12.Yargı Paketi Gölgesinde Demokratik Toplum Süreci ve Geçiş Yasaları Webinarı’na davetlisiniz!
Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+) olarak, demokratik toplum süreci kapsamında çıkması planlanan geçici yasa, barış imkanı ve bu süreçte iktidarın demokrasi ve insan hakları karşıtı
Yeni Şafak da bugün LGBTİ+'ları, LGBTİ+'ların haklarını savunanları ve aslında LGBTİ+'ların insan onurunu savunanları hapse atmayı; cinsiyet uyum süreçlerini imkansızlaştırarak transların bedenleri üzerindeki hak ve kontrollerini gasp etmeyi hedefleyen yasanın yakın zamanda geleceğini yazmış.
Bu yasa kılıflı kırım ve imha tasarısının hayata geçmesi demek; LGBTİ+ realitesine deyim yerindeyse kimyasal silahlarla saldırmak kadar ağır bir suç anlamına gelecek.
2015'te ülkemizi yangın yerine çeviren karanlık dönemin işaret fişeği, İstanbul Onur Yürüyüşü'ne polis saldırısı ile yakılmıştı. Saldırıda gözünü kaybeden bile olmuştu. Ardından yaşananlar hepimizin malumu.
Geçmişe şükretmemize yol açabilecek yeni bir zulmün eşiğindeyiz. Bu zulmü durdurmak için hâlâ vaktimiz ve gücümüz var. İç tartışmaları, tereddütleri, korkuları, endişeleri bir kenara bırakıp onura sahip çıkmanın vakti.
Kimse özenerek LGBTİ+ olmaz. LGBTİ+ olmak bir ideoloji, fikir değildir ki propagandası olsun. Yalanlarla, iftiralarla yaptıkları algı operasyonunu boşa düşürmek için yapmamız gereken çok basit: Hakikati yılmadan, usanmadan savunmak.
Taraflar belli. Bir taraf suç ortaklığı toplumu oluşturmak istiyor. Şimdi tam da bir kez daha bu suça ortak olmayacağız demenin tam zamanı.
Bu suça ortak olmayın. Zulmün eşiğinden bir kere geçen, her daim zalim olur. Zalimleri durdurmak için gereken güce sahibiz. Bu çağ yangınını söndürmek için ağzında bir damla su taşıyan karınca misaliyiz. Bir karıncanın bir damlası yangını durduramaz. Ama o karınca yalnız kalmazsa damlalar birikir, birikir ve yangını söndürebilir.
Safımız karıncanın safıdır...
İHD olarak uyarıyoruz: LGBTİ+ varoluşunu “suç” gibi kodlamaya dönük her girişim, açık bir şekilde insan hakları ihlalidir.
Basına yansıyan “düzenleme” hazırlıkları, biçimsel/kozmetik değişikliklerle yeniden dolaşıma sokulmak istense de özünde aynı şeyi hedeflemektedir: LGBTİ+’ları toplum önünde meşruiyetsizleştirmek, görünürlüğü “suç” ilan etmek, ayrımcılığa, şiddete ve faşizme devlet eliyle hukuki kılıf kazandırmaktır.
Bu yaklaşım, zaten etkili korunmadan yoksun bırakılan LGBTİ+’ları tamamen güvencesiz hale getirmekle kalmayacak; onları açık hedef haline getirerek nefret saldırılarını, şiddeti ve cezasızlığı büyütecektir.
Hukuken mesele nettir: Devlet, Anayasa m.10 eşitlik ve ayrımcılık yasağı, m.17 insan onuru ve maddi-manevi bütünlük, m.20 özel hayatın korunması, m.26 ifade özgürlüğü, m.33 örgütlenme özgürlüğü, m.34 toplantı ve gösteri hakkı başta olmak üzere temel hakları korumakla yükümlüdür. Ayrıca Anayasa m.90/5 uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) m.8, m.10, m.11 ve m.14 hükümleri doğrudan bağlayıcıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı, kimlik ve yönelimi hedef alan “ahlak”, “kamu düzeni” gibi gerekçelerle getirilen sınırlamaların demokratik toplumda gerekli sayılmayacağını; özellikle LGBTİ+’ları görünmez kılmaya dönük düzenlemelerin damgalama, caydırma ve fiili şiddeti artırma etkisi yarattığını açıkça ortaya koymuştur. Anayasa m.90/son uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere aykırı biçimde LGBTİ+ varoluşunu hedef alan hükümler yok hükmündedir.
Dahası, ceza hukukunun belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeleyen muğlak kavramlarla (ör. “genel ahlak” gibi) temel hak ve özgürlüklerin daraltılması, kanunilik ilkesine aykırı biçimde keyfi uygulamalara zemin hazırlar; idareyi fiilen kimlik temelli denetim yapan, sınırları belirsiz bir müdahale mekanizmasına dönüştürür. Böyle bir mekanizma hukuk devleti ilkesinin açık inkarıdır. Bu tür bir uygulama, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan uluslararası insan hakları hukukundan ve anayasal düzenden bilinçli ve sistematik bir kopuş anlamına gelir.
LGBTİ+’ları hedef gösteren, varoluşu “suç” ilan eden, hakları budayan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Bu hat derhal terk edilmeli; ayrımcı düzenleme arayışları geri çekilmelidir.
İHD olarak, ayrımcılık içeren her türlü uygulama ve sürecin karşısında kararlılıkla duracağımızı; bu tür girişimlere karşı tüm yasal yolları sonuna kadar kullanacağımızı; sorumlular hakkında ulusal ve uluslararası mekanizmalar nezdinde gerekli başvuruları yapacağımızı ve hiç kimseyi geride bırakmayacağımızı kamuoyuna duyuyoruz.
Nefret siyaseti meşrulaştırılamaz. Varoluş yasaklanamaz.
Yargı paketinden çıkan LGBTİ+ düşmanı yasayı getirmeyi aklınızdan bile geçirmeyin!
15 LGBTİ+ derneği, daha önce yargı paketlerinden çıkarılan LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin ayrı bir yasa olarak yeniden gündeme getirileceği iddiaları üzerine ortak bir açıklama yayınladı. Dernekler, yasa henüz çıkmadan fiili uygulamaların başladığına dikkat çekerek toplumsal dayanışma çağrısında bulundu.
https://t.co/gBs0V2iUpX
...cinsel yönelimine ya da kimliğine bakarak da bir hüküm verilemez. Tahmin etmek yalnızca belirsizliği büyütmez; ayrımcılığı ve damgalamayı da besler. Test ise netlik sağlar.
Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı https://t.co/YYDmIFnRAc’un, +