"Amentü gemisi"♥️
Animasyona ayri,senaryoya ayri mest oldum🥰"Amentü" hakkında kısacık bir bilgi paylasip sonrasında video ile ilgili bilgi vereceğim 👍
⭐Amentü ➡️"iman ettim" demek
❓Peki nasıl,neye iman?
Bu sorularin cevabının "Billahi"(amentü billahi)sirrinda gizli olduğunu+
Bugün Gazze’de çadırı bombalanan 6 yaşındaki Menna. İsrail o çadırda bu küçük meleği öldürdü. Naaşının başında (muhtemelen babasıydı) çâresizce ağladı.
Bu insanlar kaç senedir ne bayram gördü ne günyüzü. Yine bir bayram geldi ve vaziyet hâlâ aynı.
Hiçbir yardım eli uzanmıyor.
Hiçbir adım atılmıyor.
İnsan haklarının bu kadar düzmece olduğuyla yüzleşmek, hem de her gün yüzleşmek vicdanlarımızı yerinden sökmeli.
İnsan olanı ürperten, vicdan taşıyanı tedirgin eden dehşet verici bir çağ.
#FreeDrHusamEbuSafiya
Filoya katılanlara taciz, tecavüz ve işkenceler belgelendi. Filodakilere bunu yapanlar, Dr Hüsam ve beraberindekilere 500 küsür gündür kim bilir neler yapıyorlardır.
Ne çabuk unutuldu insanlık için mücadele edenler.
Dr Hüsam ve tüm masumlar için bir umut olduğuna inanmak istiyoruz.
#FreeDrHusamEbuSafiya
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
“Yazmak nefsin ifşasıdır”
“Ölmeden evvel öleni toprak saklamaz;onu göğe saklarlar”
#imamgazali mest olarak izliyorum🥹
Her sahne,her diyalog çok kıymetli🥹♥️🌹
Ödül almasını sağlayan mahareti ;
“Bütün ORTADOĞULU erkeklerin kafalarındaki pislikler” demesi zaten.
Hangi pisliklerden bahsediyorsa, orta batılı erkeklerin zihninde yok anlaşılan.
Nefs Mertebelerine Göre Namazın Niteliği:
~Nefs-i Emmâre:
•Namaz: Şekil ağırlıklı
•Motivasyon: Korku/alışkanlık/toplumsal norm
•Tecellî: Daha çok el-Cebbâr, el-Melik
•Bilinç: “Yapmam gerekiyor”
Bu düzeyde namaz vardır ama henüz huzur yoktur.
~Nefs-i Levvâme:
•Namaz: Muhasebe alanı
•Motivasyon: Arınma arzusu
•Tecellî: et-Tevvâb, el-Gafûr
•Bilinç: “Eksik yapıyorum”
Burada namaz içe dönmeye başlar.
~Nefs-i Mülhime:
•Namaz: İlham alanı
•Tecellî: el-Hâdî
•Bilinç: “Namaz bana bir şey açıyor”
~Nefs-i Mutmainne:
“Ey itmi’nan bulmuş nefis…” (Fecr 27)
Bu mertebede:
•Namaz artık bir görev değil, haldir
•Kul, “Allah beni görüyor” bilincine yerleşmiştir
•Tecellî eden isimler:
er-Rahmân, el-Karîb, es-Selâm, el-Mu’min
Buradaki namaz:
•Sükûnetlidir
•Acele etmez
•İçsel direnç yoktur
•Secde huzurdur, korku değil
İbnü’l-Arabî’nin anlattığı “namaz olunur” ifadesi, bu bilinç seviyesine tekabül eder.
-Fakat Burada İnce Bir Nokta Var:
Mutmainne, istikrarlı huzur mertebesidir.
Ama İbnü’l-Arabî’nin tasvir ettiği namaz, zaman zaman:
•Râdıye
•Mardiyye
•Hatta Sâfiye (kemal hâli)
idrakine kadar çıkar.
Çünkü o namazda:
•Kılan ile kılınan ayrımı incelir.
•”Ben namaz kılıyorum” hissi zayıflar.
•Salât, karşılıklı tecellî olur.
Bu artık sadece mutmainne değil, rıza mertebesine yaklaşan namazdır.
•mutmainne idrakinin namazıdır.
•mutmainne’de namazın tadı değişir.
~Nefs-i Râdıye:
(Rızâ – İlâhî hükme razı olma)
Burada ontolojik kırılma başlar.
Temel nitelik: Hükme itiraz kalmaz.
