muhteşem bir insan ya.. ne zaman akpye destek olmak gerekirse koşarak gidip destek oluyor, sonra geri dönüp atatürk, cumhuriyet, laiklik diyerek chpli keriz silkelemeye devam ediyor.. kimse de "siktirgit aq" demiyor..
Hayatta asla çözemediğim sırlardan biri...
2016'da Kissinger, Rothschild ve Erdoğan'ı buluşturan masada Varank'ın tam karşısında Dünya Satranç Şampiyonu Magnus Carlsen...
Kürt siyasi hareketi, iktidarın baskısıyla karşılaştığında kamuoyundan yeterince destek göremediğini ve diğer muhalefet partilerinin sessiz kaldığını düşünmekte haklı olabilir. Ancak bu durum, bugün demokratik kamuoyunun şu soruyu sormasını engellemez: Kent uzlaşması kriminalize edilirken ve CHP’li siyasetçiler hapsedilirken, Erdoğan’la tam olarak neyi müzakere ediyorsunuz?
İlk eleştiri ne kadar haklıysa, bu soru da o kadar meşrudur, yerindedir ve yanıt beklemektedir. Aktan’ın kurmaya çalıştığı bu karşılaştırma ise birçok açıdan eksik ve manipülatiftir:
CHP’nin HDP/DEM’e verdiği desteği yetersiz bulabilirsiniz ama en azından iktidarla masa kurmadı. 2023 seçim kampanyasında Demirtaş’a özgürlük vaat etti ve bunun bedelini hem iktidarın hem de milliyetçi çevrelerin hedefi olarak ödedi. 2024 yerel seçimlerinde ise kent uzlaşmasıyla Kürt siyasetçilere siyasi alan açtı.
Kayyım siyasetine CHP içinde en net ve sert tepkiyi gösterenlerden biri Ekrem İmamoğlu’ydu. Defalarca Demirtaş’ın yaşadığı haksızlığı gündeme getirdi. Aynı Demirtaş ise bugün yaşananlar karşısında suskun.
Bu otoriter rejime en kritik anda can simidi olunduğunda, sadece Türk değil, Kürt seçmenler de ağır bedel ödeyecek. Geçmişteki siyasi kararlarla hiçbir ilgisi olmayan genç kuşaklar da bu çöküşten etkilenecek.
Kürt siyasi hareketi ve ona destek verenler artık açık konuşmalı. Mesajları belirsizlik ve ima yoluyla vermek yerine şunu açıkça söylemeli: “Siz bize yardım etmediniz, biz de şimdi bu otoriter rejimle uzlaşıyoruz.” Eğer bu tercih yapılıyorsa, o zaman bu pazarlık toplumsal barış ya da demokrasi gibi kavramların arkasına saklanmadan açıkça söylenmeli.
Yani çok güçlüysen çıkartırsın adayını zaten ilerler. Realist. Herkes gibi önüne adaylar çıkacak ya Erdoğan'ı seçeceksin ya diğerini. Yok ben Erdoğan seviyorum böyle devam diyorsan bu da bir seçim zaten. Nedir anlaşılmaz olan anlamak mümkün değil.
Yıllar önce Soma'dan bir video vardı hatırlarsınız. Bir madenci ambulansı kirletmek istememişti. Anadolu saflığı, temizliği diye yorumlandı, ağladı insanlar. Ağlayınca vicdanlar kurtuldu. O madencilerin avukatı Can Atalay 1000 gündür hapishanede işte. Vicdanlar temiz mi?
Atatürk; siyasi Türkçü değil, kültürel Türkçüdür. Turan ideolojisine hiç katılmaz, Orta Asya Türkleri için iyiyi ummaktan öteye gitmez. Asla yayılmacı değildir; büyüdüğü şehri geride bırakmış ama Hatay'ı unutamamıştır. Türk Ocakları'nı da kapatır, yerine solcu Halkevlerini açar+
Bozkurt, Türk’ün mü yoksa Ülkücülerin mi selamı?
Bu soruya 5 yıl önceye kadar verilebilecek tek bir cevap vardı, o da Bozkurt’un genel olarak Türklerin tamamının benimsediği bir işaret değil bir ülkücü selamı olduğuydu. Zaten cumhuriyetin ilk 40 yılında elle yapılan kurt işareti kullanılmazdı. Bu hareketi de Türk siyasal hayatına kazandıran isim MHP kurucusu Alparslan Türkeş’ti. Böylece Bozkurt işareti yıllarca MHP’yle özdeşleşti.
Hatta, MHP’den ayrılıp İYİP’ye geçen isimlerde Bozkurt işareti krize dönüşmüş, İYİP kurulurken yeni işaret aranmıştı. Üniversitelerde de Ülkücüler, İYİP’lilere Bozkurt yapmayı yasaklamıştı. O zamanlar kimse “Her Türk Bozkurt yapabilir” denmiyordu. MHP’li olmayıp Bozkurt yaptığınızda arıza çıkması an meselesiydi.
Sadece bu da değil, ülkücü gelenekten gelmeyen bir siyasi Bozkurt yaptığında da ülkücülerden tepki çekerdi. O işaret ülkücünündür, herkes kullanamaz denirdi.
Fakat son 5 yılda, ülkücü hareketten türeyen türlü siyasal partiler Bozkurt işareti üzerindeki MHP hakimiyetini kırınca, “Bozkurt yapanlar ülkücü olmayabilir” algısı pekişti. MHP’nin bölünerek çoğalması, Türk siyasal hayatına ülkücülerin işareti olarak giren Bozkurt’un “apolitikleşmesine” zemin oluşturdu. Evet, Bozkurt işareti 5 yıl öncesine göre bugün çok daha apolitik bir sembol.
Merih’in hareketinin bu nedenle politik olmadığını, çok büyütülmemesi gerektiğini, hele ki 2 Temmuz’da hiç şık olmadığını ama “olur öyle şeyler” denip geçilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü Merih’in politik bir arka plana sahip olduğunu zannetmiyorum. Bilememiş çocuk…
Ama “Bozkurt işareti Türklüğü sembolize eder, her Türk bu işareti kullanır” gibi bir yaklaşımın da hakikati eğip bükmek olduğunu söylemek gerekir. Bozkurt, son yıllarda apolitikleşmiş olabilir ama tarihin çok küçük bir kısmında böyledir diye, sanki hep böyleymiş gibi davranmak aklımızla alay etmek olur.
Madem hesaba ülkücüler dadandı,gelin ülkü ocaklarının kanlı geçmişine ve terör eylemlerine dair kısa bir hatırlatma yapalım
1)Maraş Katliamı: Kadın çocuk demeden solculara ve alevi sivillere yönelik katliam yaptılar.Hamile bir kadını karnında bebeği ile birlikte öldürdü caniler
Çetin Doğan’ın ailesi adına Nilgül Doğan:
“… Bugün, ailem adına sesleniyorum. Ülkemizde idam cezası bundan 20 sene önce kaldırıldı. Ancak adil olmayan ve siyasal bir saikle yürütülen yargılama neticesinde eşim aleyhinde tesis edilen müebbet hapis cezası, fiilen idam cezasına dönmüş durumdadır. Anayasanın Cumhurbaşkanına verdiği görev ve yetkiler kapsamında bir karar alınmadığı takdirde, idam cezasının infazı, eşimin hücresinde bulunan çağrı butonuna basamadığı ya da hastaneye zamanında yetiştirilemediği bir sonraki seferde gerçekleşecektir ...”