Ebu Şeria ve el-Hasayine Aileleri Katliamı: İşgalin En Kanlı Suçlarından Birinin Tanığı
İmad Zekut:
Yaklaşık iki yıl süren bombardımanın ardından, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki sivillere karşı işlediği en korkunç katliamlardan birinin ayrıntıları gün yüzüne çıkmaya başladı. Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi'nde yaşayan Ebu Şeria ve el-Hasayine ailelerine yönelik katliamda, 22 Kasım 2023 tarihinde savaş uçaklarının yoğun hava saldırılarıyla hedef aldığı tüm bir yerleşim adası enkaz altında kaldı.
Saldırı tek bir evi değil, bir mahalle bloğunu tamamen yok etti. Bölge devasa bir moloz yığınına dönüşürken, mahallenin tüm izleri haritadan silindi. İsrail işgal ordusu ise katliamın ilk anından itibaren sivil savunma ve arama-kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşmasını engelleyerek, hayatını kaybedenlerin enkaz altından çıkarılmasına izin vermedi.
Yıkımın izleri aylar boyunca yerinde kaldı. Ancak 14 Temmuz 2026'da Filistin Sivil Savunma ekipleri, enkaz altında kalan şehitlere ulaşabilmek için arama ve cenaze çıkarma çalışmalarına başlayabildi.
Yapılan çalışmalar, katliamın boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Katliamda yaklaşık 308 Filistinli şehit oldu. Bunların 44'ü 16 yaşın altındaki çocuk, 37'si kadın, 10'dan fazlası ise engelli bireylerden oluşuyordu.
Sivil savunma ekipleri, ağır iş makinelerinin yokluğu ve yıkımın olağanüstü büyüklüğü nedeniyle son derece zor şartlarda çalıştı. Böylesine büyük bir enkaz alanında kullanılabilen yalnızca tek bir iş makinesi bulunuyordu ve bu, yürütülen çalışmalar için son derece yetersizdi.
Arama faaliyetleri sırasında cenazelerin şiddetli bombardımanın etkisiyle enkazın farklı noktalarına savrulduğu belirlendi. Ekipler, tüm çabalara rağmen şehitlerin ancak yaklaşık üçte birinin naaşına ulaşabildi. Uzmanlar, yoğun bombardımanın ve yangın bombalarının oluşturduğu aşırı yüksek sıcaklık nedeniyle bazı cenazelerin tamamen yok olmuş olabileceğini değerlendiriyor.
Enkaz kaldırma ve cenaze çıkarma çalışmaları 1 Ağustos 2026 tarihinde sona erdi. Ancak Sabra Mahallesi'nde yaşanan bu büyük felaketin izleri hâlâ yerinde duruyor. Enkaz, tek bir anda çocuklarını, kadınlarını ve tüm aile fertlerini kaybeden ailelerin acısına sessizce tanıklık etmeye devam ediyor.
Bugün Sabra Mahallesi'nde ayakta kalan moloz yığınları, yalnızca yıkılmış binaları değil; aynı zamanda büyük bir insani trajediyi ve sınırlı imkânlarla aylar sonra enkaz altındaki kurbanlara ulaşmaya çalışan kurtarma ekiplerinin verdiği zorlu mücadeleyi de simgeliyor.
Ebu Şeria ve el-Hasayine aileleri katliamı, geride bıraktığı yüzlerce şehit, büyük yıkım ve enkaz altında sonsuza dek kalan insan hikâyeleriyle, Gazze Şeridi'nin tanık olduğu en kanlı katliamlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Kaynak: Filistin Gazetesi
Hoca şunu soruyor: Sır gecesi diye bir geceden bahsediyorsunuz, bunun kaynağı nedir?
Her biri ayrı ayrı güzel olsa da, bazı amelleri birleştirip şu gece şu kadar rekat kılınacak, her rekatta şu sureler okunacak diyebilmek için mutlaka nebevî bir kaynak gerekir, bu kaynak nedir diye soruyor.
Teheccüd güzel, şu sureler şu dualar mübarek diyerek kendimize göre bunları birleştirip özel bir namaz ihdas edemeyiz, edersek bidat olur demek istiyor.
Bu kaydırmalı izlemeler insanın kalb-nefis kuvvetini bozmak için geliştirilmiştir. Her insanın nefsinin ve kalbinin nazarının kesâfetinin bir kuvveti vardır. Bir insan sabah seher vakti bir mum yaksa mumun ışığına 20 dakika kesintisiz odaklansa 1 ay sonra söylediği sözler daha+
the man in the photo is my cousin Mahmoud Al Dremali. my family is in a panic trying to find info on what the zios did to him and if he’s alive. we have no information at all.
🔴 “Hiç denenmemiş bir rotayı deneyeceğiz. Batı Şeria’ya gidiyoruz”
Filistin Konvoyu Yönetim Kurulu üyesi Davut Daşkıran, yeni kara konvoyunun amacını anlatarak kamuoyunun yeniden canlanması çağrısı yapıyor.
En çok ihtiyaç duyduğumuz şey; hayatı anlamlı, insanı dayanıklı, zamanı bereketli, duayı icabetli kılmak için tüm dünyadan soyutlanarak Allah ile baş başa kalacağımız vakitlerdir.
Dua, Kur'an okuma, zikir ve tefekküre ayrılan vakitler hayatlarımızın can damarlarıdır.
Elindeki tek gücü sesi olan halkları eleştiriyoruz. Ama milyonlarca askeri bulunan, yüzlerce uçağı, tankı, topu ve tüfeği bulunan ve bunları kışlalarında yalnızca gösteriler için bekleten İslam ülkelerinin liderlerine neden çağrı yapmıyoruz?
#SizeYalanSöylediler
Esas sorun kürsü sahibi hocaların sürekli olarak kadınlara had bildirmesi, gerçeklerle uyumsuz nasihatlerde bulunması, tek taraflı olarak haklarından feragat etmesini dini bir sorumluluk gibi anlatmasından kaynaklanıyor.
Her itirazı feminizm olarak karşılamak sorunun büyümesinin bir diğer sebebi. Yücelik/üstünlük merhamet getirir. İçinde merhamet barındırmayan hiçbir karşı söylem yücelik de taşımaz. Yani rahmet barındırmayıp küçümseyen, alan açmayıp sınırlayan, derdini dinlemeden susturan hiçbir güç üstün ve yüce değildir. Allah Resulü hanımlarının fikirlerine, duygu ve ihtiyaçlarına değer verdi. Yok sayıp ötelemedi.
Türkiye vatandaşlığı da bulunan Mısırlı muhalif Mahmut Fethi ve eşi Libya’da kaçırıldı.
Saatlerdir kendisinden haber alınamıyor.
Her Sisi muhalifi gibi Mahmut Fethi’nin de idam cezası var.
Mısır'a iade edilmesinden endişe ediliyor.
Çocuk bakmayı, oynatmayı, uyutmayı, altını değiştirmeyi vs. errrkekliğe aykırı gören ciddi bir erkek nüfusu var ülkede. Siz evlenmeyin zaten olm, safi zarar olursunuz ailenize. Evliyseniz de Allah eşinize sabır versin.
Ey maymun ve domuzların kardeşleri!
Yakında saklanmak için fare deliği arayacaksınız!
Onu da bulamayacaksınız Allah'ın izniyle. Şimdi belki işbirliği yaptığınız yöneticilere güveniyor olabilirsiniz, ama onlar bile sizi koruyamayacak!