Aziz milletim,
Siz darbeciyi de, yalancıyı da, fırsatçıyı da, korkakları da çok iyi tanırsınız.
Onları gözlerinden tanırsınız. Sözlerinden tanırsınız. Davranışlarından tanırsınız.
Ve en önemlisi, sandıktan kaçışlarından tanırsınız.
Onlar korkun istiyor, susun istiyor, rıza gösterin, demokrasiye sahip çıkmaktan vazgeçin istiyor.
Ama şimdi teslim olma değil; umutla, cesaretle, azimle ve kararlılıkla yürüme zamanıdır.
Güçlü olan sizsiniz, asıl olan sizin iradeniz.
Gelecek sizin ellerinizde.
Rehberimiz millettir.
Gezi, bu toprakların vicdan terazisidir.
Dün o terazide adalet arayanların kararlılığı neyse, bugün demokrasiyi ve sandığı savunanların iradesi de odur.
Bugün, tam 13 yıl sonra, yine aynı çizgideyiz.
Ne bir adım geri, ne bir cümle eksik…
Boyun eğmeyenlere…
Direnenlere…
Mücadele edenlere selam olsun.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Hep korkak, güçsüz ve riyakar biri olup bunu ‘devlet adamı’ olmak havası ile jelatinledin.Uluslararası uyuşturucu ve altın kaçakçısı işbirlikçilerine sözün var mı? Kurtuluş sadece dışarıya karşı birlikten değil, içerdeki diktatörlere de kafa tutmaktan geçer. Git ilerde hizalan!
Devlet hiçbir şeye destek vermez, veremez!
Harcadığı, size veriyorum dediği her kuruş, vatandaştan rızası dışında toplanan vergilerdir.
“Sen bana parayı ver, bayramda hem sana, hem kendime hediye alayım” zihniyetidir!!!
İster bu söylediğime inanın, ister Erdoğan’ın söylediğine!
* Herhangi bir ümmete, dini cemaata, tarikata, mezhebe aidiyetim yok.
* Etnik aidiyetim yok.
* Soya/sopa ve hemşeriliğe dayalı ilişkilerim ve aidiyetim yok.
* İnsan olarak aidiyetim ve sorumluluğum büyük insanlık ailesine, yurttaş olarak aidiyetim, anayurdu Anadolu/Trakya olan modern Türk ulusuna, sınıfsal aidiyetim emeğiyle geçinen işçi sınıfınadır.
* Beni bütün ortaçağ kimlik tanımlarından ve padişah reayalığından, kulluktan kurtaran 1923 Cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile gönülden bağlıyım.
Bütün yurttaşları yurttaşlık temelinde eşitleyen laik, demokratik cumhuriyet dışındaki bütün seçeneklere karşıyım.
Etnik ve dinsel temelde yurttaşlık tanımını, bu tanım etrafında kurulacak her türlü federatif, özerk ya da merkezi yapıyı kendim ve ülkem için yaşamsal bir tehdit ve tehlike olarak görüyorum.
Rejim, toplumu yolsuzluk operasyonlarına ikna etmek gibi bir derdinin kalmadığını ilan ediyor. Halka ‘Benim dışımda bir iktidarı seçemezsin. Esirimsin’ diyor. Halk ya bu baskıya boyun eğerek rejimin kölesi olacak, daha da yoksullaşacak ya da özgürlüğünü, haklarını, ülkesini savunacak.
Siz kaşındınız.
Muhammed'in veda hutbesinin sembolik bir resmi.(Muhammed sağda)
Resmi ünlü İslam bilgini Biruni,Geçmiş Asırların Kalıntıları isimli eserinde paylaşıyor.
İslam'ın altın çağı diye övündüğünüz dönemler işte bu tarz çalışmalar özgürce yapılabiliyormuş.