Depremde sahada hizmet veren İslâmî vakıfları hep tahkir ettiler. Tahkir ettikleri kurumlar milletimizle ilgilenirken onlar saldırdı da saldırdılar.
Bugün iddia edilen hadiselerin yüzde beşi kadar bir durum İslâmî bir vakıfla ilgili söz konusu olsaydı yer yerinden oynamıştı.
Rasulullah'ın ﷺ Faruk'a karşı Sıddık'ı nasıl savunduğuna bakın.
Bugün hayatta olsa ve Rafizilerin Ebu Bekir'e nasıl dil uzattıklarını görseydi, tepkisi nasıl olurdu varın siz düşünün.
Allah Rasulullah'ın halifesinden ve diğer tüm ashabından razı olsun.
🔴 Kassam Tugayları, 2014'te İsrail askeri üssüne düzenlenen baskında komutanlık yapan merhum Abdurrahman Ahmed Hoor'un görüntülerini yayınladı:
"Vallahi, yirmiden fazla İsrail askeri öldürüldü. Bu tüfeği onlardan ele geçirdim, kanları hala üzerinde. İstediğiniz kadar bombalayın; bizim arzumuz, oruçluyken şehit olmaktır."
🔴 “İsrail’le savaşa hazırlıklı olun.”
Sumud Filosu gönüllüsü Ahmet Söylemez:
- Günü geldiğinde mücadele edebilmek için mutlaka spor yapın, dövüş sanatları öğrenin ve silahlarla aranızı iyi tutun.
- Odalarınızda hayali karakterlerin posterlerini bulundurmayın, bunun yerine Gazze'de direnen mücahitleri kendinize örnek alın ve onların hayatlarını okuyun.
- İslam'ı ve direniş ruhunu her fırsatta yabancılara anlatabilmek ve davet yapabilmek için mutlaka yabancı dil öğrenin.
- Zor zamanlarda ve hapishane gibi ortamlarda motivasyon bulabilmek için edebiyatla aranızı iyi tutun, şiirler ezberleyin.
🎁 HEDİYE KİTAP ÇEKİLİŞİ!
Bu gönderiyi retweet edip yeniden gönderenler arasından 5 kardeşimize yeni çıkan "Allah'ın Varlığının Aklî Delilleri" kitabımızı hediye ediyoruz.
Tek şart bu gönderiyi retweet yapmak (yeniden göndermek).
Sonuçlar 7 Haziran Pazar günü duyrulacaktır.
Sistemle Bozulan İstemle Düzelir Mi?
Bugün birçok insan, kötülükle mücadeleyi sadece bireysel nasihat seviyesinde düşünüyor. Elbette emr-i bi’l-ma‘rûf yapılacaktır. Bir Müslüman, bir gencin elinden tutacak, bir bağımlıyı kurtarmaya çalışacak, bir harama düşeni uyandıracaktır. Bu vazife küçümsenemez. Fakat modern dünyanın en büyük yanılsamalarından biri şudur:
Sistem eliyle yayılan bir fesadı, sadece bireysel gayretlerle durdurabileceğimizi zannetmek…
Bir tarafta sokak sokak dolaşıp birkaç kişiye ulaşmaya çalışan insanlar var; diğer tarafta ise tek bir ekranla milyonların evine giren bir medya düzeni..
Bir tarafta bir genci haramdan uzak tutmaya çalışan bir aile; diğer tarafta ise haramı "özgürlük", "eğlence", "modernlik" diye pazarlayan devasa bir kültür endüstrisi..
Hakikat ortadadır:
Kanun eliyle normalleştirilen bir fuhşiyatı, sadece bireysel çabalarla durduramazsınız.
Zira insan sadece vicdanıyla yaşayan bir varlık değildir. İnsan, maruz kaldığı ortamlardan etkilenen, gördüğüyle şekillenen, hasbihal olduğuyla hemhal olan bir varlıktır. Binaen aleyh, sürekli maruz kaldığı şey, zamanla ona normal görünmeye başlar.
Bir toplumun haram algısını bozan şey, çoğu zaman tek tek bireyler değil; o haramı görünür, ulaşılabilir, sıradan ve cezasız hâle getiren sistemdir.
İslam’ın hükümleri bu yüzden sadece bireysel takvâ çağrısı değildir. İslam, aynı zamanda toplum inşa eder. Sadece "içki içmeyin" demez; içkiyi yaygınlaştıran zemini de hedef alır. Sadece "zinadan uzak durun" demez; zinayı teşvik eden yolları da kapatır. Çünkü İslam, insan fıtratını bilen nizamdır.
Bugün ise tuhaf bir tutarsızlık sergileniyor:
Bir yandan toplumun ahlâkını tarumar eden diziler, reklamlar, uygulamalar, sosyal medya algoritmalarının önü açılıyor öbür taraftan da Müslümanlardan sadece bireysel mücadeleyle bu seli durdurmaları bekleniyor.