•Namaz sadece huzur değil, teslimiyettir.
•Başına gelen her şeyle Allah’a yönelir.
•Secde artık “yakınlık”tan çok “rıza beyanıdır.”
Fark:
•Mutmainne huzur bulur.
•Râdıye hükme razı olur.
Namazda:
•Acı da gelse şükürdür.
•Kıyam sadece ayakta durmak değil, kaderi taşımaktır.
-Tecellî ağırlığı: el-Hakîm, el-Adl, es-Sabûr.
Bu mertebede namaz: İtirazsız teslim namazıdır.
~Nefs-i Mardiyye:
(Rızâya mazhar olma – Allah’ın razı olduğu hâl)
Burada merkez değişir.
Artık mesele: Kulun Allah’tan razı olması değil, Allah’ın kuldan razı olmasıdır.
-Ontolojik fark:
•Fiil nispeti incelir.
•”Ben namaz kılıyorum” hissi zayıflar.
•Namaz, kulun yaptığı bir şey olmaktan çıkar; Allah’ın kulda gerçekleştirdiği bir fiil olur.
Bu, İbnü’l-Arabî’nin “salât karşılıklıdır” dediği noktadır.
•Tecellî ağırlığı: el-Velî, el-Vekîl, er-Rabb.
Bu mertebede namaz: İlâhî icra namazıdır.
~Sâfiye (Kemal Hâli) – Arınmışlık Mertebesi:
Bu klasik yedi nefis tasnifinin ötesinde, tasavvufî literatürde kemal hâli olarak anılır.
Burada:
•İkilik son derece incelmiştir.
•Kılan–kılınan ayrımı sembolik kalır.
•Namaz vakitlere sıkışmaz.
•Hayatın tamamı salât olur.
Secde = ontolojik yokluk,
Kıyam = ilâhî tecellînin dik duruşu,
Rükû = varlığın eğilimi.
•Tecellî ağırlığı: Allah (cem‘ ismi), el-Ahad, el-Kayyûm.
Bu mertebede namaz: Sürekli salât hâlidir.
1) Eğer içinizde sürekli sizi yargılayan bir sesle yaşıyorsanız, hayalini kurduğunuz tam ve yeterli hissetme halini hissetme şansınız yok. Ancak ve ancak o iç sesinize karşı çıkarsanız kendinizi biraz daha iyi hissedebilirsiniz, şöyle açıklayım; +++
@Astromatikk Hatta ‘bizim yüzümüz ne zaman gülecek?’ gibi popüler kalıplardan/sorulardan bile uzak durduğunu görüyorum. Dediğim gibi, astrolojiyi bambaşka, çok daha kaliteli ve sade bir yaklaşımla sunuyor. Bu yüzden onu bu ‘felaket tellallığı modası’ içine katmak haksızlık…
@Astromatikk Felaket tellalığı haksız bir yorum…
Uzun süredir takip ediyorum.Kaos ya da panik diliyle değil, daha dingin, etik ve bilinçli bir dille astrolojiyi paylaşıyor. ‘Ben bildim’ tarzı ya da dikkat çekme amaçlı yaklaşımlardan da özellikle kaçınan biri.
Siz hiç Hamburger dağıtan Aşevi gördünüz mü? ☺️ 🇹🇷
Burası; İnisiyatif Merkezi Derneği Aşevi!
Bir Aşevinden çok daha fazlası.
Bizi yalnız bırakmayan, bağış yapan ve duâsı ile destek olan herkese sonsuz teşekkürler.
Allah var etsin.
Allah birinizi bin etsin inşallah.
Sumud aktivistlerine dönük linç kampanyasını ve bu degirmene su taşiyanları ayıplıyorum.
Siyasi farklılık, birilerini zaten öteden beri sevmemek, konuşmasını begenmemek, niye seküler dil seçmedi de Islamcilik yapti demek, yahut niye erkeklerle kadinlar yan yana demek, niye güldü, niye çay istedi, şov yapti demek, büyük bir davanin yoluna dikenli çalı taşimaktir. Mesele sizin şu veya bu kişiyi söylemi sevmemeniz degildir. Daha iyi biliyorsaniz siz daha iyisini yapın. Hayra hizmet böyle olur. Daha iyi bir aklınız varsa hayırda yarışın siz gecin onları. Memnun olurlar. Hiç birini şahsen tanımam.
Ama linçlemek asgarisi ayıp.
Daha ötesini söylemek tarzım degil.