Doğu Demirkol, bir gazeteciden aldığı ‘muhafazakar annenin oğlu’ sorusunu anlattı:
Geçen gün bir gazeteciden bir soru geldi. Cevaplamadım. Hatta dedim ki, bu sorunun bana ulaşmaması lazım; birilerinin bunu durdurması lazım. Hayatımda gördüğüm en kıt algılardan biri. “Bana nasıl ulaştı bu soru?” dedim. Gazetesi, genel yayın yönetmeni, kimse bunu okumadı mı? Böyle bir soru olabilir mi?
Soru şöyle:
“Şiveli konuşan muhafazakâr bir annenin oğlu, dinle ilgili espriler yapan biri… Yakın zamana kadar Türkiye’de çok da popülerleşemeyen, popülerleşse de İbrahim Tatlıses’ten öteye gidemeyen bir profil bu. Oysa şimdi özellikle stand-up dünyasında bu hikâyeler çok fazla yer alıyor ve seviliyor. Cihangir dünyasıyla değil, Büyükçekmece ile güldürüyor insanları. Bunun sebebi sence ne? Bu şakaların başkaları için de alan açtığını düşünüyor musun?”
Diğer sorulardan biri de şuydu:
“Sence Nuri Bilge Ceylan sende ne buldu?”
Kim olduğunu da bilmiyorum, öğrenmek de istemedim ama röportajı kabul etmedim. Çünkü bu soru, mahalle algısını özetliyor. Karşı tarafa nasıl baktığını gösteriyor. Kafasında “muhafazakâr annenin şiveli oğlu” diye bir profil var.
Peki bu muhafazakâr anne kim? Ankara Hukuk mezunu. Babası ilk idam mahkûmu gazeteci, yazar ve sosyoloji doktoru. Anneannesi Cumhuriyet tarihinin ilk kadın müdiresi. Vefat ettiğinde gazetelerde “Bir maarif çınarı devrildi” diye haber olmuş bir insan. Ama bunların hiçbir önemi yok. Çünkü birine “muhafazakâr kadın” dediği anda kafasında tek bir profil oluşuyor; hiçbir detayı bilmeden.
Bir de “İbrahim Tatlıses’ten öteye gidemeyen bir profil” diyor. İbrahim Tatlıses, “Mağarada doğdum” diyen bir adam. Ona rağmen böyle bir ifade kullanıyor.
Asıl kırıcı olan şu: Bir insanın algısı sınırlı olabilir, yanlış düşünebilir. Ama burada art niyet de var. Çünkü bu soruyu gönderirken şu otokontrolün devreye girmesi gerekir:
“Bu adam ilk filmiyle Cannes’a gitmiş. Oyunculuğuyla ilgili Nuri Bilge Ceylan’ın ve Zeki Demirkubuz’un yorumları ortada. Dört sezon kendi hikâyesini yazmış, oynamış ve yönetmiş. Beş yılda 500 bin bilet satmış. 500 bin kişi para verip izlemiş. Ben bu soruyu sorarsam biri bana ‘Senin beynin mi yetmiyor?’ der mi acaba?”
📹 yt: Cüneyt Özdemir
@emresunl ne deniz var ne yeşillik bok gibi cafe affedersin de. yasadiginiz kucucuk hayatlari boyle de guzellemeyin amq. kendin mutlu mesut yasa, bize satma kardeş. o da bişi olsa sanki bana toscana.
📍Tatvan, Nemrut Krateri, heybetli Süphan Dağı'nı, Adilcevaz'ı ve Vangölü'nü aynı karede buluşturan bu eşsiz manzara; Siirt'i, Botan Vadisi'ni, Ilısu Barajı'nı ve Doğu Anadolu'nun uçsuz bucaksız dağ silsilelerini de gözler önüne seriyor.
Türkiye'nin en etkileyici coğrafyalarından biri, adeta tek bir fotoğrafa sığmış durumda. 🏔️