Bu, bir şehri ateşe verip sonra birkaç insana kovayla su taşıma görevi vermeye benziyor adeta..
Sistem bozsun, istem düzeltsin deniliyor Müslümanlara. Oysa herhangi bir kanunun önünü açtığı bir münker binlerce vaazla durdurulamaz.
Ekranlarla kirletilen zihinleri, birkaç konuşmayla temizlemeye uğraşıyoruz biz.
Sistematik şekilde teşvik edilen bir şehvet kültürüne karşı, bireysel gayretler tek çözüm gibi sunuluyor Müslümanlara..
Oysa İslam’ın tepeden tırnağa bir "nizam dini" oluşu tam burada ortaya çıkar.
İslam camide okunan ayetlerin hayatın her karesini düzenlemesi gerektiği şuurunu taşır.
Sokağa, ticarete, aileye, hukuka, medyaya müdahale eden bir nizamdır İslam. Çünkü kötülüğü sadece kalple reddetmek yetmez; ona güç veren zemini de kurutmak gerekir.
Bugün birçok insan "neden bu kadar bozulduk?" diye soruyor ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bir toplum, haramın bu kadar ulaşılabilir olduğu bir ortamda nereye kadar temiz kalabilir? Harama bulaşanlar elbet suçlu ama bulaşılmasına ön açan düzene sözümüz yok mu?
Telefonunda bir tuşla fuhşa ulaşabilen, ekranlarında gün boyu ahlâksızlığı izleyen, reklamlarda bile şehvet kullanılan bir nesilden; Yusuf aleyhisselâm iffeti bekleniyor.
İslam’ın hükümlerinin uygulanma tarafını konuşunca rahatsız olanlar da şunu unutuyor:
Hiçbir medeniyet kanunsuz ayakta kalmaz.
Bugün seküler dünyanın kendi ideolojisini okuluyla, medyasıyla, yasasıyla, yaptırımıyla korumasına kimse "baskı" demiyor da; Allah’ın hükümleri bahis mevzuu olduğunda mı -hâşâ- baskıdan söz ediliyor?
Çünkü modern dünya, kendi ahlâk dayatmasını "özgürlük" diye pazarladı yıllarca..
Hâlbuki tamamen serbest bırakılmış bir toplum, en güçlü arzunun en zayıf vicdanı ezdiği bir ormana dönüşür. Ve bugün yaşadığımız kriz tam olarak budur:
Teknoloji büyüdü, ekranlar çoğaldı, erişim hızlandı; fakat nefis terbiyesi zayıfladı, aile çözüldü, utanma duygusu aşındı günden güne.
Artık mesele sadece bireysel günah meselesi değildir.
Mesele, günahın endüstrileşmesidir.
Ve endüstrileşmiş bir kötülükle mücadele, sadece bireysel çabayla değil; aynı zamanda hakikati merkeze alan İslâmî toplum nizamıyla mümkündür.
Buradan çağrımız ve ilanımızdır;
●Bu Hüseyin Tunç denen adam Diyanet'e bağlı bir personel midir?
●Zeytinburnu İmam Cafer Sadık Camii Diyanet'e bağlı değil midir?
●Her ne kadar mezheplerine hürriyet adına cami kurma izni verdiyseniz dahi, bu onlara rafizi akidelerini o cami kürsilerinden, minberlerinden kusma izni de vermek midir?
●Sahabe-i kirama karşı olan pislik necis akidelerini kendi içlerinde yaşayıp, en azından mezhepler arası fitne fesat olmasın diye camiye taşımamaları lazım değil midir?
Bakın buraya kadar gayet mütesahil, davetci, iş halletme üslubu ile konuştum.
Yoksa bizim düşüncemiz, sahabenin en alt tabakasına dahi tân edenlerin piç oluşları hususunda şüphemizin olmadığıdır.
Ama biz buradan Diyanete güzelce çağrıda bulunuyoruz,
Bu sahabeye dil uzatan herif-i nâşerifi vazifedeyse vazifeden almanız,
Değilse bu camiye ciddi manada müdahale etmeniz sizin vazifenizdir,
Buna mecbursunuz!
Yoksa sahabeye aşkla bağlı mümin gencler bu duruma el atar ki, sonra siz "mezhepler arası fitne çıkarmakla" Ehl-i Sünnet gençleri itham etme hakkına sahip olamazsınız!
@diyanetbasin@DiyanetTV@DIBSafiArpagus@TC_icisleri
Ey Beytullah’ın hacıları, Allah’ın Resûlü’ne söyleyin: Gazze bu yıl hac yapamadı. Ancak muzaffer topluluk ne ahdini bozdu ne de yolundan döndü; verdiği söze ve biatine bağlı kalmaya devam etti...