Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, dün kahraman dediklerine bugün hain damgası vurmak var.
Aynı muameleyi “gel” deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlardı.
Kendisi “hain ve iş birlikçi” olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı.
Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlananlar maruz kalacak.
Anlaşılan o ki ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hali değişmedikçe herkes bir gün hedef tahtasına konulacak.
Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir.
Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz.
Şahsımıza, hükûmetimize, partimize ve ittifakımıza yönelik çirkin ifadelere rağmen serinkanlı tavrımızı korumaya büyük özen gösteriyoruz.
Bilhassa elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz.
İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu bundan sonra da bozmayacağız.
Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen ülkemizin enerjideki büyük potansiyelini hayata geçirmekte kararlıyız.
Nasıl bundan 13 sene önce üç beş tane ağacın yerinin değiştirilmesini bahane ederek sokaklarımızı ateşe veren Gezici Vandallara boyun eğmediysek…
Bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız.
Ülkemizin 140 bin megavat rüzgâr enerjisi potansiyeline…
53 bin megavat yüzer güneş enerjisi potansiyeline…
Yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle potansiyeline…
4 bin 500 megavat gücünde jeotermal tesisi kurulabilecek potansiyele…
Yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendiriyoruz.
İster hidroelektrik ister rüzgâr ve güneş enerjisi ister nükleer güç santralleri olsun, Türkiye’nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz.
Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz’ün kapanması bize şunu öğretmiştir:
Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve millî güvenlik meselesidir.
Eğer biz bu elektriği yenilenebilir kaynaklar yerine doğal gazdan karşılamış olsaydık 3,5 milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç duyacaktık.
Karşılığında da 1,8 milyar dolar ödeme yapacaktık.
Bugün hizmete aldığımız yatırımlarla böyle bir faturadan kurtulmuş olduk.
Bugün 2025 yılı içinde tamamlanan, toplam yatırım değeri 5,6 milyar dolar olan 7 bin 110 adet elektrik üretim santralinin toplu açılışını yaptık.
Bu önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.
Biz geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz.
Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların darbelerle, vesayet girişimleriyle, sokak olaylarıyla nasıl ziyan edildiğini, nasıl talan edildiğini gayet iyi hatırlıyoruz.
Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz.
Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir:
Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır; beytülmal, aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir.
Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir.
Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır; biz buna izin veremeyiz.
Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez.
Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek, bizlerin boynunun borcudur.
Devletimizin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığımızın 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sayıştayımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum.
Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.
Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Yol medeniyettir şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık.
Tam 71 ilimizi duble yollarla birbirine bağladık.
Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle aştık.
Bugün hamdolsun diplomaside güçlü bir Türkiye vardır, savunma sanayisinde destan yazan bir Türkiye vardır.
Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır.
Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır.
Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır.
Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz.
İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz.
Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya ayıracak vaktimiz yok.
Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz.
Tek derdimiz vardır; o da Türkiye’dir, Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır.
42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu’yla ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız.
7 kavşak, 4 tünel, 8 viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız.
2025 yılında, aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık.
2026 yılı için hedefimiz, 144’ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır.
Ulaştırma alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.
Bundan 13 sene evvel Gezici Vandalların yapılmasın diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanımız, bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında gösteriliyor.
Gezicilerin “buraya uçak inmez” dediği Havalimanımız, dün 1.730 uçak trafiğiyle rekor kırdı.
Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanında 8 bin 170 uçak trafiği ile 1 milyon 402 bin yolcuya…
Antalya Havalimanında 8 bin 408 uçak trafiği ile 1 milyon 456 bin yolcuya…
Esenboğa Havalimanında 2 bin 557 uçak trafiği ile 382 bin yolcuya…
Adnan Menderes Havalimanında 2 bin 557 uçak trafiği ile 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir.