çıplak heykel derhal kaldırılmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın bilgilerine arz ederim.
Muhiddin hoca son yayınlanan videosunda yine Şurra takımını darma duman etmiş😀
Önemli bir konuyu hatırlatıyor, bunlar Şurra’nın başını çeken büyük mülkirlerin bildiği şeyler, onların peşinden gidenlerin cahillikten dolayı bilmediği şeyler.
Dikkatlice dinleyin arkadaşlar. Onların hidayeti için değil, onların neleri inkar ettiklerini bilmek için izleyin. Nasıl bir bedbah durumda olduklarını daha iyi anlarsınız.
⚪️ Ârzı Tavaf Eden Alim: İmam Buhari r.a
● 12 yaşında alimlerin halkasına girmeyi başardı
● 15 yaşında Buhâra alimlerinin tamamının takdirini kazandı
● 16 yaşında rihlet/yolculuk yapmaya çıktı; 38 yıl durmadan Hadis topladı
● 3 imtihan geçiren İmam, her birini kazanarak ümmetin takdirini kazanmıştır; 1. Buhara imtihanı, 2. Bağdat imtihanı, 3. Semerkant imtihanı
● 16 yaşında iken, 30 bin ravi değerlendirmesi olan et-Tarihu'l-Kebir'i Resûlullah s.a.v'in kabrinde dolunay gecesinde ay ışığında yazmıştır.
● Sahih-i Buhâri eserini 16 yılda tamamlanmıştır. Her bir hadisi almadan evvel 2 rekaat namaz kılıp öyle almıştır.
● Kükreyen arslan, tam 54 yaşında iken vefat etti. Mezarında olmasına rağmen yine kimse onu yenemiyor. Çünkü her bir harfi ihlasla aldı.
● Imam Ahmed ibn Hanbel: "Horasan, Ebu Abdillah (Buhârî) gibisini çıkarmadı."
https://t.co/QBpsoLVMTE
Elindeki tek gücü sesi olan halkları eleştiriyoruz. Ama milyonlarca askeri bulunan, yüzlerce uçağı, tankı, topu ve tüfeği bulunan ve bunları kışlalarında yalnızca gösteriler için bekleten İslam ülkelerinin liderlerine neden çağrı yapmıyoruz?
#SizeYalanSöylediler
@tugberk37 Tanıdığım bir vatandaş var. Hasta ayakta duramiyor geliri yok kalacak yeri yok yaşı 70 kaymakamlığa,belediyeye defalarca başvurdu hiç ilgilenmedi ler . Ve hastalık raporu var . Hırsızlar milyarlar götürüyor ama devlet bir aciz düşkün vatandaşına bakmıyor. Ve masal anlatiyor
Kardeşleriniz için sesinizi yükseltmenizi istediğimizde çok şey mi istemiş oluyoruz? Feryatlarını duyurun seslerini duyurun dediğimizde çok mu abartıyoruz?
#SizeYalanSöylediler
Risale-i Nur talebelerinin o haine bakış açısı her zaman belliydi. Üstad Bediüzzaman'ın "vekil-i mutlakım" dediği Hüsrev Üstad, daha ortada hiçbir şey yokken Nur talebelerinin o haine karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur.
Bu şerefsizlerin Risale-i Nur'larla ilişkilendirilmesine sebep olanlara Allah, dünyada ve ahirette dehşetli bir azap tattırsın.
Bu beş dakika meselenin arka planını izah bakımından önemli. Mertçe inancını yaşayan, hayatın akışında kimliğini gizlemeyen normal insanları engelleyen, buna mukabil örgütlenmesini gizleyen sinsi ve namert fetöcüleri sırf seküler taklidi yapabildikleri için sisteme kabul eden katı laiklik anlayışı 15 Temmuz’un taşlarını döşedi. Darbecilerin tamamı sol eline altın yüzük takan, eşinin başı açık, lojmanlardaki çöp tenekelerine içki şişesi koyan, seküler hayat tarzına sahip olduklarını göze sokan tipler. Bunlar “makbul” görülüp yükselirken dindar, vatansever, namaz kılan, eşi tesettürlü, mukaddesatçı askerler yıllarca “irtica” gerekçesiyle ordudan atıldı. Bilal Erdoğan’ın ifade ettiği gibi “Fetöyü doğuran katı laiklik anlayışı olmuştur, fetöyü doğuran dindarlık olmamıştır.”
Çin’in davetiyle Çin’e gidip, orada “Doğu Türkistanlıların ticaret yapabildiği, rahatça seyahat edebildikleri, restoran açabildikleri” propagandasını yapıp bunun unutulacağını mı düşünüyorsun? İnşallah bunun için para almışsındır. İstediğin kadar savcılığa başvur, aklı başında olan herkes ne döndüğünü anlıyor. Bu senin silemeyeceğin kara bir leken ve hayatın boyunca karşına çıkacak.
Üç kuruş için sistematik bir soykırımı örtbas etmeye çalışıyorlar.
Bir gazetecinin bu şekilde kalemini satması, bir fahişenin bedenini satmasından çok daha iğrenç bir durum.