Aziz milletim, bu bir işkence duyurusudur.
Benimle birlikte çalışmaktan ve İstanbul'a hizmet etmekten başka suçları olmayan, haklarında en ufak bir delil olmayan tutsaklara sistematik olarak işkence ve kötü muamele yapılıyor.
Özellikle kadınlara bu zulüm yapılıyor. Ailelerinden uzak cezaevlerine yollanıyor, 1 metre karelik kafeslerde kelepçeli aç susuz 7/8 saatlik yollara götürülüyor, yerlerde yatırılıyor, pislik içinde hücrelerde tutuluyorlar.
Bu işkencelerin neden yapıldığını çok iyi biliyoruz. Bu kumpası planlayanların elinde hiçbir delil yok, herkesi baskıyla, şantajla, tehditle, işkenceyle "iftiracı" yapmak istiyorlar. Kendi düştükleri çukurdan bu şekilde çıkabileceklerini düşünüyorlar.
Bu zulmü tüm milletimiz bilsin, duysun, paylaşsın. Bu kadınların, bu annelerin, bu çocukların ahı bu kötülüğü yapanların, ortak olanların, sesini çıkarmayan herkesin boynuna.
Ben rakibinden bu kadar korkan, kontrolünü kaybeden ve panikle aynı anda bütün tuşlara basan başka siyasetçi ne gördüm ne duydum. Beni hapse de atsan, sosyal medya hesaplarımı da engellesen unuttuğun bir şey var; bu ülkede milyonlarca Ekrem var.
#İmamoğluHerYerde
Hacıya bedava, İrem'e 10 bin lira!
8 yaşındaki İrem, ailesi menenjit aşısının parasını bulamadığı için öldü. Devlet aşıyı karşılamıyor.
Ama Sağlık Bakanlığı aynı aşıyı hacca gidenlere bedava yapıyor.
Utanma duygusunu yitirmiş bir iktidar; faşist, cuntacı ve dikta yönetimle karşı karşıya ülkemiz! Zonguldak Belediye başkanımız; cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşın tüm ülkenin ortaya koyduğu eylemlere katıldığı için, savcılık ifadeye çağırdı. Yırtıp atıyoruz bu soruşturmaları!
Madenci kenti Zonguldak asla boyun eğmez!
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının protesto edildiği, Zonguldak’taki yürüyüşe katılan Belediye Başkanımız Tahsin Erdem yarın savcılık ifadesine çağrıldı.
Başkanımızın, gençlerimizin ve halkımızın anayasal haklarını kullanarak toplanması, gösteri ve yürüyüş yapması suç değildir.
Başkanımızın yanındayız!
Ekrem İmamoğlu'na yapılanı kılıfına uydurmaya bile çalışmadılar ancak idari olarak doğru şekilde yapılabilseydi de siyasi nedenle alınmış rezil bir karar olacaktı. Utanç verici bir dönemden geçiyoruz. Kabullenmemek hem vatandaşlık gereği hem çocuklarımıza borcumuz.
Israrla beni arayan basın mensuplarına: Sayın Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı haberiyle ilgili olarak kimseye verebilecek bir hukuki değerlendirmem yahut beyanım yok. Gözaltı sebebini bilmiyorum. Kendisi hakkında açık bulunan dosyalarla ilgili bir fikrim yok. Hiçbir konusunu bilmediğim dosyalarla ilgili olarak derinlikli ve içerikli hukuki analiz pozlarına giremem. Kaldı ki, çıplak gözün gördüğünü akılla bulandırmaya hizmet etmek de tabiatıma aykırı olur. Bu noktada mikroskop altında hukuki analiz mercekleri kullanmanın getireceği körlükle malul olmaktansa, konuya daha üst seviyeden genel akıl ve mantıkla bakabilen milyonlar arasında yer almayı tercih ederim.
23 senedir aynı iktidar tarafından yönetilen bir ülkede bulunan dünyanın en büyük şehirlerinden birinin milyonlar tarafından seçilmiş muhalif belediye başkanı olan kişinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklamasından itibaren yaklaşık bir ay içerisinde üniversite diplomasının diploma veriliş tarihinden 35 yıl sonra üniversitesi tarafından iptal edildiğini ve ondan bir gün sonra, kendisinin yeri yurdu belliyken, ifadeye gitmekle ilgili bilinen bir mukavemeti yokken, ekibiyle beraber ve bunca polis eşliğinde gözaltına alındığını öğrenen her vatandaş ne düşünecekse, ben de onu düşünüyorum.
Aklın�� ve mantığını kullanabilen kimsenin bu işlemlerin hukuki perspektiften analizinin yürütülmesine muhtaç olacağını tahmin etmem. Sayın belediye başkanının dosyasında savunma görevi olan kişiler kimlerse onlar hariç olmak üzere, bu konuyu salt hukuki analiz enstrümanlarıyla tartışma konusunda iştahlı olanlar, genel akıl ve basit mantık kullanımının berraklığını tercih etmeyenlerdir. O kişilerin sahte münazara enstrümanına dönüşmek istemem.
