Üçüncü öykü kitabım Atlar Aynaya Bakmaz çıktı. Atlara, ulu dağlara, gök gözlü çocuklara, annelere ve elbette hikâyemin her bir kahramanına teşekkür ederim.
İşittik, iman ettik.
Türk Edebiyatı Dergisi Ayarsız, herhangi bir milletin değil, Türk milletinindir. Türkiye'nin sahibi olan Türk milletinin yanında saf tutuyoruz. Biz varız, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.
Kalın Oğuz beyleri işitin!
Türk-Kürt-Arap demeyeceğiz; sadece Türk milleti için konuşuyoruz!
Ötüken Neşriyat, 61 yıldır Türk milletinin hizmetinde Türk tarihinin temel metinlerini yayımlamanın kıvancıyla yolunda miskal zerresi kadar sapma olmadan emin adımlarla yürüyor. Tarihimiz Türkistan’ın derinlerinden adını çetin mücadelelerle Türkiye koyduğumuz mübarek yurdumuza, bir mızrak gibi uzandığımız Avrupa ortalarına kadar geniş bir coğrafyanın meselelerini tek bir isim altında birleştirir. Bu isim ulu bir sayvanın gölgesinde bütün hikâyemizi toplayan Türk ismidir. Kültürümüz, irfanımız, milliyetimiz insanlığın pek çok birikiminden beslenmekten kaçınmadan bizi bugünkü milletler camiasının ve büyük insanlık tarihinin saygın milletlerinden biri yapmıştır. Bu yolculukta, millî irfanımızın nimetlerini kimseden esirgemeyen milletimizin bu isme bir veya birkaç ortak aradığını veya Türk adından başka adların da bu büyük eserde telif hakkı sahibi olduklarını düşünmüyoruz.
Geçen asrın başında çözmüş olmamız gereken tarih ve kimlik meselelerinin iğreti bırakılmasından kaynaklı hataların tekrarlanmaması adına mesuliyet alarak Türk milliyetçiliğinin temel sütunu olan tarih tezlerimizi yeniden işleyip seslendirecek bir mecra olmak üzere Türk bilim camiasını irfan ocağımızda el birliğine davet ediyoruz. Ayrıntılı müzakerelerle akademi içinden ve dışından yazarlarımızı oluşturacağımız platformlarda ağırlamak ve yol haritamızı şekillendirmek için çalışalım. İşimizin ve kavgamızın başındayız. Tarafımız, Türkiye’nin sahibi olan Türk milletinin tarafıdır.
bengü il tuta olurtaçı sen!
Ötüken Neşriyat
Tam da bugünün şiiridir. Odamın başköşesinde:
Balkona bayrak astım sonra öptüm ve sustum Benim balkon Tuna’ydı, Bağdat’tı hem Mohaç’tı. Amasyalı hey dedim sana kaldı fütühat Hoşgeldine geldiler çoğunun karnı açtı
@asenameler Ancak kendi köşesinde huzuru bulan kişi bir müddet sonra mekanın darlığından/basıklığından şikayetçi olabiliyor. İnsanoğlunun huzur bulma istenci kendi içinde başlar ve hızlıca etrafa yayılma eğilimi gösterir. Huzurlu bir insan dar/boğuk mekanlarda oturamaz. Rahat batar.
@asenameler Kendi iç huzurunu bulamamış kişiler için mekanın ferahlığı yahut genişliği/darlığı pek önemli bir olgu olmayabilir. Çünkü kişi içinde bulunduğu durumdan kafasını kaldırıp etrafına bakamaz. +