"Kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir."
-Fernando Pessoa
Buluntu, yenilenen kadrosuyla, kasten sahipsiz ruhuyla, 11. sayısıyla şimdi yayımda. Dergi formatında tam ekran özelliğiyle okuyabileceğiniz gibi PDF indirerek okuma seçeneğiniz de mevcut. Keyifli okumalar dileriz.
| https://t.co/LbtJqzgXvT
#buluntu#buluntudergisi
Hiçbir şeye itiraz edemeyen insanlar, her şeyi olduğu gibi kabul eden kalabalıkların arasında baş tacı olur. Ama neye yarar, taç düşer, kalabalık dağılır.
"Her şeyi algılayan, gören ve gözlemleyen ve de bunu sürekli yapan biri sevilmez, daha çok ondan korkulur ve insanlar böyle biri karşısında oldum olası dikkatli olurlar. Çünkü böyle bir insan tehlikeli bir insandır ve tehlikeli insanlardan sadece korkulmaz, onlardan nefret de edilir." [Thomas Bernhard]
İkiyüzlülüğü, sahtekar bir naifliği, sinsiliği uyumluluk diye sunan bir toplumda, emeğinin son zerresine dek doğru yaşamış birinin başarısızlığını, onun uyumsuzluğuna mal edecek kalabalık bir sinsi bir akılla yaşıyoruz.
Hiç kınanmamış, yaşamın zorluğundan geçmemiş, ıstıraplardan nasibini almamış, kaybetme korkusunu tadamamış, sınanmamış insanların söyledikleri ne kadar ucuzsa, ürettikleri de yaşadıklarına paralel ilerler. Hiç şaşmaz. Hep sahte bir nahiflik, sahte bir bilgelikle yürür kalabalığın arasında.
dersim'in kayıp kızları'nı okuyorum.
okudukça kalbim sıkışıyor, yüreğim daralıyor, o yüzden günde en fazla üç beş sayfa ilerleyebiliyorum. sürgün sırasında 13 yaşında olan ve kitap yazıldığında hâlâ kızkardeşini arayan bir adamın anlattıkları:
ortadoğu halkı avrupa'da solcu,
kendi topraklarında sağcıdır. çünkü avrupa'da zayıftır, ezilen taraftır; solun vicdanına ihtiyacı vardır. kendi topraklarında güçlüdür, ezen taraftır; vicdana ihtiyacı yoktur. o yüzden batıdaki solcu liderlere güzelleme yapması riyakârlık içerir.
Irak sınırında yaşanan vize sorunu nedeniyle Silopi’de beklemek zorunda kalan Karadenizli hacı adayları, Kürt halkının misafirperverliği karşısında duygulanarak memnuniyetlerini gözyaşları içinde ifade etti.
Şırnak-2012
Bugüne dek birçok biçimde “Yalnız değilsiniz,” sloganı atıldı. Sonra bu sloganla daha çok kişiyi yalnız bıraktık. O yalnızlara yeni yalnızlar ekledik. Herkes yalnız. Şifayı birkaç kişinin gazımızı almasında arıyoruz. Öfkemizi diri tutmayan sözler, yalnızca bir şovdan ibarettir.
adı dicle. ağrı'da küçük bir dağ köyünde yaşıyor ve buradan dışarı hiç çıkmamış. okuma yazması yok, yürüyen merdiveni, asansörü, telefonu ilk defa görüyor ama bir tek kelime kürtçe konuşmuyor. çünkü bilen bilir; bir tek kelime kürtçe konuşursa ülke yıkılır.
Ülkede oruç tutan, kitap okuyan, hırsızlık yapan, yalan söyleyen, iftira atan, kötülük eden, iyilikte bulunan herkes anında takdir bekliyor. Sanki hepsini benim için yapıyorlar.
Aleviliğin tarihsel kökleri incelendiğinde, bu inancın Anadolu’da en güçlü şekilde Kürt halkı arasında geliştiği görülür. Osmanlı arşivlerinde “Ekrad-ı Kızılbaş” yani “Kızılbaş Kürtler” ifadesi sıkça geçer. Bu, Aleviliğin esas merkezlerinin Dersim, Koçgiri, Erzincan, Maraş,
Bazı eylemler, duyarlılıklar, anlayışlar üniversite bitirmekle, film izlemekle, kitap okumakla, kültürlenmekle gerçekten edinilmiyormuş. İnsan kendi eşiğini aşamayınca maalesef bir zavallıya dönüşüyor.