övgüden ölünüyor olsa, ezel ile ölmüş olurduk çoktan. son vuruş da @jeandpardaillan 'dan gelmiş, şımartmış filmi, bolca iltimas geçmiş. filmde emeği geçen herkes adına kendisine teşekkür ediyorum.
bu hain film ifr'yi batırdı, bizi batırdı, dünyayı batırdı. vizyona girişi zona ve bitmeyen borçlardan oluşan karanlık bir süreçtir aslında. fakat zaman içinde öyle sevildi, seyircisine öyle ilham verdi ki bir kuşağı sinemacı, tarihçi olmaya itti. adı kitaplarda, tezlerde, mahkeme savunmalarında geçti, üzerine seminerler düzenlendi. evet, batmış olabiliriz tabii, ama ne demiş yörük: "aş yok ise övgi yi!" :)
Cuma günü 15:00 e termin koymak nedir ayip be yok ctesiye koy🤦🏼♀️ Bu köklü alman firmasi yine kendi icinde tartisiyor, biz diger köklü alman firmasi olarak dinliyoruz💆🏼♀️ Kuzey-güney problems😎
Neyi kutluyorlar acaba? Yeni gelecek zamları mı, artacak ev kiralarını mı, getirilecek ek vergileri mi, kadınlara yönelik gerici eylemleri mi? Ülkeye girecek 10 milyon yeni mülteciyi mi? Sahi neyi kutluyorlar...
Cok üzgünüm. Simdi hepiniz togg a binersiniz, sihayla ucarsiniz. E dogalgaz da bedava. Maalesef bu kafa yapisini degistirmek cok zor. Halkin %50 si sizin cahil, kör ve sagir aldiniz karariniz yüzünden sizin gibi düsünmeyenlere eziyet edecek. Peki ya kadinlar? En cok da bu üzüyor.
Kılıçdaroğlu'nun Babala TV'de yargı dağıttığı anlar:
"HÜDAPAR diyor ki; 'ben anayasanın ilk 4 maddesini değiştireceğim' biz değiştirilmesine karşıyız. Merak ettiğim acaba sayın Erdoğan anayasanın ilk 4 maddesini değiştirecek bir partiyle iş birliği yaptığına göre o da aynı görüşte mi değil mi?"
"Erdoğan 'Her türlü milliyetçiliğin altını ayaklarımın altına alıyorum' dedi. Ben 6 okunda milliyetçilik yazan Kılıçdaroğlu olarak kendi milliyetçiliğimi de bu ülkenin milliyetçiliğini de sonuna kadar savunurum. Çünkü ben gerçekten de Mustafa Kemal Atatürk'ün milliyetçisiyim. Yani gerçek anlamda milliyetçiyim."
"HÜDAPAR diyor ki 'ben Türk bayrağı demem' Erdoğan bunu kabul ediyor mu etmiyor mu? Ben bunu kabul etmiyorum. Bayrağımız Türk bayrağıdır bununla da gurur duyarım."
"SADAT diye bir kuruluş var, diyor ki 'ben Türkçe'yi kaldıracağım, Türkiye Cumhuriyeti devletini kaldıracağım, Avrasya diye bir devlet kuracağım, resmi dili Arapça olacak.' ve bu SADAT'ın başkanı Cumhurbaşkanının danışmanı. Sen kim oluyorsun da Türkiye Cumhuriyeti'ni kaldıracaksın, bayrağını kaldıracaksın, dilini değiştireceksin, Erdoğan'ın yanında olacaksın; ben buna izin vermem!"
"Milliyetçi olmak ırkçı olmak değil. Herkesin kimliğine saygı duyarım. Irkçı olmanın 2 temel kuralı var: bayrak ve vatan. Bayrağa ve vatana saygı duyan herkesin benim başımın üstünde yeri var. Ama bayrağa ve vatana saygı duymuyorsa kusura bakmasın ben ona mesafe koyarım."
"Ama gelecekler bu ülkenin ilk 4 maddesini değiştirecekler, Türkiye'nin sınırlarını değiştirecekler, resmi dilini Arapça yapacaklar, Türkiye devletini kaldıracaklar, bu konuların konuşulduğu toplantılar yapılacaklar ve bu toplantılara devlet erkanı katılacak Bay Kemal de seyrecedek, seyretmem, YEMEZLER!"
Son 4 gün…ne yapabiliriz?
1) Kararsız kalan arkadaşlarımızla konuşabiliriz
2) Oy vermeye üşenenleri sandığa götürebiliriz
3) Memleketine gidemeyen öğrenci arkadaşlara yol parası verebiliriz
4) Bu haftasonu tatile gitmeyebiliriz
5) Seçim günü müşahit olabiliriz