..
Kentleri ele geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık onları. Nerde görülseler kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza tükürürken, bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..
Derler ki, son büyük serüvenci yaralıdır hala
Suların sesini dinle şimdi, ormanın fısıldayışlarını
Yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için
Ve gözlerin uzak yamaçlarda aranıp dururken bir şeyleri
Sessiz ve sakin beklemekte, bekledikçe bileylenen yürek
https://t.co/RHLzCFutuZ
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
Tam bu saatlerde kayısı çayı + kiraz sapı çayını çeyrek bir çay bardağı sıcak suda demleyip üzerine Beypazarı soda + buz ekleyin 🧊
7. günün şafağında bana teşekkür edeceksiniz
Buram buram vatan hasreti kokan, özlem kokan film. Tarkovsky filmdeki şair gibi vatan hasreti çekiyor. Sscb'de olan eşini ve çocuklarını göremiyor.
Ben bu filmde Nazım’ı görmüştüm:
‘Karşı yaka memleket
Sesleniyorum Varna’dan
işitiyor musun?
Memet! Memet!’
Ey gerçek sesimiz ey büyük kavga
Umut iki midir, bir midir?
Düşman şaşkın mıdır, kör müdür?
Kurşun yediveren gül müdür?
Vurulan ölmüyor, bu nasıl vurma?