Ümit Özdağ, YSK’yı bastığı geceye dair Kılıçdaroğlu’nun korkunç açıklamasını anlattı:
“Seçimi AİHM’ne götürmediler. Bu rejimi Erdoğan ve Kılıçdaroğlu beraber kurdu.
Kılıçdaroğlu, YSK binasına neden gelmediklerini açıkladı. ‘Biz de düşündük yürümeyi ama yolda silahlı adamlar vardı’ dedi.
Bu, felaket bir açıklama. Bu, ‘Biz Anayasa’nın çiğnendiğini biliyoruz ama canımızdan korktuğumuz müsaade ettik’ demek.
Canından korkuyorsan çıkıp ‘Muhalifim’ deme. Üstelik yolda silahlı adamlar falan da yoktu.”
Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar, devlet televizyonu M1'de ilk defa konuk alındı ve şok açıklamalarda bulundu:
-Bu kanalın haber servisini askıya alacağız. Bu benimle ilgili değil, intikam peşinde değilim. Halkımız gerçeği yansıtan bir haberciliği hak ediyor.
-Orban döneminde iş insanlarına ve vakıflara verilen varlıkları kamulaştıracağız.
-Orban'a yakın Mathias Corvinus Collegium Vakfı'na MOL (Petrol şirketi) ve Gedeon Richter'in (İlaç şirketi) %10'u bedelsiz devredildi. Bu hisseleri geri alacağız.
-16 yıllık Orban döneminin ardından bu ülkede 400 bin Macar çocuğu derin yoksulluk yaşıyor.
-Cumhurbaşkanı Sulyok, benim gözümde ve halkın gözünde artık bu ülkenin cumhurbaşkanı değil.
-(Sunucunun kontra olarak Zelenski ile görüşmesini sorması üzerine) Bu esprinizi anlıyorum, hoşuma da gidiyor. Ama artık bu göndermelerinizin bir anlamı kalmadı.
-Size göre Almanya çöktü, orada internet yok, insanlar seks bile yapmıyor. Macar halkı size gülüyordu.
-Bu kanalda küçük çocuklarımın bile benimle konuşmadığı söylendi, oysa çocuklarım benimle birlikte yaşıyor.
-(Sunucunun sözünü kesmesi üzerine) Bu stüdyoda hiçbir sunucu, Macaristan'ın en yozlaşmış ve en yalancı başbakanının sözünü kesmeye cesaret edememişti.
-(Haber servisini kapatma kararının yasal dayanağı sorulunca) Bu kanalda birinin beni yasayı ihlal etmekle suçlaması, bir hırsızın polisi suçlaması gibi görünüyor.
Türkiye’de 2000’li yılların başında ortalama 500 ton seviyesinde olan kurşun kromat ithalatının, günümüzde 1800-2000 ton seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor.
Çocuklarda bilişsel gelişimi bozan kurşun kromat yasaklanmalı https://t.co/1b5kx344ep
Murat Recep Kırgıl, Japonya’da birini öldürmenin cezasını anlattı:
“Japonya’da bıçak taşımak bile suç. Birini öldürürse müebbet hapis veriliyor.
Silahla adam öldürmenin cezası ise çok büyük ihtimalle idam.
Burada ‘Yanlışlıkla oldu’ veya ‘İyi hal indirimi’ yok.”
Ben kâhin değilim.. Vatanını çok seven bir Psikiyatristim.. Beş sene önce bu gerçekleri yazdım çünkü benim işim insanlara umut satıp şahsi istikbal değil; ülkemin ruh sağlığı için sesimi duyurmaya çalışmak..
O'NUN UĞRUNA!
Yer:
Silivri 9 No’lu B-35
"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatandır" şuurundan hareketle; her sabah odamın penceresine astığım Al Bayrakla uyandım, her gece Ay-Yıldız'ının bana verdiği güvenle uykuya daldım.
Al bayrağa her bakışımda O'na rengini veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi dua ile andım...
29 Ekim'de Cumhuriyetimizin 102. yaşında kutlarken O'na büyük bir gururla baktım...
10 Kasım'da önünde; şanlı bayrağı vatan coğrafyamızda şerefle dalgalandıran Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmet ve dua ile andım...
Özetle bizim için; dün, bugün ve yarın ruhuma güven ve huzur veren Al Bayrağın dalgalandığı her yerde hürriyet vardır, ümit vardır.
Velhasıl; 12 Kasım'da Çağlayan Adliyesi'ne akın edenler gibi vatan coğrafyamızın dört bir yanından dualarıyla şahsıma ve mücadeleme destek veren Al Bayrak sevdalısı milyonlara selam olsun...
Ay-Yıldız'ın altında ruhlarını ve inançlarını birleştiren kadını, erkeği ve çocuğuyla tek yumruk olan Aziz Türk Milleti'nin önünde saygıyla eğiliyorum.
Her şeyimi borçlu olduğum, son sözün sahibi, mensubu olmaktan gurur duyduğum asil Türk Milleti'ni de saygıyla selamlıyor; teşekkürlerimi kabul buyurmalarını istiyorum.
Var olsun Türk Milleti ve O'nun Şanlı Devleti...
Kartalkaya'da 36 çocuk yanarak öldü...
Öyle büyük bir katliamdı ki savcılık, otelin yalnızca 7'inci katına kadar olan koridorların kamera görüntülerini dosyaya koyabildi.
Asıl kıyamet 8, 9, 10, 11 ve 12'inci katlarda yaşandı. Bu katların koridorlarında çocuklar çaresizce oraya buraya koşarken kameralar çekiyordu. Bu çaresizliği "Türkiye izlemesin" diye son 5 katın kamera görüntüleri dosyaya konulmadı. Kayıtlar "yok" dendi.
Çocuklar, yangında annelerinin-babalarının kucaklarında can verdi. Anneler-babalar çaresizce çocuklarının ölümüne tanıklık yapmak zorunda kaldı bu ülkede.
Kimi babalar, belki kurtulur diyerek çocuklarını üst katlardan aşağı atmak zorunda kaldı.
Ama bu ülkede; oteli denetlemeye gidip yangın güvenliğiyle ilgili ciddi eksiklikleri tespit edemeyen kamu görevlileri halen ellerini kollarını sallayarak geziyor. Devletten maaş alıyor.
10 ay geçti, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı, bu sorumlulara halen neden dava açmıyor?
Şehit olduktan sonra odasına girenlerin gözünden masadaki ekmek ve yoğurtla, piknik tüpünün üstündeki kızartılmamış biber görüntüsü hiç gitmedi.
Kendi memleketi olan Tekirdağ Şarköy’den 1500 km ötede, henüz 21 yaşında ve 25 günlük öğrenmen iken Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Çavuşlu köyünde tam 32 yıl önce bugün, kendisine kıyamadığı için ona refakat eden babası Hasan Alten ile birlikte şehit edilen Neşe Alten öğretmeni rahmetle anıyorum. 🤲
Tek silahı kalemi ve memlekete olan sevgisi idi. 🇹🇷
Arnavutköy'de bir kamyon şoförü;
" Arnavutköy'de bir gölü daha kapatıyoruz, Su savaşları olacak ilerde ama biz böyle suyu yok ediyoruz!"
Birileri madencilikten, inşaattan rant devşirecek, ceplerini dolduracak diye Türk milleti susuz bırakılıyor!
Bursa'da barajların doluluk oranı %0.6
Kahramanmaraş'ta %1.1
Ankara'da %3.6
İzmir'de %9
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
3 yılda 1.502 ameliyat!
İstanbul'daki Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Çakmak, istifa ettiğini bu sözlerle duyurdu:
“3 yılda bin 502 ameliyat yaptım. Çalışma arkadaşlarımla dünyada çok nadir görülen hastalarla karşılaştık. Neredeyse soluksuz çalıştık. İstemesem de ayrılık günü geldi çattı. İstanbul’daki masraflara devletteki maaş yetmediğinden devlet hastanesinden ayrılmak zorunda kaldım.”
Hakan Çakır'ın annesi: "Bir yukarıdan geldiler, bir aşağıdan geldiler. Oğlumun üstüne çullandılar.
Yere düşünce 'Ölüyor' diye bas bas bağırdım. Evladım orada can verirken yüzüne tekme attılar."
https://t.co/NN1X3njj7t
Dem Partili faşist bölücüler Ahlat”a yerleştirilen 72 Ahıska Türk”ü sınır dışı edilsin diye bir taraflarını yırtıyor.İktidar da bu yönde tavır koyuyor.Madem bu işler böyle olacak körfez savaşında gelen Kürtler başta olmak üzere tüm sığınmacılar gönderilsin ülkelerine.Var mısınız?