“Sadece bugün mü tehlikesiz?”
İzmir’de Hıdrellez kutlamalarının en yoğun adreslerinden biri olan Tepecik’te (resmî adıyla Yenişehir Mahallesi) bu yıl da binlerce kişi bir araya geldi. Mahalle girişine asılan ve “364 gün kargocuların ve taksicilerin ‘girmem’ dediği mahallemize eğlenmeye hoş geldiniz” yazılı pankart ise dikkat çekti. Mahalle muhtarı Süleyman Çatalbaş’ın imzasını taşıyan pankart, yıllardır mahalleye yönelik önyargılara gönderme yapıyor.
Roman yurttaşların yoğun olarak yaşadığı mahalle uzun süredir “tehlikeli” olarak etiketleniyor. Ancak Hıdrellez geldiğinde aynı sokakların binlerce kişinin eğlenmek için geldiği bir yere dönüşmesi dikkat çekici bir çelişki yaratıyor. Mahalle sakinleri ise sadece eğlenceyle anılmaktan rahatsız olduklarını söylüyor. Eğitimden sağlığa, ekonomiden adalete kadar birçok alanda ayrımcılık ve eşitsizlik yaşadıklarını anlatıyorlar.
Muhtarın pankartı da tam olarak bu duruma işaret ediyor: Tepecik yalnızca insanların gelip eğlendiği bir yer değil; aynı zamanda yıllardır ötekileştirme, yoksulluk ve görünmeyen sorunlarla yaşayan bir mahalle.
5 Mayıs 2026, İzmir
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
Bosch'un yasaklanan reklamı, yasakladıları iyi olmuş, daha önce 10 bin kişi gördüyse, bu sayede 1 milyon kişi görmüş oldu ..
( Ayrıca, ben de kedi babasıyım )
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu yıl buruk bir kalple karşılıyoruz.
Bu bayram, çocukların neşesiyle büyümeli; umutla, güvenle ve sevgiyle yaşanmalıydı. Bugün ise içimizde derin bir hüzün var.
Şaka falan mısınız siz? En yoğun güzergaha, işe gidişte küçük araç vermeniz ne kadar mantıklı? Ayrıca ön kapı hariç yolcu neden alınıyor? Biz kart basıyoruz onlar basmıyor. Biz daha mı zenginiz? @izmirhim@eshotgm
Yaşınız ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorsunuz…