Bir Türk olarak her zaman Kürt’lerle gurur duydum çünkü; aralarında müthiş bir birlik var. İnandığı değerleri sonuna kadar sahiplenmek var. Akrabasına, eşine dostuna kazık atmaz sonuna kadar el birliği ile birbirilerini kollarlar.
Kalleşlik, sırtından bıçaklama kitaplarında yazmıyor. Bu yüzden inanılmaz bir şekilde büyüyorlar. Ekonomiye büyük katkıları var ve her yerde işletmeleri var.
Avrupa ülkelerinde bile çoğunluk dükkan onların. Birlikten kuvvet doğar anlayışını binlerce yıldır hayatlarına geçirmişler. Kardeşini, sevdiğini kollamak onlar için bir töre ve büyümenin en büyük anahtarı.
Haklıyı haksızı ayırt etme yetenekleri çok güçlü ve KOÇ’a karşı yapılan saldırıyı da kınıyorlar ve çoğunluğu silahlı saldırıya karşı olduğuna dikkat çekmek istiyorum.
Anlaşılan birileri rüzgarı fırtınaya çevirmek istiyor .
Mesela, KOÇ yıllardır boykot ettiğim markalar arasında . 2013 GEZİ olaylarından beri KOÇ ürünü almıyoruz. Boykotu da sonuna kadar destekliyorum ama tepki gösterme şeklinin etik ve yasal olmadığını hepimiz biliyoruz.
Kürt dostlarımız boykottan yana ama yasal olmayan bu saldırılara karşı tavırları da gayet net ve en güçlü tepkinin ekonomi yolundan yani BOYKOT ederek geçtiğini iyi biliyorlar.
Müdürün odasını 4 senelik lise hayatımda bir kere gördüm. Bahçede görünce hazır ola geçerdik. Öğretmenlerimize saygısızlık aklımızdan geçemezdi. Geçse önce babamızdan paparayı yerdik. Ben haklı bile olsam öğretmenim haklıydı. Eğitimin kalitesini politikalarınızla bitirdiniz.
Babam çok otoriterdi. Lisede bir kere okuldan kaçma gafletinde bulundum. Kahve içmeye gittik. Yakaladı🥲 Ertesi gün okul müdürü, kaçtığım arkadaşlarım, aileleri ve babam bizi sıraya dizdi. Telefonlarımıza el koyuldu, azar laf saymıyorum. Babam müdürümden özür diletmişti.
Bu diziler sadece etken. Biz Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar’ın “racon değil kafa kesiyorum” diye kafa kesmesinden sonra, cetvelle makarasına birkaç arkadaş Burak’ı kesmeye çalışırken, müdür yardımcısından yediğimiz dayağı 32 yaşıma geldim hala unutmuyorum. Cetveli parmaklarımızda nasıl kırdığını hala dün gibi hatırlıyorum. Disiplini okulda öğretmen verir. Öğretmenin elini kolunu bağlayan şımarık veliler bu işin en büyük sebeplerindendir.
Geleneksele dönmeliyiz. Yeni çağın dayattıkları, sosyal medya ebeveynliği, Avrupalı adetler genetiğimize ters.
Türkler kendi içinde çağdaştır, dünya modası bizde tutmaz, tutmadı da..
Aile, anne baba, sosyal hiyerarşi kavramlarının içi boşaltıldı. Sonuç ortada, sonuç korkunç.
Taşa tohum atsan bitecek ülkemde tereyağını da İtalya'dan ithal etmeye başlıyormuşuz.
Buğday, mercimek, et, tereyağı... Adama demezler mi 3 yanı denizlerle çevrili 4 mevsim yaşanan verimli topraklarında senin çiftçin, hayvancın yok mu!?
Alparslan Türkeş bile uyuşturucu kaçakçılığı yapan, onlarca cinayetin baş şüphelisi olan Abdullah Çatlı'nın cenazesine katılmamış.
Kimse gitmemiş cenazeye.
Öyle iğrenç, öyle haysiyetsiz biri...
Bugün kahraman ilan ediliyor.
Hiç mi utanmıyorsunuz?