Site bahçesinde sokak hayvanı beslenmesini yasaklayan kat malikleri kararına aykırılıktan açılan tahliye davasını kazandık bugün. gerekçeli karar gelince emsal olarak paylaşacağım. reklam değildir, vicdani olarak mutlu hissettim sadece tutup röklöm diye zırlamayın.
@sevdaloji@ceyhanoguzhan 1&3 kendi tercihlerini yaşıyormuş (her zorluğu hakkediyor/taşıyabilir gibi bir anlayış)bundan sebep 2 imiş...2 de kendi tercihinin sonucunu yaşıyor olamaz mı?Kendi tercihinin sonucunu yaşayınca müstehak mı olunmalı?
En muhtaç görmeniz yeterli değil miydi de Sınırlı yargılar ile..
@sevdaloji@ceyhanoguzhan 2 ile 3 arasında çok kaldım, 1 ve 2 nin mevcut durumdaki dengeyi hali hazırda yaşadıklarına / dengeyi kurduklarına ve 3teki durumun taşıması, dengede kalması daha zor olduğuna kanaat getirerek 3 te karar kıldım gibi... Bir de yorumlara bakayım dedim; gerçekten şok oldum😳😳😳
+
Şu vakit aklıma ne geldi biliyor musunuz? Depremin ilk günleri, annem kalp hastası, babam 80 küsür yaşında iki büklüm buz gibi havada arabada, benzin az,elektrik yok şarjları az arayamıyoruz sık sık. Sonra Kerem Kınık bu fotoğrafı paylaştı instagramda, ayağının üstünde yün bir battaniye, çadırın içinde, kadrajda seccade. Çadırımızı paramızla aldık,köye ulaşana kadar da acaba AFAD el koyarlar mı diye endişelenmiştik. Çadır sattığını sonradan öğrendik. Aklıma geldi birden.
@drkerem
Bir izleyicimiz çok samimi ve içten bir mesaj yollamış. Babası emekli, hayatı boyunca çalışmış. Şimdi sistem bu babaya ufak bir hobiyi bile çok görüyor. Takdilerinize sunuyorum:
"İki yıl önce annemi kaybettik. Babam iki kedisiyle birlikte yaşıyor. Kendi evi var, SGK emeklisi. Emekli maaşı 18.000 TL civarında. Annem öldükten sonra içine kapandı. Hem annemin vefatı hem de hayat pahalılığı yüzünden evden dışarı çıkmak istemiyor. Aynı zamanda müzik öğretmenidir babam. Eski arkadaşlarıyla haftada bir stüdyoda müzik yapıyorlardı. Stüdyo kiraları çok arttı, gitmekten vazgeçtiler. Dışarıda bir kahve içmek bile gerçekten babam için lüks. Mesela kızımı okuldan alması gerektiği zaman, bahçede beklerken nescafesini yanında götürüyor kantinden 5 TL'ye sıcak su alıyor kahvesini içiyor düşünün işte... Faturalarına ben destek oluyorum, kira vermiyor, ona rağmen kıt kanaat geçiniyor.
Adamın tek eğlencesi Temu'dan aldığı küçücük hobi şeyleriydi. İşte mesela sukulent büyütüyor, çoğaltıyor. Ne bileyim süsler, minik objeler alıyordu Temu'dan. Sukulentleri süsleyip bizlere hediye ediyor. Ya da boncuklar alıyor, bileklikler yapıyor. Temu'dan ayakkabı bile alıyordu. Çünkü LCW bile artık emekli bütçesini aşıyor. Kendi kendine onuruyla yaşamak, hayattan on gram keyif almak isteyen 70 yaşındaki adama bile düşman bir zihniyet."
Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?” dedi.
Alaçatı’dan İzmir’e giden yolda olduğumu duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,” dedim. “Birazdan çay içeceğim.”
Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.
Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri.
Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve Evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.
Alıntıdır..
Hatay Samandağ’da yaz boyunca elektrikler kesildi. 2026’nın bu soğuk ilk gününde yine elektrik yok. İnsanlar evlerinde resmen donuyor. Show için Antakya’ya gidip ‘Antakya ışıl ışıl’ diye tvit atan ‘gazeteciler’, çok anılıyorsunuz bu anlarda,
@Mamakayev@ZaferArapkirli 1-Yalanın bu konuda değil.
2- inşaatın hasar durumu vs. belediyenin kontrolünde mi? Çevre Bakanlığının kontrölünde mi?
Cahile Laf anlatmak zor ve uzun lafın kısası ben cahil ile sohbeti kestim!!
Duaya da ihtiyacımız var; eyvallah...
¿Ellerinden başka bir şey gelmediğine kanaat getirmiş olmalı zaar; oysa bütçesi ile onlarca yangın uçağı alınabilecekken!!
#HakkımHelalDeğil#Hükümetİstifa
🔴#SONDAKİKA | İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için hava harekatı gerçekleştirdi.
Şu ana kadar gerçekleşen Önemli Tüm detaylar:
• İsrail, İran’ın başkenti Tahran dahil birçok noktayı bombaladı.
• Bombalama sonrasında birçok bina yıkıldı.
• Bazı sivil binaların ise belirli noktaları hedef alındı. Bunun sebebi olarak İran’ın nükleer tesislerinde görev alan üst düzey mühendislerin vurulmuş olabileceği düşünülüyor.
• İsrailli kaynaklar, İran’ın Genelkurmay Başkanının öldürüldüğünü ve Devrim Muhafızları'nın ana karargâhının vurulduğunu iddia ediyor.
• İran üst düzey askeri yetkililere yapılan suikast saldırılarını doğruladı ancak şu ana kadar isimler paylaşılmadı.
• İsrail’in saldırılarının devam edeceği tahmin ediliyor.
• İsrail Başbakanı Netanyahu:
“ İran'ın en önemli nükleer bilim insanlarını hedef aldık ve İran'ın nükleer zenginleştirme programının kalbine saldırdık.”
• İsrail saldırılar sonrası binlerce yedek askerini göreve çağırdı.
• İran saldırılara karşılık verileceğini açıkladı.
@AssalRad I am in Tehran. They have killed many civilians. Don’t buy into precision targeting. We woke up with explosions and now we know residential areas have been targeted.