Ben rakibinden bu kadar korkan, kontrolünü kaybeden ve panikle aynı anda bütün tuşlara basan başka siyasetçi ne gördüm ne duydum. Beni hapse de atsan, sosyal medya hesaplarımı da engellesen unuttuğun bir şey var; bu ülkede milyonlarca Ekrem var.
#İmamoğluHerYerde
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.
Hasta bir insana işkence etmeyi bırakın!
Suçsuz olduğunu çok iyi bildiğiniz bir insanın CANIYLA oynamayı bırakın!
MAHİR POLAT’I DERHAL SERBEST BIRAKIN!
#MahirPolatıSerbestBırakın
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Ölene kadar bir daha “sleepy” kullanmamak için başlı başına şu sebep yeter de artar.
Sleepy’nin patronu boykot çağrısını paylaşan işçiyi tazminatsız işten atmış.
Duymayan kalmayıncaya dek duyurmak boynumuzun borcudur.
#Boykot
@portovecchiaaa 3 bucuk senedir Hollanda’da bunlar adina ben utaniyorum. Hem yasadiklari ulkeyi boklarlar, hem geldikleri yere geri donmeye bir taraflari yemez. Tenyalarin bile daha fazla hayri vardir dunyaya.
Cem’i de gözaltına aldılar. Boykota destek veren kim varsa hedef gösteriyorlar. Çağrılar azalsın, kimse konuşmasın diye. Önce boykot işe yaramıyor diye akıllarınca dalga geçiyorlardı, şimdi insanları işten attırıp gözaltına alıyorlar. Sokağa çıkanları yalan haberlerle kriminalize ediyorlardı şimdi insanların nereden alış veriş yapmayacağı kararına bile zorla müdahale ediyorlar. Hepimiz destek verdik, hepimiz çağrı yaptık, yapmaya da devam edeceğiz! Susmayın!
Herkesi mi işten atacaksınız, hedef göstereceksiniz, gözaltına alacaksınız? Hadi bakalım! #CemYiğitÜzümoğluYalnızDeğildir
BİREYSEL MANİFESTOMDUR!
Bundan sonra benim her kuruşum kıymetli...
Araba mı yıkatacağım; işletmedeki gazeteye, açık televizyon kanalına, genel tavıra bakacağım…
Nalbura mı işim düştü; inceleyeceğim…
Restorana, tatile mi gideceğim; kimmiş, ne paylaşmış bakacağım.
Konser mi? Sinema mı?
Değil şarkıcı, oyuncu, yapımcı kapıda bilet kesen kim; ona kadar araştıracağım…
Kitaplarımı artık nerelerden almayacağımı biliyorum…
Bu ötekileştirme mi?
Belki de…
İyi mi, hoş mu? Değil bence…
Berbat!
Ayrışma mı?
Bilemiyorum…
Öyleyse de ben başlatmadım…
Bugüne kadar da zerre böyle bakmadım.
“Yaşasın renklerin kardeşliği” modundaydım ama sen benim rengime hep kara çaldın, yok saydın.
Kardeş görmedin ki hiç!
Her yerde dışladın…
Yılbaşını oturup ailemle kutladım ona da karıştın ama yılbaşı malzemelerini de sen satıyormuşsun…
Satma o zaman!
En azından bana satma!
Müzik haram dersin, yabancı kafir, o eteğin boyu şöyle, böyle vs…
Ama o kafir dediğin, mini etekli sanatçıları da sen getiriyormuşsun...
Üstelik hain, düşman gördüğün bana da bileti saklanarak sen satıyormuşsun...
Alkollü turizm tesislerin, restoranların varmış sonra…
Alkol yasaktı, sakıncalıydı hani?
Bir kere samimi değilsin…
Çıkarın için her şekile girensin…
Niye geleyim ki sana?
Bu da benim tavrım...
Sessiz kalmayacağım.
Paramı da vicdanımla harcayacağım.
Suç mu? Ayıp mı?
Hem toprağımı zehirleyip hem de bana niye çiçek vermiyorsun diyemezsin…
#VicdanlaTüket